avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

KIRA TESPITINDE BES YILLIK SÜRE

Kira hukuku, mülkiyet hakkı ile barınma ve çalışma hürriyeti arasındaki hassas ekonomik dengeyi korumak amacıyla Türk Borçlar Kanunu’nda özel emredici kurallarla düzenlenmiştir. Kiralanan taşınmazların kira bedellerinin zaman içerisinde enflasyon ve piyasa koşulları karşısında yetersiz kalması, kiraya verenlerin hak kaybına uğramasına neden olur. Kanun koyucu, bu kayıpların önüne geçebilmek amacıyla kira bedelinin tespiti davası (TBK m. 344-345) adıyla özel bir dava türü öngörmüştür. Kira bedelinin belirlenmesinde, sözleşmenin süresi ve geçmiş yıllardaki artışlar büyük önem taşır. Türk Borçlar Kanunu uyarınca, ilk beş yıllık süreçte kira artışları yasal endekslerle (TÜFE/ÜFE) sınırlandırılmışken; beşinci yılın dolmasından sonra açılacak davalarda serbest piyasa rayiçleri ve hakkaniyet (hak ve nesafet) kriterleri esas alınır. Yargılamada sıklıkla yapılan usuli hatalardan biri, davacının beş yıl dolmadan dava açması durumunda davanın doğrudan reddedilmesi veya kira uyarlama davası olarak yanlış nitelendirilmesidir. Oysa Yargıtay’ın emsal kararları, dava tarihi veya talep edilen dönem itibarıyla beş yıllık süre dolmamış olsa bile, yargılama sırasında bu sürenin dolması halinde hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıya bir sonraki dönem için tespit isteyip istemediğini sorması ve davanın reddi yerine sonraki dönem için hakkaniyete göre bedel belirlemesi gerektiğini vurgulamaktadır.

KİRA BEDELİNİN TESPİTİ DAVALARINDA YASAL SÜRE SINIRLARI

Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi, kira bedelinin belirlenmesinde beş yıllık bir baraj öngörmektedir. Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren ilk beş yıl boyunca yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeli, yasal endeks artış oranlarını aşamaz. Ancak beş yıllık süre dolduktan sonra, yani altıncı kira yılından itibaren, endeks sınırlaması ortadan kalkar. Beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde yeni kira yılında uygulanacak bedel; endeks artış oranı, emsal kira bedelleri ve kiralananın durumu göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Bu süre sınırları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece re'sen gözetilir. Davacının hak ve nesafete göre rayiç bedel tespiti isteyebilmesi için sözleşme başlangıcından itibaren fiilen beş yılın geçmiş olması yasal bir ön şarttır.

BEŞ YILLIK SÜRENİN YARGILAMA SIRASINDA DOLMASININ HUKUKİ SONUÇLARI

Kira davaları, yargı sisteminin iş yükü nedeniyle genellikle uzun süren yargılamalara sahne olmaktadır. Davacının dava dilekçesinde talep ettiği dönem itibarıyla henüz beş yıllık süre dolmamış olabilir ve bu nedenle o dönem için hakkaniyete göre rayiç bedel tespiti yapılması hukuken mümkün olmayabilir. Ancak dava devam ederken, aylar süren tebligatlar, keşifler ve bilirkişi incelemeleri sırasında beş yıllık yasal sürenin fiilen dolduğu yeni bir kira dönemi başlayabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, bu durumda usul ekonomisi ilkesini devreye sokmaktadır. Dava açıldığı sırada sürenin dolmamış olması davanın tamamen reddini gerektirmez. Mahkeme, yargılama sürecinde beş yıllık sürenin dolduğu dönemi tespit etmeli ve davacının talebini bu yeni döneme yönlendirip yönlendirmeyeceğini netleştirmelidir. Bu usul, tarafları yeniden dava açma, harç ödeme ve zaman kaybetme yükünden kurtarır.

KİRA UYARLAMA DAVASI İLE KİRA TESPİT DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR

İlk derece mahkemelerinin sıklıkla düştüğü hatalardan biri, kira bedelinin tespiti davalarını, Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesinde düzenlenen "aşırı ifa güçlüğü" (kira bedelinin uyarlanması) davaları ile karıştırmalarıdır. Oysa bu iki dava türü, şartları ve hukuki temelleri bakımından tamamen farklıdır. Kira tespit davası, kanunun öngördüğü periyotlarda (özellikle 5 yıl sonunda) kira bedelinin günün koşullarına uyarlanmasını sağlayan olağan bir hukuki yoldur ve herhangi bir olağanüstü olay şartı aranmaz. Kira uyarlama davası ise, sözleşmenin kurulmasından sonra tarafların öngöremediği ve öngörmelerinin de beklenmediği olağanüstü bir durumun (savaş, büyük ekonomik kriz, salgın hastalık vb.) ortaya çıkmasıyla borcun ifasının katlanılamaz hale gelmesi durumunda açılır. Mahkemenin, yasal süre şartı henüz dolmayan bir tespit davasını doğrudan "uyarlama şartları oluşmadı" gerekçesiyle reddetmesi maddi hukuka aykırıdır.

YENİ DÖNEM İÇİN TEPİT TALEBİNİN DAVACIYA SORULMASI YÜKÜMLÜLÜĞÜ

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde düzenlenen "hakimin davayı aydınlatma ödevi", hakimin uyuşmazlığın çözümü için tarafların iddia ve savunmalarını açıklamalarını, eksiklikleri gidermelerini isteme yetki ve yükümlülüğünü ifade eder. Yargılama sırasında beş yıllık sürenin dolduğu yeni bir kira döneminin başlaması halinde, hakim bu aydınlatma ödevini yerine getirmek zorundadır. Hakim, davacı tarafa meşruhatlı ihtar göndererek veya duruşmada doğrudan sorarak; "Talep ettiğiniz ilk dönem için beş yıllık süre dolmamıştır ancak yargılama sırasında yeni dönem başlamış ve beş yıl dolmuştur. Kira bedelinin bu yeni dönemden itibaren tespit edilmesini talep ediyor musunuz?" şeklinde beyanını almalıdır. Davacı bu yönde talepte bulunursa yargılamaya devam edilerek yeni dönem için bedel belirlenmeli, talep etmediği takdirde ise dava reddedilmelidir. Bu prosedürün işletilmemesi bozma nedenidir.

HAK VE NESAFET İLKESİ ÇERÇEVESİNDE KİRA BEDELİ HESAPLAMA USULÜ

Kira sözleşmesinde beş yıllık süre dolduktan sonra yapılacak tespitte, mahkemece görevlendirilen bilirkişiler aracılığıyla taşınmazın başında keşif yapılır. Bilirkişi heyeti, kiralanan taşınmazın imar durumu, büyüklüğü, konumu, çevre özellikleri, yıpranma payı ve piyasadaki emsal kiralık yerlerin bedellerini araştırır. Bu araştırmalar neticesinde taşınmazın boş olarak kiraya verilmesi halinde getirebileceği "serbest piyasa rayiç bedeli" belirlenir. Ancak hakim, bu belirlenen çıplak rayiç bedeli doğrudan kira bedeli olarak hüküm altına alamaz. TBK’nın 344/3. maddesi uyarınca hakkaniyete (hak ve nesafete) uygun bir karar verilmesi gerekir. Bu kapsamda, davalının eski kiracı olması ve sözleşmeye bağlılığı göz önünde tutularak, belirlenen rayiç bedel üzerinden mahkemece takdir edilecek oranda (genellikle yüzde on ila yirmi arasında) bir "eski kiracı indirimi" (hakkaniyet indirimi) yapılarak nihai kira bedeli saptanır.

KİRA SÖZLEŞMESİNİN BAŞLANGIÇ TARİHİNİN TESPİT DAVALARINA ETKİSİ

Kira tespit davalarında beş yıllık sürenin hesaplanabilmesi için sözleşmenin başlangıç tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir. Yazılı kira sözleşmelerinde yer alan başlangıç tarihi, aksi yazılı delillerle kanıtlanmadığı sürece tarafları bağlar. Taraflardan birinin sözlü sözleşme iddiasıyla farklı bir tarih ileri sürmesi durumunda, bu iddiasını kanıtlaması ispat yükümlülüğü altındadır. Eğer dosyada taraflarca imzalanmış yazılı bir kira sözleşmesi mevcutsa ve başlangıç tarihi açıkça belirtilmişse, mahkeme bu yazılı sözleşmedeki tarihi esas almak zorundadır. Süre hesaplamaları bu tarih üzerinden yapılarak beş yıllık barajın aşılıp aşılmadığı denetlenir. Yanlış tarihe dayanılarak yapılan süre hesaplamaları, hakkaniyet sınırlarının yanlış belirlenmesine ve dolayısıyla kararın üst mahkemece usulden bozulmasına neden olur.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Kira tespit davasında hak ve nesafet (rayiç bedel) uygulaması için kaç yıl geçmesi gerekir?

Türk Borçlar Kanunu uyarınca, hak ve nesafete göre serbest piyasa emsallerine bakılarak kira tespiti yapılabilmesi için sözleşmenin başlangıcından itibaren en az 5 yılın dolması gerekir.

2. Dava açıldıktan sonra yargılama sürerken 5 yıllık sürenin dolması durumunda ne yapılır?

Mahkeme, davacıya davanın süresi dolan yeni kira dönemine teşmil edilmesini (yönlendirilmesini) isteyip istemediğini sormalı, davacı isterse yeni dönem için hakkaniyete göre kira tespiti yapmalıdır.

3. Kira bedelinin tespiti davası ile kira uyarlama davası arasındaki fark nedir?

Kira tespiti davası, 5 yıl sonunda yasal rayiç belirleme hakkıdır. Uyarlama davası ise öngörülemeyen olağanüstü dışsal olaylar (kriz, salgın) nedeniyle ifa güçlüğüne dayanan genel bir davadır.

4. Eski kiracı indirimi (hakkaniyet indirimi) nedir ve nasıl uygulanır?

Beş yılı dolan kiracının kirası belirlenirken bilirkişinin bulduğu piyasa rayicinden, kiracının eski olması gözetilerek mahkemece takdiren %10-%20 oranında yapılan indirimdir.

5. Sözlü kira sözleşmesi olması durumunda 5 yıllık süre nasıl ispatlanır?

Sözlü sözleşmelerde başlangıç tarihi ve süre, tarafların ödeme dekontları, ikrarları, tanık beyanları veya gönderilen ihtarnamelerdeki kabullerle ispatlanabilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/6958 E., 2019/3016 K. Karar Tarihi: 04.04.2019
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen kira bedelinin tespiti davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı 18/06/2015 tarihinde açtığı işbu davada; davalının 30/04/2012 tarihli sözlü kira sözleşmesi ile tarafına ait taşınmazda aylık 300,00 TL kira karşılığı oturduğunu, davalının ödemekte olduğu kira bedelinin emsallarının çok altında olup Noter kanalı ile gönderilen ihtarname ile bildirilen miktar değerinde kira bedelinin ödenmesini istediğini ancak davalının bunu kabul etmediğini, kira sözleşmesinde artışına ilişkin özel bir şart bulunmadığından üç yıldır kira artışı yapılmadığını belirterek kira bedelinin 500,00 TL olarak tespiti ile bu bedelin 30/04/2015 tarihinde başlayan kira döneminden itibaren geçerli sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında 01/01/2011 başangıç tarihli 5 yıl süreli aylık 300 TL bedelli yazılı kira sözleşmesi bulunduğunu , 02/02/2016 tarihinde de aylık kira bedeli olarak 330 TL yatırdığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 344.maddesinde ise “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında üretici fiyat endeksindeki artış oranını (01.01.2019 tarihinden sonrası için ise tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını) geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından üretici fiyat endeksindeki artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.” hükmü bulunmaktadır. TBK'nun 345 maddesinde ise “Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar. Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa, yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli de, bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur.” hükmüne yer verilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, TBK'nun 345 maddesi bu tarihten sonra açılacak kira bedelinin tespiti istemlerinde uygulanır. Olayımıza gelince; Dava, kira bedelinin tespiti istemi olup taraflar arasında 01/01/2011 başlangıç tarihli 5 yıl süreli aylık 300 TL bedelli yazılı kira sözleşmesi bulunmaktadır. Bu kapsamda; Dava tarihi itibariyle 5 yıllık kira süresi dolmadığından 18/06/2015 tarihinde açılan dava ile 30/04/2015 tarihinden itibaren kira parasının tespitine karar verilemez ise de yargılama sırasında 5 yıllık kira süresinin sonu olan dönemin (01/01/2016) başladığı göz önünde bulundurularak, mahkemece bir sonraki dönem için (2016-2017) kira bedelinin tespitini isteyip istemediği hususunun davacı taraftan sorularak, istemesi halinde bir sonraki dönem için hak ve nesafete göre kira parasının tespitine karar verilmesi aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken,yanılgılı değerlendirme sonucu davanın uyarlama davası olduğu kanaati ve uyarlama şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 04/04/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.