avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İş Kazalarında Rücuan Tazminat Sorumluluğu ve Kusur Esası

İş kazaları sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ödemelerin işveren veya sorumlulara rücu edilmesi, sosyal güvenlik hukukunun en önemli sorumluluk mekanizmalarından biridir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21. maddesi, bu rücu sorumluluğunun kapsamını, şartlarını ve sınırlarını ayrıntılı şekilde düzenlendirmektedir. Yargıtay içtihatları ise özellikle “işverenin kusur sorumluluğu”, “illiyet bağı”, “iş kazası kavramı”, “üçüncü kişinin sorumluluğu” ve “rücu edilemeyecek kişiler” gibi temel hukuki kriterleri netleştirmektedir.

Rücuan Tazminat Kavramı ve Hukuki Niteliği

Rücuan tazminat, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sigortalıya yaptığı ödemeleri, belirli şartların varlığı halinde kusurlu taraflara geri istemesi anlamına gelir. Bu sistemin temel amacı, zarara sebep olanların finansal yükü üstlenmesini ve sosyal güvenlik riskinin doğru yönetilmesini sağlamaktır. Kusur yoksa, rücu sorumluluğu da söz konusu olmaz.

İş Kazası Kavramı ve Sosyal Güvenlik Hukukundaki Yeri

Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için sigortalı kişinin zarar görmesi, olayın işyeri veya işin yürütümü sırasında gerçekleşmesi ve olay ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Bu unsurların birlikte varlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun rücu davası açması için ön koşulu oluşturur.

İşverenin Kusur Sorumluluğu

5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işverenin rücu sorumluluğu kusur esasına dayanmaktadır. İşveren, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğini sağlama yükümlülüğü kapsamında objektif olarak alınması gereken tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. İş kazasının meydana gelmesinde bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve illiyet bağının bulunması halinde işveren doğrudan sorumlu tutulur.

Üçüncü Kişinin Sorumluluğu ve Çalıştıranların Durumu

İş kazası üçüncü bir kişinin kusuruyla meydana gelmişse, Sosyal Güvenlik Kurumu hem zarara sebep olan üçüncü kişilere hem de bu kişilerin işverenlerine (“çalıştıranlara”) belirli bir oranda rücu edebilir. Üçüncü kişiyi çalıştıranların sorumluluğu için de iş kazasının oluşmasında kusurlarının bulunduğunun saptanması gereklidir.

Rücu Edilemeyecek Kişiler ve Ceza Hukuku Bağlantısı

Kanun, bazı kamu görevlileri ve belirli kişilerin sorumluluğu için ceza yargılamasında kesinleşmiş mahkûmiyet kararının bulunmasını şart koşar. Hapis cezası veya adli para cezası mahkûmiyet sayılırken; takipsizlik veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bu kapsamda kesinleşmiş mahkûmiyet olarak kabul edilmez.

Kusur Oranı ve İlliyet Bağı

Rücu sorumluluğunun belirlenmesinde kusur oranı ve illiyet bağı en kritik unsurlardır. Eğer işverenin veya üçüncü kişinin kusuru ile meydana gelen zarar arasında doğrudan bir bağlantı yoksa rücu sorumluluğu kurulamaz. Kusur oranları ise mahkemece serbestçe takdir edilir ancak teknik raporlara dayandırılır.

Kamu Kuruluşlarının Sorumluluğu

Kamu iktisadi teşebbüsleri ve kamu kurumları da işveren sıfatıyla iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine tabidir. Bir kurumun kamu kuruluşu olması, tek başına rücu sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; kusur varsa bu kurumlar da sorumlu tutulur. Vazife sırasında meydana gelen kazalarda dahi işveren sorumluluğu devam eder.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülüğünün Kapsamı

İşverenin yükümlülükleri risk analizi, koruyucu ekipman sağlama, eğitim ve güvenli çalışma ortamı gibi unsurları içerir. Bu yükümlülüklerin herhangi birinde gösterilen ihmal, doğrudan kusur sorumluluğuna ve rücuan tazminat talebine yol açar.

Soru-Cevap Bölümü

Rücuan tazminat nedir?
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yaptığı ödemeleri kusurlu işverene veya üçüncü kişilere geri istemesidir.

İşveren her iş kazasında sorumlu olur mu?
Hayır, yalnızca kusuru varsa ve illiyet bağı kurulabiliyorsa sorumlu olur.

Kamu kurumları rücu sorumluluğundan muaf mı?
Hayır, işveren sıfatı taşıyan kamu kurumları da kusurları oranında sorumludur.

Kusur oranı nasıl belirlenir?
Bilirkişi raporları, olay incelemeleri ve mahkeme değerlendirmesi ile belirlenir.

Ceza davası sonucu rücu davasını etkiler mi?
Evet, özellikle kamu görevlilerinin sorumluluğu açısından kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının varlığı aranır.

Hukuki Değerlendirme ve Sonuç

İş kazalarından doğan rücuan tazminat sorumluluğu, sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı işlemesini ve sorumluların zarara ortak olmasını sağlar. Yargıtay içtihatları, bu sorumluluğun saptanmasında kusur esasını merkeze almaktadır. İşverenler, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğün ihlali halinde kamu statülerine bakılmaksızın rücu alacağından sorumlu tutulacaklardır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
10. Hukuk Dairesi 2015/21705 E. , 2017/9352 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Kanunun İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin sorumluluğunu düzenleyen 21’inci maddenin birinci fıkrası hükmü, sigortalıya ya da ölümü halinde hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan harcama ve ödemelerin işvereden rücuan tahsili koşulları düzenlenmiş olup; işverenin sorumluluğu için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya meslek hastalığı niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Buradan, işverenin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğine ilişkin mevzuatın kendisine yüklediği, objektif olarak mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve bu nedenle iş kazası veya meslek hastalığı şeklinde sosyal sigorta riskinin gerçekleşmesi halinde, kusur esasına göre meydana gelen zararlardan Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı rücuan sorumlu olduğu sonucu çıkarılmaktadır. 5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin dördüncü fıkrası üçüncü kişinin sorumluluğunu düzenlemekte olup; buna göre, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilebilecektir. Anılan fıkrada geçen “çalıştıranlara” ibaresi, zararlandırıcı sigorta olayına neden olan üçüncü kişinin işverenlerini ifade etmekte olup; söz konusu işverenlerin sorumluluğu için, iş kazası veya meslek hastalığının oluşmasında kusurunun bulunduğunun saptanması gerekir. 5510 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin beşinci fıkrası rücu edilemeyecek kişileri düzenlemekte olup; fıkra hükmüne göre, kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu, iş kazası, meslek hastalığı ve hastalığın oluşması halinde; bu kişilerin Kurumun rücu alacağından sorumluluğu için haklarında ceza davasında verilmiş kesinleşmiş mahkûmiyet kararının bulunması gerekir. Verilen hapis, adli para cezası, hapis cezasının paraya çevrilmesi veya tecil edilmesi sorumluluğu gerektirecek olup; düşme, takipsizlik, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar ise, kesinleşmiş mahkûmiyet kararları olarak kabul edilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.02.2012 gün 2011/19-639 Esas, 2012/30 Kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/4-13 Esas, 2009/12 Karar; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.04.2010 gün ve 2010/2-76 Esas, 2010/77 Karar sayılı kararları). Somut olay, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne bağlı Çanakkale merkez rıhtımındaki Kurtarma 3 isimli römörkörunda çalışan sigortalının 20.11.2012 tarihinde makine dairesinde çalıştığı esnada Şaban Kurban’nın kullandığı matkap ucunun patlaması üzerine parçalardan biri sigortalının sağ gözüne gelerek yaralanması şeklinde gerçekleşmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Teftiş Başkanlığının 17.07.2014 tarihli raporunda iş kazası olduğu ve sigortalının %20, isverenin ise; % 80 oranında kusur verilmiştir. Mahkeme, davalı ... kamu iktisadi kuruluşu olduğu, ayrıca dosya kapsamına göre, iş kazasına uğradığı anlaşılan sigortalının, davalı işverenin talimatı ile verdiği ve vazifesi gereği işini yapmakta iken iş kazasına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş ise de yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, 5510 Sayılı Yasanın 21/1. maddesi gereğince kusuru bulunan işverenin sorumluluğunu dikkate almadan yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 28.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.