KIYMET TAKDİRİNE İTİRAZDA YETKİLİ MAHKEME
İcra ve iflas hukuku, borçlunun malvarlığına devlet zoruyla el konularak alacaklının tatmin edilmesini sağlayan, sıkı şekil şartlarına ve sürelere tabi bir kamu hukuku dalıdır. Bu süreçte borçluya ait taşınır veya taşınmaz malların cebri icra yoluyla satılabilmesi için öncelikle bu malların ekonomik değerinin saptanması gerekir. Bu değer saptama işlemine "kıymet takdiri" denir. Kıymet takdirinin gerçeğe uygun yapılması, hem borçlunun malının değerinin altında satılmasını önlemek hem de alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak açısından hayati önem taşır. Bu nedenle yasa koyucu, kıymet takdiri raporlarına karşı ilgililere itiraz etme hakkı tanımıştır. Ancak icra takibine konu malın, takibin yapıldığı icra dairesinin yetki alanı dışında bulunması halinde "talimat (istinabe)" usulü devreye girer. Bu durumlarda, kıymet takdirine karşı yapılacak itiraz şikayetinin hangi icra mahkemesinde inceleneceği konusu uygulamada ciddi yetki uyuşmazlıklarına yol açmaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları, kıymet takdiri raporunun fiziken nerede ve hangi icra müdürlüğü aracılığıyla bilirkişiye düzenletildiği hususunu esas alır. Buna göre, kıymet takdiri işlemini yürüten talimat icra dairesinin bağlı bulunduğu icra hukuk mahkemesi, itirazları incelemekle münhasıran yetkili mahkemedir.
İCRA VE İFLAS HUKUKUNDA TALİMATLA HACİZ VE İSTİNABE KAVRAMI
İcra müdürlüklerinin yetki sınırları, bağlı bulundukları adli yargı sınırlarıyla sınırlıdır. Bir icra dairesi, kendi yetki alanı dışındaki bir bölgede doğrudan doğruya haciz, muhafaza veya kıymet takdiri gibi icra işlemlerini gerçekleştiremez. İcra ve İflas Kanunu’nun 79. maddesi bu engeli aşmak üzere "istinabe" (talimat) müessesesini düzenlemiştir. Buna göre, haczedilecek veya kıymet takdiri yapılacak mal başka bir yerde ise, asıl icra dairesi o yerin icra dairesine bir talimat yazarak işlemin yapılmasını ister. İstinabe olunan bu daire (talimat icra dairesi), talimat gereğince haciz veya kıymet takdiri işlemlerini kendi bölgesindeki usullere göre yerine getirir. Bu kapsamda yapılan tüm işlemler, asıl takibin bir parçası olmakla birlikte, fiziki icra yetkisinin sınırları içinde bağımsız bir usulü süreç olarak yürütülür.
TAŞINMAZ KIYMET TAKDİRİ VE RAPORUN HUKUKİ NİTELİĞİ
Kıymet takdiri, cebri icra yoluyla satışı yapılacak taşınmazın bilirkişiler marifetiyle piyasa rayiç değerinin belirlenmesi işlemidir. İcra müdürü, bilirkişiler eşliğinde taşınmazın başına giderek konumunu, fiziki durumunu, imar statüsünü ve emsallerini inceletir ve bir kıymet takdiri raporu düzenletir. Bu rapor, satış hazırlıklarının en önemli aşamasıdır; zira İİK m. 128/a uyarınca taşınmazın ihale başlangıç bedeli bu raporda saptanan değerin yüzde ellisi üzerinden hesaplanır. Kıymet takdiri raporu, ilgililere (borçluya, alacaklıya, tapudaki diğer hak sahiplerine) tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren başlayan 7 günlük süre içinde rapora itiraz edilmezse, saptanan değer kesinleşir. Bu raporun hukuki niteliği, kesinleşmesi halinde iki yıl boyunca geçerliliğini koruyan ve ihalenin feshini engelleyen resmi bir tespit belgesi olmasıdır.
KIYMET TAKDİRİNE İTİRAZ ŞİKAYETLERİNDE YETKİ VE GÖREV KURALLARI
İcra dairesinin işlemlerine karşı yapılacak şikayetlerde yetkili mahkeme, İİK’nın 4. maddesi uyarınca işlemi yapan icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesidir. Ancak konu talimat yoluyla yapılan haciz ve kıymet takdirleri olduğunda yetki kuralları farklılık gösterir. İİK 79. maddesinde "hacizle ilgili şikayetler, istinabe olunan icra dairesinin tabi bulunduğu icra mahkemesince çözümlenir" hükmü yer almaktadır. Kıymet takdiri de haciz işleminin doğrudan bir devamı ve tamamlayıcısı niteliğinde olduğundan, bu işleme karşı yapılacak itirazlar da talimat icra dairesinin tabi olduğu icra mahkemesinde görülmelidir. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki olup, taraflarca aksinin kararlaştırılması veya mahkemece re'sen gözetilmemesi hukuken geçersizdir.
RAPORU DÜZENLETEN İCRA DAİRESİ TANIMININ HUKUKİ SINIRLARI
İİK’nın 128/a maddesinde "kıymet takdirine ilişkin şikayetler, raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde yapılır" denilmektedir. Buradaki "raporu düzenleten" ifadesi uygulamada bazı mahkemelerce yanlış yorumlanarak asıl icra dairesi olarak kabul edilmekte ve yetkisizlik kararları verilmektedir. Yargıtay bu karmaşayı önlemek amacıyla "talimat yazmak" ile "raporu düzenletmek" kavramlarını net bir şekilde ayırmıştır. Asıl icra dairesi sadece işlemi yapması için başka bir daireye talimat yazar; raporu fiilen bilirkişiye hazırlatan, fiili kıymet takdirini yürüten ve dosyaya alan ise talimat icra dairesidir. Dolayısıyla yasadaki "raporu düzenleten icra dairesi" tanımından anlaşılması gereken merci, talimat icra dairesidir ve yetkili mahkeme de onun bağlı olduğu icra mahkemesidir.
ASİL VEYA TALİMAT İCRA DAİRELERİNİN YETKİ PAYLAŞIMININ ESASLARI
İcra takibinde asıl icra dairesi ile talimat icra dairesi arasında net bir görev ve yetki paylaşımı mevcuttur. Takibin esasına ilişkin itirazlar (ödeme emrine itiraz, borca itiraz, takibin iptali vb.) yalnızca asıl icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesinde incelenebilir. Ancak talimat icra dairesinin kendi bölgesinde yaptığı fiili işlemlerden (haciz uygulaması, kıymet takdiri yapılması, taşınmazın korunması önlemleri) doğan şikayetler ise sadece talimat icra mahkemesinde görülebilir. Bu ikili ayrım, hem yargılamanın hızı hem de delillerin yerinde incelenmesi (keşif yapılması zorunluluğu) açısından pratikte büyük kolaylık sağlar. Kıymet takdirine itiraz halinde mahkemenin yeniden keşif yapması gerekeceğinden, taşınmazın bulunduğu yerdeki talimat mahkemesinin yetkili olması fiili bir zorunluluktur.
MERCİ TAYİNİ VEYA YARGI YERİNİN BELİRLENMESİ USULÜ
Farklı yerlerdeki iki icra mahkemesinin karşılıklı olarak yetkisizlik kararı vermesi ve bu kararların kesinleşmesi durumunda ortaya çıkan yetki uyuşmazlığına "olumsuz yetki uyuşmazlığı" denir. Karşılıklı yetkisizlik kararları üzerine uyuşmazlığın çözülmesi ve davanın görüleceği yetkili mahkemenin belirlenmesi amacıyla üst mahkemeye başvurulur. Bu işleme "merci tayini" veya "yargı yerinin belirlenmesi" adı verilir. Eğer yetkisizlik kararı veren mahkemeler farklı Bölge Adliye Mahkemelerinin yargı çevrelerinde yer alıyorsa, yargı yerini belirleme yetkisi münhasıran Yargıtay’a aittir. Yargıtay dosyayı inceleyerek kanunun amir hükümlerine göre kesin olarak yetkili mahkemeyi belirler ve dosyayı o mahkemeye gönderir. Yargıtay’ın yargı yeri belirleme kararları kesin olup, ilgili mahkemeyi bağlar.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Kıymet takdirine itiraz davası, kıymet takdiri raporunu bilirkişiye fiilen düzenleten icra dairesinin (talimat icra dairesinin) bağlı olduğu yerdeki İcra Mahkemesinde açılır.
Asıl icra dairesi takibin başlatıldığı ve yürütüldüğü ana dairedir. Talimat icra dairesi ise asıl dairenin yetki alanı dışındaki fiili haciz ve kıymet takdiri gibi işlemleri gerçekleştiren aracı dairedir.
Kıymet takdiri raporunun ilgililere tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal itiraz süresi 7 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
Taşınmazın bulunduğu yerdeki icra müdürlüğü, asıl icra müdürlüğünün gönderdiği talimat yazısı doğrultusunda kıymet takdirini yapmakla görevlidir.
İki icra mahkemesi de yetkisizlik kararı verirse, olumsuz yetki uyuşmazlığının çözülmesi amacıyla dosya Yargıtay'a gönderilir ve Yargıtay merci tayini (yargı yeri belirleme) yoluyla kesin yetkili mahkemeyi seçer.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.