avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

KAZA SİGORTASINDA KALP KRİZİ TEMİNATI

Sigorta sözleşmeleri, sigortacının belirli bir prim karşılığında sigortalının uğrayacağı zararları veya rizikonun gerçekleşmesi halinde öngörülen tazminatı ödemeyi üstlendiği, karşılıklı borç yükleyen ve sıkı şekil şartlarına tabi olan sözleşmelerdir. Ferdi kaza sigortası, sigortalının iradesi dışında maruz kalabileceği ani ve harici kazaların sonuçlarına karşı güvence sağlayan özel bir sigorta türüdür. Bu sigortanın kapsamı ve sınırları, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları ile kesin olarak çizilmiştir. Uygulamada, sigortalının su içerisinde, nehirde veya denizde ölü olarak bulunması durumlarında, mirasçıların doğrudan "suda boğulma" iddiasıyla tazminat talep ettikleri ve ilk derece mahkemelerinin de ölüm olayının gerçekleştiği mekana odaklanarak davayı kabul ettiği görülmektedir. Oysa bir ölümün ferdi kaza sigortası kapsamında tazminata hak kazanabilmesi için, ölümün temel nedeninin "ani ve harici bir kaza" olması gerekmektedir. Otopsi raporlarında ölümün harici bir travma veya boğulmadan değil, sigortalının mevcut kronik rahatsızlığına bağlı akut miyokart enfarktüsü (kalp krizi) neticesinde gerçekleştiğinin belirlenmesi, olayı "hastalık" kapsamına sokar. Yargıtay’ın emsal kararları, kaza neticesinde gerçekleşmeyen suda boğulma ve kalp krizi vakalarının ferdi kaza sigortası teminatı dışında kaldığını ve sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

FERDİ KAZA SİGORTASI GENEL ŞARTLARINDA KAZA TANIMI VE KAPSAMI

Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları’nın ikinci maddesi, kaza kavramını net bir şekilde tanımlayarak sınırlandırmıştır. Buna göre kaza; ani ve harici bir hadisenin tesiri ile sigortalının iradesi dışında ölmesi veya cismani bir arızaya maruz kalmasıdır. Bu tanım uyarınca bir olayın kaza sayılabilmesi için dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir: Olay sigortalının iradesi dışında gerçekleşmeli, ani olmalı, dışarıdan gelen (harici) fiziki bir etkiyle oluşmalı ve bedensel bir zararla sonuçlanmalıdır. Olayın gelişiminde dış dünyadan gelen ani bir fiziksel darbe, düşme, çarpma veya benzeri bir travmatik etki bulunmuyorsa, kaza unsurunun varlığından söz edilemez. Vücudun kendi içsel biyolojik veya patolojik süreçlerinden kaynaklanan ölümler, bu tanımdaki "harici hadise" şartını taşımadığından ferdi kaza sigortası güvencesinin tamamen dışında kalır.

SUDA BOĞULMA VAKALARININ POLİÇE TEMİNATI ALTINA ALINMA ŞARTLARI

Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları’nın 5. maddesinin son bendinde yer alan emredici hükme göre; "Suda boğulmalar, sigortanın şumulüne giren bir kaza neticesinde vuku bulmadığı takdirde sigortadan hariçtir." Bu düzenleme, her suda boğulma vakasının otomatik olarak sigorta kapsamına girmeyeceğini açıkça belirtmektedir. Suda boğulmanın teminat kapsamında kabul edilebilmesi için, boğulma eylemine yol açan öncül bir kazanın varlığı şarttır. Örneğin, sigortalının bindiği teknenin fırtına nedeniyle batması, kayalıklardan kayarak suya düşmesi veya araçla köprüden nehre yuvarlanması gibi harici ve ani bir kaza sonrasında suda boğulması halinde teminat aktif hale gelir. Ancak kişi serinlemek veya yüzmek amacıyla kendi iradesiyle suya girmiş ve orada hiçbir harici etki olmaksızın hayatını kaybetmişse, bu durum poliçede aranan kaza şartını sağlamaz.

KALP KRİZİNİN SİGORTA HUKUKUNDA HASTALIK OLARAK KABULÜ

Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları’nın 4. maddesinin (a) bendi uyarınca, "Her nevi hastalıklarla bunların neticelerinin ve marazi bir halin" kaza olmayan hallerden sayıldığı açıkça düzenlenmiştir. Tıp ilminde akut miyokart enfarktüsü olarak adlandırılan kalp krizi, koroner damarların tıkanması sonucu kalp kasının oksijensiz kalmasıyla meydana gelen içsel ve patolojik bir hastalıktır. Kalp krizi, aniden ortaya çıkmasına rağmen, dışarıdan gelen fiziksel bir etkiyle değil, vücudun kendi kardiyovasküler sistemindeki marazi süreçler neticesinde tetiklenir. Bu yönüyle kalp krizi, sigorta hukuku bakımından bir kaza değil, hastalık ve onun neticesi olarak kabul edilir. Kişinin kalp krizi geçirdiği esnada su içinde olması, nehir kenarında bulunması veya yolda yürümesi ölümün hukuki niteliğini değiştirmez. Ölümün kök sebebi hastalık olduğundan, ferdi kaza sigorta poliçesi kapsamında tazminat ödenmesini gerektirmez.

OTOPSİ RAPORUNUN HARİCİ TRAVMATİK ETKİ AÇISINDAN DELİL NİTELİĞİ

Sigorta tazminatı davalarında ölümün nedeninin tespiti adli tıp uzmanlığı gerektiren teknik bir konudur. Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yaptırılan klasik otopsi işlemleri ve düzenlenen otopsi raporları, ölümün fizyolojik nedenini ve vücuttaki travmatik etkileri gösteren en güvenilir adli delillerdir. Otopsi raporunda, müteveffanın vücudunda ölümüne yol açabilecek harici bir travmatik darbe, kesik, ezik veya darp izi bulunup bulunmadığı titizlikle incelenir. Ayrıca akciğerlerde su birikmesi, solunum yollarında köpük varlığı gibi boğulma emarelerinin bulunup bulunmadığı saptanır. Otopsi raporunda ölümün doğrudan "akut miyokart enfarktüsü" nedeniyle gerçekleştiği ve boğulmaya dair hiçbir bulguya rastlanmadığı belirtilmişse, bu rapor mahkeme açısından bağlayıcı ve kesin delil niteliğindedir. Mahkeme, otopsi raporunun bu net bulgularını göz ardı ederek soyut bilirkişi yorumlarıyla ölümün boğulma sonucu olduğunu kabul edemez.

POLİÇE DIŞI HASTALIK HALLERİNDE SİGORTACININ SORUMLULUĞUNUN SINIRLARI

Sigorta şirketlerinin sorumluluğu, poliçe limitleri ve poliçenin tabi olduğu genel şartlar ile sınırlıdır. Ferdi kaza sigortası poliçeleri, doğası gereği hayat sigortası poliçelerinden farklıdır. Hayat sigortası (vefat sigortası), ölümün nedenine bakılmaksızın (hastalık, yaşlılık veya kaza fark etmeksizin) vefat halinde tazminat ödemeyi taahhüt ederken; ferdi kaza sigortası sadece kazaya bağlı ölümleri güvence altına alır. Bu nedenle ferdi kaza sigortasında prim oranları hayat sigortasına göre çok daha düşüktür. Mahkemelerin, ferdi kaza sigortası poliçesini genişleterek hastalık sonucu ölümleri de kapsayacak şekilde yorumlaması, sigorta sözleşmesinin niteliğine ve tarafların iradesine aykırıdır. Poliçe dışı hastalık hallerinde sigortacının tazminat ödemeye zorlanması, sigortacılık risk analizlerini ve aktüeryal dengeleri bozacağından, sözleşme serbestisi ve ahde vefa ilkelerine aykırılık oluşturur.

ADLİ TIP RAPORLARI VE TAZMİNAT DAVALARINDA İSPAT SÜRECİ

Ferdi kaza sigortası tazminat davalarında ispat yükü, vefatın poliçe kapsamında bir kaza neticesinde gerçekleştiğini iddia eden davacı mirasçılara aittir. Davacılar, ölüm olayının ani ve harici bir kaza sonucu gerçekleştiğini somut delillerle kanıtlamalıdır. Yargılama sürecinde mahkeme, sadece polis veya jandarma tarafından tutulan olay yeri görgü tespit tutanaklarıyla yetinmemelidir. Adli tıp kurumundan veya üniversitelerin tıp fakültelerinden ölümün gerçekleşme şekli ve kök nedenine dair detaylı uzman bilirkişi heyeti raporları alınmalıdır. Eğer dosyadaki otopsi raporu ile olay yerindeki bulgular arasında çelişki varsa, bu çelişki adli tıp genel kurulu raporlarıyla giderilmelidir. İspat sürecinde, ölümün hastalık gibi poliçe dışı bir nedenden kaynaklandığı şüphesiz olarak belirlenmişse, davanın reddine karar verilmesi hukuki bir zorunluluktur.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Ferdi kaza sigortası kalp krizi sonucu ölümü kapsar mı?

Hayır. Kalp krizi içsel bir hastalık ve marazi bir hal olarak kabul edildiğinden, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları uyarınca kaza sayılmayan hallerden olup poliçe kapsamı dışındadır.

2. Suda boğularak ölen kişinin mirasçıları her durumda ferdi kaza sigortasından tazminat alabilir mi?

Hayır. Suda boğulmanın teminat kapsamında olması için, boğulmanın poliçeye dahil ani ve harici bir kaza (örneğin teknenin batması, düşme vb.) sonucunda gerçekleşmiş olması gerekir.

3. Kişinin suyun içindeyken kalp krizi geçirerek ölmesi nasıl nitelendirilir?

Otopsi raporunda ölümün suda boğulma nedeniyle değil, suyun içindeyken geçirilen akut miyokart enfarktüsü (kalp krizi) nedeniyle gerçekleştiği saptanmışsa, ölüm nedeni hastalık sayılır ve poliçe dışı kalır.

4. Klasik otopsi raporunun bu davalardaki hukuki önemi nedir?

Otopsi raporu, ölümün harici bir travmatik etkiden mi yoksa içsel bir hastalıktan mı kaynaklandığını tıbbi olarak belirleyen ve mahkeme kararının dayanağı olan en önemli kesin delildir.

5. Hayat sigortası ile ferdi kaza sigortası arasındaki fark nedir?

Hayat sigortası hastalık dahil her türlü vefatı kapsarken; ferdi kaza sigortası sadece ani ve harici kaza olaylarından kaynaklanan vefatları teminat altına alır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/126 E., 2014/2857 K. Karar Tarihi: 03.03.2014
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Palu Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/02/2013 NUMARASI : 2012/32-2013/23 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin murisi Ö. B.i’nin davalı tarafından ferdi kaza sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, murisin 12.07.2011 tarihinde geçirmiş olduğu kaza neticesinde vefat ettiği ileri sürerek, 15.000,00 TL sigorta teminat bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, suda boğulmaların sigorta kapsamına giren bir kaza sonucu gerçekleşmemesi halinde sigorta kapsamından hariç olduğu, müteveffanın nehir içindeyken akut miyokart enfarktüsü nedeniyle hayatının kaybettiği, ölüm olayının kaza neticesinde değil, doğal nedenlerden kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, murisin nehirde boğularak vefat ettiği, ölüm olayının kaza sonucu olduğunun kabulü gerektiği, kaza sonucu boğulma vakalarının poliçe kapsamında olduğu gerekçesiyle 15,000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ferdi kaza sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Ferdi kaza sigortası ile sigorta teminatı altına alınan muris Ö B.’nin Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen klasik otopsi tutanağında murisin ölümüne neden olan harici travmatik etki bulunmadığı, kendisinde var olan hastalığa bağlı olarak akut miyokart enfarktüsü nedeniyle ölmüş olduğu kanaatinin hasıl olduğu belirtilmiştir. Otopsi tutanağında kişinin boğulmasıyla ilgili olabilecek bir emareden de bahsedilmemiştir. Davalı tarafından düzenlenen ferdi kaza sigorta poliçesinde boğulma olayının “kaza neticesinde gerçekleşmesi halinde” teminat altına alındığı belirtilmektedir. Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesinde sigortalının maruz kalacağı kazaların neticelerine karşı teminat verildiği belirtilmiş, 2. maddesinde de kaza tanımı “ani ve harici bir hadisenin tesiri ile sigortalının iradesi dışında ölmesi ve cismani bir arızaya maruz kalması” şeklinde yapılmıştır. Genel Şartların 4. maddesinin (a) bendinde “Her nevi hastalıklarla bunların neticelerinin ve marazi bir halin” kaza olmayan hallerden sayıldığı, 5. maddenin son bendinde de “Suda boğulmalar, sigortanın şumulüne giren bir kaza neticesinde vuku bulmadığı takdirde sigortadan hariçtir” düzenlemesi bulunmaktadır. Davacıların murisinin olay günü serinlemek için suya girdiği, suda iken otopsi raporuna göre “akut miyokart enfarktüsü” nedeniyle vefat ettiği ve daha sonra kısmen su içinde ölü vaziyette bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, murisin ölüm nedeni olan akut miyokart enfarktüsünün Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 4/a maddesinde belirtilen her nevi hastalıklarla bunların neticeleri ve marazi bir hallerden olup kaza olmayan hallerden sayılmasına, dolayısıyla hastalık nedeniyle vefatın poliçe teminatı altında bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 03.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.