KALEMİN SUÇTA SİLAH SAYILMASI ESASI
Kasten yaralama suçları, bireyin vücut bütünlüğünü, dokunulmazlığını ve ruh sağlığını doğrudan hedef alan, toplumsal huzuru zedeleyen ve ceza kanunlarında geniş yer bulan cürümlerdir. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 86. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunda, suçun işleniş biçimi ceza miktarının belirlenmesinde en temel belirleyicidir. TCK’nın 86. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendi uyarınca; yaralama eyleminin "silahla" gerçekleştirilmesi durumunda, faile verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu yasal artırımın nedeni, silahın mağdur üzerinde yarattığı savunmasızlık hissi ve fiilin oluşturduğu yüksek hayati tehlikedir. Ancak hukukumuzda "silah" kavramı, sadece ateşli silahlar, bombalar veya kesici-delici askeri aletlerden ibaret değildir. TCK’nın 6/1-f-4 maddesi uyarınca; saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak imal edilmemiş olsa dahi, fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli olan ve insan vücuduna zarar verebilecek her şey hukuken "silah" olarak kabul edilir. Bu bağlamda, günlük hayatta yazı yazmak için kullanılan basit bir "tükenmez kalemin" dahi bir insanın gözüne, boğazına veya vücuduna saplanarak yaralamada kullanılması, onu yasal olarak silah sınıfına sokar. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve yaralama davalarındaki nitelendirmelere yön veren kararı, suç aletinin ele geçirilememiş olmasının silahla yaralama artırımını engellemeyeceğini netleştirmektedir. Karar uyarınca; tükenmez kalem doğurduğu sonuç itibariyle fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli olduğundan yasal olarak silahtır.
Uygulamada, kavga esnasında elindeki sert tükenmez kalemi mağdurun yüzüne veya gözüne saplayan sanıklar hakkında açılan davalarda, yerel ceza mahkemeleri hatalı ve yasal olmayan gerekçelerle karar verebilmektedir. Eğer kavgada kullanılan kalem olay yerinden kaçırılmış veya çöp kutusuna atılmışsa, mahkeme "suç aleti kalem ele geçirilemediğinden, fiziki inceleme yapılamamış ve dolayısıyla silah niteliğinde olup olmadığı saptanamamıştır" gerekçesiyle TCK m. 86/3-e'deki silahla yaralama artırım maddesini uygulamamaktadır. Sanık sadece basit yaralamadan hafif bir ceza alıp kurtulmaktadır. Oysa Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bu yersiz gerekçeleri ceza mantığıyla yıkmaktadır. Bir suç aletinin ele geçirilememiş olması, onun varlığını ve niteliğini kanıtlamaya engel değildir. Mağdurun savcılık ve mahkeme aşamalarındaki tutarlı beyanları, bu beyanları doğrulayan adli tıp raporundaki (delici/kesici alet yaralanması) bulgular ve yeminli tanık anlatımları, kalemin fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli bir silah olarak kullanıldığını kesin olarak kanıtlar. Dolayısıyla kalemin ele geçirilememesinden bahisle artırım uygulanmaması yasaya aykırı olup, sanığa silahla yaralamadan ağırlaştırılmış ceza verilmelidir.
KASTEN YARALAMA VE SİLAH KAVRAMI
Kasten yaralama suçunun silahla işlenmesi, suçun haksızlık içeriğini artıran ve failin tehlikeliliğini gösteren en önemli nitelikli haldir.
Silahla yaralama suçunun şikayete tabi olmaması, savcılıkça resen soruşturulması ve cezasının ağır olması, yasadaki silah kavramının doğru anlaşılmasını zorunlu kılar. Silahın varlığı yaralama fiilinin vahametini artırır.
TCK ALTINCI MADDE SİLAH TANIMI
Ceza kanunumuzda silah kavramının sınırlarını çok geniş çizen Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinin ilgili bendi şu şekildedir:
TCK Madde 6/1-f-4 -
"Silah deyiminden; saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış olmasa bile, fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler anlaşılır."
Bu bent, günlük kullanım eşyalarının da suçta silah sayılmasının anayasal yasal zeminidir.
FİİLEN SALDIRIDA KULLANILMAYA ELVERİŞLİLİK İLKESİ
Elverişlilik ilkesi, bir eşyanın insan vücudu üzerinde fiziki yaralanma, acı verme veya ölüm riski doğurma potansiyelidir.
Bir eşyanın silah sayılması için fabrika çıkışlı bir öldürme aracı olması gerekmez. Saldırıda kullanılmaya ve insan etine batmaya, zarar vermeye elverişli olan sert plastikler, taşlar, kemerler veya tükenmez kalemler fiili elverişlilik kriteriyle doğrudan silah olarak kabul edilir.
TÜKENMEZ KALEMİN SİLAH NİTELİĞİNİN BELİRLENMESİ
Tükenmez kalem, sert plastik veya metal gövdesi ve sivri ucu nedeniyle fiilen bir insanın gözüne, boynuna saplanmaya son derece elverişlidir.
Bu nedenle, kalemin yaralamada bir darbe veya saplama aracı olarak kullanılması durumunda, o anki kullanım amacı onun yazı aracı niteliğini siler ve onu TCK m. 6 anlamında bir "silah" haline getirir. Bu nitelik tartışmasız ve nesnel bir gerçektir.
SUÇ ALETİNİN ELE GEÇİRİLEMEMESİ DURUMU
Ceza muhakemesinde suç aletinin fiziken mahkeme salonuna getirilmesi (ele geçirilmesi) ceza verilmesi için şart değildir.
Fail suç aletini yok etmiş, nehre atmış veya saklamış olabilir. Bu gibi durumlarda suç aletinin niteliği; mağdurun vücudundaki yaralanmanın derinliği (adli rapor), görgü tanıklarının ifadeleri ve sanığın kabulleri ile ikame edilir. Ele geçirilememe, sanığa bir cezasızlık veya indirim hakkı vermez.
TCK SEKSEN ALTINCI MADDE AĞIRLAŞTIRMA
Kasten yaralama suçunun silahla işlenmesi halindeki ceza artırımını düzenleyen TCK’nın 86. maddesinin 3. fıkrasının ilgili bendi şu şekildedir:
TCK Madde 86/3-e -
"Kasten yaralama suçunun; silahla işlenmesi halinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır."
Bu artırım, serseri şiddete karşı toplumun yasal korumasıdır.
CMK UYARINCA ADLİ RAPOR İSPATI
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında, ele geçirilemeyen suç aletlerinin nitelik tespiti şu usulle yürütülür:
CMK m. 63 uyarınca soruşturma savcısı veya hakim, mağduru derhal en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne veya tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevk eder. Adli Tıp uzmanı, mağdurun vücudundaki yarayı (Örn: kalem ucunun yarattığı derin dairesel delinme) inceler ve "yaralanmanın fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli delici bir aletle (silahla) gerçekleştirildiğini" saptayan teknik bir adli rapor (CMK delil bütünlüğü dairesinde) hazırlar. Bu rapor, yeminli tanık anlatımlarıyla birleştiğinde, suç aleti ele geçirilemese dahi TCK m. 86/3-e'nin uygulanması için kesin delil oluşturur.
HUKUKİ YORUMLAR VE YALANCI GEREKÇELER
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, suç aletini saklayarak daha az ceza almayı hedefleyen sanıkların kurnazlıklarını ve yerel mahkemelerin kolaycı gerekçelerini boşa çıkaran mükemmel bir yargı denetimidir.
Sonuş olarak; tükenmez kalem, kasten yaralama suçunda kullanıldığında doğurduğu sonuçlar itibariyle TCK m. 6/1-f-4 kapsamında kesin olarak "silah" niteliğindedir. Suç aletinin ele geçirilememiş olması bu gerçeği değiştirmez. Adli rapor ve tanık ifadeleriyle kalemin varlığı kanıtlandığında sanık hakkında TCK m. 86/3-e uyarınca silahla yaralamadan ceza artırımı yapılmalıdır. Yargıtay, bu kararla hem mağdur haklarını korumuş hem de sokak şiddetine karşı caydırıcılığı artırarak Türk ceza hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, kesinlikle. TCK m. 6/1-f-4 uyarınca tükenmez kalem fiilen saldırıda kullanılmaya son derece elverişli olduğundan yasal olarak "silah" kabul edilir ve sanık silahla yaralamadan (TCK m. 86/3-e) yargılanır.
Hayır. Kalemin ele geçirilememiş olması silah niteliğini ortadan kaldırmaz. Adli tıp raporundaki yara izi ve tanık ifadeleri kalemin kullanıldığını kanıtladığı takdirde sanık yine silahla yaralamadan ceza alır.
Silahla yaralama suçunun cezası, basit yaralamanın temel cezasının (1 yıldan 3 yıla hapis) yarı oranında artırılmasıyla belirlenir. Bu suç şikayete tabi olmadığından, şikayetten vazgeçseniz dahi savcılık kamu davasını sonuna kadar sürdürür.
Saldırıya elverişli olan her şey; cep telefonu, kemer tokası, bira şişesi, taş, sopa, şemsiye ucu, hatta bazen sivri topuklu ayakkabı dahi kasten yaralama davalarında Yargıtay tarafından "silah" olarak kabul edilmektedir.
Duruşmada Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararını sunmalı, müvekkilinizin adli tıp raporundaki yara izlerinin delici bir cisimle (kalem ucuyla) uyumlu olduğunu belirterek, suç aleti ele geçirilmese dahi TCK m. 86/3-e'nin uygulanmasını talep etmelisiniz.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.