İş Sözleşmelerinde Haklı Fesih
İş hukuku uygulamalarında iş sözleşmelerinin feshi, taraflar arasında karşılıklı güvene dayalı olan ilişkiyi sonlandırma yetkisi bakımından büyük öneme sahiptir. Yargıtay kararları, işçi ve işverenin fesih yetkilerini belirlerken, haklı nedenin varlığı ve devamsızlık, ücretsiz izin gibi durumların hukuki niteliğini titizlikle ele almaktadır. Haklı nedenle fesih, işçi veya işverenin sözleşmeyi derhal sona erdirebilmesini sağlayan bir haktır ve iş ilişkisine zarar veren durumlar objektif iyiniyet ölçütleri çerçevesinde değerlendirilir. İş sözleşmesi, sadece işçi veya işverenin iradesine bağlı olarak değil, aynı zamanda kanunda sayılan haklı nedenlerin varlığına göre sona erdirilebilir. Bu bağlamda, işçi veya işverenin fesih iradesinin hukuka uygunluğu, ilgili maddeler ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Haklı fesih, süreli fesihlerde olduğu gibi, bozucu yenilik doğuran bir hak olup, fesih bildirimine karşı karşı tarafın kabulü gerekli değildir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri, işçi ve işverene haklı nedenle fesih hakkı tanımaktadır. İşçinin haklı nedenle fesih hakkı, iş sözleşmesinin işveren tarafından çalışma koşullarında esaslı değişiklikler veya ücret ödemelerinin aksaması gibi durumlarda kullanabilmesine imkan tanır. Öte yandan işveren, işçinin izinsiz veya geçerli mazeretsiz devamsızlığı gibi durumlarda iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Bu düzenlemeler, iş sözleşmesinin derhal sona erdirilmesini sağlayacak somut kriterleri ve süreleri belirlemektedir.
İşveren Feshi İlkeleri
İşveren tarafından haklı nedenle fesih, özellikle işçinin belirli sürelerde işe gelmemesi, görev başında uyuması veya işyerinde verim kaybına yol açacak davranışlarda bulunması gibi somut durumlara dayanır. İş Kanunu’nun 25. maddesinde devamsızlık, işverenin haklı fesih gerekçesi olarak açıkça düzenlenmiştir. Bu kapsamda, ardışık iki iş günü veya bir ay içerisinde belirlenen sayıdaki iş gününde işçinin işe gelmemesi, işverenin haklı fesih hakkını kullanmasına imkan verir. Ancak bu haklı nedenin varlığı, objektif ölçütler çerçevesinde somut delillerle desteklenmelidir. Devamsızlığın geçerli mazerete dayanması veya işçinin izinli olması halinde haklı fesih söz konusu olmayacaktır. İşçinin devamsızlığına dayalı fesih iddiası, işverence ispat yüküne tabi tutulmuştur ve Yargıtay kararları, bu ispatın delillerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
İşçi Feshi İlkeleri
İşçi açısından haklı fesih, işverenin tek taraflı olarak çalışma koşullarında değişiklik yapması veya işçiye zarar veren uygulamalarda bulunması durumunda ortaya çıkar. Özellikle işverenin işçiyi rızası dışında ücretsiz izne çıkarması, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshi niteliği taşır. İşçinin haklı feshi, kıdem tazminatı hakkı doğurur ve bu durumda işçinin fesih iradesi, işverenin feshi yerine geçer. İş Kanunu’nun 24. maddesi, işçinin haklı fesih hallerini sayarken, ücretsiz izin uygulamalarının iş şartlarında esaslı değişiklik oluşturduğu durumları özellikle kapsamaktadır. Bu düzenleme, işçiye fesih hakkı tanırken, işverenin tek taraflı uygulamalarına karşı işçinin korunmasını amaçlamaktadır.
Haklı fesih, işçinin yazılı veya sözlü beyanı ile gerçekleştirilebilir. Ancak bu fesih hakkının geçerli olabilmesi için işçinin fesih gerekçesini açık ve kanıtlanabilir şekilde ortaya koyması gereklidir. Yargıtay içtihatları, işçinin haklı feshi durumunda işverenin fesih iradesinin geçersiz sayılacağını ve işçinin kıdem tazminatına hak kazanacağını açıkça ifade etmektedir. Özellikle işverenin işçiye yazılı muvafakat almadan ücretsiz izin uygulaması, fesih iradesi açısından işverenin haksız uygulaması olarak değerlendirilir ve işçi bu durumda haklı nedenle fesih hakkını kullanabilir.
Devamsızlık ve İşveren Sorumluluğu
Devamsızlık, işverenin fesih yetkisini doğuran haklı nedenlerden biridir; ancak bu durumun geçerliliği objektif ölçütler ve tutanaklarla desteklenmelidir. İşçinin işe gelmediği tarihler, devamsızlık tutanakları ve tanık beyanları ile ispatlanmalıdır. Haklı fesih gerekçesi olarak devamsızlık ileri sürülüyorsa, işçinin bu devamsızlığı haklı bir nedene dayandırıp dayandıramadığı da değerlendirilmelidir. Geçerli mazeretleri olmayan devamsızlık, işverenin fesih yetkisini kullanmasını mümkün kılar. Ancak işçinin izinli veya ücretli izin kapsamında devamsızlık yapması durumunda haklı fesih söz konusu olmayacaktır. İşverenin bu durumdaki ispat yükümlülüğü, Yargıtay kararlarında defalarca vurgulanmış olup, işverenin haklı feshi destekleyecek somut deliller sunması zorunludur.
Ücretsiz İzin ve Fesih
Ücretsiz izin uygulaması, işçi açısından esaslı değişiklik niteliğinde olabilir. İşveren, işçiyi rızası dışında ücretsiz izne çıkardığında, bu uygulama işverenin tek taraflı feshi niteliğini kazanır. Bu durumda işçi, ücretsiz izni kabul etmediğini beyan ederek haklı nedenle fesih hakkını kullanabilir. Yargıtay kararları, işçiyi muvafakati olmadan yıllık veya ücretsiz izne çıkarma uygulamasının fesih iradesinin işverene ait olduğunu ve işçinin kıdem tazminatı hakkını doğurduğunu belirtmektedir. İşçi bu hakkını kullanırken, fesih tarihini ve gerekçesini açıkça ortaya koymalıdır. Ücretsiz izin uygulamaları, iş sözleşmesinin esaslı değişiklik yaratması nedeniyle işçi tarafından haklı fesih gerekçesi olarak kabul edilir.
Haklı Fesih ve Kıdem Tazminatı
Haklı nedenle fesih, kıdem tazminatı talebine doğrudan etki eder. İşçi, işverenin haksız feshi veya çalışma koşullarında esaslı değişiklik yaratacak uygulamaları nedeniyle sözleşmeyi feshettiğinde kıdem tazminatına hak kazanır. Öte yandan işveren, devamsızlık veya görev ihmali gibi haklı nedenlerle fesih yaparsa, işçi kıdem tazminatı talep edemez. Bu ayrım, feshi yapan tarafın iradesine ve fesih gerekçesine bağlıdır. Yargıtay kararları, iş sözleşmesinin işçi veya işveren tarafından haklı nedenle feshedilmesinin kıdem tazminatına etkisini açıkça belirlemektedir. Bu nedenle, haklı fesih iddiası her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
İspat Yükü ve Tarafların Sorumluluğu
İş hukuku uygulamalarında ispat yükü, fesih hakkının kullanılmasına doğrudan bağlıdır. İşveren, haklı nedenle fesih iddiasını delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Devamsızlık veya görev ihmali gibi gerekçeler, tutanak, tanık beyanı ve resmi belgelerle desteklenmelidir. İşçi ise işverenin uygulamalarını haklı fesih nedeni olarak ileri sürüyorsa, bunu kanıtlamakla sorumludur. Taraflarca getirilme ilkesi, yargılamada haklı fesih gerekçelerinin değerlendirilmesini belirler; hâkim, tarafların iddia etmediği hususları kendiliğinden dikkate alamaz. Bu nedenle, haklı fesih gerekçeleri ve delillerin usulüne uygun olarak sunulması esastır.
İş Hukuku ve Yargıtay İçtihatları
Yargıtay kararları, iş hukuku uygulamalarında haklı fesih kriterlerini detaylı şekilde ortaya koymaktadır. Ücretsiz izin, devamsızlık, işverenin haksız uygulamaları gibi durumlar, iş sözleşmesinin sona erdirilmesinde temel ölçütlerdir. Kararlar, işçi ve işverenin fesih iradesinin hukuka uygunluğunu, fesih gerekçesinin somut delillerle desteklenmesini ve kıdem tazminatı hakkının doğmasını ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Yargıtay, işverenin feshi hakkını devamsızlık ve görev ihmali ile sınırlandırırken, işçinin haklı fesih hakkını ücretsiz izin ve çalışma koşullarındaki esaslı değişiklikler üzerinden belirlemektedir. Bu yaklaşım, uygulamada benzer durumlarda yol gösterici niteliktedir.
Uygulamada Değerlendirme
Hukuki uygulamada, iş sözleşmesinin feshi durumunda öncelikle tarafların fesih iradesi ve gerekçesi tespit edilmelidir. Devamsızlık, ücretsiz izin, görev ihmali veya işverenin haksız uygulamaları somut delillerle değerlendirilir. İşçinin haklı feshi, kıdem tazminatı hakkını doğururken, işverenin haklı feshi, işçinin tazminat talebini sınırlar. Tarafların fesih gerekçeleri ve delillerin hukuka uygun sunulması, mahkeme kararlarında belirleyici rol oynar. Yargıtay içtihatları, bu hususlarda emsal teşkil eden uygulama örnekleri sunar ve hukukçulara yol gösterir.
Sonuç ve Hukuki Çıkarımlar
İş sözleşmelerinde haklı fesih, işçi ve işverenin fesih iradesine bağlı olarak farklı hukuki sonuçlar doğurur. Devamsızlık, ücretsiz izin, görev ihmali gibi durumlar, haklı fesih gerekçeleri olarak objektif ölçütlerle değerlendirilmelidir. İşçi, işverenin haksız uygulamalarına karşı haklı fesih hakkını kullanabilir ve kıdem tazminatı talep edebilir. İşveren ise devamsızlık ve görev ihmali gibi haklı nedenlerle fesih yapabilir. İspat yükü, tarafların iddialarına bağlıdır ve Yargıtay kararları, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesini zorunlu kılar. İş sözleşmelerinin feshi, tarafların iradesi, kanun hükümleri ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde hukuken güvence altına alınmıştır ve uygulamada doğru bir şekilde yorumlanması esastır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.
Hukuk Genel Kurulu 2023/1042 E. , 2024/44 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/45 E., 2020/89 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 13.03.2019 tarihli ve 2015/33044 Esas, 2019/5552 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki işçilik alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 32. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili; müvekkilinin aralarında asıl işveren- alt işveren ilişkisi bulunan davalılar nezdinde temizlik görevlisi olarak 21.08.2009 tarihinden iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiği 14.04.2012 tarihine kadar çalıştığını, davalı Belediyenin temizlik işleri müdürü ...’ın hiçbir sebep göstermeksizin 14.04.2012 tarihinde “Yarın işe gelme” dediğini ve bunun üzerine şefi ile görüşen müvekkiline ücretsiz izne çıkması konusunda baskı yapıldığını, kabul etmemesine rağmen 10 gün ücretsiz izne çıkartılan müvekkilinin haksız ve bildirimsiz olarak iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, işçiyi ücretsiz izne çıkarma hakkı olmayan işverenin bu davranışının sözleşmenin feshi olarak nitelendirilmesi gerektiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı ... (Belediye) vekili; davacının ihale ile iş alan diğer davalı şirket nezdinde robot vinç çöp toplama aracında çalıştığını, 22.04.2012 tarihinde gece çalışması sırasında bölgede yapılan denetimde görev başında uyuyarak görevini aksattığı ve iş kaybına yol açtığı tespit edilerek bu durumun tutanakla imza altına alındığını, savunması istenen davacının savunma yapmayıp işten ayrılmak istediğini beyan etmesi üzerine ayrılma konusunda aceleci davranmaması önce yıllık izne ayrılması ve izin dönüşü konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin kendisine bildirildiğini, ardından şirkete de bilgi verilerek davacının yıllık izne ayrıldığını ancak izin dönüş tarihi olan 07.05.2012 tarihinde davacının işbaşı yapmadığını, bu durumun tutanakla tespit edilip davalı şirkete bildirildiğini, davacının iş sözleşmesinin müvekkili Belediye tarafından feshedilmediğini, Belediyenin işçisi olmayan davacının talep ettiği alacaklardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
6. Davalı Beşkardeşler Temizlik İnşaat ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti. (Beşkardeşler A.Ş.) vekili; davacının 22.04.2012 tarihinde saat 00.50 civarında temizlik işleri müdürü tarafından iş sırasında uyurken görüldüğünü, savunma istenmesine rağmen savunma vermediğini ve talebi doğrultusunda 10 gün yıllık izin kullandırıldığını, izin bitimi sonrası 07.05.2012 tarihinde işbaşı yapmayan davacının 08.05-09.05.2012 tarihlerinde de devamsızlık yaptığının tutanaklarla tespit edildiğini, mazeretinin belgelendirilmesi yönünde gönderilen ihtarnameye rağmen karşı davacı mazeret bildirmediği gibi işbaşı da yapmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararı
7. Bakırköy 32. İş Mahkemesinin 12.10.2015 tarihli ve 2013/465 Esas, 2015/336 Karar sayılı kararı ile; 11.09.2009-14.04.2012 tarihleri arasında çalışan davacının işten ayrılış bildirgesinde çıkış kodunun 03 (istifa) olarak gösterildiğini, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre iş saatlerinde uyuması ve bu hâlde yakalanmasının ardından işe gelmeyerek iş sözleşmesini feshettiğinden ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücret alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı
8. Bakırköy 32. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
9. Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 13.03.2019 tarihli ve 2015/33044 Esas, 2019/5552 Karar sayılı kararı ile davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; “…2- Davacının işyerinde yaşadığı bir olumsuzluk sonrasında ücretsiz izne ayrıldığı, sonrasında da işe geri dönmediği, bir başka ifadeyle iş akdini işyerini terk suretiyle sona erdirdiği dosyadaki bilgi ve belgelerle sabittir.
Davacının terk tarihi itibariyle hak ettiği halde ödenmediği anlaşılıp hüküm altına alınan işçilik alacakları bulunduğuna göre terkin nedeni, ödenmeyen işçilik alacakları kabul edilerek davacının kıdem tazminatı talebinin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
10. Bakırköy 32. İş Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2019/45 Esas, 2020/89 Karar sayılı kararı ile; davacının devamsızlığı nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğinin tutanakta imzası bulunan ...'nin beyanları ile doğrulandığı, davacı tanıklarının feshe ilişkin bilgilerinin olmadığı, dava dilekçesinde davacının ücretlerinin ödenmemesi yönünde bir fesih sebebini ileri sürmeyerek iş sözleşmesinin işverence haksız ve sözlü olarak feshedildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatları talep ettiği dikkate alındığında işverenin ispat yükünü yerine getirerek devamsızlık sebebine dayalı olarak haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğini ispatladığı, ödenmeyen ücret alacağının bulunması nedeniyle iş sözleşmesinin eylemli olarak davacı tarafından sona erdirildiğinin kabul edilmesinin taraflarca getirilme ilkesine aykırı olduğu, ispat yükü üzerinde olan davalı işverenin haklı nedenin varlığını ispatladığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
11. Direnme kararı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından mı yoksa davacı işçi tarafından mı haklı nedenle feshedildiği, buradan varılacak sonuca göre davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
A. Davalı ... temyizi yönünden
13. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiş, Özel Dairece davalı vekilinin temyiz itirazları reddedilmiş ve bozma üzerine Mahkemece yapılan 24.09.2019 tarihli duruşmada davalı vekili önceki kararda direnilmesini talep etmiştir.
14. Bu durumda, ilk hükmü temyiz eden ancak temyiz itirazları reddedilen ve ayrıca direnme kararı verilmesini talep eden davalı ... vekilinin direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır.
15. Hukuki yarar ise dava şartı olduğu kadar temyiz istemi için de aranan bir şarttır.
16. Hâl böyle olunca davalı ... vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir.
B. Davacının temyizi yönünden
17. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin ve kavramların irdelenmesinde yarar vardır.
18. İş sözleşmesi, işçi ile işveren arasında kurulan ve her iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup işçi ile işveren arasında karşılıklı güvene dayanan kişisel ve sürekli bir ilişki yaratır. Bu nedenle işçi veya işveren taraflarından birinin davranışı ile bu güveni sarsması hâlinde güveni sarsılan tarafın objektif iyiniyet kurallarına göre artık bu ilişkiyi sürdürmesinin kendisinden beklenemeyeceği durumlarda iş sözleşmesi ile bağlı kalamayacağı gerçeğinden hareket eden kanun koyucu taraflara iş sözleşmesini haklı nedenle tazminatsız fesih hakkı tanımıştır.
19. İş sözleşmesi kural olarak feshi ihbar sonucu veya belirli bir süre için yapılmışsa bu sürenin dolmasıyla sona erer. Ancak İş Kanunu ve Borçlar Kanunu işçi ve işverene belirli veya belirsiz süreli bir iş sözleşmesini derhal ortadan kaldırma olanağını da tanımıştır. Bu yüzden işveren, işçiyi hemen işyerinden uzaklaştırabileceği gibi işçi de derhal işi bırakma yetkisine sahiptir. Buna karşılık işçinin veya işverenin, iş sözleşmesini hemen bozabilmesi için ortada haklı bir nedenin bulunmasına gerek vardır. İşte bu tür feshe, haklı nedenle fesih (derhal fesih veya süresiz fesih) adı verilir (Tunçomağ, Kemal/Centel, Tankut: İş Hukukunun Esasları, 5. Bası, İstanbul 2008, s. 204).
20. Haklı nedenle fesih hakkı da süreli fesih gibi bozucu yenilik doğuran bir hak olup bu hakların tüm özelliklerini taşır. Haklı nedenle fesih, karşı tarafın kabulüne gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanıyla iş sözleşmesini derhal sona erdirir.
21. 4857 sayılı İş Kanunu’nda (4857 sayılı Kanu) haklı nedenle feshin tanımı yapılmamış, ancak işçi ve işveren açısından haklı nedenler ayrı ayrı sayılmıştır. İşçiye belirli ya da belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme yetkisi veren nedenler 4857 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinde, işverene haklı nedenle derhal fesih yetkisi veren nedenler ise aynı Kanun’un 25 inci maddesinde düzenlenmiştir.
22. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenleyen 4857 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendinde, “İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” hâlinde, işverenin haklı fesih imkânı bulunduğu hüküm altına alınmıştır.
23. Burada fesih hakkını doğuran haklı neden, işçinin izinsiz veya geçerli bir mazereti olmadan belirli bir süre işine devam etmemiş olmasıdır. Haklı neden oluşturması için devamsızlık, kanunda öngörüldüğü gibi ardı ardına iki iş günü, bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü veya bir ayda üç iş günü sürmüş olmalıdır. İş günü tabiri, kanunen iş günü kabul edilen günler yanında sözleşmeyle iş günü kabul edilen günleri ve buna göre de toplu iş sözleşmeleriyle çalışılacağı öngörülen genel tatil günlerini de kapsar (Mollamahmutoğlu, Hamdi/ Astarlı, Muhittin/ Baysal, Ulaş: İş Hukuku, 6. Baskı, Ankara, 2014, s. 851).
24. İşçi devamsızlık yaptığı belirlenen günlerde izinli ise ya da devamsızlığı haklı bir nedene dayanmakta ise işine devam etmemiş olsa bile iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile feshedilmesi mümkün olmayacaktır. Devamsızlığı haklı kılan nedenlerin ise önceden sayımı ve tespiti mümkün olmayıp, her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerekir.
25. İşçinin devamsızlığına dayanak yaptığı olayın, haklı nitelik taşıyıp taşımadığı, olayın mahiyeti, işçinin içinde bulunduğu durum, işyerinin özellikleri ve gerekleri, gelenekler gibi hususlar dikkate alınarak objektif iyiniyet kurallarına göre tespit edilmelidir (Mollamahmutoğlu vd., s. 853).
26. Devamsızlığın haklı bir nedene dayandığını ileri süren işçi, bunu ispatla yükümlüdür.
27. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı istemediği hâlde 10 gün ücretsiz izne çıkartılmak suretiyle haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürmüş, davalılar vekilleri ise davacının talebi üzerine yıllık izne ayrıldığını ancak izin bitimi sonrası işbaşı yapmadığını savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının iş saatinde uyurken yakalanmasının ardından işe gelmeyerek devamsızlık yaptığı ve bu kapsamda da iş sözleşmesini feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazanmadığı kabul edilirken Özel Dairece davacının terk tarihi itibarıyla hak ettiği hâlde ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğu ve terk nedeni ödenmeyen işçilik alacakları olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
28. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukuki sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır.
29. Her ne kadar Özel Dairece iş sözleşmesini terk suretiyle sona erdiren davacının ödenmeyen ve hüküm altına alınan işçilik alacakları bulunduğundan terk nedeninin ödenmeyen işçilik alacakları olduğu kabul edilerek kıdem tazminatına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamından davacının yargılama boyunca iş sözleşmesini ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle feshettiğine dair iddiasının bulunmadığı iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini iddia ettiği görülmüştür.
30. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25 inci maddesinde düzenlenen "Taraflarca getirilme ilkesi" gereğince hâkimin kanunda öngörülen istisnalar dışında iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alması ve onları hatırlatabilecek davranışta bulunması dahi mümkün değildir. İşçilik alacaklarının tahsiline ilişkin eldeki davanın taraflarca getirtilme ilkesine tâbi olduğunda ise duraksama bulunmamaktadır (HGK 20.02.2020 tarihli ve 2016/(7)22 Esas, 2020/195 Karar). Bu nedenle Özel Dairenin, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedildiğine ilişkin bozma gerekçesi dosya kapsamına uygun değildir. Şu hâlde davacı iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini iddia ettiğine göre ispat yükü davalı işveren üzerinde olup işveren feshin haklı nedene dayandığını ispatlamalıdır (HGK 18.11.2021 tarihli ve 2019/(22)9-266 Esas, 2021/1462 Karar)
31. Dosya içerisinde davacının 22.04.2012 tarihinde gece yarısında yapılan bölge kontrolünde çöp toplama aracında görevi sırasında uyuduğunun, şoförün ikazına rağmen görevini yerine getirmediğinin ve hizmetin yer çöpü alınmayarak sadece robotlu vinç ile çöp konteynırları boşaltılmak suretiyle devam ettiğinin tespiti üzerine savunmasının istendiği ancak davacının herhangi bir açıklamada bulunmadığına ilişkin aynı tarihli tutanak ile 07.05.2012 tarihinden 09.05.2012 tarihine kadar işe gelmediğine ilişkin düzenlenmiş devamsızlık tutanakları ve talebi doğrultusunda 10 gün yıllık izin kullandığı ancak izin bitimi işbaşı yapması gereken 07.05.2012 tarihinde işbaşı yapmadığı, devamında da 08-09.05.2012 tarihlerinde işe gelmediği belirtilerek devamsızlığına ilişkin mazereti var ise bunu belgeleyen resmî evrakı işyerine ibraz etmesi, aksi takdirde iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin II numaralı bendinin (g) alt bendine göre feshedileceğini bildirir ihtarname bulunmaktadır.
32. Dinlenen davacı tanıklarının feshe ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunmamakta olup davalı tanıkları ise davacının görevi başında araç içinde uyurken yakalandığını, bu olaydan sonra kendi isteği ile işe gelmediğini ve işten ayrıldığını beyan etmişlerdir.
33. Bu kapsamda davalı tanıklarının davacının işini yaptığı sırada araç içinde uyuduğunu ve bu durumun tespit edilmesi üzerine işe gelmediğini, devamsızlık yaptığını ifade etmeleri tutulan devamsızlık tutanaklarını ve dolayısıyla davalı tarafın savunmalarını doğrular niteliktedir.
34. Sonuç itibarıyla davacı sabit olan devamsızlığını haklı kılacak bir mazeret veya sağlık raporu sunmadığına göre davalı işverence devamsızlık sebebiyle iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmakta olup kıdem tazminatı talebinin reddi gerekmektedir. Bu nedenle davacının işten çıkışının kod 3 (istifa) ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi, 20.05.2012 tarihine kadar sigorta primlerinin ödenmesi ve bordroların imzalı olması sonuca etkili bulunmamıştır.
35. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davacının işten ayrıldığı tarih itibarıyla ödemeyen işçilik alacakları bulunduğundan kıdem tazminatı talebinin kabulü gerektiği yönündeki Özel Daire bozma kararında belirtilen gerekçe ile direnme kararının bozulmasının yerinde olacağı görüşü ile; dosya kapsamında davalı işverenin haklı feshini gösteren bir vakıa ve delil bulunmadığı, davacının 4857 sayılı Kanun’un 22 nci maddesi uyarınca çalışma şartlarında esaslı değişiklik niteliğinde olan ücretsiz izin konusunda yazılı onayının olmadığı, bu durumun esasen işveren feshi olmakla birlikte Mahkeme ile Özel Daire arasında iş sözleşmesinin davacının feshettiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığından ücretsiz izin uygulamasının 4857 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine göre iş şartlarında esaslı değişiklik teşkil ettiğinden işçiye haklı nedenle fesih hakkı verdiği, buna göre de ücretsiz izni kabul etmeyen davacının haklı nedene dayalı feshi söz konusu olup kıdem tazminatına hak kazandığından direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşler Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
36. Hâl böyle olunca direnme kararı yerindedir.
37. Ancak davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE oy birliği ile (III-A),
Davacı vekilinin temyizi yönünden direnme uygun bulunduğundan işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE oy çokluğu ile (III-B),
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
31.01.2024 tarihinde kesin olarak karar verildi.