İZİNSİZ KAZI SUÇUNDA SİT ALANI
Ülkemiz, sahip olduğu köklü tarihi geçmiş ve medeniyetler beşiği olması niteliğiyle zengin kültür ve tabiat varlıklarına ev sahipliği yapmaktadır. Bu varlıkların korunması, gelecek nesillere aktarılması ve yasa dışı yollarla tahrip edilmesinin veya yurt dışına kaçırılmasının önlenmesi amacıyla 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Anılan kanun kapsamında, sit alanları veya korunması gerekli kültür varlığı alanları devlet tarafından tescil edilerek koruma altına alınmaktadır. Ancak uygulamada ceza mahkemelerinde görülen izinsiz kazı davalarında, kazılan yerin sit alanı veya tescilli bir kültür varlığı sahası olmaması durumunda eylemin suç teşkil edip etmeyeceği hususunda yanlış hukuki nitelendirmeler yapılabilmektedir. Yargıtay’ın kararlı ve net içtihatları çerçevesinde, kültür varlığı bulmak amacıyla yapılan izinsiz kazı eylemleri, kazılan yerin sit alanı olup olmamasından bağımsız olarak her durumda suç teşkil eder. Kazı yapılan yerin sit alanı olması veya olmaması durumu, suçun oluşmasını engelleyen bir unsur olmayıp, sadece faile verilecek ceza miktarının belirlenmesinde ve cezada indirim yapılıp yapılmayacağının tespitinde önem arz eden usuli bir kriterdir.
KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNUN GENEL AMACI
2863 sayılı Kanun, taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını, bunlara yönelik yapılacak araştırma, kazı ve sondajların devlet denetimi altında yürütülmesini amaçlar. Yasa uyarınca, toprak altında, su altında veya yüzeyde bulunan ve tarih öncesi veya tarihi dönemlere ait olan bilimsel, kültürel veya sanatsal değeri bulunan tüm varlıklar devlet malı niteliğindedir. Dolayısıyla, kişilerin kendi mülklerinde dahi olsa, devletten izin almaksızın kültür varlığı aramak amacıyla kazı yapmaları kamu mülkiyetine ve kamu sağlığına yönelik bir ihlal olarak kabul edilir. Kanun koyucu, bu hassas varlıkların amatör veya kar amacı güden kişilerce tahrip edilmesini önlemek amacıyla izinsiz kazıları ağır hapis cezası yaptırımına bağlamıştır.
İZİNSİZ KAZI SUÇUNUN TANIMI VE MADDİ UNSURLARI
2863 sayılı Kanunun 74. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen izinsiz kazı suçu, kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı veya sondaj yapılmasıyla oluşur. Bu suçun maddi unsuru, kazı yapma fiilidir. Kazının derinliği, genişliği veya kazı sırasında herhangi bir tarihi esere ulaşılıp ulaşılamamış olması suçun tamamlanması açısından önem taşımaz. Eylemin kazma ve araştırma faaliyeti şeklinde fiilen başlamış olması suçun oluşumu için yeterlidir. Bu yönüyle izinsiz kazı suçu, bir somut zarar suçu değil, tehlike suçudur. İzin makamı Kültür ve Turizm Bakanlığı olup, bu bakanlıktan veya ilgili idari birimlerden usulüne uygun ruhsat veya izin belgesi alınmaksızın yapılan her türlü arkeolojik amaçlı kazı hukuka aykırıdır.
KAZILAN YERİN NİTELİĞİ VE SİT ALANI AYRIMI
Uygulamada sıklıkla düşülen yanılgı, sadece tescilli arkeolojik sit alanlarında veya sit alanı sınırları içerisinde yapılan kazıların suç oluşturduğu, bunun dışındaki şahsi arazilerde veya sıradan alanlarda yapılan kazıların ise suç teşkil etmeyeceğidir. Yargıtay kararında bu husus açıkça düzeltilmiştir. İzinsiz kazı suçunun oluşabilmesi için, kazı yapılan yerin sit alanı veya kanuna göre korunması gerekli başka bir yer olması zorunlu değildir. Kültür varlığı bulma amacıyla izinsiz kazı yapılması eylemi, coğrafi konumdan bağımsız olarak her yerde suçtur. Kazılan yerin sit alanı olmaması, eylemi suç olmaktan çıkarmaz; sadece cezanın belirlenmesinde fail lehine bir indirim sebebi oluşturur.
SUÇUN MANEVİ UNSURU OLARAK KÜLTÜR VARLIĞI ARAMA KASTI
İzinsiz kazı suçunun manevi unsuru doğrudan kasttır. Ancak bu suçta failin belirli bir amaçla hareket etmesi aranır. Failin kastının "kültür varlığı bulmak" (define aramak, tarihi eser bulmak) olması şarttır. Tarımsal amaçlarla toprak kazılması, inşaat temeli açılması, su kuyusu veya havuz yapılması gibi meşru amaçlarla yürütülen kazı faaliyetlerinde kültür varlığı arama kastı bulunmadığından, bu eylemler 2863 sayılı Kanunun 74. maddesi kapsamına girmez. Manevi unsurun tespiti için sanıkların aşamalardaki ifadeleri, kazı sırasında kullanılan aletlerin niteliği (dedektör, hilti, fırça gibi definecilik aletleri) ve kazı mahallinin özellikleri incelenir. Değerli bir şey bulma ümidiyle kazı yapıldığının ikrar edilmesi veya suçüstü yakalanma anındaki fiili durum kastın varlığını kesin olarak kanıtlar.
KANUNİ CEZA MİKTARLARI VE SİT DIŞI ALANLARDA CEZA İNDİRİMİ
2863 sayılı Kanunun 74. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, sit alanlarında veya korunması gerekli alanlarda yapılan izinsiz kazılar için temel ceza belirlenmiştir. Aynı fıkranın ikinci cümlesinde ise, kazı yapılan yerin sit alanı veya korunması gerekli yerler dışında kalması halinde verilecek temel cezadan indirim yapılacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla mahkemece yapılacak usuli işlem; öncelikle sanıkların eylemine uyan temel cezayı sit alanında kazı yapılmış gibi belirlemek, ardından kazı mahallinin tescilli sit alanı veya korunması gerekli yerlerden olmadığını saptayarak yasanın ilgili cümlesi uyarınca indirim uygulamaktır. Yerel mahkemenin, alanın sit alanı dışı kalması nedeniyle beraat kararı vermesi yasanın sistematiğine tamamen aykırıdır.
CEZA HUKUKUNDA SUÇÜSTÜ YAKALANMA VE DELİL DEĞERLENDİRİLMESİ
İncelemeye konu somut olayda sanıklar, kazı yaptıkları esnada kolluk kuvvetlerince suçüstü yakalanmışlardır. Sanıkların karakol, savcılık ve mahkeme aşamalarında verdikleri ifadelerde, kıymetli ve tarihi değeri olan objeler bulmak ümidiyle kazı yaptıklarını açıkça beyan ve ikrar ettikleri görülmektedir. Ceza muhakemesinde suçüstü yakalanma ve sanıkların birbiriyle uyumlu ikrarları, suçun sübuta erdiğini gösteren en güçlü delillerdendir. Kazı alanının sit alanı dışında kalması gerekçesiyle eylemin suç oluşturmadığına karar verilmesi, maddi gerçeğe ulaşmayı hedefleyen ceza yargılamasının temel ilkeleriyle bağdaşmaz. Yargıtay, bu hukuki hata nedeniyle beraat kararını bozarak sanıkların cezalandırılması gerektiğine hükmetmiştir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, eğer kazı "kültür varlığı bulmak" amacıyla ve izinsiz olarak yapılıyorsa, kazılan yerin sit alanı olup olmamasından bağımsız olarak her durumda suç teşkil eder.
Hayır, izinsiz kazı suçu bir tehlike suçudur. Kazı sırasında herhangi bir tarihi eser veya kültür varlığı bulunmasa dahi, kazı fiilinin başlamasıyla suç tamamlanır.
Kültür varlığı aramak amacıyla izinsiz kazı yapanlar hapis cezası ile cezalandırılır; kazılan yerin sit alanı dışında olması durumunda cezada kanuni indirim uygulanır.
Sit alanı içinde yapılan kazılarda kanundaki en üst sınır üzerinden ceza verilirken, sit alanı dışındaki kazılarda 2863 sayılı Kanunun 74/1-2. cümlesi uyarınca ceza indirimi yapılır.
Yerel mahkemenin, kazı alanının sit alanı dışında kaldığı gerekçesiyle eylemin suç oluşturmadığına karar verip beraat hükmü kurmasının yasaya aykırı bulunmasıdır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.