KAÇAK KAZIDA DELİL YETERSİZLİĞİ ESASLARI
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 74. maddesinde düzenlenen kaçak kazı ve izinsiz define arama suçları, Türkiye’nin zengin tarihi mirasının korunması amacıyla ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Ancak ceza hukukunun en evrensel ve temel kurallarından biri olan "şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) ilkesi, bu suç tipi için de geçerliliğini korumaktadır. Bir sanığın kaçak kazı suçundan cezalandırılabilmesi için, kazı eylemini bizzat gerçekleştirdiğine ya da kazıya iştirak ettiğine dair şüpheyi aşan somut maddi delillerin bulunması zorunludur. Kolluk kuvvetlerinin olay yeri inceleme aşamasında yapacağı tespitlerin kalitesi, yargılamanın seyrini doğrudan etkiler. Çukurun yeni kazılıp kazılmadığı, toprağın nemlilik durumu, sanıkların el ve kıyafetlerindeki çamur veya toz kalıntıları ile ele geçen aletlerin üzerindeki toprak izleri gibi teknik incelemelerin yapılmaması ciddi bir delil boşluğu yaratır. Yargıtay’ın emsal kararı, bu bilimsel ve maddi tespitlerin yapılmadığı durumlarda, sanıkların kazı alanındaki varlığının tek başına cezalandırma için yeterli olamayacağını ve beraat kararı verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU KAPSAMI
2863 sayılı Kanun, yer altındaki, yer üstündeki ve su altındaki tüm taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının devlet malı niteliğinde olduğunu kabul eder. Bu kapsamda izinsiz olarak define arayan, kazı yapan veya bu fiillere teşebbüs eden kişiler cezai sorumluluk altındadır. Kanun koyucu, bu eylemleri ağır cezalarla yaptırıma bağlayarak tarihi eser kaçakçılığının önüne geçmeyi amaçlamıştır.
KAÇAK KAZI SUÇUNDA MADDİ DELİL TESPİTİ STANDARTLARI
Kaçak kazı iddiasıyla yürütülen soruşturmalarda, suç üstü yapıldığı iddia edilse bile fiili kazı işleminin sanıklar tarafından yapıldığının ispatlanması gerekir. Mahkemelerce aranan maddi delil standartları son derece katıdır. Kazı aletlerinin sanıkların yanında mı yoksa uzak bir mesafede mi ele geçirildiği, aletlerin üzerinde taze toprak izi bulunup bulunmadığı gibi hususlar delil zincirinin en önemli halkalarıdır.
OLAY YERİ İNCELEME VE KRİMİNALİSTİK BULGULAR
Olay yeri inceleme ekipleri, kaçak kazı yapılan çukurdan çıkan toprağın nem ve tazelik durumunu raporlaştırmalıdır. Yeni kazılmış bir çukurdaki toprak nemli ve yumuşak olurken, eski çukurlarda toprak kurumuş ve bitki örtüsüyle kaplanmış olabilir. Ayrıca sanıkların elbiselerinde, ayakkabılarında veya kazı aletlerinde yapılacak kriminalistik incelemeler, sanık ile olay yeri arasındaki illiyet bağını kuran somut kanıtlardır.
CEZA HUKUKUNDA ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ
Ceza yargılamasının amacı hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğe ulaşmaktır. Şüpheli kalan, tam olarak aydınlatılamayan her durum sanığın lehine yorumlanır. Sanıkların olay yerinde veya kazı çukurunun içinde saklanır vaziyette bulunması kuvvetli bir şüphe oluştursa da, çukuru kendilerinin kazdığına dair somut veri yoksa, "merak ettikleri için girdikleri" yönündeki savunmalarının aksini kanıtlamak iddia makamının yükümlülüğündedir.
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA İTİRAZ USULÜ
Usul hukuku yönünden kararda incelenen bir diğer önemli husus, sanıklardan bazıları hakkında verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararıdır. CMK’nın 231. maddesi uyarınca verilen HAGB kararları, teknik anlamda nihai bir mahkumiyet hükmü olmadığından temyiz kanun yoluna değil, itiraz kanun yoluna tabidir. Bu kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları Yargıtay tarafından incelenmeyerek merciine iade edilir.
YARGITAY BOZMA KARARININ HUKUKİ GEREKÇELERİ
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bozma kararına konu olayda, ihbar üzerine olay yerine giden jandarma ekipleri sanıkları 2.5 metre derinliğindeki bir çukurun içinde saklanırken yakalamış, kazı aletleri ise 300 metre uzakta bulunmuştur. Sanıklardan biri suçu kabul ederken diğerleri mantar topladıklarını ve çukuru merak edip girdiklerini savunmuştur. Yargıtay, kolluğun toprağın tazeliğini, elbiselerdeki toz/çamur durumunu ve aletlerdeki toprak kalıntılarını tespit etmediğini, bu nedenle delil yetersizliğinden mahkumiyetin bozularak beraat verilmesi gerektiğini hükmetmiştir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Hayır, kazı aletlerinin olay yerine uzak mesafede (örneğin 300 metre) bulunması ve üzerinde toprak tespiti yapılmaması illiyet bağını zayıflatır ve tek başına mahkumiyete yetmez.
Çukurun yeni kazılıp kazılmadığı, toprağın nemliliği, sanıkların elbiselerindeki toz ve çamur durumu ile aletlerdeki toprak kalıntıları detaylıca aranır.
Değildir, sanıkların çukuru kendilerinin kazdığı somut maddi delillerle kanıtlanmadığı sürece sadece çukurda bulunmaları mahkumiyet için yeterli kabul edilmez.
Hayır, HAGB kararları temyize tabi olmayıp, yalnızca Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz kanun yoluna tabidir.
Sanıkların kazı yaptıklarına dair kesin fiziki kanıt bulunamadığı durumlarda, şüphe sanık lehine değerlendirilerek beraat kararı verilir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.