KISALTMALARLA HAKARET SUÇU VE CEZASI
Sosyal medya platformlarının (Örn: X, Instagram, Facebook), internet forumlarının ve dijital oyun sohbetlerinin yaygınlaşması, bireyler arasındaki hakaret ve sözel şiddet eylemlerini büyük ölçüde sanal dünyaya taşımıştır. Bu sanal mecralarda failler, doğrudan küfür veya ağır hakaret sözcüklerini yazmaktan ve böylece tespit edilerek cezalandırılmaktan kaçınmak amacıyla çeşitli dolaylı yollara başvurmaktadırlar. Bunların en yaygın olanı, küfürlerin sadece ilk harflerini kullanarak kısaltma yazmak (inisiyal kullanımı - Örn: "O.Ç" veya "0.Ç" gibi) veya rakamlarla harfleri birleştirerek sansürleme yapmaktır. Failler bu yöntemle, "ben doğrudan bir kelime yazmadım, sadece harfler yan yana geldi, hakaret kastım yoktu, ifade özgürlüğümü kullandım" şeklinde cezai sorumluluktan kurtulabileceklerini zannetmektedirler. Ancak Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125. maddesinde düzenlenen "Hakaret" suçu, şekle değil, eylemin hedef aldığı kişinin toplum içindeki "şeref, onur ve saygınlığına" yapılan saldırının özüne bakar. Bir kelimenin kısaltma olarak yazılmış olması, eğer o kısaltmanın toplumsal olarak ne anlama geldiği herkes tarafından şüpheye yer bırakmayacak biçimde anlaşılıyorsa, hukuken hakaret suçunun oluşmasını kesinlikle engellemez. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve siber ceza hukuku alanında çığır açan kararı, anlamı herkes tarafından açıkça bilinen "0.Ç" / "O.Ç" ibarelerinin ifade ve eleştiri özgürlüğü sınırlarını aştığını, incitici ve saygınlığı zedeleyici olması nedeniyle hakaret suçunu oluşturduğunu en yüksek yargı mertebesi kararıyla tescil etmektedir. Karar uyarınca; kısaltmayla da olsa hakaret eden kişi cezalandırılmalıdır.
Uygulamada, sosyal medya üzerinden bir tartışma sırasında karşısındaki kişiye "0.Ç" veya "O.Ç" yazan bir sanık hakkında asliye ceza mahkemesinde hakaret suçundan dava açılmaktadır. Sanık savunmasında "ben sadece iki harf yazdım, bu harflerin açılımı 'oyun çocuğu' veya 'okul çocuğu' anlamına gelebilir, küfür kastım yoktu" şeklinde hukuku arkadan dolanmaya çalışan savunmalar yapmaktadır. Bazı ilk derece ceza mahkemeleri de sanığın bu kelime oyununa inanarak "şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince kelimenin net olarak ne anlama geldiğinin kanıtlanamadığı ve eylemin eleştiri sınırları içinde kalabileceği" gerekçesiyle beraat kararı verebilmekteydi. Oysa Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bu absürt ve adalete olan güveni sarsan beraat kararlarını tamamen hukuka aykırı bularak bozmaktadır. Toplumdaki herkesin tereddütsüz olarak en ağır küfürlerden biri olduğunu bildiği bir kısaltmanın, sanığın kelime oyunlarıyla aklanması ceza adaletine sığmaz. İnisiyal kullanılması hakareti suç olmaktan çıkarmaz.
HAKARET SUÇU VE YASAL ÇERÇEVESİ
Hakaret suçu, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına somut bir fiil veya olgu isnat ederek ya da söverek saldırmaktır.
Kanun koyucu, bireylerin toplum içindeki manevi varlığını ve saygınlığını korumak amacıyla bu suçu düzenlemiştir. Hakaretin doğrudan yüz yüze yapılması ile internet üzerinden gıyapta (sosyal medya yoluyla) yapılması arasında suçun oluşumu açısından hiçbir fark yoktur.
TCK YÜZ YİRMİ BEŞİNCİ MADDE
Hakaret suçunu ve cezai yaptırımlarını düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinin ilgili hükümleri şöyledir:
TCK Madde 125/1 -
"Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır."
TCK Madde 125/4 -
"Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır."
Sosyal medyadaki paylaşımlar aleniyet unsurunu doğrudan oluşturur.
KISALTMALARIN TOPLUMSAL ANLAM DEĞERİ
Hukuk, toplumsal gerçekliklerden kopuk ve kelime oyunlarına alet edilebilecek sanal bir dünya değildir.
Dilbilimsel ve sosyolojik olarak, bazı harf kombinasyonlarının (inisiyallerin) veya argo kısaltmaların toplumun ezici çoğunluğu tarafından hangi anlama geldiği sabittir. Hakim, bu kısaltmaların toplumsal anlam değerini esas alır. Sanığın sonradan ürettiği "okul çocuğu" gibi savunmalar ciddiye alınmaz.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE ELEŞTİRİ SINIRI
İfade özgürlüğü ve eleştiri hakkı, demokratik toplumların temel taşı olmakla birlikte sınırsız değildir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Anayasamız uyarınca, ifade özgürlüğü başkalarının şöhret ve haklarının korunması amacıyla sınırlandırılabilir. Ağır sövgü içeren kısaltmalar kullanmak, hiçbir şekilde eleştiri veya düşünce açıklaması sınırları içinde kabul edilemez; doğrudan cezai ihlaldir.
ŞEREF VE SAYGINLIĞIN KORUNMASI YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Devlet, bireylerin manevi varlıklarını, şeref ve haysiyetlerini her türlü haksız saldırıya karşı korumakla yükümlüdür.
Kişinin toplum içindeki saygınlığını, itibarını zedeleyen, onu küçük düşüren ve rencide eden her türlü sözel şiddet, ceza hukukunun yanında Medeni Kanun uyarınca da kişilik haklarına saldırı (TMK m. 24) oluşturur. Bu durum ceza davasının yanında manevi tazminat hakkını da doğurur.
DİJİTAL ALANDA KISALTMALI TACİZLER
Sanal dünyada sansür filtrelerini aşmak için geliştirilen kısaltmalı hakaretler, siber suçların en yaygın türüdür.
Özellikle dijital oyunlarda, canlı yayınlarda ve forumlarda yapılan bu tür inisiyalli küfürler, mağdurların itibarını zedelemekte ve sanal ortamı kirletmektedir. Yargıtay’ın bu emsal kararı, siber zorbaların cezasız kalacağı algısını tamamen yok etmekte ve sanal dünyada da adaleti tesis etmektedir.
CMK UYARINCA DELİL DEĞERLENDİRME USULÜ
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde, kısaltmalarla işlenen hakaret suçlarında delil analizi şu usulle yürütülür:
CMK m. 134 ve m. 206 uyarınca, hakaret içeren dijital ekran görüntüleri (screenshotlar), URL adresleri ve ilgili hesap bilgileri savcılığa sunulur. Siber suçlar uzmanı bilirkişi, bu ekran görüntülerini ve mesajlaşma kayıtlarını teknik incelemeye tabi tutar. Mesajın bütünlüğü, taraflar arasındaki tartışmanın öncesi ve sonrası analiz edilir. Kısaltmanın hangi bağlamda kullanıldığı ve hakaret kastı, CMK kuralları dairesinde hakim tarafından bütünüyle değerlendirilir.
HUKUKİ YORUMLAR VE SÖZSEL ŞİDDET
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin bu muazzam emsal kararı, kelime oyunlarıyla cezadan kurtulmaya çalışan siber zorbalara vurulmuş en ağır hukuki darbe ve ceza adaletinin en güzel örneğidir.
Sonuç olarak; anlamı toplumdaki herkes tarafından açıkça anlaşılan "0.Ç" / "O.Ç" ibarelerinin kullanılması, ifade özgürlüğü sınırlarını aşan, incitici ve saygınlığı zedeleyici nitelikte ağır bir hakarettir. Sanığın bu eylemi TCK m. 125 uyarınca hakaret suçunu oluşturur. Mahkemenin beraat kararı vermesi kanuna açıkça aykırıdır. Yargıtay, bu kararla sözsel şiddeti mahkum etmiş ve Türk ceza hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, dava açabilirsiniz. Sanık sadece harf yazdığı için cezadan kurtulamaz. Yargıtay emsal kararı uyarınca "O.Ç." kısaltmasının ne anlama geldiğini herkes bildiğinden, bu eylem doğrudan hakaret suçudur.
Hayır. Yargıtay içtihatlarına göre, bu tür kelime oyunlarına ve hayatın olağan akışına aykırı sonradan uydurulan savunmalara mahkemeler asla itibar etmez. Toplumsal algı ve genel kabul esas alınır.
TCK m. 125 uyarınca hakaret suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hakaret internet üzerinden herkese açık yapılmışsa (alenen), ceza altıda biri oranında artırılır.
Evet. Hakaret içeren konuşma ekranının (chatbox) görüntüsünü alıp, küfreden kişinin profil bilgilerini ve varsa kullanıcı kimliğini (ID) belirterek savcılığa suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
Evet. Hakaret eylemi doğrudan kişilik haklarınıza saldırı oluşturduğundan, ceza davasının açılmasının ardından Asliye Hukuk Mahkemesinde manevi tazminat davası açarak uğradığınız manevi zararın ödenmesini isteyebilirsiniz.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.