avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

KABA SÖZLER VE HAKARET SUÇUNUN SINIRLARI

Hukuk düzeni, bireylerin onur, şeref ve saygınlığını korurken aynı zamanda kişilerin ifade özgürlüğünü (freedom of expression) ve günlük sosyal ilişkilerin getirdiği sertlikleri de göz önünde bulundurmak zorundadır. Ceza hukukunun en sık yargılamaya konu olan başlıklarından biri, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 125. maddesinde düzenlenen "Hakaret Suçu"dur. Yasa maddesi uyarınca hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle kişinin şeref ve haysiyetine saldırmaktır. Ancak günlük hayatta, iş yerinde veya sokaktaki gergin tartışmalarda sarf edilen her kırıcı, kaba veya nezaket dışı sözün doğrudan hakaret suçu sayılarak cezalandırılması, ceza hukukunun "son çare" (ultima ratio) olması ilkesine tamamen aykırıdır. Tartışma sırasında söylenen "terbiyesiz, ukala ukala sırıtma karşımda" gibi ifadeler, muhatabı için rahatsız edici, kırıcı ve nezaket dışı davranışlar olsa da, kişinin toplumsal şeref ve onurunu lekeleyecek, onu toplum nezdinde küçük düşürecek (rencide edici) boyutta değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin hakaret suçunun hukuki sınırlarını ve ifade hürriyetini koruma dengesini mükemmel bir şekilde kuran bu tarihi emsal kararı; "terbiyesiz, ukala ukala sırıtma karşımda" şeklindeki sözlerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edecek ağırlıkta olmadığını, bunların sadece kaba ve nezaket dışı birer davranış niteliğinde olduğunu belirterek, hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle yerel mahkemenin mahkûmiyet kararını bozmuş ve sanığın beraat etmesi gerektiğini kesin olarak hükme bağlamıştır.

Uygulamada ve adli süreçlerde, savcılıklar ve alt derece mahkemeleri, en küçük bir sert kelimeyi ("saygısız", "ukala", "terbiyesiz" gibi) doğrudan hakaret sayarak binlerce haksız dava açmakta ve vatandaşlara adli para veya hapis cezaları vermektedir. Bu durum adliye sistemini fahiş şekilde meşgul ettiği gibi, ceza hukukunun caydırıcılık amacını da sulandırmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu kararı, bu hatalı gidişata çekilmiş sarsılmaz bir hukuki settir. Kararda açıkça vurgulandığı üzere, bir sözün hakaret sayılabilmesi için o sözün muhatabın onur, şeref ve haysiyetini doğrudan hedef alması, onu aşağılaması veya küçük düşürmesi gerekir. Kaba davranmak, saygısızlık etmek veya nezaket kurallarına aykırı konuşmak ahlaki veya disiplin yönünden eleştirilebilir; ancak devletin ceza gücünü (criminal law power) devreye sokacak birer suç sayılamaz. Bu karar, sosyal yaşamın olağan gerilimlerinde söylenen kaba sözlerin ceza yargısına taşınmasını engelleyen, ifade özgürlüğünü koruyan ve hakaret suçunda 'aşağılama kastı' kriterini en doğru şekilde tanımlayan anıtsal bir rehberdir. Karar, adliye koridorlarında kaba davranışları suçtan ayıran sarsılmaz bir pusuladır.

HAKARET SUÇUNUN YASAL TANIMI VE UNSURLARI

TCK'nın 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun oluşması için; fiilin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte olması şarttır.

Bu rencide edicilik, objektif olarak toplumun genel ahlak ve saygı kurallarına göre belirlenir. Suçun manevi unsuru ise genel kast olup, failin mağduru bilerek ve isteyerek aşağılama amacıyla hareket etmesidir. Rencide edici olmayan, sadece sinirlilik ve kabalık belirten sözlerde bu suç kurulamaz.

KABA VE NEZAKET DIŞI SÖZLER KAVRAMI

Ceza hukuku doktrininde ve Yargıtay içtihatlarında, 'kaba ve nezaket dışı davranışlar' hakaret suçundan tamamen ayrı tutulmaktadır.

Nezaket dışı, saygısız veya kırıcı sözler (örneğin 'ukala', 'terbiyesiz', 'saygısız', 'sırıtma karşımda' gibi ifadeler) ahlaken hoş karşılanmasa bile ceza hukuku anlamında suç teşkil etmez. Hukuk düzeni, ahlaki kusurları veya terbiyesizlikleri doğrudan cezalandırma amacı gütmez.

UKALA VE TERBİYESİZ SÖZLERİNİN ANALİZİ

Somut olayda sanık, katılana yönelik olarak 'terbiyesiz, ukala ukala sırıtma karşımda' ifadelerini kullanmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bu kelimelerin mağdurun şeref ve onuruna yönelik ağır bir saldırı (sövme) veya aşağılama niteliğinde olmadığını tespit etmiştir. Bu sözler, sadece sanığın o andaki kızgınlığını ve kaba üslubunu yansıtan nezaket dışı beyanlardır. Rencide edici boyutu olmadığı için hakaret oluşturmaz.

CEZA HUKUKUNUN SON ÇARE OLMASI İLKESİ

Ceza hukuku, toplumsal düzeni sağlamada en son başvurulacak çaredir (ultima ratio ilkesi). Her ahlaki hata hapisle cezalandırılamaz.

Bireyler arasındaki her kaba sözlü tartışmaya devletin ceza hukukuyla müdahale etmesi, hem özgürlükleri kısıtlar hem de adli mekanizmayı tıkar. Yargıtay, bu kararıyla ceza hukukunun bu asil sınırını korumuş, kabalık ile suç arasındaki o hassas çizgiyi koruma altına almıştır.

İFADE HÜRRİYETİNİN KORUNMASI

Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) kapsamında güvenceye alınan ifade özgürlüğü, sadece hoşa giden değil, sarsıcı ve rahatsız edici sözleri de kapsar.

Kişilerin tartışmalarda rahatsız edici veya sert üslup kullanmaları, başkalarını kızdırabilir. Ancak bu üslubun doğrudan hakaret sayılarak mahkûmiyet konusu yapılması ifade özgürlüğünü ağır şekilde zedeler. Yargıtay, ifade özgürlüğünün bu sarsıcı sınırını da bu kararla savunmuştur.

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ İÇTİHADININ ETKİSİ

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, hakaret davalarında alt derece mahkemeleri için son derece net ve bağlayıcı bir sınır çizgisidir.

Artık adliyelerde 'ukala' veya 'terbiyesiz' kelimeleri yüzünden insanların mahkûm edilmesinin önüne geçilmiştir. Hâkimler, sözlerin kaba mı yoksa gerçekten şerefi rencide edici mi olduğunu bu içtihat doğrultusunda titizlikle analiz etmeli ve hak edilen beraat kararlarını korkusuzca vermelidir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Bir tartışmada bana 'Terbiyesiz, ukala karşımda sırıtma' dediler. Hakaret davası açarsam ceza alırlar mı?

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin emsal kararına göre, bu sözler hakaret suçunu oluşturmaz. Bu ifadeler 'kaba ve nezaket dışı davranış' kapsamında kabul edildiğinden, açacağınız hakaret davası büyük olasılıkla sanığın beraatiyle sonuçlanacaktır.

2. Hakaret davası açabilmem için söylenen sözün hangi ağırlıkta olması gerekir?

Söylenen sözün veya yapılan davranışın, sizin onur, şeref ve toplumsal saygınlığınızı doğrudan rencide edecek, sizi toplum nezdinde küçük düşürecek veya aşağılayacak nitelikte (örneğin küfürler, hırsızlık/namussuzluk gibi asılsız suçlamalar) olması şarttır.

3. 'Saygısız', 'nankör', 'beceriksiz' gibi kelimeler hakaret suçunu oluşturur mu?

Yargıtay yerleşik içtihatlarında 'saygısız', 'nankör', 'beceriksiz', 'karaktersiz' gibi kelimeleri de doğrudan hakaret saymamakta, bunları eleştiri, kabalık veya nezaket dışı sözler kapsamında değerlendirerek beraat kararı vermektedir.

4. Hakaret suçu şikayete tabi midir? Şikayet süresi ne kadardır?

Evet, hakaret suçu (kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hariç) şikayete tabidir. Şikayet süresi, mağdurun hakaret eylemini ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 aydır. Bu sürenin geçirilmesi durumunda şikayet hakkı düşer.

5. Hakaret davası açtıktan sonra vazgeçersem süreç nasıl etkilenir?

Hakaret suçu şikayete tabi olduğu için, soruşturma veya kovuşturma (mahkeme) aşamasında şikayetten vazgeçtiğinizi (feragat) beyan ederseniz, kamu davası doğrudan düşer ve sanık hakkında ceza verilmez.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/20036 Ε., 2022/20832 Κ. "Sanığın olay sırasında katılana söylediği iddia ve kabul olunan "terbiyesiz, ukala ukala sırıtma karşımda" şeklindeki sözlerin, mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı davranış niteliğinde olduğu, böylelikle hakaret suçunun unsurlarının oluşmaması karşısında; sanığın beraati yerine, yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, "dır.