avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

KAÇAK KAZIDA DELİL YETERSİZLİĞİ ESASLARI

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 74. maddesinde düzenlenen kaçak kazı ve izinsiz define arama suçları, Türkiye’nin zengin tarihi mirasının korunması amacıyla ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Ancak ceza hukukunun en evrensel ve temel kurallarından biri olan "şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) ilkesi, bu suç tipi için de geçerliliğini korumaktadır. Bir sanığın kaçak kazı suçundan cezalandırılabilmesi için, kazı eylemini bizzat gerçekleştirdiğine ya da kazıya iştirak ettiğine dair şüpheyi aşan somut maddi delillerin bulunması zorunludur. Kolluk kuvvetlerinin olay yeri inceleme aşamasında yapacağı tespitlerin kalitesi, yargılamanın seyrini doğrudan etkiler. Çukurun yeni kazılıp kazılmadığı, toprağın nemlilik durumu, sanıkların el ve kıyafetlerindeki çamur veya toz kalıntıları ile ele geçen aletlerin üzerindeki toprak izleri gibi teknik incelemelerin yapılmaması ciddi bir delil boşluğu yaratır. Yargıtay’ın emsal kararı, bu bilimsel ve maddi tespitlerin yapılmadığı durumlarda, sanıkların kazı alanındaki varlığının tek başına cezalandırma için yeterli olamayacağını ve beraat kararı verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU KAPSAMI

2863 sayılı Kanun, yer altındaki, yer üstündeki ve su altındaki tüm taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının devlet malı niteliğinde olduğunu kabul eder. Bu kapsamda izinsiz olarak define arayan, kazı yapan veya bu fiillere teşebbüs eden kişiler cezai sorumluluk altındadır. Kanun koyucu, bu eylemleri ağır cezalarla yaptırıma bağlayarak tarihi eser kaçakçılığının önüne geçmeyi amaçlamıştır.

KAÇAK KAZI SUÇUNDA MADDİ DELİL TESPİTİ STANDARTLARI

Kaçak kazı iddiasıyla yürütülen soruşturmalarda, suç üstü yapıldığı iddia edilse bile fiili kazı işleminin sanıklar tarafından yapıldığının ispatlanması gerekir. Mahkemelerce aranan maddi delil standartları son derece katıdır. Kazı aletlerinin sanıkların yanında mı yoksa uzak bir mesafede mi ele geçirildiği, aletlerin üzerinde taze toprak izi bulunup bulunmadığı gibi hususlar delil zincirinin en önemli halkalarıdır.

OLAY YERİ İNCELEME VE KRİMİNALİSTİK BULGULAR

Olay yeri inceleme ekipleri, kaçak kazı yapılan çukurdan çıkan toprağın nem ve tazelik durumunu raporlaştırmalıdır. Yeni kazılmış bir çukurdaki toprak nemli ve yumuşak olurken, eski çukurlarda toprak kurumuş ve bitki örtüsüyle kaplanmış olabilir. Ayrıca sanıkların elbiselerinde, ayakkabılarında veya kazı aletlerinde yapılacak kriminalistik incelemeler, sanık ile olay yeri arasındaki illiyet bağını kuran somut kanıtlardır.

CEZA HUKUKUNDA ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ

Ceza yargılamasının amacı hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğe ulaşmaktır. Şüpheli kalan, tam olarak aydınlatılamayan her durum sanığın lehine yorumlanır. Sanıkların olay yerinde veya kazı çukurunun içinde saklanır vaziyette bulunması kuvvetli bir şüphe oluştursa da, çukuru kendilerinin kazdığına dair somut veri yoksa, "merak ettikleri için girdikleri" yönündeki savunmalarının aksini kanıtlamak iddia makamının yükümlülüğündedir.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA İTİRAZ USULÜ

Usul hukuku yönünden kararda incelenen bir diğer önemli husus, sanıklardan bazıları hakkında verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararıdır. CMK’nın 231. maddesi uyarınca verilen HAGB kararları, teknik anlamda nihai bir mahkumiyet hükmü olmadığından temyiz kanun yoluna değil, itiraz kanun yoluna tabidir. Bu kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları Yargıtay tarafından incelenmeyerek merciine iade edilir.

YARGITAY BOZMA KARARININ HUKUKİ GEREKÇELERİ

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bozma kararına konu olayda, ihbar üzerine olay yerine giden jandarma ekipleri sanıkları 2.5 metre derinliğindeki bir çukurun içinde saklanırken yakalamış, kazı aletleri ise 300 metre uzakta bulunmuştur. Sanıklardan biri suçu kabul ederken diğerleri mantar topladıklarını ve çukuru merak edip girdiklerini savunmuştur. Yargıtay, kolluğun toprağın tazeliğini, elbiselerdeki toz/çamur durumunu ve aletlerdeki toprak kalıntılarını tespit etmediğini, bu nedenle delil yetersizliğinden mahkumiyetin bozularak beraat verilmesi gerektiğini hükmetmiştir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Kaçak kazı davasında suç aletlerinin uzakta bulunması mahkumiyete yeterli midir?

Hayır, kazı aletlerinin olay yerine uzak mesafede (örneğin 300 metre) bulunması ve üzerinde toprak tespiti yapılmaması illiyet bağını zayıflatır ve tek başına mahkumiyete yetmez.

2. Kaçak kazı suçunda olay yeri inceleme tutanaklarında hangi detaylar aranır?

Çukurun yeni kazılıp kazılmadığı, toprağın nemliliği, sanıkların elbiselerindeki toz ve çamur durumu ile aletlerdeki toprak kalıntıları detaylıca aranır.

3. Sanıkların çukurda yakalanması tek başına kaçak kazı suçuna kanıt mıdır?

Değildir, sanıkların çukuru kendilerinin kazdığı somut maddi delillerle kanıtlanmadığı sürece sadece çukurda bulunmaları mahkumiyet için yeterli kabul edilmez.

4. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararına karşı temyiz yoluna başvurulabilir mi?

Hayır, HAGB kararları temyize tabi olmayıp, yalnızca Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz kanun yoluna tabidir.

5. Kaçak kazı suçlarında şüpheden sanık yararlanır ilkesi nasıl uygulanır?

Sanıkların kazı yaptıklarına dair kesin fiziki kanıt bulunamadığı durumlarda, şüphe sanık lehine değerlendirilerek beraat kararı verilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/33266 E., 2013/21826 K. Karar Tarihi: 27.09.2013
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık Hüküm : Sanık ... hakkında; 2863 sayılı Kanunun 74/2, TCK'nın 62, 50/1-a, 52, 58 maddeleri uyarınca mahkumiyet, Sanıklar ... ve ... hakkında; CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık .....ün mahkumiyetine ilişkin hüküm ile sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, katılan vekili, sanıklar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğunu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, katılan vekilinin ve sanık ...'in temyiz istemlerinin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle CMK'nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Sanık ... hakkındaki hükme yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Kolluk kuvvetleri tarafından sanıkların kazı yaptıkları ihbarının alınması üzerine olay yerine gidildiği, yapılan ilk incelemede olay yerinde hiç kimsenin görülmediği, kolluk tarafından ihbarcının telefonla aranması üzerine ihbar eden şahsın, sanıkların jandarmayı farkedince saklandıklarını söylediği, kolluk kuvvetleri tarafından araştırmanın genişletildiği, bu sırada sanıkların 2,5 metre derinliğindeki çukur içinde saklanmış vaziyette bulundukları, kazı mahalline 300 metre mesafede kazı aletlerinin ele geçirildiği, sanıklar ... ve ...'ın tüm beyanlarında mantar toplamak için mahalde bulunduklarını, çukuru görünce merak ettiklerinden içine girdiklerini savundukları, sanık ...'in ise ifadelerinde, kazı aletlerinin kendilerine ait olduğunu, kazı yapmak için kazı mahalline geldiklerini ancak kazı yapamadan yakalandıklarını beyan ettiği, olaya müdahale eden kolluk kuvvetlerince, suça konu kazı çukurunun yeni kazılmış olup olmadığı, bu kapsamda çukurdan çıkan toprağın nemli ve taze nitelik taşıyıp taşımadı, sanıkların üzerlerindeki giysilerin kazı yaptıklarına delalet edecek şekilde tozlu ya da çamurlu vaziyette olup olmadığı, kazı yapılırken kullanıldığı iddia olunan aletlerde toprak ya da çamur kalıntısı bulunup bulunmadığının tespit edilmediği, mevcut delil durumu itibariyle suça konu kazı çukurunun sanık ... ve arkadaşları tarafından oluşturulduğunun kesin biçimde belirlenemediği, bu itibarla sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile mahkumiyetine hükmedilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.