KİRA SÖZLEŞMESİNDE KEFİLİN SORUMLULUK SINIRI
Gayrimenkul kiralamalarında alacakların teminat altına alınması amacıyla sözleşmelere üçüncü kişilerin kefil sıfatıyla dahil edilmesi yaygın bir hukuki uygulamadır. Ancak kefalet ilişkisi, kefili sınırsız bir mali risk altına sokacak şekilde serbestçe düzenlenemez. Borçlar Hukuku ilkeleri çerçevesinde kefilin korunması esastır ve bu koruma kamu düzeni niteliğindedir. Kira sözleşmesinin süresinin kanun gereğince kendiliğinden uzadığı hallerde, kefilin sorumluluğunun da doğrudan devam edeceğine yönelik kabuller hukuken geçersizdir. Kefilin uzayan dönemlerdeki sorumluluğu ancak sözleşmede buna ilişkin açık bir hükmün yer alması, sorumluluğun azami süresinin ve miktarının somut olarak belirlenmiş olması şartıyla geçerlilik kazanabilir. Ayrıca, kira artış maddesi bulunmayan sözleşmelerde kiralayanın tek taraflı fahiş artışlar yaparak bu tutarı icra takibine konu etmesi ve kefili de bundan sorumlu tutması maddi hukuka aykırıdır. Yargıtay’ın emsal kararı, bu usul ve esasları analiz ederek kefilin koruma kalkanını güçlendirmiştir.
KİRA SÖZLEŞMELERİNDE KEFALET İLİŞKİSİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı taahhüt ettiği fer'i nitelikte bir sözleşmedir. Kira ilişkilerinde kefil, kiracının kira bedelini ödeme ve kiralananı sözleşmeye uygun kullanma borçlarının teminatını oluşturur. Ancak kefaletin geçerli olabilmesi için yasanın aradığı katı şekil şartlarına ve içerik sınırlarına uyulması zorunludur.
UZAYAN DÖNEMDE KEFİLİN SORUMLULUĞUNUN SINIRLARI
Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşme süresi bitse dahi kiracı tahliye edilmediği sürece sözleşme yasa gereği birer yıllık dönemler halinde uzar. Bu yasal uzama, kefilin taahhüdünü kendiliğinden uzatmaz. Uzayan dönem için kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için sözleşmede bu yönde açık bir kararlaştırma bulunmalıdır. Ayrıca bu kararlaştırmanın geçerli olması, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami süresinin ve miktarının açıkça sınırlandırılmış olmasına bağlıdır. Sınırsız sorumluluk yükleyen genel ifadeler geçersizdir.
KİRA ARTIŞ HÜKMÜ BULUNMAYAN SÖZLEŞMELERDE BEDEL TESPİTİ
Kira sözleşmesinde yeni dönem kira artışına ilişkin bir hüküm (artış maddesi) yer almadığında, kiralayanın yeni dönem kirasını tek taraflı olarak belirleme yetkisi yoktur. Kiralayan, kiracının rıza göstermediği fahiş bir kira bedelini takip konusu yapamaz. Eğer kiracının daha yüksek bir bedelden ödeme yaptığına dair yazılı belgeler veya banka makbuzları sunulamazsa, kira alacağı sözleşmedeki başlangıç bedeli üzerinden hesaplanmalıdır. Mahkeme bu hususu re'sen denetlemelidir.
KEFALETİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI VE HAKİMİN RE'SEN DENETİMİ
Kefaletin sınırları ve geçerliliği konusu, emredici hukuk kurallarına tabi olduğundan davanın her aşamasında hakim tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Tarafların bu konuda bir itirazda bulunmamış olması hakimi bağlamaz. Sözleşmedeki kefalet hükümlerinin kanunun emredici sınırlarını aşıp aşmadığı, kefilin sorumluluğunun süre ve miktar bakımından belirli olup olmadığı mahkemece öncelikle incelenmesi gereken usulü bir ön sorundur.
MENFİ TESPİT DAVASINDA İSPAT KÜLFETİ
Kira borcundan ötürü başlatılan icra takibine karşı borçlu olmadığını ileri süren kiracı ve kefilin açtığı menfi tespit davasında, borcun varlığını ve miktarını ispat yükü davalı kiralayana aittir. Kiralayan, sözleşmede kararlaştırılan kira bedelinin üzerinde bir kira talep ediyorsa, bu artışın taraflarca kabul edildiğini veya fiilen ödendiğini makbuz, dekont veya yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgelerle kanıtlamakla yükümlüdür. Aksi halde dava borçlular lehine sonuçlanır.
KİRA HUKUKUNDA ADİ KEFALETİN HÜKÜM VE SONUÇLARI
Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi'nin kararına konu olan olayda, bir yıllık kira sözleşmesini adi kefil olarak imzalayan davacının, sözleşmenin sona ermesinden çok sonraki (4 yıl sonraki) 16 aylık kira alacağından sorumlu tutulması istenmiştir. Sözleşmede kefilin sorumluluğunun uzayan dönemde de devam edeceğine dair bir hüküm bulunmadığını tespit eden Yargıtay, kefilin sorumluluğunun ilk yıl ile sınırlı olduğuna ve sonraki yılların borcundan sorumlu tutulamayacağına karar vererek yerel mahkemenin davanın reddi yönündeki kararını bozmuştur.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Kefilin sorumluluğu kural olarak sözleşmede belirlenen kira süresi (örneğin 1 yıl) ile sınırlıdır; sözleşmenin kendiliğinden uzaması kefaleti uzatmaz.
Sözleşmede uzayan dönemde de sorumluluğun süreceği açıkça yazılmalı ve kefilin sorumlu olacağı azami süre ile azami miktar açıkça belirtilmelidir.
Taraflar anlaşamazsa kiralayan kira tespit davası açmalıdır; kiracının rızası veya yazılı kanıt olmadan tek taraflı zamlı takip yapılamaz.
Kefili ucu açık ve sınırsız bir sorumluluk yükü altına sokan bu tür genel hükümler geçersizdir ve kefilin sorumluluğu uzayan dönem için son bulur.
Kefilin uzayan dönem sorumluluğunun şartlarının bulunmaması nedeniyle kefile yönelik davanın reddedilmesinin usulsüzlüğü ve artışın ispatlanamamasıdır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.