avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

KAMU GÖREVLİSİ DOKTORA HAKARET SUÇU

Ceza hukuku, toplumsal düzeni, bireylerin şeref ve haysiyetini korumayı amaçlarken, kamu hizmetlerinin kesintisiz, güvenli ve saygın bir ortamda yürütülmesine de özel bir önem atfeder. Devlet adına kamu görevi ifa eden kişilerin, görevlerini yerine getirirken sözlü veya fiili saldırılara maruz kalması, sadece bireysel hak ihlali oluşturmaz; aynı zamanda devlet otoritesini ve kamu hizmetinin işleyişini de ciddi şekilde sekteye uğratır. Bu doğrultuda Türk Ceza Kanunu, "kamu görevlisine karşı görevinden dolayı" işlenen suçları nitelikli haller kapsamına alarak daha ağır yaptırımlara tabi tutmuştur. Sağlık hizmetleri, anayasal sosyal devlet ilkesinin en temel sütunlarından biri olup, bu hizmeti sunan hekimler ve sağlık çalışanları da yasal olarak "kamu görevlisi" statüsündedir. Kamu hastanelerinde veya kamu görevi kapsamında hizmet veren bir hekime, yazdığı ilaçlar, uyguladığı tedavi veya yürüttüğü tıbbi muayene sebebiyle hakaret edilmesi, TCK'nın 125. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca nitelikli hakaret suçunu oluşturur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve sarsıcı kararı, sağlıkta şiddet vakalarına karşı yargının gösterdiği en güçlü hukuki duruşlardan biridir. Karar uyarınca; hekime görevi nedeniyle hakaret edilmesi durumunda suçun takibi şikayete bağlı değildir (resen kovuşturulur). Dolayısıyla, mağdur hekim şikayetinden vazgeçse veya şikayetçi olmadığını beyan etse dahi kamu davası düşürülemez; yargılamaya devam edilerek sanığın cezalandırılması yasal bir zorunluluktur.

Uygulamada, hastanelerde veya sağlık kuruluşlarında hastalar veya hasta yakınları ile hekimler arasında tıbbi süreçler, ilaç yazımı, muayene önceliği veya rapor talepleri gibi nedenlerle yoğun tartışmalar yaşanabilmektedir. Bu tartışmalar esnasında öfkesine yenik düşen şahıslar, hekimlerin mesleki onurlarına, şahsiyetlerine ve kamu görevlisi kimliklerine yönelik ağır hakaretlerde bulunmaktadırlar. Olay sonrasında açılan ceza davalarında, sanıklar veya mağdur hekimlerin (baskı, yıpranmamak veya uzlaşma amacıyla) şikayetten vazgeçmeleri üzerine ilk derece mahkemeleri hatalı bir şekilde davanın düşmesine karar verebilmektedirler. Yargıtay’ın bu emsal kararı, bu tür düşme kararlarının açıkça kanuna aykırı olduğunu tescillemiştir. Zira kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret suçu, topluma ve kamu otoritesine karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edildiğinden şikayet koşuluna tabi tutulmamıştır. Hekim şikayetçi olmasa dahi, devletin cezalandırma yetkisi ve kamu davası devam eder. Bu durum, sağlık çalışanlarının korunması ve sağlıkta şiddetin önlenmesi adına çok güçlü bir yargısal kalkan vazifesi görmektedir.

KAMU GÖREVLİSİ KAVRAMI VE DOKTORLARIN STATÜSÜ

Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinin birincil fıkrasının (c) bendi uyarınca kamu görevlisi; "Kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi" olarak tanımlanmıştır. Bu geniş tanım uyarınca, devlet hastanelerinde, eğitim araştırma hastanelerinde, üniversite hastanelerinde veya aile sağlığı merkezlerinde görev yapan tüm uzman hekimler, pratisyen hekimler, hemşireler ve sağlık memurları tereddütsüz olarak "kamu görevlisi" statüsündedir.

Hekimlerin kamu görevlisi sayılması, onların sadece idari sorumluluklarını artırmaz; aynı zamanda ceza kanunları karşısında özel bir koruma altında olmalarını da sağlar. Kamu görevi ifa eden bir hekime karşı işlenen suçlar, devlete ve kamu hizmetinin saygınlığına karşı işlenmiş kabul edilir. Sağlık hizmeti sunan doktorların mesleki bağımsızlıkları ve karar alma süreçleri, bu yasal statüyle güvence altına alınmıştır. Bu nedenle, hekime görevini yaparken yöneltilen her türlü sözlü saldırı doğrudan kamu düzenini ilgilendirir.

GÖREVİNDEN DOLAYI HAKARET SUÇUNUN NİTELİĞİ

Hakaret suçu, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle kişinin hürmetini zedelemektir (TCK m. 125/1). Suçun temel şekli takibi şikayete bağlı olup daha hafif bir cezayı gerektirir. Ancak hakaretin nitelikli halleri, suçun işleniş biçimi veya mağdurun sıfatına göre daha ağır cezaları ve farklı yargılama usullerini beraberinde getirir.

TCK’nın 125. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca, hakaret suçunun "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı" işlenmesi halinde, verilecek cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Görevinden dolayı ibaresi; hakaret eyleminin doğrudan doğruya kamu görevlisinin yürüttüğü hizmetle, yaptığı muayeneyle, yazdığı ilaçla veya aldığı tıbbi kararlarla doğrudan bağlantılı olmasını ifade eder. Muayene odasında, yazılan ilaçların markası veya niteliği yüzünden hekime hakaret edilmesi, suçun bu nitelikli halinin en klasik ve somut örneğidir.

ŞİKAYET ŞARTININ ARANMADIĞI İSTİSNAİ HALLER

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Türk Ceza Kanunu sistematiğinde, hakaret suçunun temel şekli takibi şikayete bağlı suçlar arasında sayılmış olsa da, yasa koyucu kamu düzenini korumak amacıyla bazı istisnalar getirmiştir. Bu istisnalar TCK’nın 131. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.

TCK m. 131/1 uyarınca: "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır." Bu yasal hüküm, kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret suçunu şikayet koşulunun dışına çıkarmıştır. Hekime görevi nedeniyle hakaret edildiğinde, bu durum savcılık makamları veya kolluk kuvvetleri tarafından öğrenildiği andan itibaren resen (kendiliğinden) soruşturulur. Kamu davası açıldıktan sonra mağdur hekimin şikayetinden vazgeçmesi, davayı düşürmez ve mahkeme yargılamayı durduramaz. Bu suç tipinde şikayet, bir yargılama şartı değildir.

MAHKEMENİN DÜŞME KARARLARININ YASAL DENETİMİ

Hukuk devletinde mahkemeler, önlerine gelen uyuşmazlıklarda kanun hükümlerini eksiksiz ve doğru uygulamakla yükümlüdür. Bir suçun şikayete tabi olup olmadığını belirlemek kamu düzenine ilişkin bir görev denetimidir. Hekime görevi nedeniyle hakaret davasında, davanın şikayetten vazgeçme sebebiyle düşürülmesi (CMK m. 223/8) açık bir yargısal hata ve yasa ihlalidir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi emsal kararında bu usul hatasını çok sert ve net bir dille eleştirmiştir: "Sanığın... kamu görevlisi olan mağdur doktora yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen yargılamaya konu eyleminin, TCK'nın 125/3-a fıkrasında düzenlenen hakaret suçunu oluşturduğu ve aynı Kanunun 131. maddesi uyarınca takibinin şikayete tabi olmadığı gözetilmeden, yasal ve yerinde görülmeyen gerekçeyle düşme kararı verilmesi, Kanuna aykırı"dır. Mahkeme, şikayetten vazgeçmeyi gerekçe göstererek davayı kapatamaz; aksine delilleri toplayıp sanığın suçluluğunu saptarsa cezalandırmak zorundadır.

SAĞLIKTA ŞİDDET VE HUKUKİ YANSIMALARI

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve hakaret eylemleri, son yıllarda toplumsal bir yara haline gelmiş ve yasa koyucuyu bu konuda daha sert yasal önlemler almaya sevk etmiştir. Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen ek maddeler ve TCK'daki düzenlemelerle, sağlık çalışanlarına karşı görevleri sebebiyle işlenen suçlarda cezaların artırılması, erteleme hükümlerinin sınırlandırılması ve tutuklama tedbirinin öncelikli uygulanması gibi reformlar hayata geçirilmiştir.

Hekime görevi nedeniyle yapılan hakaret, sadece o hekimin kişisel huzurunu bozmaz; hastanedeki diğer hastaların tedavi hakkını engeller, sağlık çalışanlarının motivasyonunu yok eder ve hekim göçü gibi büyük sosyal krizleri tetikler. Bu nedenle, hekime yönelik hakaret eylemlerinin şikayete tabi olmaması ve tavizsiz bir şekilde resen kovuşturulması, sağlıkta şiddetle mücadelenin hukuki temelini oluşturur. Devlet, sağlık hizmetinin saygınlığını ve çalışanlarının güvenliğini yargı eliyle korumak zorundadır.

TCK KAPSAMINDA NİTELİKLİ HAKARET YAPTIRIMLARI

Hekime görevi nedeniyle hakaret edilmesi halinde uygulanacak yaptırımlar, TCK'nın ilgili maddelerinde caydırıcı olacak şekilde düzenlenmiştir. Yasaya göre ceza miktarları şu şekilde şekillenir:

TCK Madde 125/3-a uyarınca, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun cezası, bir yıldan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Ancak bu suçta cezanın alt sınırı yasa gereği bir yıldan az olamaz. Ayrıca hakaretin; alenen (herkesin duyabileceği hastane koridorlarında, poliklinik önlerinde) işlenmesi halinde, TCK m. 125/4 uyarınca verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Sağlık çalışanlarına karşı işlenen bu suçlarda, cezaların ertelenmesi (HAGB) veya paraya çevrilmesi koşulları da genel suçlara göre çok daha sıkı denetlenmektedir. Bu yaptırımlar, caydırıcılığı sağlamak adına tasarlanmıştır.

CMK UYARINCA RESEN KOVUŞTURMA USULÜ

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümleri dairesinde, şikayete tabi olmayan suçların soruşturulması ve kovuşturulması tamamen resen yürütülür. Savcılık, karakol tutanakları, hastane beyaz kod (sağlıkta şiddet ihbar sistemi) kayıtları veya basına yansıyan haberler üzerine doğrudan soruşturma başlatır. İspat sürecinde, hastane güvenlik kameraları, diğer hastaların ve hastane personelinin (sekreter, hemşire, güvenlik görevlisi) tanık beyanları delil olarak toplanır.

HMK kurallarından farklı olarak CMK'nın serbest ispat ve re'sen araştırma ilkeleri geçerlidir. Hekim davaya katılmak istemese veya şikayetçi olmadığını beyan etse dahi, kamu davası savcılık tarafından takip edilir. Sanığın hakaret içerikli sözleri sarf ettiği kesin delillerle ispatlandığı takdirde, mahkeme sanığın mahkumiyetine karar vermekle mükelleftir. Yargılama sürecinin düşme kararı gibi usuli kestirme yollarla kapatılması engellenerek ceza adaletinin tam olarak tecelli etmesi sağlanır.

HUKUKİ ÇIKARIMLAR VE YARGISAL SONUÇLAR

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, ceza hukuku dogmatiği ve sağlık çalışanlarının hakları açısından tarihi bir öneme sahiptir. Karar, hekimlere yönelik sözel şiddetin cezasız kalmasını önleyen, yasanın emredici hükümlerini tavizsiz uygulayan mükemmel bir yargısal denetim örneğidir.

Sonuç olarak; kamu hastanelerinde veya kamu görevi kapsamında çalışan hekimler, yasal olarak kamu görevlisidir. Bu hekimlere, yazdıkları ilaçlar veya yürüttükleri tedavi süreçleri nedeniyle görevleri esnasında yapılan hakaret eylemleri, TCK m. 125/3-a kapsamında nitelikli hakaret suçunu oluşturur. Bu suçun takibi, TCK m. 131 uyarınca şikayete tabi olmayıp resen kovuşturulması emredilmiştir. Mağdur hekimin şikayetten vazgeçmesi davanın düşürülmesine gerekçe yapılamaz. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin verdiği hatalı düşme kararını bozarak, hekimlerin haklarını ve kamu hizmetinin saygınlığını yargı güvencesi altına almış, adalet ve sosyal devlet ilkelerine paha biçilemez bir katkı sunmuştur.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Devlet hastanesindeki doktora ilaç yazmadığı için hakaret ettim, doktor şikayetçi olmasa da ceza alır mıyım?

Evet, alırsınız. Kamu görevlisi doktora görevi nedeniyle hakaret suçunun takibi şikayete tabi değildir. Doktor şikayetçi olmasa veya şikayetinden vazgeçse dahi kamu davası düşmez, savcılık resen davayı yürütür ve suçunuz sabit görülürse ceza alırsınız.

2. Kamu görevlisi hekime hakaret suçunun cezası ne kadardır?

TCK m. 125/3-a uyarınca, kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret suçunun cezası 1 yıldan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Bu suçta hapis cezasının alt sınırı yasa gereği 1 yıldan az olamaz. Hakaret hastane koridorunda alenen yapılmışsa ceza 1/6 oranında artırılır.

3. Aile hekimleri de kamu görevlisi sayılır mı ve onlara hakaretin cezası aynı mıdır?

Evet, aile hekimleri ve aile sağlığı merkezinde görev yapan hemşireler de kamusal sağlık hizmeti yürüttükleri için kamu görevlisi statüsündedirler. Onlara görevi nedeniyle yapılan hakaretler de aynı nitelikli yaptırımlara tabidir.

4. Sağlıkta şiddet durumunda kullanılan "Beyaz Kod" sistemi nedir?

Beyaz Kod, sağlık çalışanlarına yönelik sözlü veya fiili şiddet durumlarında hastane yönetimi tarafından başlatılan acil durum ihbar sistemidir. Beyaz Kod verildiğinde durum doğrudan adli makamlara bildirilir ve savcılık resen soruşturma başlatır.

5. Özel hastanedeki bir doktora hakaret edilmesi durumunda şikayet şartı aranır mı?

Özel hastanede çalışan doktorlar kural olarak devlet memuru statüsünde olmadıkları için onlara yapılan hakaretler temel hakaret suçu (şikayete bağlı) kapsamındadır. Ancak sağlık mevzuatındaki özel düzenlemeler uyarınca, özel hastanede de olsa sağlık hizmeti sunumu sırasında işlenen şiddet ve hakaret suçlarında yine resen soruşturma ve cezaların artırılması hükümleri uygulanabilmektedir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/14494 E., 2021/8043 K. "Sanığın, olay günü muayene için hastaneye götürdüğü çocuğuna yazılan ilaçlar sebebiyle tartıştığı kamu görevlisi olan mağdur doktora yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen yargılamaya konu eyleminin, TCK'nın 125/3-a fıkrasında düzenlenen hakaret suçunu oluşturduğu ve aynı Kanunun 131. maddesi uyarınca takibinin şikayete tabi olmadığı gözetilmeden, yasal ve yerinde görülmeyen gerekçeyle düşme kararı verilmesi, Kanuna aykırı"dır.