avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

İŞYERİNDE MOBBİNGİN HUKUKİ UNSURLARI

İş hayatı, bireyin sadece ekonomik geçimini sağladığı bir alan değil, aynı zamanda gününün büyük bir bölümünü geçirdiği, sosyal ilişkiler kurduğu ve kişisel gelişimini sürdürdüğü en temel yaşam alanlarından biridir. İş sağlığı ve güvenliği kavramı, uzun yıllar boyunca sadece fiziki risklerin önlenmesi (makine koruyucuları, baret kullanımı vb.) olarak algılanmışsa da, modern iş hukuku ve insan hakları yaklaşımları, çalışanın ruhsal bütünlüğünün ve psikolojik sağlığının korunmasını da bu kapsama dahil etmiştir. İşyerlerinde çalışanların maruz kaldığı en sinsi, yıkıcı ve yaygın psikolojik risklerden biri "Mobbing" yani "İşyerinde Psikolojik Taciz"dir. Mobbing, çalışanın işyerindeki verimliliğini düşüren, onu yalnızlaştıran, özgüvenini yok eden ve nihayetinde işten kendi isteğiyle ayrılmasına (istifaya) zorlayarak kıdem tazminatından mahrum bırakmayı amaçlayan psikolojik bir terördür. Ancak hukuki zeminde, her kaba davranışın, işyerindeki her tartışmanın veya yöneticinin her sert eleştirisinin mobbing olarak kabul edilmesi, iş düzenini ve yönetim hakkını felce uğratacaktır. Hukuk düzeni, mobbing kavramını çok sıkı, objektif ve sosyolojik kriterlere bağlamıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere; bir eylemin mobbing olarak kabul edilebilmesi için süreklilik, sistemlilik ve hedef alma gibi temel unsurların bulunması şarttır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit (tekil) olarak meydana gelmiş kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranışlar mobbing olarak nitelendirilemez. Bu ayrım, hak arama özgürlüğü ile işyerinin yönetim sınırları arasındaki dengeyi kuran en kritik hukuki ölçüttür.

İŞYERİNDE PSİKOLOJİK TACİZ (MOBBİNG) KAVRAMININ YASAL TEMELLERİ

Türk hukukunda mobbing terimi, doğrudan bir kanun maddesiyle tanımlanmamış olmakla birlikte, yasal dayanaklarını T.C. Anayasası'ndan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'ndan ve 4857 sayılı İş Kanunu'ndan almaktadır. Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir" hükmü ile 56. maddedeki "Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlüdür" kuralları mobbinge karşı en üst koruma kalkanlarıdır. Özel hukuk boyutunda ise, Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi doğrudan işverenin işçinin kişiliğini koruma borcunu düzenlemektedir. Bu maddeye göre; "İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamak, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür." İşverenin bu borca aykırı davranması, işçiye tazminat ve haklı fesih hakları verir.

MOBBİNGİN HUKUKİ UNSURLARI VE YARGISAL KRİTERLER

Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca, bir eylemin işyerinde psikolojik taciz (mobbing) olarak kabul edilebilmesi için şu dört temel unsurun bir arada bulunması hukuken zorunludur: 1. **Hedef Alınma (Kişiselleştirme):** Taciz edici davranışların, işyerindeki genel olumsuz çalışma ortamından farklı olarak, belirli bir işçiye (mağdura) yönelik olarak şahsileştirilmesi gerekir. 2. **Süreklilik ve Belli Aralıklarla Sık Sık Tekrarlanma:** Eylemlerin süreklilik arz etmesi, zamana yayılması ve düzenli aralıklarla tekrarlanması gerekir. Doktrinde bu sürenin genellikle en az altı ay sürmesi gerektiği kabul edilmektedir. 3. **Sistemlilik (Planlılık):** Eylemlerin tesadüfi olmayıp, işçiyi işyerinden yıldırmak, pasifize etmek veya dışlamak amacıyla sistematik bir plan dahilinde uygulanması gerekir. 4. **Mağdurun Karşı Koyması ve Psikolojik Zarar:** Eylemlerin mağdurun rızası hilafına yapılması, onda ruhsal acı, çaresizlik, yoğun kaygı uyandırması ve iş performansını doğrudan engellemesi şarttır.

MOBBİNG KAPSAMINA GİREN YASADIŞI EYLEM VE DAVRANIŞLAR

İşyerinde psikolojik taciz, çok farklı yöntemlerle ve maskelenerek uygulanabilir. Yargıtay’ın da tanımladığı üzere mobbing; - **Çalışma şartlarını ağırlaştırma ve tecrit etme:** İşçinin masasının diğer çalışanlardan ayrılması, sosyal ortamlardan dışlanması, konuşma yasağı getirilmesi, yeteneklerinin çok altında veya üstünde anlamsız görevler verilmesi. - **Sözel ve psikolojik saldırılar:** İşçiye sürekli bağırılması, topluluk içinde ağır ve aşağılayıcı şekilde eleştirilmesi, alay edilmesi, hakkında dedikodular yayılması. - **Tehdit ve hakaret:** İş güvencesinin sürekli elinden alınacağı ("seni işten atarım" gibi) yönünde psikolojik baskı yapılması, ayrımcılığa maruz bırakılması. Bu eylemlerin tek bir yönetici tarafından yapılması (dikey mobbing) mümkün olduğu gibi, mesai arkadaşları tarafından grup halinde yapılması (yatay mobbing) da hukuken aynı yaptırımlara tabidir.

MOBBİNG SAYILMAYAN DURUMLAR: MÜNFERİT VE TEKİL DAVRANIŞLAR

Hukukta adalet ilkesi, işverenin yönetim hakkını da korumak durumundadır. İşverenin işi denetleme, işçiye talimat verme, verimsizlik durumunda haklı eleştirilerde bulunma ve performans puanı verme hakları mevcuttur. Her olumsuz eylemi mobbing saymak bu yönetim hakkını ortadan kaldıracaktır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin kararında çok net ifade edildiği üzere; "Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez." Örneğin, bir yöneticinin yoğun bir iş gününde işçiye bir kez kaba davranması, sesini yükseltmesi veya etik dışı bir kelime kullanması kuşkusuz hukuka aykırıdır, duruma göre hakaret suçu veya haksız fiil oluşturabilir; ancak bu tekil (münferit) olaylar "süreklilik ve sistemlilik" unsurlarını taşımadığından mobbing sayılamaz. Bu ayrım, hak uyuşmazlıklarının doğru nitelendirilmesi için hayati bir sınırdır.

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ KARARININ HUKUKİ ANALİZİ

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2019/1136 Esas ve 2019/4695 Karar sayılı ilamı, mobbing davalarındaki kafa karışıklıklarını ve kavram erozyonunu önleyen nitelikte rehber bir içtihattır. İlk derece mahkemeleri, davacı çalışanların maruz kaldığı her türlü kaba veya nezaketsiz davranışı doğrudan mobbing kabul ederek manevi tazminata hükmetme eğilimindeydi. Yargıtay bu kararıyla, mobbingin varlığı için katı bilimsel ve yasal kriterleri hatırlatmıştır. Üst mahkeme, süreklilik ve sistemlilik içermeyen münferit (ara sıra olan) nezaketsiz davranışların mobbing olarak adlandırılamayacağını vurgulamıştır. Bu bozma kararı, mobbing iddiasıyla açılacak tazminat davalarında iddiaların ne derece ciddi, zamana yayılmış ve kanıtlanabilir olması gerektiğini gösteren en güçlü yasal referanslardan biridir.

MOBBİNG NEDENİYLE İŞÇİNİN HAKLARI: TAZMİNAT VE HAKLI FESİH

İşyerinde sistematik olarak mobbinge maruz kaldığı tespit edilen bir işçinin İş Kanunu ve Borçlar Kanunu kapsamında çok güçlü yasal hakları doğar: - **Haklı Nedenle Fesih (Kıdem Tazminatı):** İşçi, İş Kanunu'nun 24/II maddesinde düzenlenen "ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller" uyarınca iş sözleşmesini derhal feshederek kıdem tazminatına hak kazanır. İstifa etmiş olsa bile mobbing varlığı halinde bu istifa haklı fesih sayılır. - **Manevi Tazminat:** TBK m. 417 uyarınca, işverenin kişiliği koruma borcuna aykırılığı nedeniyle işçinin yaşadığı derin ruhsal acı ve yıpranmanın karşılığı olarak manevi tazminat davası açılabilir. - **Maddi Tazminat:** Mobbing nedeniyle psikolojik sağlığı bozulan ve tedavi (psikiyatri, ilaç vb.) masrafı yapmak zorunda kalan veya iş gücü kaybı yaşayan işçi, maddi zararlarının tazminini de talep edebilir.

İŞ MAHKEMELERİNDE MOBBİNGİN İSPATI VE DELİL DURUMU

Mobbing davalarında en büyük zorluk ispat aşamasında yaşanır. Psikolojik taciz genellikle arkasında yazılı iz bırakmayan, gizlice veya imalı sözlerle yapılan bir eylemdir. Bu zorluğu aşmak amacıyla Yargıtay, mobbing davalarında "yaklaşık ispat" (kolaylaştırılmış ispat) kuralını kabul etmiştir. İşçinin, kendisine yönelik sistematik bir baskının varlığına dair güçlü emareler, tutarlı iddialar sunması yeterlidir; aksini (mobbing uygulamadığını) ispat yükü işverene geçer. Mobbingin ispatında kullanılabilecek deliller şunlardır: - Düzenli tutulan "Mobbing Günlüğü" (tarih, saat ve olayın detaylarının yazıldığı notlar), - Alınan psikiyatrik tedavi raporları, doktor reçeteleri ve vizite kağıtları, - İşyeri içi e-postalar, WhatsApp mesajları ve ses kayıtları (hak ihlalini kanıtlamak amacıyla alınan kayıtlar hukuka uygun delil sayılabilmektedir), - Görgü tanığı olan mesai arkadaşlarının mahkemedeki beyanları.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Her kaba davranış veya sert eleştiri mobbing (psikolojik taciz) sayılır mı?

Hayır, yöneticinin ara sıra yaptığı kaba, nezaketsiz davranışlar veya performans eleştirileri mobbing sayılmaz. Mobbing için süreklilik, sistemlilik ve hedef alma unsurları bulunmalıdır.

2. Mobbinge maruz kalan işçi kıdem tazminatı alarak işten ayrılabilir mi?

Evet, mobbinge uğrayan işçi iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek (İş Kanunu m. 24/II) kıdem tazminatını talep edebilir. İstifa dilekçesi vermiş olsa bile tazminat hakkı korunur.

3. Mobbing davası kimlere karşı açılabilir?

Mobbing davası, psikolojik tacizi doğrudan uygulayan yöneticiye veya mesai arkadaşına açılacağı gibi, gerekli önlemleri almayan işveren şirkete (tüzel kişiliğe) karşı da açılabilir.

4. İşyerinde mobbinge uğradığımı nasıl kanıtlayabilirim?

Yapılan baskıları gün ve saat belirterek not ettiğiniz günlükler, doktor/psikiyatrist raporları, varsa e-posta/mesaj kayıtları ve en önemlisi iş arkadaşlarınızın tanıklığıyla kanıtlayabilirsiniz.

5. Mobbing nedeniyle açılacak manevi tazminat davasında zamanaşımı nedir?

Mobbing nedeniyle Borçlar Kanunu 417 uyarınca açılacak sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi 10 yıldır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
"...Mobbingin meydana gelebilmesi için bir kimsenin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir..." "...Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez." Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2019/1136 E., 2019/4695 K.