avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İŞVERENİN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ÖDEVLERİ

İş kazaları, modern sanayi toplumunun ve çalışma hayatının en acı verici, yıkıcı ve hukuken en ağır sonuçlar doğuran gerçeklerinden biridir. Ülkemizde her yıl binlerce işçi, işyerlerinde meydana gelen kazalar neticesinde yaşamını yitirmekte veya kalıcı olarak engelli hale gelmektedir. Bir iş kazası sonrasında açılan maddi ve manevi tazminat davalarında (rücuen tazminat davaları dahil) en kritik hukuki mesele, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının saptanmasıdır. İşverenler, açılan davalarda genellikle işçinin çok tecrübeli olduğunu, işi en iyi bilen usta konumunda bulunduğunu, kendilerine defalarca eğitim verildiğini ve kazanın tamamen işçinin dikkatsizliğinden kaynaklandığını savunarak sorumluluktan kaçınmaya çalışırlar. Ayrıca, sektörde onlarca yıldır devam eden geleneklerin ve çalışma yöntemlerinin (örneğin baret takmamanın, iskelede emniyet kemeri bağlamamanın yaygın olması) varlığını ileri sürerler. Peki, işverenin iş sağlığı ve güvenliği (İSG) önlemlerini alma borcunun yasal sınırları nelerdir? İşçinin deneyimli oluşu veya sektördeki kötü alışkanlıklar işvereni sorumluluktan kurtarabilir mi? Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve sarsıcı kararı, işverenin İSG önlemi alma ödevinin dogmatik yapısını kesin kurallara bağlamaktadır. Karar uyarınca; İSG tedbirlerinin alınmasında esas olan husus hakkaniyet veya işverene maliyeti değil, bilimin, aklın ve fenne dayalı teknolojinin bu tedbiri gerekli görüp görmediğidir. İşverenler, işçinin tecrübesine veya kötü sektör geleneklerine güvenerek önlem almaktan çekinemezler. İşverenin önlem alma ödevi mutlaktır.

Uygulamada, ilk derece mahkemeleri ve bilirkişi heyetleri, kazaya uğrayan işçinin mesleki kıdemini veya ustalık belgesini göz önünde bulundurarak müterafik kusur (ortak kusur) indirimlerini fahiş oranlarda yapabilmekte, işverenin sorumluluğunu hafifletebilmektedirler. Oysa Yargıtay’ın bu emsal kararı, bu hatalı bakış açısını tamamen ortadan kaldırmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, işçinin işyerinde kendi kendisini koruması esasına göre değil, işverenin işçiyi koruması esasına göre dizayn edilmiştir. Bilim ve tekniğin geliştiği günümüz koşullarında, bir düşme veya uzuv kaybı riskini engelleyecek teknik bir tedbir (Örn: yaşam hattı, koruyucu muhafaza kafesi vb.) varsa, işveren bu tedbiri almak zorundadır. İşçinin "ben 20 yıllık ustayım, bana bir şey olmaz" diyerek emniyetsiz çalışması, işverenin bu emniyetsizliği engelleme borcunu ortadan kaldırmaz. İşveren, önlemleri sadece "almakla" yetinemez; bunları fiilen "uygulamak" ve işçilerin uymasını sağlamak amacıyla "uygulatmak" ve denetlemekle de mükelleftir. Bu yasal ödevin ihlali, işverenin kusursuza yakın ağır bir sorumlulukla tazminat ödemesini gerektirir.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİN DEF FELSEFESİ

İş sağlığı ve güvenliği hukuku, sadece teknik kurallardan oluşan bir mevzuat yığını olmayıp, temelini Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen "yaşama hakkı" ile "maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı"ndan alan insancıl bir hukuk disiplinidir.

İSG kurallarının temel felsefesi, üretim sürecinde insanın makineden, sermayeden ve kar hırsından daha değerli olduğu gerçeğine dayanır. Bu koruma felsefesi gereğince, işçi işyerinde emeğini sunarken sağlığından ve beden bütünlüğünden olmamalıdır. Hukuk düzenimiz, işçinin yaşamını ve sağlığını koruma görevini, üretim araçlarının mülkiyetine ve yönetim hakkına sahip olan işverene mutlak bir ödev olarak yüklemiştir.

İŞVERENİN ÖNLEM ALMA BORCUNUN NİTELİĞİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesi uyarınca işveren, iş ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek, sağlığını korumak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Bu borç, iş sözleşmesinin asli yan borçlarından biridir.

İşverenin önlem alma borcu, basit bir özen borcundan çok daha ağırlaştırılmış bir yükümlülüktür. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, işverenin önlem alıp almayacağı hususu, işverenin ekonomik gücüne veya bu önlemlerin kendisine getireceği mali yüke (hakkaniyet ölçülerine) göre belirlenemez. İşyerinde bir tehlike varsa ve bu tehlikeyi önleyecek bir teknoloji mevcutsa, işveren o önlemi almakla kanunen zorunludur. İşverenin bu borcu sınırlanamaz.

BİLİM VE TEKNİĞİN ÖNGÖRDÜĞÜ TEDBİRLER

İSG önlemlerinin belirlenmesinde en önemli hukuki ve teknik referans kaynağı, aklın, bilimin, fen ve tekniğin ulaştığı en son düzeydir. Mevzuatta açıkça yazılı olmayan bir tedbir dahi, bilimsel olarak kazayı önlemek için gerekliyse işveren tarafından alınmalıdır.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte iş kazalarını sıfıra indirmeyi amaçlayan yeni güvenlik donanımları (Örn: lazer tarayıcı emniyet bariyerleri, akıllı sensörler, ergonomik destek aparatları) üretilmektedir. İşverenler, mevzuatın eski tarihli olmasını veya bu yeni teknolojileri açıkça yazmamasını bahane edemezler. Aklın ve bilimin gerekli gördüğü her türlü yenilikçi koruma önlemi, işveren tarafından işyerine entegre edilmek zorundadır. Bilimsel gereklilik, yasal zorunluluğun önündedir.

DENEYİM VE DİKKAT SAVUNMALARININ GEÇERSİZLİĞİ

İş kazası tazminat davalarında işverenlerin en yaygın savunması: "İşçi çok tecrübeliydi, dikkatli çalışsaydı bu kaza olmazdı" şeklindeki mesleki kıdem savunmasıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu savunmayı kesin bir dille reddetmiştir.

İşçinin çok tecrübeli olması, işi en iyi bilen usta konumunda bulunması, işverenin İSG tedbiri alma ve denetleme yükümlülüğünü asla ortadan kaldırmaz veya hafifletmez. İnsan dikkatine dayalı koruma sistemleri her zaman hata yapmaya müsaittir; zira insan yorulabilir, dalgınlaşabilir veya anlık refleks kayıpları yaşayabilir. Bu nedenle işveren, işçinin dikkatine güvenerek koruyucu donanımları almaktan imtina edemez. Teknik önlemler, insan hatasını da tolere edecek şekilde (hata geçirmez sistemlerle) kurulmalıdır.

KÖTÜ ALIŞKANLIKLARIN HUKUKİ ETKİSİ YOKTUR

Çalışma hayatında, özellikle inşaat, maden ve metal gibi ağır sanayi kollarında nesilden nesile aktarılan hatalı, tehlikeli ve emniyetsiz çalışma yöntemleri ile kötü alışkanlıklar mevcuttur. İşçilerin baret takmayı "delikanlılığa" yakıştırmaması veya emniyet kemerini yük görmesi gibi gelenekler yaygındır.

İşverenler, bu kötü geleneklerin arkasına sığınarak: "Biz verdik ama işçiler takmıyor, sektörde adet böyle" diyerek sorumluluktan sıyrılamazlar. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı, işverenin önlem alma ödevini ve kusurunu etkilemez. İşveren, bu kötü alışkanlıkları yıkmak, gerekirse disiplin cezaları uygulamak ve emniyetsiz çalışmayı tamamen yasaklamakla yükümlüdür. İşyerinde emniyetsiz çalışma geleneğine izin vermek doğrudan işverenin kusurudur.

ALMAK UYGULAMAK VE UYGULATMAK YÜKÜMLÜLÜĞÜ

İşverenin İSG konusundaki yasal borcu üç aşamalı bir aksiyon planını zorunlu kılar. Bu aşamalar bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Sadece birini yapmak işvereni kurtarmaz.

1. **Önlemleri Almak**: Gerekli tüm koruyucu ekipmanları (baret, kemer, gözlük) ve teknik sistemleri satın almak ve hazır etmek.
2. **Önlemleri Uygulamak**: Alınan bu önlemleri işyerinde aktif hale getirmek, kurulumlarını yapmak ve işçilere doğru kullanım eğitimlerini vermek.
3. **Önlemleri Uygulatmak**: En önemli aşamadır. İşçilerin bu kurallara ve ekipmanlara tam olarak uyup uymadığını sürekli denetlemek, uymayanları uyarmak ve gerekirse iş akdini feshetmeye kadar varan yaptırımları kararlılıkla uygulamak. Denetlenmeyen önlem, önlem değildir.

TÜRK BORÇLAR KANUNU VE 6331 SAYILI YASA

İş sağlığı ve güvenliği alanında işverenin sorumluluğunun normatif çerçevesini çizen temel yasal düzenlemeler şu şekildedir:

TBK Madde 417/2 -
"İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür."

6331 Sayılı İSG Kanunu Madde 4/1 -
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; önlemlerin alınması, eğitim verilmesi, denetim yapılması ve tedbirlerin değişen şartlara uygun hale getirilmesini sağlar."

Bu emredici kurallar, işverene toplumsal ve yasal bir koruma görevi yükler.

HMK UYARINCA İLLİYET VE KUSUR

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, iş kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında kusur tespiti ve delillerin değerlendirilmesi usulü titiz bir yargılama süreci gerektirir. Mahkeme, HMK kuralları uyarınca şu aşamaları izler:

Yargılamada ilk olarak iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporu alınır. HMK uyarınca bilirkişiler, işverenin "almak, uygulamak ve uygulatmak" yükümlülüğünü tam olarak yerine getirip getirmediğini şantiye defterleri, eğitim katılım belgeleri ve denetim tutanakları üzerinden inceler. İşveren, ekipmanı teslim ettiğine dair "teslim-tesellüm fişi" sunmuş olsa dahi, bilirkişi işyerinde fiili bir denetim yapılıp yapılmadığını sorgular. Eğer işveren ekipmanı vermiş ama kullanımını denetlememişse, HMK delil değerlendirmesi uyarınca işverene ağır kusur verilir. İşçinin kendi dikkatsizliği ise ancak kaçınılmazlık veya işverenin tüm tedbirleri aldığı durumlarda sınırlı bir indirim sebebi olabilir.

HUKUKİ YORUMLAR VE TAZMİNAT ESASLARI

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı, işçi sağlığını koruma mücadelesinde yargının takındığı en net ve tavizsiz tavrı göstermektedir. Karar, işverenlerin ucuz ve geçersiz bahanelerin arkasına sığınmasını engellemiştir.

Sonuç olarak; işçilerin beden ve ruh bütünlüğünü korumak amacıyla işyerinde alınacak iş güvenliği önlemleri hakkaniyete göre değil, aklın, bilimin, fen ve tekniğin gereklerine göre belirlenir. İşverenler, işçinin tecrübeli oluşu, dikkatli çalışması veya sektördeki kötü alışkanlıklar gibi bahanelerle önlem almaktan kaçınamazlar. İşveren, yararlı her önlemi amaca uygun şekilde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdür. Yargıtay, bu kararla insan hayatına verilen değeri hukuki bir norm haline getirmiş ve Türk işçi sağlığı adaletine sarsılmaz bir sütun dikmiştir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. İşçiye baretini verdim ama kendisi takmadı ve kaza geçirdi. İşveren olarak sorumluluğum var mıdır?

Evet, sorumluluğunuz vardır. Yargıtay emsal kararı uyarınca, önlemi sadece "almak" (ekipmanı teslim etmek) yetmez. Bu önlemi "uygulamak ve uygulatmak" (denetlemek, takmasını zorunlu kılmak, takmayan hakkında disiplin işlemi yapmak) da işverenin mutlak borcudur. Denetlemediyseniz kusurlu sayılırsınız.

2. 20 yıllık çok tecrübeli bir ustamın yaptığı hata yüzünden kaza oldu, yine de ben mi sorumluyum?

Evet, tecrübeli işçinin varlığı işverenin önlem alma yükümlülüğünü kaldırmaz. İşveren, en tecrübeli işçinin dahi anlık hata veya dalgınlık yapabileceğini öngörerek, insan hatasını tolere edecek teknik güvenlik sistemlerini kurmak zorundadır.

3. Sektördeki tüm şantiyelerde iskeleler bu şekilde kuruluyor, bu durum bizi kurtarır mı?

Hayır, kurtarmaz. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin (emniyetsiz standartların) varlığı, işverenin önlem alma yükümlülüğünü etkilemez. Bilim ve teknik hangi tedbiri emrediyorsa, sektör geleneği ne olursa olsun o tedbiri almak zorundasınız.

4. İş kazası davasında işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk mudur?

Hayır, işverenin sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Ancak bu sorumluluk, aklın, bilimin ve tekniğin gerektirdiği tüm önlemleri alma borcu içerdiğinden "kusursuza yakın ağırlaştırılmış bir özen sorumluluğu" niteliğindedir. Fiilen işverenin kusursuz olduğunu kanıtlaması çok zordur.

5. İş kazası geçiren işçinin tazminat davasında hangi mahkeme görevlidir?

İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde ise bu davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri iş mahkemesi sıfatıyla bakar.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2015/7499 E., 2016/14265 K. "Bilindiği üzere, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların beden ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler."