avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İnternet Ortamında Nitelikli Dolandırıcılık ve Suç Vasfının Belirlenmesi

Dolandırıcılık suçunda internet kullanımının hukuki niteliği

Dolandırıcılık suçu, Türk Ceza Kanunu m. 157 ve nitelikli halleri düzenleyen m. 158 kapsamında, hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması ve bu aldatma sonucunda malvarlığı bakımından zarar meydana gelmesi ile oluşan bir suç tipidir. Teknolojik gelişmelerle birlikte suçun işlenme biçimi değişmiş, özellikle internet ve dijital platformlar dolandırıcılık suçunun işlenmesinde önemli bir araç haline gelmiştir. Bu durum, suçun nitelikli halinin belirlenmesinde “bilişim sistemlerinin kullanılması” ve “basın-yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma” ayrımını hukuken kritik hale getirmiştir.

Nitelikli dolandırıcılıkta temel tartışma, internet üzerinden gerçekleştirilen eylemlerin hangi hukuki kategoriye girdiği noktasında yoğunlaşmaktadır. Bu ayrım yalnızca teorik değil, doğrudan ceza miktarını ve suçun vasfını etkileyen önemli bir unsurdur.

Dolandırıcılık suçunun temel unsurları ve hile kavramı

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için öncelikle hileli davranışların varlığı gerekir. Hile, mağdurun iradesini yanıltacak yoğunlukta, aldatıcı ve gerçek dışı davranışlar bütünüdür. Bu davranışların mağdurun karar verme mekanizmasını etkilemesi ve onu malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmaya yönlendirmesi gerekir.

Ceza hukukunda hile, yalnızca yalan beyanla sınırlı değildir. Gerçeğin gizlenmesi, yanlış izlenim oluşturulması veya güven ilişkilerinin kötüye kullanılması da hile kapsamında değerlendirilebilir. Ancak her yanlış bilgi veya her sözleşme ihlali dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Hilenin yoğunluğu, mağdur üzerindeki etkisi ve illiyet bağı belirleyici unsurlardır.

TCK 158/1-f kapsamında bilişim sistemleri

Türk Ceza Kanunu m. 158/1-f, dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli hal olarak düzenlemiştir. Bu düzenlemenin temel amacı, dijital sistemlere duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçların daha ağır şekilde cezalandırılmasıdır.

Bu kapsamda bilişim sistemi kavramı yalnızca bilgisayar veya internet bağlantısı ile sınırlı değildir. Yazılım, donanım ve ağ sistemlerinden oluşan geniş bir teknolojik altyapıyı ifade eder. Ancak bu sistemin “araç olarak kullanılması” için, failin sistemi aktif şekilde kullanarak mağduru doğrudan sistem üzerinden aldatması gerekir.

Dolayısıyla her internet kullanımı otomatik olarak bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması anlamına gelmez. Sistem yalnızca iletişim aracı olarak kullanılıyorsa, bu durum çoğu zaman nitelikli hal yerine basın-yayın kolaylığı veya basit dolandırıcılık kapsamında değerlendirilebilir.

TCK 158/1-g kapsamında basın ve yayın araçları

TCK m. 158/1-g, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılığı düzenler. Bu hükmün amacı, geniş kitlelere ulaşma imkânı sağlayan araçların suçun işlenmesini kolaylaştırmasıdır.

Bu bağlamda internet siteleri, özellikle ilan ve duyuru platformları, geniş kitlelere ulaşma imkânı nedeniyle basın ve yayın aracı niteliğinde değerlendirilebilmektedir. Bu yaklaşım, TCK m. 6’da yer alan “basın ve yayın yolu” tanımıyla da ilişkilendirilmektedir.

Bu görüşe göre internet üzerinden verilen ilanlar, mağdurların doğrudan faille iletişime geçmesine neden olduğu için, failin bilişim sistemini aktif bir dolandırma aracı olarak kullanmasından ziyade, basın-yayın kolaylığından yararlanması söz konusudur.

Bilişim sistemi ile basın-yayın ayrımı

Ceza hukukunda en önemli tartışmalardan biri, internetin hangi durumda bilişim sistemi olarak, hangi durumda basın-yayın aracı olarak kabul edileceğidir. Bu ayrım, suçun vasfını doğrudan etkiler.

Bilişim sistemi aracılığıyla dolandırıcılıkta mağdur, sistem üzerinden oluşturulan aldatıcı içeriklere güvenerek işlem yapar. Örneğin sahte internet siteleri, otomatik ödeme sistemleri veya dijital kimlik hileleri bu kapsamda değerlendirilir.

Buna karşılık basın-yayın aracında mağdur, internet üzerinden gördüğü ilan veya duyuru sonucunda faille bireysel iletişime geçer. Bu durumda dolandırıcılık süreci, bilişim sisteminden ziyade kişiler arası güven ilişkisi üzerinden gelişir.

Failin mağdur ile doğrudan teması ve suçun niteliği

Dolandırıcılık suçunun nitelikli halinin belirlenmesinde önemli kriterlerden biri de fail ile mağdur arasındaki temas biçimidir. Eğer mağdur, bilişim sistemi üzerinden tamamen otomatik bir süreçte yönlendirilmiş ve aldatılmışsa bilişim sisteminin araç olarak kullanılması söz konusu olur.

Ancak fail ile mağdur arasında doğrudan iletişim kuruluyor ve aldatma süreci bu iletişim üzerinden gerçekleşiyorsa, suçun basit dolandırıcılık veya basın-yayın kolaylığı kapsamında değerlendirilmesi gündeme gelir.

Bu ayrım, özellikle internet ilanları üzerinden yapılan dolandırıcılık vakalarında önem kazanmaktadır.

Hazırlık hareketi ve icra hareketi ayrımı

Ceza hukukunda suçun oluşabilmesi için hazırlık hareketleri ile icra hareketlerinin ayrılması gerekir. İnternet ortamında verilen ilanlar çoğu durumda yalnızca hazırlık hareketi olarak kabul edilir.

İlan verme işlemi tek başına hileli sonucun doğmasını sağlamaz. Suç, genellikle mağdur ile kurulan iletişim ve bu iletişim sonucunda gerçekleştirilen hileli yönlendirme ile tamamlanır. Bu nedenle ilan verme eylemi tek başına bilişim sistemi aracılığıyla dolandırıcılık suçunu oluşturmayabilir.

TCK 6 kapsamında internetin hukuki niteliği

Türk Ceza Kanunu m. 6’da basın ve yayın araçları tanımlanırken, elektronik kitle iletişim araçları da bu kapsamda değerlendirilmiştir. Bu düzenleme, internetin bazı durumlarda basın-yayın aracı olarak kabul edilmesine hukuki dayanak oluşturmaktadır.

Bu yaklaşım, internetin hem bilişim sistemi hem de basın-yayın aracı olabileceği, ancak somut olayın niteliğine göre değerlendirme yapılması gerektiği sonucunu doğurur.

Sık sorulan sorular

İnternet üzerinden dolandırıcılık her zaman nitelikli suç mudur?
Hayır. İnternet kullanımı tek başına nitelikli dolandırıcılık anlamına gelmez. Kullanım şekli ve mağdurun nasıl aldatıldığı belirleyicidir.

Bilişim sistemi ile dolandırıcılık arasındaki fark nedir?
Bilişim sisteminde mağdur doğrudan dijital sistem üzerinden aldatılırken, diğer durumlarda kişiler arası iletişim ön plandadır.

İnternet ilanı vermek suç mudur?
Tek başına ilan vermek suç oluşturmaz. Ancak ilan içerik olarak hile içeriyorsa ve menfaat elde etmeye yönelikse dolandırıcılık suçuna dönüşebilir.

Basın-yayın aracı olarak internet ne zaman kabul edilir?
İnternet, geniş kitlelere ulaşma amacı taşıyan içeriklerin yayınlandığı platformlarda basın-yayın aracı olarak kabul edilir.

Hukuki değerlendirme ve sonuç

İnternet üzerinden işlenen dolandırıcılık suçları, ceza hukukunda teknolojik gelişmelerun en yoğun etkilediği alanlardan biridir. Bu nedenle suçun vasfının belirlenmesinde klasik yöntemlerin ötesinde, sistemin işleyiş biçimi ve mağdurun aldatılma şekli dikkate alınmalıdır.

Yargıtay içtihatları, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması ile basın-yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması arasındaki sınırı somut olay bazında değerlendirmekte; her internet kullanımını otomatik olarak nitelikli dolandırıcılık kapsamında kabul etmemektedir.

Sonuç olarak, internetin dolandırıcılık suçundaki rolü, yalnızca teknik bir araç olmasından değil, mağdur üzerindeki etkisinden ve hilenin gerçekleşme biçiminden hareketle belirlenmektedir. Bu yaklaşım, hem ceza hukukunun ölçülülük ilkesini hem de suç ve ceza arasındaki dengeyi koruma amacını yansıtmaktadır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
23. Ceza Dairesi 2015/5417 E. , 2016/4759 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : TCK'nın 157/1, 52/2, 52/4, 53, 58. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.400 TL. adli para cezası Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay tarihinde sanığın www.sahibinden.com isimli internet sitesine ... satışı için ilan verdiği ve bu ilanı şikayetçinin görmesi üzerine sanığı ilanda belirtilen telefonla arayararak iletişime geçtiği ve cep telefonu satın almak için sanığın bildirdiği hesaba 700 TL havale yapmasına rağmen telefonun sanık tarafından gönderilmediği, bu şekilde sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda, sanığın tevil yollu ikrarı, şikayetçi anlatımı, dekont örnekleri ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde sanığın bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle haksız menfaat edindiğinin anlaşılması üzerine sanığın eyleminin TCK 158/1-f maddesinde belirtilen bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde yazılı şekilde basit dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten/lerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326. maddesi hükmü aynı, ceza miktarı yönünen kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 18.04.2016 tarihinde bozma da oybirliği gerekçe de oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY: Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlığın konusu özetle; com. uzantılı bir internet sitesinde verilen satış ilanını gören mağdurun, ilanı veren sanık ile telefonda veya yüz yüze görüştükten sonra yapılan pazarlık sonucunda bir miktar parayı kaparo olarak sanığa bizzat vermesinden yahut banka hesabına göndermesinden ibaret olayda, eylemin TCK 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suçunu mu; yoksa aynı maddenin “g” fıkrasında düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. Sayın çoğunluk, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik dairemizin istikrarlı uygulamasından ayrılarak eylemin, TCK'nın 158/1-f maddesine tanımlanan bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu şekildeki bir kabule, aşağıda izah edilecek nedenlerle katılmamız mümkün değildir. 1- Kitle iletişimi için kurulan internet siteleri TCK'nın 6. maddesine göre basın ve yayın aracıdır. 5237 sayılı TCK'nın 6/5-g maddesinde "Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar" ın anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere elektronik kitle iletişim araçları da basın ve yayın olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise; kitle iletişim araçları, "kitlesel bir boyutta ileti dağıtabilen araçlar" olarak kabul edilmiş, bu çerçevede internet, gazete, televizyon, radyo iletişim araçlarına örnek gösterilmiştir. (Doç.Dr. Ceyda Ilgaz Büyükbakkal İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Kitle İletişim Araçları ve Toplumsal Yaşam isimli makale). Dünyada olduğu üzere ülkemizde de, basılı kağıt ortamının yanında internet gazeteciliği de yaygın olarak kullanılmaktadır. “İnternet medyası” kavramı ile tanışalı uzun zaman olmuştur. Yazılı basın organlarının bir çoğunun aynı zamanda internet üzerinden de gazetecilik faaliyeti sürdürdüğü bilinmektedir. Peki internet medyası basın ve yayın aracı sayılır mı? Bu sorunun cevabını TCK'nın 6. maddesi vermektedir. TCK'nın 6/5-g maddesinde yer alan “Basın ve yayın yolu deyiminden her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçlarıyla yapılan yayınlar anlaşılır.” şeklindeki düzenleme karşısında halk arasında internet medyası olarak tanımlanan internet sitelerinin basın ve yayın aracı olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Hatta yasadaki düzenlemeye göre, sadece internet medyası değil; kitlesel iletişimde bulunulan elektronik, görsel ve işitsel her türlü internet sitesi basın ve yayın aracı olarak kabul edilmektedir. Nitekim, Yargıtay 14.CD. ile 18. Ceza Daireleri ilamlarında müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin internetten kitlelere (çoğul kişilere) ulaşımının sağlanması amacıyla paylaşılmasında TCK226. Maddede düzenlenen müstehcenlik suçunun (14. CD.'nin 14.12.2012 gün 2011/5081 E.,2012/13057 K. sayılı ilamı ve 18. CD.nin 01.10.2015 gün 2015/24205 E., 6363 K. sayılı ilamı), 12. Ceza Dairesi de sanığın mağdura ait resimlerin facebooktan yayınlanmasında TCK'nun 134. maddesinde düzenlenmiş olan özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunun (31.03.2014 gün 2013/15248 E., 2014/7892 K. sayılı ilam) basın ve yayın yolu ile işlendiğini kabul ederek TCK'nın 6/1-g maddesine atıfta bulunmuşlardır. Gerek doktrin, gerekse Yargıtay uygulamalarında çoğul kişilere (kitlelere) ulaşımda kullanılan internetin basın ve yayın aracı olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Çoğu kez aynı haberler, hem basılı hem de internet üzerinden elektronik kitle iletişim araçlarıyla duyurulmaktadır. Bu bağlamda bir gazetede yer alan ilanın, o gazetenin internet ortamında yayın yapan sitesinde de yer aldığı görülmektedir. Mağdurun hangi ilana bakarak fail ile irtibata geçtiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Daha somut bir örnek verecek olursak; Ulusal düzeyde dağıtımı yapılan bir gazeteyi internetten okuyan mağdur ile kağıt baskısından okuyan başka bir mağduru aynı ilan ile dolandıran fail, mağdurların davranışına göre farklı suçlar mı işlemiş olacaktır? Dolandırıcılık suçunun mağdurunun, gazetedeki ilana bakması ile internet ortamındaki ilana bakması arasında hiç bir fark yoktur. Her ikisinde de mağdur, fail ile bizzat irtibata geçtiği için dolandırıcılık eylemine maruz kalmaktadır. Olayı fail açısından irdeleyecek olursak; failin gazete yetkilisine başvurması sonucu ilanın yazılması ile bizzat kendisi tarafından yazılmış olması arasında ne fark vardır. Üstelik failin bir siteye ilan yazması sırasında otomatik olarak işleme tabi tutulan bir veri de bulunmadığından bilişim sisteminin kullanılmasından söz edilemez. Bir ilanın aynı gazetenin dijital ve fiziksel sayfalarında yayınlanması arasında fark olmayacaksa herhangi bir internet sitesinde yayınlanması arasında neden fark olsun? Sonuç olarak, kitle iletişim aracı olması münasebetiyle TCK'nın 6. maddesinde basın ve yayın aracı olarak adlandırılan internet sitelerinde dolandırıcıların verdikleri ilanlar, mağdurlara ulaşmalarını sağlayarak suç işlemelerini kolaylaştırdığından bu şekilde işlenen dolandırıcılık suçları, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmiş olmaktadır. Zaten 158/1-g maddesi suçun oluşumu için “kolaylıktan yararlanmayı yeterli gördüğünden araç olarak kullanma tabirine yer vermemiştir. 2- Olayda bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için gerekli koşullar gerçekleşmemiştir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için; a) Sanık bilişim sisteminin birden fazla bileşenini kullanmalıdır. Bilişim alanında suçları düzenleyen TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde, bilişim sisteminden maksadın, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemler olduğu belirtilmiştir. Avrupa Konseyi Siber Suçluluk Sözleşmesinin "Tanımlar" başlıklı 1. maddesine göre bilişim sistemi; bir veya birçok unsuru, bir programın işleyişi aracığıyla verilerin otomatik olarak işleme tâbi tutulmasını sağlayan, birbirine bağlanmış veya benzeşen tek veya toplu tertibattır. Öğretide ise bilişim sistemi hakkında şunlar söylenmektedir: Bilişim sistemi denince akla önce bilgisayar ve internet gelmekte ise de, bilişim sisteminin kapsamı çok geniş olup, bilginin toplanmasında, işlenmesinde, depolanmasında, ağlar aracılığıyla bir yerden bir yere iletilip kullanıcıların hizmetine sunulmasında kullanılan iletişim ve bilgisayarlar dâhil bütün teknolojileri kapsar. O halde bilişim sistemi öncelikle bilişim teknolojisini kapsamalıdır. Bilişim teknolojisi nedir? Bilişim teknolojisi, iletişim ve bilgisayar sistemleriyle bağlanabilen bilgi hizmetlerinin tamamı için kullanılan bir kavramdır. Yani bu kavram sadece bilgisayar donanım ve yazılımlarıyla veya internet ile sınırlı tutulmamalıdır. Bilişim teknolojisi, yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlar gibi 4 temel kategoriden oluşur. Öğretide yer alan bu bilgilere göre bilişim sitemi şöyle tanımlanabilir: Yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlardan oluşan teknolojiyi içinde barındıran sisteme bilişim sistemi denir. Bu tanıma göre bilişim sistemi alet veya cihazdan ibaret olmayıp birden fazla bileşenden oluşur. Dikkat edilirse hem TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde hem de Avrupa Konseyi Siber Suçluluk sözleşmesinde yer alan tanımlarda bir alet, makine veya teçhizattan söz edilmeyip, sistem ve tertibat kavramlarına yer verilmektedir. Bu nedenle bilişim sisteminin kullanılması, bilişim sistemine dahil olan bileşenlerin bir kaçının kullanılmasından yahut bilişim teknolojisini barındıran bir aletin kullanılmasından ibaret olmayıp, sistemi oluşturan temel bileşenlerin kullanılmasıyla oluşur. Çünkü bir hizmet sektörü veya herhangi bir aletin kendisi bilişim sistemi olmadığı halde, içerisinde sistemi oluşturan temel bileşenlerden bulunabilir. Bu anlamda bir bilgisayarın kendisine bilişim sistemi denmez. Ama içerisinde bilişim teknolojisi barındırır. Keza bir haberleşme cihazı olan telefon kendisi bir bilişim sistemi değildir ama; içlerinde komplike bilişim sistemleri barındıran uydular, santraller, baz istasyonları gibi birçok bileşenle birlikte hizmet verir. Bu nedenle içerisinde bilgisayar veya bilişim teknolojisi bulunan akıllı cep telefonlarının haberleşmede kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarında, bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. İnternete gelince; internetin çalışma sistemine baktığımızda bilgisayarlarda olduğu gibi bilişim sistemiyle çalışan bir hizmet sektörü olduğu görülür. Aynen bilişim teknolojisine sahip bir makine gibi... İnternet aynı zamanda bilişim sisteminin temel bileşenlerinden sadece birisi olduğundan bilgilerin bir yerden bir yere naklini sağlamaktadır. Bu nedenle tek başına internetin kullanılması ile Örneğin, internetten haber okunması, bir yazı yazılması ile bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Yine bilgisayar ve ağlar vasıtasıyla bir yazıcıdan çıktı alınması veya faks gönderilmesinden ibaret eylemler bilişim sisteminin araç olarak kullanılması değildir. Ancak bilişim sisteminin sağladığı kolaylıktan yararlanılmış olur. Bu nedenle TCK'nın 158/1-f maddesi uygulanmaz. b) Mağdur bilişim sistemine güvenerek tasarrufta bulunmalıdır. TCK'nın158/1-f maddesinin düzenlemesinin amacı bilişim sistemine olan güvenin ihlal edilmiş olmasıdır. Kişilerin bilişim sistemine olan güvenleri, onların bu sistemi kötüye kullananlar tarafından aldatılmalarını da kolaylaştırdığından yasa koyucu bu şekilde işlenen suçlara daha fazla ceza öngörmüştür. Bu nedenle zikredilen suçun işlenmesi, mağdurun dolandırılmasının bilişim sistemine olan güveninden kaynaklanmış olup olmadığı ile doğru orantılıdır. Yani mağdur bilişim sistemine olan güveninden dolayı, bu güveni kullanılarak aldatılmış olursa eylem TCK'nın 158/1-f maddesine uygun olur. Örneğin; internette alışveriş sitelerinden doğrudan yapılan alışverişler bilişim sistemine olan güvenden kaynaklanır. Yine sahte sitelerle dolandırılan mağdurlar bilişim sistemine güven duydukları için dolandırılmış olurlar. Uyuşmazlığa konu edilen internet sitesine ilan verme şeklindeki eylemlerde ise; internet sitelerine ilan verdikten sonra sanıkların sistemle ilişkileri kesilir. Bırakmış oldukları ilan, sadece mağdurlar tarafından faillerin telefonuna ulaşmasını sağlar. Bu aşamadan sonra mağdurlarla görüşen failler onları ikna ederek dolandırmış olurlar. Önceki paragrafta anlatılan örneklerden farklı olarak mağdurlar, bilişim sistemine güvendikleri için değil, bizzat görüştükleri faillere inandıkları için dolandırılmış olurlar. c) Sanık mağdurla karşı karşıya gelmemelidir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarının en belirgin özelliği, online alışveriş sitelerinden yapılan alışverişlerde olduğu gibi failin mağdur ile hiç bir şekilde doğrudan muhatap olmaması, sistemi kendisine perde etmiş olmasıdır. Bunun tek istisnası başkasının sosyal paylaşım sitesi şifrelerini ele geçiren failin, mağdurla yazılı veya sesli olarak irtibata geçmesidir. Fakat bu halde dahi fail, bilişim sisteminin arkasına saklanarak başkasının kimliği ile görüşme yapmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; İnternet sitesine yazı yazmakla bilişim sisteminin unsurlarından sadece birisi kullanılmıştır. Bu işlem sırasında otomatik işleme tabi tutulan bir veri bulunmadığından bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Kaldı ki, bilişim sistemi kullanılmış olsa bile failler, ilandan sonra kendisini arayan mağdurlarla görüşüp pazarlık yaptığından, hileli hareket; yani fiil haricen tamamlanmıştır. Fail menfaati de banka vasıtasıyla edinmiştir. İnternet sayfasına ilan vermek tek başına suç oluşturan bir eylem olmayıp hazırlık hareketi niteliğindedir. Hazırlık hareketini kanun cezalandırmadığından suç vasfı buna göre belirlenemez. Mağdur bilişim sistemine duyduğu güven gereği değil, sanıkla görüşmesi sonucu sanığa duyduğu güven sonucu sanığın menfaat edinmesine yönelik tasarrufta bulunmuştur. Sonuç olarak; yargılamaya konu eylemler, TCK'nın 157/1 maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Ancak TCK'nın 158/1-f maddesinde yer alan bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturmaz. Bunun yerine, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Çünkü TCK'nın 6. maddesinde internet siteleri kitle iletişim araçları olduğu için basın ve yayın aracı olarak tanımlanmıştır. Açıklanan nedenlerle; basit dolandırıcılık suçundan TCK'nın 157/1 maddesi gereğince verilen yerel mahkemeye ait mahkumiyet kararının suç vasfı yönünden bozulmasına dair sayın çoğunluğun kararına gerekçe bakımından katılmıyoruz.