KÖPEK ISIRMASINDA ANNE BABA TAZMİNATI
Haksız fiiller ve bu fiillerden kaynaklanan cismani (bedensel) zararlar, sadece doğrudan fiziksel şiddete veya saldırıya maruz kalan bireyi değil, onun en yakın çevresini, özellikle de onu canından çok seven anne ve babasını da derinden etkileyen ağır travmalardır. Ceza ve borçlar hukukumuzda, bir çocuğun bedensel bütünlüğünün zarar görmesi halinde tazminat hakları değerlendirilirken, geleneksel olarak sadece yaralanan çocuğun doğrudan zararı (tedavi giderleri, manevi acısı) göz önüne alınmaktaydı. Oysa Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 56. maddesi (mülga BK m. 47 ve 49), ağır cismani zararlarda veya ölüm hallerinde, zarar görenin yakınlarına da (anne, baba, eş, çocuklar) doğrudan kendi adlarına manevi tazminat talep edebilme hakkı tanımıştır. Bir köpeğin, anne ve babanın ortak çocuğu olan küçük bir çocuğa saldırması, onu ısırması ve yüzünde ömür boyu kalacak "sabit bir iz (sabit eser)" bırakması, anne ve babada telafisi imkansız bir ruhsal ızdırap yaratır. Çocuğun hastane ortamında çektiği acılara, inlemelerine şahit olmak, ameliyat riskleriyle sarsılmak ve eve her döndüklerinde çocuğun yüzündeki o yara izlerine her baktıklarında aynı acıyı tekrar tekrar yaşamak anne ve babanın yaşam kalitesini ruhsal yönden çökertir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu makaleye konu olan emsal ve tarihi kararı, anne ve babanın bu derin ruhsal acısının yasal olarak manevi tazminatla ödüllendirilmesi gerektiğini en sarsılmaz insani ve hukuki gerekçelerle hüküm altına almaktadır. Karar uyarınca; köpek ısırması sonucu çocuğun yüzünde sabit iz kalması halinde anne ve baba da doğrudan manevi tazminat talep edebilir.
Uygulamada, davalılara ait sahipsiz veya tasmasız bırakılmış bir köpeğin sokakta bir çocuğa saldırması sonucu çocuk yüzünden ve vücudundan ağır şekilde yaralanmaktadır. Mağdur aile, köpek sahibi aleyhine hem çocuk adına hem de kendileri adına tazminat davası açmaktadır. Davalılar ve sigorta şirketleri ise "cismani zarara uğrayan çocuktur, anne ve baba fiziksel olarak yaralanmamıştır, dolayısıyla onların manevi tazminat hakkı yoktur" savunmasının arkasına sığınmaktadır. İlk derece Asliye Hukuk Mahkemeleri de bazen "çocuğun yüzündeki izlerin gelecekte estetik ameliyatla düzelebileceği, bu nedenle kalıcı bir hasar olmadığı ve anne babanın tazminata hak kazanamayacağı" gibi sığ ve teknik gerekçelerle anne babanın davasını reddedebilmekteydi. Oysa Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu sığ yaklaşımları sarsıcı bir tokat gibi indirdiği gerekçeleriyle bozmaktadır. Bir çocuğun yüzünde köpek diş izlerinin sabit eser olarak kalacak olması ve anne babanın çocuğa her baktıklarında bu dehşet anını ve acıyı yeniden hissedecek olması, kendi başına en ağır manevi zarardır. Estetik ameliyatla izlerin azalabilme ihtimali dahi, bu ameliyatın taşıdığı riskler ve süreçler nedeniyle anne babanın ruhsal acısını hafifletmez, aksine üzüntünün derinliğini gösterir. Dolayısıyla anne ve babanın da doğrudan manevi tazminat alma hakkı mutlaktır.
HAKSIZ FİİL VE ANNE BABANIN ACISI
Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı bir eylemle bir başkasına maddi veya manevi zarar vermesidir.
Bir çocuğun köpek saldırısına uğraması haksız fiildir. Bu fiil sonucunda anne ve babanın hissettiği acı, dolaylı bir üzüntü değil, çocuklarıyla aralarındaki sevgi bağı nedeniyle doğrudan doğruya kendi kişilik haklarına (TBK m. 58) yapılan ağır bir tecavüzdür. Anne babanın acısı hukuken korunmalıdır.
TBK ELLİ ALTINCI MADDE DÜZENLEMESİ
Ağır bedensel zararlarda yakınların manevi tazminat hakkını düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesinin ilgili fıkrası şu şekildedir:
TBK Madde 56/2 -
"Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."
Bu madde, ailenin ortak acısına tanınan yasal haktır.
HAYVAN İDARE EDENİN KUSURSUZ SORUMLULUĞU
Köpek sahipleri veya hayvanı geçici olarak idare edenler, hayvanın başkalarına verdiği her türlü zarardan kusursuz olarak sorumludurlar.
TBK m. 67 uyarınca, köpek sahibinin "benim köpeğim uysaldı, zinciri kendi kopardı, benim kusurum yok" savunması geçersizdir. Sahip, hayvanın çevreye zarar vermesini önleyecek her türlü tedbiri almakla yükümlüdür. Aksi halde tüm maddi ve manevi zararları tazmin eder.
ÇOCUĞUN YÜZÜNDE SABİT İZ KALMASI
Yüz bölgesindeki köpek ısırma izleri, tıbbi olarak "sabit iz (sabit eser)" olarak nitelendirilen kalıcı yara deformasyonlarıdır.
Gelişme çağındaki bir çocuğun yüzünde bu izlerin kalması, onun akranları arasında sosyal çekingenlik yaşamasına, psikolojik gelişiminin olumsuz etkilenmesine yol açar. Anne baba da bu gelişimsel travmayı çocukla birlikte her an yaşar. Bu durum manevi zararın büyüklüğünü kanıtlar.
CİSMANİ ZARARLARDA YAKINLARIN TAZMİNAT HAKKI
Cismani zarar (bedensel bütünlüğün ihlali), sadece fiziksel yaralanmayı değil, ruhsal bütünlüğün sarsılmasını da kapsayan geniş bir kavramdır.
Yakınların tazminat hakkı için yaralanmanın "ağır" nitelikte olması gerekir. Çocuğun yüzünde sabit iz kalacak şekilde köpek tarafından parçalanması, hukuken "ağır bedensel zarar" kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle anne ve babanın yakın sıfatıyla tazminat talep etmesi yasal bir haktır.
ESTETİK AMELİYAT RİSKLERİ VE ETKİSİ
Yaraların gelecekte estetik operasyonlarla kapatılabilme veya küçültülebilme ihtimali, mevcut manevi zararı ortadan kaldırmaz.
Tıp biliminde hiçbir estetik ameliyat sıfır iz garantisi vermez. Ayrıca çocuğun genel anestezi altında ameliyata girmesi, o süreçte yaşanacak komplikasyon riskleri, anne ve babanın üzerindeki ruhsal gerilimi ve korkuyu daha da artırır. Ameliyat olasılığı manevi ızdırabın bizzat delilidir.
HMK UYARINCA TAZMİNAT TAYİNİ USULÜ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, köpek ısırması davalarında tazminat miktarının tayini şu usulle yürütülür:
HMK m. 266 uyarınca mahkeme, çocuğun yüzündeki izlerin kalıcılığını saptamak için Adli Tıp Şube Müdürlüğünden "sabit eser raporu" alır. Raporun kesinleşmesinin ardından hakim, TBK m. 56 uyarınca manevi tazminat miktarını serbestçe takdir eder. Hakim bu takdiri yaparken, HMK delil denetimi dairesinde, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, olayın oluş şeklini, köpek sahibinin ağır kusurunu ve anne babanın ruhsal ızdırabının derinliğini esas alır. Belirlenen miktar, acıyı hafifletecek düzeyde adil olmalıdır.
HUKUKİ YORUMLAR VE AİLE HAKLARI
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu tarihi kararı, aileyi tek bir organizma olarak gören, çocuğun acısını anne babanın kişilik hakkına yapılan bir saldırı kabul eden muazzam bir insani adalet başyapıtıdır.
Sonuç olarak; köpek ısırması sonucu çocuğun yüzünde sabit eser (iz) kalması durumunda, hem çocuk hem de anne ve baba doğrudan manevi tazminat hakkına sahiptir. Estetik ameliyat imkanının bulunması anne babanın tazminat hakkını engellemez. Yargıtay, bu kararla aile bağlarını kutsamış, kusursuz sorumluluk ilkelerini güçlendirmiş ve Türk borçlar hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet. Çocuğunuz adına onun uğradığı bedensel zarar nedeniyle, kendiniz ve eşiniz adına ise yaşadığınız ağır ruhsal acı ve ızdırap nedeniyle ayrı ayrı manevi tazminat davası açabilirsiniz.
Hayır. Hayvan sahibinin sorumluluğu TCK/TBK uyarınca "Kusursuz Sorumluluk"tur. Sahibinin hiçbir kusuru olmasa dahi, köpeğin verdiği tüm zararları hukuken tazmin etmek zorundadır.
Evet. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre, izlerin estetikle geçebilme ihtimali dahi anne babanın çektiği acıyı azaltmaz. Ameliyat riskleri de bu acının bir parçasıdır. Tazminat hakkınız tamdır.
Tazminat miktarı; çocuğun yaralanma derecesine, yüzünde sabit iz kalıp kalmamasına, ailenin ve köpek sahibinin sosyo-ekonomik durumuna göre hakim tarafından adilce takdir edilir. Miktar zenginleşme aracı olamaz ama acıyı da hafifletmelidir.
Hayır. Köpek sahibine karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde açacağınız tazminat davası ile ceza davası bağımsız yürür. Ancak hukuk hakimi, ceza mahkemesinin maddi olayı saptayan adli tıp raporlarını bekletici mesele yapar.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.