KAÇAK GÖÇMEN İSTİHDAMI GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI
Küreselleşme, bölgesel savaşlar ve ekonomik istikrarsızlıklar, dünya genelinde kitlesel göç hareketlerini tetiklerken, ülkemizin jeopolitik konumu nedeniyle yasal olmayan yollarla sınırlardan sızan kaçak göçmenlerin sayısı da her geçen gün artmaktadır. Bu durum, kamu düzenini ve ulusal güvenliği korumak amacıyla ihdas edilen ceza hukuku önlemlerinin önemini artırmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 79. maddesinde düzenlenen "Göçmen Kaçakçılığı" suçu, yasal olmayan yollarla bir göçmenin ülkeye girmesine veya ülkede kalmasına imkan sağlamaktır. Uygulamada, bazı işletme sahipleri (çiftçiler, fabrika sahipleri), yasal olmayan yollarla ülkeye giren ve oturma/çalışma izni olmayan kaçak göçmenleri (Örn: Afganistan uyruklu şahısları), durumlarını bildikleri halde ucuza çalıştırmakta ve barınmalarına, ülke içinde ulaşımlarına aracılık etmektedirler. Bu işverenler, eylemlerinin sadece idari bir para cezası gerektiren "kaçak işçi çalıştırma" kabahati olduğunu savunarak ceza davalarından kurtulmaya çalışmaktadırlar. Oysa Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve tarihi kararı, kaçak göçmenlerin istihdam edilmesi ve sevklerine aracılık edilmesinin doğrudan TCK m. 79 kapsamındaki göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturduğunu ilan etmektedir. İşverenin bu sayede vergi ve sigorta masraflarından kurtulması, kaçak işçinin sınır dışı edilme korkusuyla hak talep edememesi ve tazminat yükümlülüğünün olmaması gibi durumlar doğrudan haksız bir "menfaat" niteliğindedir. Karar uyarınca; kaçak göçmen çalıştıranlar hapis cezasıyla yargılanır.
Uygulamada, çiftliğinde yasal izinleri olmayan Afgan uyruklu bir kaçak göçmeni çalıştıran ve onun kendi aracıyla bir şehirden diğerine gitmesine yardımcı olan bir tarım işletmesi sahibi hakkında kolluk güçlerince yakalama yapılmaktadır. İşletme sahibi hakkında asliye ceza mahkemesinde "Göçmen Kaçakçılığı" suçundan kamu davası açılmaktadır. Sanık savunmasında "ben sadece insani amaçlarla iş verdim, karnını doyurdum, amacım kaçakçılık yapmak veya ülkeye sokmak değildi, göçmen kaçakçıları sınırdan para karşılığı insan taşıyanlardır, ben tarım işçisi çalıştırdım" şeklinde savunma yapmaktadır. İlk derece mahkemeleri de bazen sanığın bu savunmasına itibar ederek "doğrudan maddi kazanç elde etme kastının saptanamadığı" gerekçesiyle beraat kararı verebilmekteydi. Oysa Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bu kararları bozmaktadır. Sigortasız çalıştırma avantajı, sınır dışı edilme korkusuyla tazminatsız işten atabilme gücü dolaylı ve haksız bir menfaattir. Göçmenin ülkede kalmasını kolaylaştırmak suçu tamamlar.
GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI VE YASAL ÇERÇEVESİ
Göçmen kaçakçılığı suçu, uluslararası örgütlü suçlarla mücadele kapsamında kamu düzenini ve insan onurunu korur.
Bu suç, göçmenlerin hayatı veya vücut bütünlüğü bakımından bir tehlike oluşturmasa dahi, devletin egemenlik haklarına ve yasal sınır rejimine yapılan ağır bir tecavüzdür. Suçun oluşması için göçmenin ülkeye sokulması kadar, ülkede kalmasının kolaylaştırılması da yeterlidir.
TCK YETMİŞ DOKUZUNCU MADDE
Göçmen kaçakçılığı suçunu ve cezai yaptırımlarını düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesinin ilgili hükümleri şöyledir:
TCK Madde 79/1 -
"Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan; a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkân sağlayan, ... kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır."
Bu suçun cezası paraya çevrilemeyecek kadar ağırdır.
KAÇAK İSTİHDAMIN GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINA ETKİSİ
İkamet veya çalışma izni olmayan yabancıların istihdam edilmesi, onların ülkede kaçak olarak barınabilmesini sağlayan en büyük faktördür.
İşveren, kaçak olduğunu bildiği bir yabancıya iş ve barınak sağlayarak, onun yasal olmayan yollardan ülkede kalma iradesini doğrudan desteklemekte ve kolaylaştırmaktadır. Bu eylem, kaçak işçi çalıştırmanın ötesinde, göçmenin yasadışı kalışını finanse eden ve imkan sağlayan ceza hukuku ihlalidir.
DOĞRUDAN VEYA DOLAYLI MENFAAT KAVRAMI
Göçmen kaçakçılığı suçunun oluşması için failin "doğrudan veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla" hareket etmesi gerekir.
Uygulamada menfaatin sadece göçmenden elden alınan para olduğu yönündeki dar yorumlar yanlıştır. İşverenin sigortasız işçi çalıştırması nedeniyle sigorta primleri ve vergilerden tasarruf etmesi, piyasa ücretinin çok altında çalıştırma yapması dolaylı birer maddi menfaattir. Hukuk, bu dolaylı kazancı menfaat olarak kabul eder.
SINIR DIŞI EDİLME KORKUSUNUN KULLANILMASI
Kaçak işçilerin en büyük zayıflığı, kolluk kuvvetlerince yakalanıp sınır dışı (deport) edilme korkusudur.
Kötü niyetli işverenler, bu korkuyu bir tehdit unsuru olarak kullanarak işçiyi her türlü güvencesiz ve insanlık dışı şartta çalıştırabilmektedir. İşten çıkarıldıklarında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya ödenmeyen ücretlerini arayamayacaklarını bilen işverenler, bu çaresizliği haksız avantaj ve menfaat olarak kullanırlar. Bu durum suçun vahametini artırır.
ÜLKE İÇİ ULAŞIM VE ARACILIK
Kaçak göçmenin ülke içinde bir yerden başka bir yere nakledilmesi veya sevkine aracılık edilmesi, suçun icra hareketleridir.
Göçmenin yakalanmadan ülke içinde hareket edebilmesini sağlamak, onun yasadışı kalışını sürdürmesini kolaylaştıran aktif bir yardımdır. İşverenin kendi araçlarıyla veya sağladığı imkanlarla göçmeni sevk etmesi, TCK 79 kapsamındaki kaçakçılık faaliyetini doğrudan tamamlar.
CMK UYARINCA TEKNİK İNCELEME USULÜ
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde, göçmen kaçakçılığı davalarında delil tespiti şu usulle yürütülür:
CMK m. 135 ve m. 140 uyarınca soruşturma aşamasında kolluk güçlerince yapılan fiziki ve teknik takipler, yol kontrolü tutanakları ve göçmenin kolluktaki tercüman eşliğindeki yeminli ifadeleri dosyaya eklenir. Göçmenin hangi tarihte yurda girdiği, sanık tarafından nerede barındırıldığı ve çalıştırıldığı, SGK ve vergi dairesi kayıtlarında sigortasızlığın tespiti gibi CMK dairesindeki maddi deliller, sanığın haksız menfaat amacını ve göçmenin yasadışı kalışına imkan sağladığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlar.
HUKUKİ YORUMLAR VE ULUSAL GÜVENLİK
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu tarihi ve son derece önemli emsal kararı, sığınmacı krizini kendi ticari çıkarları için suiistimal eden dürüstlük dışı işverenlere karşı hukukun gücünü gösteren tarihi bir dönüm noktasıdır.
Sonuç olarak; yasal olmayan yollardan ülkeye giren kaçak göçmenleri istihdam etmek, vergi ve sigorta masraflarından kaçınmak ve sınır dışı edilme korkularından faydalanarak onlara imkan sağlamak göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturur. Mahkemenin sanığı cezalandırması hukuka tamamen uygundur. Yargıtay, bu kararla hem ulusal güvenliği korumuş hem de insan sömürüsünü cezalandırarak Türk ceza hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Yargıtay emsal kararı uyarınca, durumunu bildiğiniz halde kaçak göçmeni sigortasız çalıştırmak ve barındırmak TCK m. 79 uyarınca "Göçmen Kaçakçılığı" suçunu oluşturur. Cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir.
Evet. Yargıtay kararında açıklandığı üzere, sigorta ve vergi ödememek, tazminat ödeme yükümlülüğünden kurtulmak gibi avantajlar "dolaylı maddi menfaat" kabul edilir. Suçun oluşması için illa göçmenden para almanız şart değildir.
Eğer kişinin kaçak göçmen olduğunu biliyorsanız ve onun kolluktan kaçmasına veya yasadışı olarak ülkede kalmasına imkan sağlamak amacıyla (sevk etmek için) aracınıza alıyorsanız göçmen kaçakçılığı suçu oluşabilir. Bilmiyorsanız suç oluşmaz.
Yasal izinle ülkeye girmiş ancak çalışma izni olmayan yabancıyı çalıştırmak idari para cezası gerektirir (kabahattir). Ancak yasal olmayan yollarla ülkeye girmiş, ikametsiz kaçak göçmeni çalıştırmak ve barındırmak doğrudan hapis cezası gerektiren TCK m. 79 suçudur.
Hayır. Suçun alt sınırı 3 yıl hapis cezasından başladığı için, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesi yasal olarak mümkün değildir. Hapis cezasının doğrudan infazı gerekir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.