avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İş Sağlığı ve Güvenliği İhlalinde Fesih

Çalışma hayatının en kritik dinamiklerinden biri olan İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG), sadece bir teknik zorunluluk değil, aynı zamanda Anayasal bir yaşam hakkı korumasıdır. İş hukuku öğretisinde ve Yargıtay içtihatlarında, iş güvenliği kurallarına uyulmaması, iş akdinin feshi için en ağır gerekçeler arasında kabul edilmektedir. Özellikle tehlikeli makinelerin bulunduğu üretim tesislerinde, emniyet sistemlerinin (switch, bariyer, sensör vb.) devre dışı bırakılması, herhangi bir iş kazası veya maddi zarar meydana gelmese dahi, işverene fesih hakkı tanıyan "riski davet edici" bir eylem olarak nitelendirilmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin güncel kararları, işçinin "pratiklik" veya "hız kazanma" gerekçesiyle güvenlik sistemlerine müdahale etmesini, iş ilişkisinin temelini sarsan "geçerli bir fesih nedeni" olarak kabul etmektedir.

İşverenin iş güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü kadar, işçinin de bu önlemlere uyma ve güvenlik ekipmanlarını koruma borcu bulunmaktadır. Bir makinenin arızasını gidermek amacıyla makineyi durdurmadan, emniyet switchini devre dışı bırakarak yapılan müdahale, iş hukukunun "özen ve sadakat borcu" prensibine aykırılık teşkil eder. Bu tür eylemler, iş yerinde sadece failin değil, tüm çalışanların güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Bu makalede, İSG ihlallerinin iş sözleşmesi üzerindeki etkileri, haklı ve geçerli neden ayrımı, zarar meydana gelmeksizin fesih hakkının sınırları ve Yargıtay’ın bu konudaki "güvenlik odaklı" yaklaşımı akademik bir derinlikle ele alınacaktır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, iş yerlerinde güvenli bir çalışma ortamının sağlanmasını işverenin asli borcu olarak tanımlarken, aynı zamanda işçiye de belirli sorumluluklar yüklemiştir. Kanun'un 19. maddesine göre işçiler, aldıkları eğitim ve işverenin talimatları doğrultusunda kendilerinin ve eylemlerinden etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliğini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, iş güvenliği ekipmanlarını (PPE) kullanmayı ve makinelerin güvenlik sistemlerini doğru şekilde işletmeyi de kapsar. Güvenlik sistemine müdahale, kanuni bir ödevin doğrudan ihlalidir.

İşçinin bu yükümlülüğü, iş sözleşmesinden doğan "sadakat borcu"nun bir uzantısıdır. İşçi, işverenin malvarlığına ve iş organizasyonuna zarar verebilecek her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır. Makinenin emniyet sistemini bozmak veya etkisiz hale getirmek, işverenin iş yerindeki organizasyonel düzenini sabote etmek anlamına gelir. Yargıtay, bu tür durumlarda işverenin "zarar oluşmasını bekleme" zorunluluğu olmadığını, riskin oluşmasının dahi fesih için yeterli bir zemin hazırladığını belirtmektedir. Zira İSG hukukunda esas olan "reaktif" değil, "proaktif" bir korumadır.

İş Kanunu Madde 25/II-i - Haklı Nedenle Fesih "İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerindeki makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması."

Emniyet Sistemlerinin Devre Dışı Bırakılması

Endüstriyel üretimde emniyet switchleri, insan hatasını minimize etmek ve tehlikeli anlarda makineyi durdurarak uzuv kayıplarını veya ölümleri engellemek için tasarlanmıştır. Bu switchlerin devre dışı bırakılması, genellikle işçilerin makineyi durdurup tekrar çalıştırmaktan kaynaklanan zaman kaybını önleme isteğinden kaynaklanır. Ancak hukuk, "verimlilik" gerekçesini "can güvenliği"nin önüne koymaz. Emniyet switchini bantlayan, köprüleyen veya sensörü körleyen bir işçi, iş yerindeki en temel güvenlik duvarını kırmış olur.

Yargıtay’ın incelediği olayda da görüldüğü üzere, makineyi durdurmadan müdahale etmek için emniyet sistemini devre dışı bırakmak, iş sözleşmesinin devamını işveren açısından çekilmez hale getirir. Bu eylem, sadece bir kural ihlali değil, aynı zamanda iş güvenliği kültürüne yönelik bir meydan okumadır. İşverenin bu durumu tespit etmesi halinde, işçiyi çalışmaya devam ettirmesi, olası bir iş kazasında işverenin cezai ve hukuki sorumluluğunu artıracaktır. Bu nedenle, emniyet sistemine müdahale, iş yerinde "olumsuzluklara yol açan" somut bir eylem olarak tanımlanır ve feshin hukuki dayanağını oluşturur.

Haklı Neden ile Geçerli Neden Farkı

İş hukukunda feshin iki ana türü vardır: "Haklı nedenle derhal fesih" (TCK 25) ve "Geçerli nedenle fesih" (TCK 18). Haklı neden, iş ilişkisini anında koparan ve işçiyi tazminatsız bırakan ağır kusurları ifade eder. Geçerli neden ise, iş ilişkisinin devamını engelleyen ancak tazminat (kıdem/ihbar) ödenmesini gerektiren nispeten daha hafif kusurlardır. İSG ihlallerinde bu ayrım, eylemin ağırlığına ve yarattığı tehlikenin boyutuna göre yapılır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, emniyet switchini devre dışı bırakma eylemini, eğer somut bir kaza meydana gelmemişse, "haklı neden" (tazminatsız) değil, "geçerli neden" (tazminatlı) olarak değerlendirme eğilimindedir. Yani işçi, kıdem ve ihbar tazminatını alarak işten çıkarılır; ancak işe iade davası açma hakkını kaybeder. Mahkeme bu noktada, işçinin niyetinin "işi hızlandırmak" olduğunu ancak yöntemin "tehlikeli" olduğunu tespit ederek, feshin geçerli olduğu sonucuna varır. Bu yaklaşım, "ölçülülük" ilkesinin bir gereği olarak, ağır bir yaptırım olan tazminatsız feshin her olayda uygulanmamasını sağlar.

İş Kanunu Madde 18 - Geçerli Nedenle Fesih "Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır."

Zarar Meydana Gelmeksizin Fesih Hakkı

Genel hukuk mantığında bir yaptırımın uygulanması için genellikle bir "zarar" (hasar) oluşması beklenir. Ancak İSG hukukunda "zarar"ın oluşması telafisi imkansız sonuçlar (ölüm, sakatlık) doğurabileceği için, kanun "tehlike" halini yaptırım için yeterli bulmuştur. İşçinin emniyet switchini devre dışı bırakması sonucunda makine bozulmasa veya kimsenin parmağı kopmasa bile, işverenin fesih hakkı doğar. Zira işveren, iş yerindeki diğer çalışanların güvenliğinden sorumludur ve bu sorumluluğu ihlal eden bir unsuru bünyesinde barındırmak zorunda değildir.

Yargıtay’ın emsal kararındaki vurgu son derece açıktır: "Makinanın emniyet sisteminin devre dışı bırakılmasının herhangi bir olumsuzluk yaşanmasa bile iş güvenliğini riske sokacağı açıktır." Bu ifade, iş hukukunda "potansiyel tehlike"nin, "geçerli fesih" için yeterli bir vakıa olduğunu tescil etmektedir. İşçi savunmasında "ama bir şey olmadı" veya "ben yıllardır böyle yapıyorum bir şey olmadı" diyemez. Hukuk, kuralların ihlalini, sonucun şans eseri olumlu bitmesinden bağımsız olarak cezalandırır. Bu, iş yerinde disiplinin ve güvenlik standartlarının korunması için vazgeçilmezdir.

İşçinin Özen ve Sadakat Borcu

İşçinin özen borcu, işini yaparken gerekli dikkati göstermesi ve işverenin ekipmanlarını korumasıdır. Emniyet sistemini devre dışı bırakmak, işçinin işini "özensiz" ve "tehlikeli" bir şekilde yapma iradesini gösterir. Sadakat borcu ise, işverenin menfaatlerini koruma yükümlülüğüdür. Güvenlik kurallarını hiçe sayan bir işçi, işvereni ağır tazminat yükümlülükleri (SGK rücu davaları vb.) ile karşı karşıya bırakma riski taşıdığı için sadakat borcuna da aykırı hareket etmiş sayılır.

Mahkeme kararlarında, işçinin kıdemi (iş yerindeki çalışma süresi) de değerlendirilir. Kıdemli bir işçinin emniyet sistemlerini çok iyi bilmesi ve riskleri öngörebilmesi beklenir. Bu nedenle kıdemli işçilerin İSG ihlalleri, "bilinçli" bir eylem olarak görülür ve feshin geçerliliğini güçlendirir. İşverenin İSG eğitimlerini vermiş olması ve bu konuda tutanaklar tutulmuş olması, davanın işveren lehine sonuçlanmasını sağlayan en önemli ispat araçlarıdır. Eğitim almasına rağmen switchi devre dışı bırakan işçi, "yeterlilik" ve "davranış" temelli geçerli fesihle karşı karşıya kalır.

İş Güvencesi ve Geçerli Fesih

İş güvencesi hükümleri, işçiyi keyfi fesihlere karşı korur. Ancak iş güvencesi, işçiye kuralları ihlal etme özgürlüğü vermez. Mahkemeler işe iade davalarında "feshin son çare olması" (ultima ratio) ilkesine bakarlar. Acaba işçiye uyarı verilemez miydi? Veya görev yeri değiştirilemez miydi? Ancak konu "iş güvenliği" olduğunda, feshin son çare olması ilkesi daha esnek uygulanır. Zira bir anlık bir ihmalin dahi bedeli insan hayatıdır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yaklaşımı, İSG ihlallerinde işverene daha geniş bir takdir alanı sunmaktadır. Emniyet switchine müdahale gibi ciddi bir güvenlik riski yaratan eylemde, işverenden "bir kez daha şans vermesi" beklenemez. İş yerinde olumsuzluklara yol açan bu davranış, iş ilişkisinin devamı için gereken güven temelini çökertir. Bu nedenle davanın reddedilerek feshin geçerli sayılması, iş hukukunun sosyal koruma amacı ile işletmesel güvenliği arasındaki dengeyi sağlar.

Yargıtay'ın İSG İhlallerine Bakış Açısı

Yüksek yargı, İSG kurallarını "kamu düzeninden" saymaktadır. Kararlarında sıkça "iş kazalarının önlenmesinin toplumsal bir hedef" olduğunu vurgular. İşçinin kendi canını tehlikeye atması dahi, işveren için bir sorumluluk kaynağı olduğundan, işverenin bu riski ortadan kaldırma (fesiş yoluyla) yetkisi korunur. Yargıtay’ın 2019 tarihli bu kararı, alt derece mahkemelerine şu mesajı vermektedir: "Zarar şartı aramayın, riskin varlığı ve emniyet sistemine müdahale feshin geçerliliği için yeterlidir."

Ayrıca Yargıtay, işverenin de "kusursuz" olmasını bekler. Eğer işveren makineleri bakımsız bırakmışsa veya işçiyi emniyet switchini devre dışı bırakmaya zorlamışsa (hız baskısı), o zaman fesih haksız hale gelir. Ancak somut olayda emniyet sisteminin işçi tarafından keyfi olarak devre dışı bırakılması durumunda, Yargıtay tavizsiz bir tutum sergiler. Bu tutum, iş yerlerinde "güvenlik öncelikli" bir çalışma kültürünün yerleşmesine hizmet eder.

Soru Cevap ile İSG Hukuku

İş kazası olmadıysa işten çıkarılmam yasal mı?

Evet, yasaldır. İş güvenliği sistemlerini (emniyet switchi, bariyer vb.) kasten devre dışı bırakmak, bir kaza yaşanmasa dahi iş yerini riske atmak demektir. Yargıtay, bu durumu "geçerli neden" olarak kabul eder ve işverenin iş akdinizi feshetme hakkı doğar.

Tazminatlarımı alabilir miyim?

Yargıtay'ın güncel görüşüne göre, eğer eylem doğrudan bir zarara veya büyük bir kaza riskine yol açmadıysa ancak bir kural ihlali ve genel risk oluşturduysa, bu eylem "geçerli neden" sayılır. Bu durumda işçi kıdem ve ihbar tazminatını alır ancak işe iade davasını kazanamaz. Eğer eylem çok ağır bir tehlike yarattıysa "haklı neden" sayılabilir ve tazminat hakkı da yanabilir.

"İşi hızlandırmak için yaptım" savunması geçerli mi?

Hayır. Hiçbir verimlilik artışı veya hız gerekçesi, can güvenliği kurallarının ihlalini meşrulaştırmaz. İş hukukunda iş güvenliği her zaman üretim miktarından daha önceliklidir. Bu tür bir savunma, suçun (ihlalinin) ikrarı niteliğindedir.

İşveren emniyet switchinin bozuk olduğunu biliyorsa ne olur?

Eğer arıza işçiden kaynaklanmıyorsa ve işveren bozuk makineyle çalışmaya zorluyorsa, bu durumda işverenin kusuru vardır. İşçi bu durumda çalışmaktan kaçınma hakkını (İSG Kanunu m. 13) kullanabilir. İşverenin bu nedenle yapacağı fesih geçersiz olur.

Sonuç

İş sözleşmesi, taraflar arasında sadece bir hizmet ve ücret alışverişi değil, aynı zamanda karşılıklı bir güven ilişkisidir. İşçinin iş güvenliği ekipmanlarına ve makinelerin emniyet sistemlerine müdahale etmesi, bu güven ilişkisini kökten sarsmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kararı, "zarar doğmasa dahi riskin varlığı feshin geçerliliği için kafidir" diyerek, İSG kurallarının pazarlık konusu edilemeyeceğini tescil etmiştir. Emniyet switchini devre dışı bırakmak, iş hukukunun emredici kurallarının ve genel hayat tecrübelerinin dışına çıkmaktır.

Sonuç olarak, teknolojik koruma sistemlerinin bertaraf edilmesi, işverenin yönetim hakkı ve denetim yükümlülüğü çerçevesinde kabul edilemez bir davranış olup, iş güvencesi kapsamında feshin geçerli kabul edilmesini sağlar. Şişman Hukuk Bürosu olarak, iş kazalarının önlenmesi ve hem işçi hem de işveren haklarının İSG standartları çerçevesinde korunması konusunda akademik ve pratik çözümlemeler sunmaktayız. Unutulmamalıdır ki, hukuk kuralları en çok hayatı korumak için vardır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2019/1463 E.. 2019/14376 Κ "İçtihat Metni" "Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin çalıştığı makina arıza yaptığında makineyi durdurmadan arızaya müdahele imkanı vermeyen emniyet switchini makina arıza yaptığında durdurmadan müdahale edebilmek amacıyla devre dışı bıraktığı ve iş akdinin bu nedenle feshedildiği uyuşmazlık dışıdır. Makinanın emniyet sisteminin devre dışı bırakılmasının herhangi bir olumsuzluk yaşanmasa bile iş güvenliğini riske sokacağı açıktır. Davacının feshe konu edilen eylemindeki amaç herhangi bir zarar meydana gelmiş olmamakla birlikte olaya özgü özellikler birlikte değerlendirildiğinde eylemin haklı neden ağırlığında değil ise de işyerinde olumsuzluklara yol açtığı sabit olup geçerli fesih nedenidir. Davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA..."