avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

BANKA DOLANDIRICILIĞI VE İHTİYATİ TEDBİR

Dijital bankacılık altyapılarının gelişmesi, bankacılık işlemlerini hızlandırırken, siber dolandırıcıların da iştahını kabartmakta ve nitelikli dolandırıcılık yöntemlerinin çeşitlenmesine yol açmaktadır. Son yıllarda en sık rastlanan dolandırıcılık türlerinden biri, tüketicilerin internet bankacılığı şifrelerinin siber saldırılar, sahte siteler (phishing) veya zararlı yazılımlar vasıtasıyla ele geçirilmesi ve rızaları dışında hesaplarından "hazır kredi/anında kredi" çekilerek saniyeler içinde başka hesaplara aktarılmasıdır. Bu durumlarda mağdur olan vatandaşlar, hesaplarındaki parayı kaybetmekle kalmayıp, adlarına rızasız çekilen binlerce liralık kredinin taksitlerini bankaya ödeme tehdidi altında kalmakta, ödemedikleri takdirde ise icra ve kara liste kıskacına sürüklenmektedir. T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 21. Hukuk Dairesi'nin sağlık ve bankacılık hukuku alanında devrim niteliğindeki bu emsal kararı, siber mağdurların imdadına yetişen çok güçlü bir hukuki koruma kalkanıdır. Karar; internet bankacılığı yoluyla bilgisi ve rızası dışında adına kredi çekilen tüketicinin, açtığı tespit/tazminat davası süresince bu haksız kredilerin taksit ödemelerinin "teminatsız ihtiyati tedbir" kararıyla durdurulması gerektiğini kesin bir biçimde hüküm altına almıştır.

Uygulamada ve ilk derece mahkemelerinde, "Davacının borçlu olduğu henüz kesinleşmedi, bankanın alacak hakkı engellenemez, tedbir kararı verilemez" veya "İhtiyati tedbir verilecekse borç tutarı kadar ağır bir teminat yatırılmalıdır" şeklindeki katı ve şekilci yaklaşımlar, dolandırılan tüketicileri dava sürerken ikinci kez mağdur etmekteydi. Zaten parası çalınan ve maddi gücü tükenen bir tüketicinin, mahkemenin istediği fahiş teminatları yatırması veya haksız krediyi dava sonuna kadar tıkır tıkır ödemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Ankara BAM, bu adaletsizliğe dur diyerek, kredinin fiilen uyuşmazlığın konusu olduğunu, tahsilatın devam etmesinin tüketici yönünden "telafisi güç ve imkansız zararlar" doğuracağını ve imza/rıza inkârı durumlarında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 209. maddesi gereğince "teminatsız ihtiyati tedbir" kararı verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu tescil etmiştir.

İNTERNET BANKACILIĞI DOLANDIRICILIĞI VE SORUMLULUK

Bankalar, mevduat kabul eden ve bu mevduatların güvenliğini en üst seviyede sağlamak zorunda olan objektif özen borcu altındaki kurumlardır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca bankalar, birer güven kurumu olup, internet bankacılığı sistemindeki siber güvenlik açıklarından, çift aşamalı şifreleme yetersizliklerinden ve rıza dışı transferlerden "kusursuz sorumlu" statüsündedirler.

Dolandırıcıların müşterinin hesabına girerek adeta bankanın sistemini aşması ve müşterinin bilgisi dışında kredi kullandırarak bu parayı başka hesaplara havale etmesi, bankanın koruma borcunun açık bir ihlalidir. Bu gibi durumlarda, haksız kredi borcu nedeniyle tüketicinin borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) davası açılır. Dava sürecinde asıl hedef, bankanın güvenlik zafiyetini kanıtlamak ve borcun hukuki temelinin (rıza unsurunun) bulunmadığını ortaya koymaktır.

İHTİYATİ TEDBİRİN YASAL ŞARTLARI

İhtiyati tedbir, HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen ve dava konusu olan şeyin elden çıkmasını, zarar görmesini veya dava süresince telafisi imkansız durumların doğmasını engellemek amacıyla verilen geçici hukuki koruma önlemidir. Kanuna göre; uyuşmazlık konusu hakkında karar verilmesinde gecikme yaşanması halinde bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacaksa veya telafisi güç ya da imkansız zararlar doğacaksa ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

İnternet bankacılığı dolandırıcılığında, bankanın her ay düzenli olarak haksız kredi taksitlerini müşterinin maaşından veya diğer hesaplarından otomatik tahsil etmesi ya da müşteriyi icraya vererek malvarlığına haciz koydurması, tam anlamıyla "telafisi güç ve imkansız zarar" şartını gerçekleştirir. Dava yıllarca süreceği için, dava sonuna kadar bu tahsilatların devam etmesi tedbirin amacını boşa çıkaracaktır. Bu nedenle taksit ödemelerinin durdurulması yasal tedbir şartlarına kusursuz uyum sağlar.

YAKLAŞIK İSPAT KAVRAMI VE UYGULAMASI

İhtiyati tedbir taleplerinde mahkemeler, davanın esasına girip kesin bir yargıya varmadan önce, talepte bulunan tarafın haklılığına dair "yaklaşık ispat" (prima facie) standartlarını arar. Yaklaşık ispat, davacının haklı olduğunun tam olarak kanıtlanmasını değil, sunulan delillerle haklılık ihtimalinin ağır bastığının hâkime gösterilmesidir.

BAM kararında belirtildiği üzere; davacının dolandırıcılık olayının hemen ardından karakola şikayette bulunması, savcılık soruşturma dosyası numarası, banka hesap hareketlerinde saniyeler arayla çekilen ve hemen başka hesaba aktarılan şüpheli kredi işlemleri (örneğin somut olayda 6 dakika içinde ardı ardına çekilen 49.000 TL, 49.000 TL ve 31.000 TL'lik işlemler) yaklaşık ispat koşulunun fazlasıyla gerçekleştiğini gösterir. Bu olağan dışı finansal hareketler, işlemin rıza dışı yapıldığının fiili karinesidir.

EKSİK ÖDEME DURDURMA HUKUKİ KORUMASI

İlk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddetmesi, dolandırılan tüketicinin omuzlarına her ay binlerce liralık haksız kredi taksitlerini ödeme yükümlülüğü bindirmekteydi. Ödeme gücü olmayan tüketici temerrüde düşmekte, banka tarafından Beşiktaş Noterliği vasıtasıyla çekilen ihtarda olduğu gibi borcun tamamı (140.030,85 TL) 1 gün içinde talep edilmekteydi.

Ankara BAM'ın bu haksız ödemeleri durduran kararı, tüketiciye dava süresince nefes aldırmıştır. Tedbir kararı sayesinde, dava kesinleşene kadar tüketici bankaya tek bir kuruş dahi taksit ödemek zorunda kalmayacak, banka bu kredi borcu nedeniyle tüketici hakkında icra takibi başlatamayacak ve tüketicinin kredi sicil puanını (KKB skoru) kara listeye alarak düşüremeyecektir. Bu geçici koruma, adaletin fiilen tecelli etmesini sağlayan en pratik enstrümandır.

TEMİNATSIZ İHTİYATİ TEDBİR VE KANUN

İhtiyati tedbir kararlarında genel kural, tedbir nedeniyle karşı tarafın (bankanın) uğrayabileceği olası zararları karşılamak adına davacıdan uygun bir teminat (genellikle borcun %15-%20'si oranında nakit veya teminat mektubu) alınmasıdır (HMK m. 392). Ancak kanun koyucu, bazı özel durumlarda teminat alınmayacağını da hükme bağlamıştır.

HMK'nın 209. maddesi uyarınca, bir belgedeki imzanın veya işlemin sahteliği/rızasızlığı ileri sürüldüğünde, bu konuda karar verilinceye kadar o belgeye dayanılarak hiçbir işlem yapılamaz. Ankara BAM, bu maddeden yola çıkarak; internet bankacılığı yoluyla bilgisi ve rızası dışında işlem yapıldığını iddia eden davacının durumunu HMK 209 kapsamında değerlendirmiş ve "davacı yandan teminat alınması yoluna gidilmemiştir" diyerek çok büyük bir çığır açmıştır. Bu sayede, dolandırıldığı için zaten meteliksiz kalan tüketicilerin cebinden mahkemeye yatırılacak teminat parası çıkması engellenmiştir.

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2023/1926 Esas ve 2024/13 Karar sayılı bu tarihi kararı, siber dolandırıcılık mağdurlarının adli makamlar önünde ezilmesini engelleyen anayasal bir güvencedir. Karar, yüksek yargının tüketicinin zayıf konumunu gözettiğini ve bankacılık sisteminin yarattığı risklerin faturasını vatandaşa kesmeyeceğini açıkça göstermektedir.

Bu karar, tüm Türkiye'deki yerel mahkemeler için bağlayıcı bir kılavuz olup, bundan sonra açılacak menfi tespit davalarında tüketicilerin "teminatsız ve hızlı" ihtiyati tedbir alabilmelerinin önünü sonuna kadar açmıştır. Hukuk, teknolojinin getirdiği risklere karşı vatandaşını korumasız bırakmayacak, siber hırsızların yarattığı borç batağında tüketicilerin boğulmasına izin vermeyecektir. Adalet, güvenli finansal yaşamı ve hakkaniyeti korumaya kararlılıkla devam edecektir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. İnternet bankacılığıma girilip adıma izinsiz kredi çekilmiş. Dava açarsam bu kredinin taksitlerini dava süresince ödemek zorunda mıyım?

Hayır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin emsal kararı uyarınca, açacağınız dava kapsamında "ihtiyati tedbir" talep ederek, dava sonuna kadar bu haksız kredi ödemelerinin ve taksitlerinin durdurulmasını sağlayabilirsiniz. Dava bitene kadar bankaya ödeme yapmazsınız.

2. Mahkemeden ihtiyati tedbir alabilmek için bankaya veya mahkemeye teminat (para) yatırmak zorunda mıyım?

Hayır. BAM kararında, internet bankacılığı dolandırıcılığında rıza dışı işlem iddiası HMK'nın 209. maddesi kapsamında değerlendirilmiş ve zaten mağdur olan davacı tüketiciden hiçbir teminat alınmaksızın (teminatsız olarak) ödemelerin durdurulmasına karar verilmiştir.

3. Dolandırıldığımı fark ettiğimde hak kaybına uğramamak için ilk olarak ne yapmalıyım?

Olayı fark ettiğiniz an derhal bankanızı arayıp hesapları bloke ettirin. Hemen en yakın karakola veya Cumhuriyet Savcılığına giderek şikayette bulunun ve adınıza yapılan izinsiz transferlerin dökümünü savcılık dosyasına sunun. Bu şikayet belgesi, mahkemeden tedbir alırken "yaklaşık ispat" deliliniz olacaktır.

4. Kredi ödemelerini tedbiren durdurursam banka beni icraya verebilir mi veya maaşıma haciz koyabilir mi?

Hayır, veremez. Mahkemenin vereceği ihtiyati tedbir kararı bankaya tebliğ edildiği andan itibaren banka bu borca ilişkin hiçbir tahsilat işlemi yapamaz, icra takibi başlatamaz ve eğer başlamış bir takip varsa haciz işlemlerini yürütemez. Sicil puanınızın düşürülmesi de engellenir.

5. Banka "Şifrenizi kaptırmışsınız, kullanıcı hatası var" diyerek sorumluluktan kaçabilir mi?

Hayır. Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre bankalar hafif kusurlarından dahi sorumludur ve internet bankacılığında güvenliği tam sağlama yükümlülüğü bankadadır. Müşterinin ağır kusuru (örneğin şifreyi kendi eliyle dolandırıcıya söylemesi gibi) kanıtlanmadığı sürece, sistemsel açıklar nedeniyle banka zarardan tamamen sorumludur.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İÇTİHAT METNİ
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1926 Esas 2024/13 Karar "...ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili, müvekkilinin hesabına internet bankacılığı yolu ile bilgisi ve rızası dışında girilerek banka hesabından 28/07/2023 tarihinde saat 11:43:38 de 49.000.00 TL. 28/07/2023 tarihinde saat 11:47:27'de 49.000,00 TL ve 28/07/2023 tarihinde saat 11:49:52'de 31.000,00 TL olmak üzere toplam 129.000,00 TL'nin dolandırıcılar tarafından... hesabına aktarıldığı, haksız aktarılan krediden ötürü müvekkilinin haksız şekilde kredi ödemesi yaptığını, müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması açısından en azından dava süresince belirtilen haksız kredi sözleşmelerinden kaynaklı olarak ödeme yapmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İhtiyatı tedbir talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen tüm bilgi belgeler gözetildiğinde davaya konu kredinin tahsilinin davacı yönünden telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağı, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, her üç kredinin HMK'nun 389.maddesu uyarınca dava konusu olduğu gibi davalı bankaca Beşiktaş Noterliğinden çekilen 30/11/2023 tarihli ihtarla kullandırılan her üç kredi gereğince toplam 140.030.85 TL'nin tebliğden itibaren 1 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davacıdan kredilerden kaynaklı alacağın tahsil edilmesi halinde ihtiyati tedbir talep eden davacının telafisi güç ve imkansız zarara uğrayacağı, kredilerin uyuşmazlık konusu olduğu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği gözetilerek ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta ihtiyati tedbir talep eden davacı yanın banka hesabından bilgisi ve rızası dışında internet bankacılığı yoluyla kredi çekildiğini ileri sürdüğü anlaşıldığından HMK'nun 209. maddesi gözetilerek ihtiyati tedbir talep eden davacıdan teminat alınması yoluna gidilmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında isabet görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiş. takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."