avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İŞ KANUNUNDA ARA DİNLENMESİ KURALLARI

İş hukuku, işçi ile işveren arasındaki dengesiz güç ilişkisini adalet temelinde eşitlemek ve zayıf konumda olan işçinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumak amacıyla emredici kurallar bütünü olarak kurgulanmıştır. İşçinin gün boyunca kesintisiz olarak çalışması, hem iş sağlığı ve güvenliği kuralları açısından ölümcül riskler barındırmakta hem de iş verimliliğini ciddi şekilde düşürmektedir. Bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu, günlük çalışma süresi içinde işçinin dinlenmesi, yemek ve çay gibi temel insani ihtiyaçlarını gidermesi amacıyla "ara dinlenmesi" (mola) müessesesini emredici bir yasal zorunluluk olarak düzenlemiştir. Ara dinlenmesi, işçinin iş görme borcunu askıya aldığı, tamamen kendi kişisel ihtiyaçlarına odaklandığı ve işverenin otoritesi altından çıktığı serbest zaman dilimidir. Peki, ara dinlenme sürelerinin kullandırılma şekli, zamanı ve yasal sınırları nasıl belirlenmelidir? İşverenin mola saatlerini bölme veya işçiyi erken çıkarıp mola kullandırmama gibi uygulamaları hukuken geçerli midir? Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal kararı, çalışma süreleri ve ara dinlenme hukukuna dair son derece önemli kuralları açıklamaktadır. Karar uyarınca; ara dinlenmesi kural olarak aralıksız (kesintisiz) kullandırılmalıdır. İşverenin ara dinlenmesini günlük çalışmanın başına (geç başlatma) veya sonuna (erken bırakma) ekleyerek fiili mola vermekten kaçınması hukuken geçersizdir; mola günün ortasında ve amacına uygun kullandırılmak zorundadır.

Uygulamada, işverenler iş süreçlerinin kesintiye uğramasını engellemek adına ara dinlenme sürelerini 10'ar veya 15'er dakikalık çok küçük parçalara bölerek kullandırma yoluna gitmektedirler. Hatta bazı durumlarda, işçilere "Bugün öğle arası mola vermeyin, akşam yarım saat erken çıkın" şeklinde talimatlar verilerek ara dinlenmesi fiilen ortadan kaldırılmaktadır. Yargıtay’ın bu emsal kararı, bu tür uygulamaların tamamının yasalara ve iş hukukunun koruyucu felsefesine aykırı olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Ara dinlenmesinin amacı, işçinin günlük çalışma esnasında yorulan bedenini ve zihnini dinlendirmek, onu bir sonraki çalışma dilimine fiziksel olarak hazırlamaktır. İşten erken çıkmak veya işe geç başlamak bu biyolojik ve insani dinlenme amacına hizmet edemez. Bu nedenle mola, vardiyanın uygun bir zaman diliminde ve kural olarak bölünmeden verilmelidir. İşverenin bu emredici kurallara aykırı hareket etmesi, kağıt üzerinde mola verilmiş gibi gösterilse dahi, işçinin mola saatlerinde de fiilen çalıştığının kabul edilmesini ve bu sürelerin "fazla çalışma" (fazla mesai) alacağı olarak işçiye ödenmesini gerektirir.

ARA DİNLENMESİ KAVRAMI VE YASAL SÜRELERİ

Ara dinlenmesi, günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere verilen dinlenme süresidir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesinde ara dinlenme süreleri günlük çalışma süresine göre kademeli ve emredici olarak şu şekilde belirlenmiştir:

1. Dört saat veya daha kısa süreli işlerde en az on beş dakika,
2. Dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar (yedi buçuk saat dahil) süreli işlerde en az yarım saat,
3. Yedi buçuk saatten fazla süreli işlerde en az bir saat.
Bu süreler yasal olarak belirlenmiş asgari süreler olup, bireysel veya toplu iş sözleşmeleriyle işçi lehine artırılması mümkündür ancak azaltılması hukuken geçersizdir. Ara dinlenme süreleri, iş sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa, günlük fiili çalışma süresinin hesabına dahil edilmez ve bu süreler için işçiye ücret ödenmez.

ARALIKSIZ KULLANDIRMA VE DİNLENME AMACI

İş Kanunu’nun 68. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "Ara dinlenmeleri kural olarak aralıksız verilir." Ara dinlenmesinin aralıksız kullandırılması kuralı, işçinin dinlenme hakkının özünü koruyan en temel güvencedir. İşçinin 1 saatlik ara dinlenmesinin gün içine 5'er, 10'ar dakikalık dilimler halinde yayılması, işçinin dinlenmesini ve yemek ihtiyacını gidermesini fiilen imkansız kılacağından yasal amaca aykırıdır.

Ancak yasa koyucu, işin niteliği, iklim, mevsim veya işyerinin operasyonel zorunlulukları gerektirdiği takdirde, bu sürelerin sözleşmelerle bölünerek kullandırılmasına da sınırlı bir istisna tanımıştır. Fakat bu bölünme dahi işçinin dinlenme hakkını yok edecek düzeyde olamaz. İşçinin ara dinlenme süresi boyunca işverenin talimatlarından, işyeri gözetiminden ve iş görme borcundan tamamen arınmış olması, dilediği gibi vakit geçirebilmesi şarttır. Mola süresinde telefonlara bakması veya acil işlere müdahale etmesi istenen işçi fiilen çalışıyor sayılır.

İŞVERENİN YÖNETİM HAKKI VE PLANLAMA

Ara dinlenmesinin kullandırılması işveren için emredici bir yasal yükümlülük olmakla birlikte, bu dinlenme sürelerinin işyerinde hangi saatler arasında uygulanacağını belirleme yetkisi işverenin yönetim hakkı (İşK m. 18-25 çerçevesinde) kapsamındadır. İşveren, işyerinin çalışma düzenini ve verimliliğini gözeterek mola zamanlarını planlar.

Yargıtay kararında açıklandığı üzere; "İşçilerin tamamı aynı anda ara dinlenme zamanını kullanabileceği gibi, belli bir plan dahilinde sırayla kullanmaları da mümkündür." Özellikle sürekli üretim yapılan fabrikalarda, perakende mağazalarında veya çağrı merkezlerinde işin durmaması adına işçiler gruplara ayrılarak sırayla molaya çıkarılabilir. İşverenin bu planlamayı yaparken dürüstlük kuralına (TMK m. 2) uygun hareket etmesi, eşit işlem borcuna riayet etmesi ve işçilere eza verme amacı gütmemesi şarttır. Mola planlaması, işçinin biyolojik ritmine uygun makul saatlerde yapılmalıdır.

UYGULAMADA YASAKLANAN HUKUKA AYKIRI METOTLAR

İşverenlerin maliyetleri düşürmek veya mesai sürelerini manipüle etmek amacıyla geliştirdikleri bazı pratikler, Yargıtay tarafından açıkça hukuka aykırı bulunarak yasaklanmıştır. Bu yasakların başında, ara dinlenme süresinin günlük vardiya saatlerinin dışına kaydırılması uygulaması gelir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin kararında açıkça belirtildiği üzere: "ara dinlenme süresinin, işe, ara dinlenme süresi kadar geç başlama veya aynı süreyle erken bırakma şeklinde kullandırılması doğru olmaz. Ara dinlenme süresinin günlük çalışma içinde belli bir zamanda amaca uygun şekilde kullandırılması gerekir." Örneğin, saat 09:00 - 17:00 saatleri arasında çalışan bir işçiye "Sen bugün öğle arası 1 saat mola kullanma, akşam 16:00'da çık git" demek kanuna aykırıdır. Bu durumda işçi gün içinde hiç dinlenmeden 7 saat kesintisiz çalışmış olacağından, iş sağlığı kuralları ihlal edilmiş olur. Bu geçersiz uygulama nedeniyle işçinin hak ettiği mola saatleri çalışılmış sayılmalı ve fazla mesai alacağına eklenmelidir.

ÇALIŞMA SÜRELERİ YÖNETMELİĞİ VE ESASLARI

İş Kanunu’na İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği, ara dinlenmelerinin uygulanma esaslarını çok daha detaylı kurallarla belirlemiştir. Yönetmeliğin 3. maddesi, işverenin dinlenme sürelerini belirlerken uyması gereken coğrafi, iklimsel ve fizyolojik sınırları çizer.

Yönetmeliğin ilgili fıkralarında belirtildiği üzere, ara dinlenmeleri; iklim, mevsim, yöredeki gelenekler ve işin niteliğine göre yirmidört saat içinde kesintisiz oniki saat dinlenme süresi dikkate alınarak verilir. Bu kural, işçinin işten çıktıktan sonra ertesi gün işe başlayana kadar geçecek sürede en az 12 saat kesintisiz ev dinlenmesi hakkına sahip olmasını güvenceye alır. Ayrıca yönetmeliğin birinci fıkrasında, ara dinlenme süresinin net bir şekilde "çalışma süresinden sayılmayacağı" açıklanmıştır. Bu nedenle mola saatleri için işçinin temel ücretinden kesinti yapılamayacağı gibi, mola saatleri haftalık 45 saatlik yasal çalışma süresinin hesaplanmasında da dikkate alınmaz.

ARA DİNLENMESİNİN FİİLİ ÇALIŞMAYA ETKİSİ

Ara dinlenme süresi boyunca işçinin işyeri sınırları içinde kalması, onun fiilen çalıştığı anlamına gelmez. İşçi, mola saatinde işyeri yemekhanesinde yemek yiyor, bahçede dinleniyor veya arkadaşlarıyla sohbet ediyorsa, bu süreler çalışma süresinden sayılmaz. Ancak, işçinin serbestçe hareket etmesi kısıtlanmışsa durum tamamen değişir.

Eğer işçi, mola saatinde görev yerini terk edemiyor, telefonları cevaplamak zorunda kalıyor, bekçi gibi nöbet tutuyor veya makinenin başında bekliyorsa, bu süreler fiili çalışma süresi olarak kabul edilir. Yargıtay, işçinin mola saatinde "işverenin emrinde hazır bulunup bulunmadığını" esas alır. İşverenin talimatıyla mola saatinde de çalıştırılan veya çalışmaya hazır bekletilen işçinin bu süreleri, haftalık çalışma süresi hesabına (45 saate) eklenir. Eğer bu ekleme neticesinde haftalık çalışma süresi 45 saati aşarsa, aşan kısımlar için işçiye %50 zamlı fazla çalışma ücreti ödenmesi yasal bir zorunluluk haline gelir.

TÜRK İŞ KANUNU 68 VE YÖNETMELİK HÜKÜMLERİ

İşçinin dinlenme hakkını ve çalışma sürelerini güvence altına alan yasal düzenlemeler, iş hukukunun temel emredici kuralları arasında yer alır. İlgili yasal kurallar şu şekilde tanzim edilmiştir:

İş Kanunu Madde 68/1 -
"Günlük çalışma süresi ortalama bir zamanında o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere; Dört saat veya daha kısa süreli işlerde onbeş dakika, Dört saatten fazla ve yedibuçuk saate kadar (yedibuçuk saat dahil) süreli işlerde yarım saat, Yedibuçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat ara dinlenmesi verilir."

İş Kanunu Madde 68/4 -
"Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz."

Bu hükümler, işçinin sömürülmesini engelleyen ve anayasal dinlenme hakkını (Anayasa m. 50) somutlaştıran en önemli yasal dayanaklardır. Bu kuralların ihlali idari para cezalarını da beraberinde getirir.

HMK UYARINCA İSPAT VE USUL YÖNTEMLERİ

İş mahkemelerinde açılan fazla çalışma ve ara dinlenmesi alacağı davalarında, ispat hukuku kuralları Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve yerleşik yargısal teamüller çerçevesinde şekillenir. Ara dinlenmesinin hiç kullandırılmadığı veya yasal süresinden daha az kullandırıldığı iddiası, fazla çalışma iddiasının bir parçası olarak ileri sürülür.

HMK uyarınca, ara dinlenmelerinin yasalara uygun olarak kullandırıldığını ispat yükü işverendedir. İşveren; işyeri giriş-çıkış kayıtları (kartlı sistemler), mola saatlerini gösteren imzalı bordrolar, işyeri iç yönetmeliği ve vardiya çizelgeleriyle molaların kullandırıldığını kanıtlayabilir. Ancak işçi, kağıt üzerindeki bu kayıtların gerçeği yansıtmadığını, mola saatlerinde de fiilen çalıştırıldığını HMK usulleri çerçevesinde her türlü delille ispatlayabilir. Duruşmada dinlenecek olan işyeri çalışma arkadaşları (tanık beyanları), iş emirleri, mola saatlerinde gönderilen iş e-postaları veya mesaj kayıtları bu ispatın en güçlü delilleridir. Mahkeme delilleri serbestçe takdir ederek kararını verir.

HUKUKİ YAPTIRIMLAR VE FAZLA ÇALIŞMA ALACAĞI

İşverenin ara dinlenmesini yasal kurallara uygun olarak kullandırmamasının veya mola saatlerinde işçiyi çalıştırmasının hukuki ve cezai yaptırımları son derece ağırdır. Bu yaptırımlar işçi alacakları ve idari cezalar olmak üzere ikiye ayrılır:

1. **Fazla Çalışma Ücreti Yükümlülüğü**: Kullandırılmayan veya mola saatinde fiilen çalıştırılan süreler, haftalık fiili çalışma süresine eklenir. Haftalık çalışma süresi 45 saati aşmışsa, bu süreler için işçiye saatlik ücretinin %50 fazlasıyla fazla mesai ücreti ödenir.
2. **İş Sözleşmesini Haklı Fesih Yetkisi**: Ara dinlenmesi hakkı kullandırılmayan veya sürekli bölünen işçi, İş Kanunu m. 24/II-f uyarınca çalışma koşullarının uygulanmaması gerekçesiyle iş sözleşmesini derhal haklı nedenle feshederek kıdem tazminatını talep edebilir.
3. **İdari Para Cezaları**: Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) tarafından yapılacak denetimlerde, ara dinlenme sürelerine riayet etmeyen işverene, her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere idari para cezası kesilir. Yargıtay’ın bu emsal kararı, işçilerin haklarını korurken işverenlerin de yasal yaptırımlarla karşılaşmasını sağlayan en önemli içtihattır.

HUKUKİ ÇIKARIMLAR VE EMSAL YORUMLAR

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin bu son derece dengeli ve isabetli kararı, iş hukuku uygulayıcıları için mola hakkının sınırlarını çizen mükemmel bir rehberdir. Karar, işverenin yönetim hakkını kötüye kullanarak işçinin anayasal dinlenme hakkını fiilen yok etmesinin önüne geçmiştir.

Sonuç olarak; ara dinlenme süreleri kural olarak aralıksız kullandırılmalı ve günlük vardiya süresinin ortasında amacına uygun olarak verilmelidir. Molanın işe geç başlama veya erken bırakma şeklinde kullandırılması hukuken geçersizdir. Ara dinlenme süreleri çalışma süresinden sayılmaz ancak bu sürelerde fiilen çalıştırılan veya iş emrinde hazır bekletilen işçinin bu saatleri fazla çalışma alacağı olarak kendisine ödenmelidir. Yargıtay, bu kararla iş hukukunun temel felsefesi olan işçinin korunması ve iş sağlığı güvenliği ilkelerine paha biçilemez bir katkı sunarak adil çalışma düzeninin sarsılmaz bir güvencesi olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Patronum öğle arası mola vermeyip akşam 1 saat erken çıkmamı istiyor, bu yasal mıdır?

Hayır, yasal değildir. Yargıtay emsal kararına göre, ara dinlenme süresinin işe geç başlama veya erken bırakma şeklinde kullandırılması doğru değildir. Mola, günlük çalışma süresi içinde amaca uygun bir zamanda kullandırılmak zorundadır.

2. Günlük çalışma süreme göre ne kadar ara dinlenmesi (mola) hakkım var?

İş Kanunu m. 68 uyarınca; günlük çalışmanız 4 saat veya daha kısa ise en az 15 dakika; 4 saatten fazla ve 7.5 saate kadar (7.5 saat dahil) ise en az 30 dakika; 7.5 saatten fazla ise en az 1 saat ara dinlenmesi hakkınız bulunmaktadır.

3. Mola saatinde de çalışmak zorunda kalıyorum, bu sürelerin parasını alabilir miyim?

Evet, alabilirsiniz. Ara dinlenme saatinde çalıştırılan veya işverenin emrinde hazır bekletilen işçi fiilen çalışmış sayılır. Bu süreler haftalık çalışma sürenize eklenir ve haftalık 45 saati aşan kısımlar için %50 zamlı fazla mesai ücreti alırsınız.

4. Ara dinlenme süreleri maaş hesabıma veya haftalık çalışma süreme dahil edilir mi?

Hayır, edilmez. İş Kanunu m. 68/4 uyarınca ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz. Bu nedenle yasal mola süreleri için işçiye ücret ödenmez ve haftalık 45 saatlik fiili çalışma süresinin hesabında mola saatleri düşülerek hesaplama yapılır.

5. Molalarımın sürekli bölünmesi veya hiç kullandırılmaması durumunda işten ayrılıp tazminat alabilir miyim?

Evet, alabilirsiniz. Ara dinlenme hakkının yasalara uygun kullandırılmaması çalışma koşullarının uygulanmaması anlamına gelir. Bu durumda iş sözleşmenizi İş Kanunu m. 24/II-f uyarınca derhal haklı nedenle feshederek kıdem tazminatınızı talep edebilirsiniz.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2015/5297 E., 2016/4167 K. "Ara dinlenme süreleri kural olarak aralıksız olarak kullandırılır. Ara dinlenmesinin kullandırılması zorunlu ise de, bunun kullanılacağı zamanı belirlemek işverenin yönetim hakkıyla ilgilidir. İşçilerin tamamı aynı anda ara dinlenme zamanını kullanılabileceği gibi, belli bir plan dahilinde sırayla kullanmaları da mümkündür. Ancak ara dinlenme süresinin, işe, ara dinlenme süresi kadar geç başlama veya aynı süreyle erken bırakma şeklinde kullandırılması doğru olmaz. Ara dinlenme süresinin günlük çalışma içinde belli bir zamanda amaca uygun şekilde kullandırılması gerekir. İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, ara dinlenmelerinin iklim, mevsim, yöredeki gelenekler ve işin niteliğine göre yirmidört saat içinde kesintisiz oniki saat dinlenme süresi dikkate alınarak verileceği hükme bağlanmıştır. Değinilen maddenin birinci fıkrasında ise, ara dinlenme süresinin çalışma süresinden sayılmayacağı açıklanmıştır."