avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Karşılıksız Çek Suçunun İlkeleri ve Dolandırıcılık Ayrımı

1. Giriş: Çek Hukuku ve Ticari Güvenlik

Çek, Türk hukukunda bir ödeme aracı olarak düzenlenmiş olup, ticari hayatta güvenin ve tedavül kabiliyetinin sembolüdür. Ancak çekin karşılıksız çıkması, hem alacaklının mağduriyetine hem de piyasa düzeninin bozulmasına neden olur. Bu nedenle 5941 sayılı Çek Kanunu ile karşılıksız çek keşide etmek fiili yaptırıma bağlanmıştır. Öte yandan, çekin bir aldatma aracı olarak kullanılması durumunda fiil, Türk Ceza Kanunu kapsamında "Dolandırıcılık" suçunu oluşturabilir. Bu iki suç tipi arasındaki ayrım, doğru hukuki nitelendirme ve adil yargılama açısından hayati öneme sahiptir.

2. Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçu

5941 sayılı Çek Kanunu'na göre, süresinde ibraz edilen bir çekin, hesapta karşılığının bulunmaması nedeniyle ödenmemesi durumunda karşılıksız çek keşide etme suçu oluşur. Bu suçun faili çek hesabı sahibi veya yetkili imza sahibidir. Suçun oluşması için çekin üzerinde "karşılıksızdır" şerhinin bulunması ve kanuni ibraz süreleri içinde bankaya sunulmuş olması gerekir. Verilen yaptırım genellikle "adli para cezası" olup, bunun ödenmemesi durumunda hapis cezasına çevrilmez; ancak çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklama kararı gibi ciddi tedbirler uygulanır.

3. Nitelikli Dolandırıcılık ve Çek İlişkisi

Dolandırıcılık suçu (TCK m. 157-158), failin hileli davranışlarla mağduru yanıltarak onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamasıdır. Karşılıksız bir çekin verilmesi tek başına dolandırıcılık teşkil etmez. Dolandırıcılık için:

Eğer hile unsuru ispat edilemiyorsa, eylem sadece karşılıksız çek suçu kapsamında kalır.

4. Suçun Vasfının Tayini: Mahkeme ve Yargıtay Yaklaşımı

Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere, bir eylemin dolandırıcılık mı yoksa karşılıksız çek mi olduğu, olayın somut özelliklerine göre belirlenir. Eğer sanık, çekin karşılıksız çıkacağını bildiği halde mağduru yeni bir mal veya hizmet vermeye ikna etmişse ve bu süreçte hileli yöntemlere başvurmuşsa "nitelikli dolandırıcılık" gündeme gelir. Ancak sadece önceden doğmuş bir borç için karşılıksız çek verilmişse, burada "yeni bir yarar" sağlanmadığı için dolandırıcılık suçunun unsurları oluşmaz. Mahkemeler, suçun vasfını belirlerken bu ince dengeyi gözetmek zorundadır.

5. Yasaklama Kararları ve Şikayet Şartı

Karşılıksız çek suçunda kovuşturma şikayete bağlıdır. Şikayet hakkı çekin hamiline ve cirantasına aittir. Mahkeme suçun sabit olduğuna karar verirse, her bir çek için ayrı ayrı "çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklama" kararı verir. Bu yasak, kişinin ticari itibarını doğrudan etkiler. Yargıtay incelemesinde, her bir çekin hukuki durumunun ve yasaklama kararlarının usulüne uygunluğu re'sen denetlenir.

6. İspat Yükümlülüğü ve Beraat Koşulları

Ceza hukukunda "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği, dolandırıcılık kastının ve hileli davranışların şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilmesi gerekir. Eğer katılanın iddiaları somut delillerle desteklenemiyor ve sanığın kastı net olarak ortaya konulamıyorsa, mahkeme "delil yetersizliği" veya "suçun unsurlarının oluşmaması" nedeniyle beraat kararı vermelidir. Ancak eylemin karşılıksız çek suçunu oluşturduğu sabitse, mahkeme bu yönde hüküm kurmalıdır.

7. Sonuç: Hukuki Analizin Önemi

Karşılıksız çek ve dolandırıcılık suçları arasındaki sınır çizgisi, ticari dürüstlük ve ceza adaleti arasındaki dengeyi temsil eder. Alacaklıların ve borçluların haklarını korumak için, mahkemelerin delilleri titizlikle değerlendirmesi ve suçun niteliğini doğru saptaması şarttır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, bu süreçte alt mahkemelere rehberlik ederek hukuki birliğin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
23. Ceza Dairesi 2015/8700 E. , 2016/8350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, karşılıksız çek keşide etmek HÜKÜM : - Sanıklardan ... hakkında katılanlar ..., ... ve ...'e yönelik üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan bahisle ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, suçun karşılıksız çek keşide etmek suçunu oluşturduğu anlaşıldığından ve karşılıksız çıkan her bir çek yönünden 5941 sayılı Kanunun 6273 sayılı Kanun ile değişik 5/1 maddesi gereğince her bir çekle ilgili olarak ayrı ayrı çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına ilişkin. - Sanıklar ... ve ... haklarında katılanlar ..., ... ve ...'e yönelik üzerlerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçlarından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlarına ilişkin. - Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik karşılıksız çek keşide etmek suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine ilişkin. Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükümleri, katılanlar vekili; sanık ... hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan verilen ayrı ayrı çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına ilişkin hükümler, katılanlar vekili; ve sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik karşılıksız çek keşide etmek suçundan verilen düşme hükmü, katılan ... vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; I- Sanık ... hakkında katılanlar ..., ... ve ...'e yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümleri ile her bir çekle ilgili olarak ayrı ayrı çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına ilişkin hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya kapsamına göre; katılana verilmiş olan çeklerin, katılanın iddiasına göre ticari alışveriş nedeniyle verildiği ve çeklerin süresi içerisinde bankaya ibrazında karşılıksız çıktığının anlaşıldığı, sanığın çeklerin keşide tarihlerinde yetkili imza sahibi olup olmadığının araştırılması gerektiği, ayrıca dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin hileli davranışlarla mağduru yanıltması gerektiği, somut olayda bu yönde bir delil elde edilemediği anlaşılmakla; mahkemenin beraat ve yasaklama kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; katılan vekilinin, sanıklar ... ve ... hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçundan cezalandırılmaları gerektiğine yönelik temyiz itirazları bulunmasına karşın, tebliğnamede bu hususta herhangi bir görüş bildirilmediği anlaşılmakla; ek tebliğname düzenlenmesi amacıyla dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 28/09/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.