avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

KORUMA ALTINDAKİ ÇOCUK VE TAZMİNAT

Devletin şefkat kanatları altında, bir çocuk yuvasında yetişen bir küçüğün hayatı bir trafik kazasıyla ansızın son bulduğunda, hukuk sadece vicdani değil, mali bir bilançoyu da önüne koyar. Devlet, o güne kadar koruduğu, doyurduğu ve eğittiği bu çocuğun vefatıyla sarsılırken, diğer yandan bu süreçte yaptığı harcamaları "zarar" olarak niteler ve kazanın failinden talep eder. Ancak bu noktada adalet sisteminin cevabını aradığı zor bir soru vardır: Devletin verdiği "bakım hizmeti" bir ticari alacak mıdır, yoksa anayasal bir görev mi? Çocuğun yuvadan kaçmış olması, kazayı yapan sürücüyü tedavi masraflarından kurtarır mı?

Yargıtay’ın yerleşik emsal kararlarına göre, devletin koruma altındaki çocuk için yaptığı harcamalar ikiye ayrılır. 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu uyarınca yapılan "bakım ve yetiştirme giderleri", devletin bir kamu görevi olması hasebiyle haksız fiil failinden geri istenemez. Ancak kaza sonrası yapılan "tedavi giderleri", doğrudan failin eyleminden doğan bir zarardır ve kusuru oranında failden tahsil edilmelidir. İdarenin çocuğun yuvadan kaçmasını engelleyememiş olması bir "hizmet kusuru" teşkil etse de, bu durum kazayı yapan sürücünün tedavi masrafları üzerindeki sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Bu makalemizde, koruma altındaki çocukların vefatı durumunda devletin rücu haklarını, bakım giderleri ile tedavi giderleri arasındaki hukuki farkı ve Yargıtay’ın "illiyet bağı" üzerinden kurduğu güncel bozma yaklaşımlarını akademik bir perspektifle ele alacağız.

DEVLETİN KORUMA VE GÖZETİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Anayasa ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu, devlete yardıma muhtaç çocukları koruma altına alma görevini yükler. Bu görev kapsamında kurulan çocuk yuvaları, çocukların sadece fiziki ihtiyaçlarını değil, güvenliğini de sağlamakla mükelleftir. İdarenin çocukların dışarı çıkmasını veya kaçmasını önleyici tedbirleri almaması, hukuken bir "gözetim eksikliği" ve "hizmet kusuru" olarak değerlendirilir.

Ancak idarenin bu kusuru, çocuk dışarıdayken meydana gelen her olayda sürücülerin sorumluluğunu sıfırlamaz. Hukuk, "idarenin kusuru" ile "sürücünün kazadaki kusurunu" birbirinden ayırır.

BAKIM VE YETİŞTİRME GİDERLERİNİN HUKUKİ STATÜSÜ

SHÇEK (veya yeni adıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı), koruma altındaki çocuklar için barınma, gıda, eğitim ve giyim gibi harcamalar yapar. Bir çocuk bir kaza sonucu vefat ettiğinde, Kurum bazen bu geçmiş harcamaları kazayı yapandan rücu etmek ister.

Yargıtay bu talebi reddetmektedir. Gerekçesi ise şudur: Bu harcamalar, çocuğun yaşatılması için devletin anayasal ödevidir. Çocuk ölmeseydi de devlet bu parayı harcayacaktı. Dolayısıyla bu giderler, kazanın bir sonucu ("zarar") değil, devletin varlık sebebidir.

TRAFİK KAZASI SONUCU TEDAVİ MASRAFLARI

Bakım giderlerinin aksine, kaza sonrası hastanede yapılan ameliyat, ilaç ve yoğun bakım giderleri doğrudan kazanın bir sonucudur. Eğer kaza olmasaydı, bu tedavi giderleri de doğmayacaktı.

Yargıtay, tedavi giderlerinin failin eyleminden kaynaklandığını vurgular. Bu nedenle, koruma altındaki çocuk için yapılan tıbbi harcamalar, kazada kusurlu olan sürücüden ve araç işleteninden (veya sigortasından) talep edilebilir.

İDARENİN GÖZETİM KUSURU VE SORUMLULUK

Sürücüler genellikle şu savunmayı yapar: "Eğer devlet çocuğu yuvada tutsaydı, çocuk yola çıkmazdı ve kaza olmazdı. Dolayısıyla devlet suçludur." Mahkemeler bazen bu görüşe katılarak davayı reddetmektedir.

Ancak Yargıtay bu yaklaşımı hatalı bulur. İdarenin çocuğu yuvada tutamaması, sürücünün trafik kurallarına uyma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Sürücünün kazada bir kusuru varsa (hız, dikkatsizlik vb.), tedavi giderlerinden bu kusuru oranında sorumlu olmaya devam eder.

HAKSIZ FİİL VE İLLİYET BAĞI

Hukukta bir zararın ödettirilmesi için "illiyet bağı" (nedensellik bağı) şarttır. Tedavi giderleri ile kaza arasında doğrudan bir bağ vardır. Çocuğun yuvadan kaçması ile kaza arasında ise daha dolaylı bir bağ söz konusudur.

Fail, eyleminin doğrudan sonuçlarından sorumludur. Çocuğun dışarıda başıboş olması, sürücüye "herkese çarpma özgürlüğü" vermez. Bu nedenle, kaza anındaki kusur durumu davanın merkezine oturtulmalıdır.

2828 SAYILI KANUN KAPSAMINDA RÜCU

İlgili kanun, Kurumun üçüncü kişilere karşı sahip olduğu rücu haklarını düzenler. Ancak bu haklar, genel tazminat hukuku ilkeleriyle sınırlıdır. Devlet, sadece "haksız fiil nedeniyle ekstradan yapmak zorunda kaldığı" giderleri isteyebilir.

Sosyal devlet ilkesi gereği, zaten yapılması gereken rutin harcamalar rücu konusu edilemezken, kaza gibi istisnai olayların maliyeti failin üzerine bırakılır.

YARGITAY'IN "TEDAVİ GİDERİ" AYRIMI VE SONUÇ

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı (2010/4812 K.), adaleti rasyonel bir temele oturtmaktadır. "Geçmiş bakım paralarını isteyemezsin (çünkü kamu görevidir) ama hastane paralarını isteyebilirsin (çünkü bu bir zarardır)" diyerek, devlet ile vatandaş arasındaki mali dengeyi kurmuştur.

Sonuç olarak; devletin koruması altındaki bir canın yitirilmesi, en büyük "kamu zararıdır". Ancak bu zararın mali boyutunda, devletin rutin görevleri ile haksız fiilin yarattığı ek yükler ayrıştırılmalıdır. Bir çocuğun yuvadan kaçmış olması, yoldaki bir sürücünün kusurlu eylemini meşrulaştırmaz. Adalet, devletin ihmalini de failin hatasını da ayrı tartılarda ölçer; ancak tedavi bekleyen bir çocuğun masraflarını, o yarayı açanın omuzlarına yüklemekten geri durmaz. Hukuk, kimsesizlerin kimsesi olan devletin, o çocuklar için harcadığı her "zorunlu" kuruşun hesabını, kusuru olandan sorma hakkını saklı tutar.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Koruma altındaki bir çocuk kaza yaparsa masrafları kim öder?

Acil tedavi giderlerini SGK (6111 sayılı yasa uyarınca) karşılar. Ancak Kurum (Bakanlık), yaptığı ek harcamalar ve tedavi giderleri için kazada kusuru olan taraflara rücu davası açabilir.

2. Devlet, çocuk ölmeden önce ona harcadığı yemek ve okul paralarını sürücüden alabilir mi?

Hayır. Yargıtay'ın yerleşik içthatlarına göre, bakım ve yetiştirme giderleri devletin genel kamu hizmetidir ve haksız fiil sorumlularından rücu edilemez.

3. Çocuk yurttan kaçtığı için kaza yaptıysa idarenin kusuru olur mu?

Evet, idarenin çocukların dışarı çıkmasını engelleyici önlemleri almaması bir "hizmet kusuru" olarak kabul edilir. Bu durum tazminattan kusur indirimi yapılmasına neden olabilir.

4. Sürücü beraat ederse SHÇEK davası ne olur?

Sürücünün ceza davasında kusursuzluğu nedeniyle beraat etmesi durumunda, illiyet bağı kesileceği için rücu davasının da reddi gündeme gelir. Ancak hukuk mahkemesi kendi kusur incelemesini yapacaktır.

5. 2828 Sayılı Kanun rücu davalarında ne kadar etkilidir?

Bu kanun, Kurumun çocuk üzerindeki velayet ve koruma yetkisini belirler. Rücu davalarında ise hem bu kanun hem de Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri birlikte uygulanır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
4. Hukuk Dairesi 2009/8412 E. , 2010/4812 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ...Davacı SHÇEK, koruması altındaki küçüğün trafik kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle o güne kadar yapılan bakım harcamaları ve tedavi giderlerinin tahsilini istemiştir. Mahkemece, idarenin çocuğun yurttan kaçmasını engellemediği, özen görevini yerine getirmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. ...Hüküm: Bakım giderlerinin istenemeyeceği doğrudur (2828 sayılı kanun kapsamında). Ancak, trafik kazası nedeniyle ölen küçüğe yapılan tedavi giderleri, davalıların eyleminden kaynaklanmıştır. ...Gerekçe: Trafik kazası nedeniyle davalı tarafın sorumlu olup olmayacağı araştırılmalıdır. İdarenin küçüğün yurttan kaçmasındaki kusuruna bakılarak tedavi giderlerine ilişkin istemin reddedilmesi doğru değildir. Davalıların kazadaki kusur durumu belirlenmeli ve varsa kusurları oranında tedavi giderinden sorumlu tutulmalıdırlar. SONUÇ: ...Hükmün davacı yararına BOZULMASINA... 22.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.