avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İŞTEN AYRILMA VE YOKSULLUK NAFAKASI

Boşanma davalarının mali ve sosyal sonuçlarından en önemlilerinden biri, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafa bağlanan yoksulluk nafakasıdır. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası, eşler arasındaki evlilik dayanışmasının boşanmadan sonra da belirli ölçüde devam etmesini amaçlayan sosyal koruma niteliğinde bir kurumdur. Ancak bu koruma hakkı sınırsız olmadığı gibi, eşlerin haksız kazanç kapısı haline getirilmesine veya dürüstlük kurallarına aykırı kullanılmasına da izin verilmez. Özellikle yüksek eğitim almış, üniversite mezunu, yabancı dil bilen ve yüksek gelirli bir işte çalışmakta olan bir eşin, boşanma davası sürecinde sırf nafaka alabilmek veya nafaka miktarını artırabilmek amacıyla işinden ayrılması (istifa etmesi), yargılamalarda sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır. Ceza hukukundaki dolandırıcılık veya aile hukukundaki dürüstlük kuralı sınırları gibi, yoksulluk nafakasında da "kendi kusuruyla yoksulluğa düşme" (self-induced poverty) ilkesi çok katı bir şekilde uygulanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin incelememize konu emsal bozma kararı; üniversite mezunu olan, bir yabancı dil bilen ve dava sürerken 4.500 TL gibi fahiş gelirli bir işten ayrılan kadının, işten kendi rızasıyla (istifa) mı yoksa işverenin tek taraflı feshiyle mi ayrıldığının SGK ve işyeri kayıtlarıyla araştırılmasının zorunlu olduğunu hükme bağlamış, bu yönde hiçbir araştırma yapmadan doğrudan kadına yoksulluk nafakası bağlayan yerel mahkeme kararını eksik inceleme gerekçesiyle bozmuştur.

Uygulamada yerel mahkemeler, "Kadın boşanma davası açtı ve şu an işsiz, o halde yoksulluğa düşmüştür" şeklinde son derece sığ ve yüzeysel bir yaklaşımla doğrudan yoksulluk nafakasına hükmetmektedir. Oysa bir kişinin yüksek eğitimli olması (üniversite mezuniyeti, yabancı dil bilgisi vb.) onun iş bulma kapasitesinin (istihdam edilebilirliğinin) ve mesleki gücünün çok yüksek olduğunu gösterir. Böyle bir kişinin, boşanma davası devam ederken mevcut yüksek gelirli işini bırakması, normal hayatın olağan akışına aykırı olup şüphe uyandırır. Eğer kadın, geçerli ve zorunlu hiçbir tıbbi veya yasal neden olmaksızın, sadece nafaka alabilmek saikiyle kendi özgür iradesiyle (istifa ederek) işten ayrılmışsa, kendi kusuruyla yoksulluğa düşmüş sayılır ve TMK 175 kapsamında yoksulluk nafakası hakkını tamamen kaybeder. Yargıtay'ın bu emsal kararı, aile mahkemelerine "SGK kayıtlarını ve işten ayrılış kodlarını derinlemesine inceleyin, gerçeği ortaya çıkarın" talimatı vererek, erkeklerin haksız ve muvazaalı nafaka talepleri altında ezilmesini önleyen muazzam bir adalet filtresi oluşturmuştur.

YOKSULLUK NAFAKASI YASAL ŞARTLARI

TMK'nın 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için üç temel yasal şartın birlikte gerçekleşmesi zorunludur: 1. Nafaka talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması, 2. Nafaka isteyen eşin boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten "daha ağır kusurlu" olmaması, 3. Nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmamasıdır.

Buradaki "yoksulluğa düşme" kavramı, kişinin asgari insani yaşam standartlarını (yeme, içme, barınma, giyinme, sağlık vb.) kendi gelir ve malvarlığıyla karşılayamayacak durumda olmasını ifade eder. Çalışma gücüne ve yeteneğine sahip olduğu halde keyfi olarak çalışmayan veya çalışan işini bilerek bırakan eş, yasal olarak yoksulluğa düşmüş kabul edilemez. Hukuk sistemi, çalışmamayı bir yaşam tarzı olarak seçen kişileri nafaka yoluyla ödüllendirmez.

EŞİN EĞİTİM VE KARİYER DURUMU

Nafaka yükümlülüğü takdir edilirken eşlerin eğitim seviyesi, meslekleri, yaşları ve fiziksel/ruhsal durumları mahkemece titizlikle analiz edilmelidir. Yüksek öğretim mezunu, nitelikli iş gücüne sahip ve yabancı dil bilen bir bireyin iş bulması, vasıfsız bir kişiye göre çok daha kolaydır.

Emsal kararımızda Yargıtay; "Davalı-davacı kadının üniversite mezunu olduğu, bir yabancı dil bildiği..." olgularını özellikle vurgulamıştır. Bu niteliklere sahip bir kadının toplumda istihdam edilme şansı fahiş oranda yüksektir. Dava açıldığı sırada prime esas kazancı 4.500 TL (karar tarihi itibariyle yüksek bir meblağ) olan saygın bir işte çalışan kadının, bu işi kaybetmesi olağanüstü bir durumdur. Hâkim, bu durumun arka planını araştırmadan "kadın işsiz kalmıştır" deyip geçemez.

KENDİ KUSURUYLA YOKSULLUĞA DÜŞME

Hukukun evrensel prensiplerinden biri olan "kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez" (dürüstlük kuralı - TMK m. 2) ilkesi, yoksulluk nafakasında da geçerlidir. Eşin bilerek ve isteyerek kendi mali durumunu kötüleştirmesi, kanunen korunmaz.

Eğer bir eş, sırf boşanma davasında haklı görünmek, yoksulluk nafakası almak veya tazminat miktarını etkilemek amacıyla mevcut işinden istifa etmişse, bu eylem "muvazaalı" ve kötü niyetlidir. Kendi kusuru ve iradesiyle yoksulluk tablosunu yaratan kişi, karşı taraftan bu durumun faturasını ödemesini talep edemez. Yargıtay, bu kötü niyetli istifaları engelleyerek yoksulluk nafakasının amacına uygun ve dürüstçe kullanılmasını güvence altına almaktadır.

İŞTEN AYRILIŞ NEDENLERİNİN İSPATI

Yargılama sürecinde tarafların iddiaları, resmi kurum kayıtlarıyla denetlenmelidir. Bir eşin işten "zorunlu sebeple" ayrıldığını iddia etmesi tek başına yeterli olmayıp, bu iddianın SGK işten ayrılış kodları ve işyeri özlük dosyasıyla doğrulanması şarttır.

Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatına göre işverenler, işten çıkan her işçi için "işten ayrılış bildirgesi" düzenlemek ve çıkış nedenini gösteren özel kodları (örneğin 03-İstifa, 04-Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden fesihi vb.) sisteme girmek zorundadır. Yargıtay kararında mahkemeye; "çalıştığı işyerinin SGK'dan sorulup tespit edilmesi ve işyerinden kendi isteğiyle mi, yoksa işverenin fesihi sonucu mu ayrıldığının işyerinden araştırılması..." talimatını vererek, maddi gerçeğe resmi evraklarla ulaşılmasını emretmiştir.

ADLİ ARAŞTIRMA VE EKSİK İNCELEME

Hukuk yargılamalarında eksik inceleme, hâkimin karar vermek için yeterli delil toplamadan, olayın karanlık noktalarını aydınlatmadan aceleyle karar vermesidir. Eksik incelemeyle kurulan hükümler Yargıtay tarafından mutlak surette bozulur.

Yerel mahkeme, kadının Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet döküm cetvelinde Haziran 2011'de işten ayrıldığını görmüş, ancak bunun "nedenini" araştırmamıştır. Kadının "Zorunlu nedenle ayrıldım" şeklindeki soyut beyanını doğru kabul ederek yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Oysa bu durumun işverene ve SGK'ya yazı yazılarak teyit edilmesi sadece birkaç haftalık basit bir yazışma sürecidir. Hâkimin bu araştırmayı yapmaması, adaleti eksik ve hatalı tecelli ettirmiştir; Yargıtay bu usul ihmalini affetmemiştir.

YARGITAYIN YOKSULLUK NAFAKASI KRİTERLERİ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı, aile mahkemelerinde nafaka takdirinde ezberleri bozan ve araştırma çıtasını en üst seviyeye çıkaran çok dengeli ve adil bir içtihattır. Karar, nafaka davalarında suistimalleri önleyen hukuki bir kalkandır.

Bu karar sayesinde, yüksek eğitimli ve kariyer sahibi eşlerin, sırf eski eşlerini cezalandırmak veya onlardan maddi intikam almak amacıyla işlerini bırakarak nafaka talep etmelerinin önüne geçilmiştir. Hukuk, gerçek anlamda yoksulluğa düşen, çalışamayacak durumda olan masum eşleri korumaya devam etmekte; ancak muvazaalı ve kötü niyetli nafaka avcılığı girişimlerini resmi SGK denetimleriyle tasfiye etmektedir. Adalet, hakkaniyet dengesini hassasiyetle sürdürmektedir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Üniversite mezunuyum ve yabancı dil biliyorum. Boşanma davam sürerken işten ayrıldım. Kesinlikle nafaka alamaz mıyım?

Eğer işinizden kendi isteğinizle (istifa ederek) veya sadece nafaka almak amacıyla ayrıldıysanız yoksulluk nafakası alamazsınız. Ancak işyeri kapandıysa, işveren sizi işten çıkardıysa veya çalışmanıza engel sağlık sorununuz (doktor raporuyla kanıtlı) varsa, eğitimli olsanız da yoksulluk nafakası alabilirsiniz. Durum SGK kodlarıyla araştırılır.

2. Eşim boşanma davası açtıktan hemen sonra çok iyi kazandığı işinden istifa etti ve şu an işsiz olduğunu söyleyerek nafaka istiyor. Ne yapmalıyım?

Mahkemeden derhal eşinizin SGK hizmet dökümünün istenmesini, çalıştığı son işyerine yazı yazılarak işten ayrılış bildirgesinin (çıkış kodunun) celbedilmesini talep edin. Eşinizin kendi isteğiyle (istifa koduyla) ayrıldığı resmi belgelerle kanıtlanırsa, mahkeme onun "kendi kusuruyla yoksulluğa düştüğünü" kabul ederek nafaka talebini reddedecektir.

3. SGK'daki hangi işten çıkış kodları nafaka hakkını korur, hangileri hakkı kaybettirir?

"03-İstifa" kodu veya işçinin kendi kusuruna dayanan "25-İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle feshi" gibi kodlar nafaka hakkını tehlikeye sokar. "04-Belirsiz süreli sözleşmenin işverence feshi", "17-İşyerinin kapanması" veya "18-İşin sona ermesi" gibi kodlar ise irade dışı işsizliği kanıtladığından nafaka hakkını korur.

4. Eğitimli ve meslek sahibi kadınlara hiçbir şekilde yoksulluk nafakası verilmez mi?

Hayır, böyle bir kural yoktur. Üniversite mezunu bir kadın da boşanma sürecinde ağır hastalık geçiriyor olabilir, çocuk bakımı nedeniyle çalışamıyor olabilir veya iş bulamamış olabilir. Buradaki kriter, kadının "çalışma gücüne sahip olduğu halde bilerek çalışmaması veya işini keyfi bırakması" durumudur. Gerçek yoksulluk her zaman korunur.

5. Mahkeme işten ayrılış nedenini araştırmadan doğrudan nafaka kararı verirse ne yapmalıyım?

Yerel mahkemenin bu eksik incelemeyle verdiği karara karşı yasal süresi içinde istinaf (ve sonrasında temyiz) kanun yoluna başvurmalısınız. Dilekçenizde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararını referans göstererek, SGK ve işyeri kayıtları araştırılmadan hüküm kurulmasının "eksik inceleme" nedeniyle bozma gerektirdiğini belirtmelisiniz.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2012/24151 E.. 2013/21700 Κ. "Davalı-davacı kadının üniversite mezunu olduğu, bir yabancı dil bildiği, boşanma davası sırasında prime esas aylık kazancı 4.500 TL. olan bir işte çalışmakta iken, 2011 yılı Haziran ayında işten ayrıldığı, dosyaya sunulan Sosyal Güvenlik Kurumunun hizmet döküm cetvelinden anlaşılmaktadır. Davalı-davacı kadın, zorunlu sebeple işinden ayrılmak zorunda kaldığını bildirmiştir. Çalıştığı işyerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan sorulup tespit edilmesi ve işyerinden kendi isteğiyle mi, yoksa işverenin iş akdini tek taraflı olarak feshetmesi sonucu mu ayrıldığının işyerinden araştırılması ve hasıl olacak sonucuna göre, yoksulluk nafakası takdirinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru bulunmamıştır."