avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ve Ölçülülük İlkesi

Koruma tedbirleri kapsamında el koyma, müsadere veya benzeri kamu müdahaleleri, kamu yararını ve suçun önlenmesini hedeflerken, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde ciddi etkiler yaratabilir. Yargıtay Ceza Dairesi’nin 2018/12191 K., 2018/6821 E. sayılı kararı, mülkiyet hakkı, ölçülülük ilkesi, tazminat hakkı ve kamu kaynaklarının verimli kullanımı açısından emsal nitelikte bir içtihat teşkil etmektedir. Karar, özellikle kamu makamlarının tedbir uygulamalarında ölçülülük ve orantılılık kriterlerini, hukuki sorumluluk kapsamında tazminat düzenlemelerini ve uygulamadaki usul kurallarını ortaya koymaktadır.

Koruma Tedbirleri ve Mülkiyet Hakkı

Anayasa Mahkemesi’nin 2017/14195 başvuru numaralı kararı ve Yargıtay içtihadı doğrultusunda, suçta kullanılan veya suç unsuru eşyalara el konulması, suçun tekrarını önleme, caydırıcılık ve delil güvenliği sağlama amacı taşır. Ancak, bu tedbirler uygulanırken kişilerin mülkiyet haklarının korunması zorunludur. Anayasa m.35 kapsamında herkesin mülkiyet hakkı güvence altına alınmış olup, kamu müdahalesi bu hakkı ölçülü biçimde sınırlayabilir.

Yargıtay kararı, somut olayda araç üzerinde yaklaşık 7 yıl süren el koyma tedbirinin ölçülülük kriterini ihlal ettiğini, araç müsadere edilemeyecekken bu uzun süreli müdahalenin aşırı olduğunu tespit etmiştir. Bu bağlamda, tazminat talebinin hukuki dayanağı ortaya çıkmıştır.

Ölçülülük İlkesi ve Kamu Müdahalesi

Koruma tedbirlerinde ölçülülük ilkesi, hem fiilen müdahale edilen malın değerini ve süreyi hem de müdahalenin alternatif yöntemlerini dikkate alır. Kararda vurgulanan temel hususlar şunlardır:

Bu kriterler, uygulamada yetkili makamların ölçülü ve orantılı tedbir almasını, aynı zamanda vatandaşın hak kaybı yaşamasını önlemeyi hedefler.

Tazminat Hakkı ve Usul Kuralları

5271 sayılı CMK m.141/1-j, koruma tedbirleri nedeniyle zarara uğrayan kişilerin tazminat talep etme hakkını düzenler. Yargıtay kararı, tazminat talebinde:

Bu yaklaşım, tazminat davalarında hukuka uygun ölçüm ve hesaplama kriterlerini somutlaştırmaktadır.

Mükerrer Davalar ve Kamu Kaynaklarının Korunması

Yargıtay, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı birden fazla dava açılmasının önlenmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Bu, kamusal kaynakların etkili ve verimli kullanımının sağlanması açısından önemlidir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden araştırma yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu vurgulanmıştır.

Bu ilke, uygulamada hem kamu zararı hem de hukuki güvenlik açısından kritik bir rol oynar. Yetkili birimlerin, tazminat taleplerini değerlendirirken, önceki ve paralel davaları kontrol etmesi gereklidir.

Yargıtay Kararının Uygulama Kıstasları

Doktrinsel ve Mevzuat Çerçevesi

Uygulamada Önemli Çıkarımlar

Bu Yargıtay kararı, özellikle koruma tedbirleri ve tazminat davaları açısından yol göstericidir:

Bu çerçevede karar, “koruma tedbirleri tazminat”, “CMK m.141/1-j”, “ölçülülük ilkesi”, “mülkiyet hakkı”, “mükerrer dava önleme” gibi SEO anahtar kelimelerini içeren kapsamlı bir hukuki rehber niteliği taşımaktadır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Ceza Dairesi 2018/6821 E. , 2018/12191 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat Hüküm : Davanın kısmen kabulü ile 75.000 TL maddi tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Anayasa Mahkemesi'nin 20/9/2017 tarih, 2014/14195 başvuru numaralı kararında da vurgulandığı üzere, suçta kullanılan veya suça konu eşyalara el konulmasının, bu eşyaların yeniden suçta kullanılmalarının önüne geçilmesi, caydırıcılığın sağlanması ve muhtemel bir müsaderenin sonuçsuz kalmasını önlemek gibi amaçlar taşıdığı, bununla birlikte kamu makamlarının söz konusu tedbirleri alırken kişilerin mülkiyet haklarının korunmasını gözetmelerinin gerektiği, fiilen el koyma tedbirinin uygulanmasının, kişilerin geçici süreyle de olsa mülkünden yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca yol açacağının belirtildiği, Somut dosya açısından; el konulan aracın müsadere edilemeyeceğinin anlaşılması ile sicil kaydına şerh konulmak suretiyle daha az zarara yol açabilecek bir yolun da varlığına rağmen, yaklaşık 7 yıl el konulan aracın alıkonulması şeklindeki müdahalenin ölçülülük anlamında gereklilik ölçütünü sağlamadığı, bu kapsamda, davacı şirket lehine 5271 sayılı Kanunun 141/1-j maddesi kapsamında tazminat isteme koşullarının oluştuğu değerlendirilmekle; Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Tazminat davasına esas Gaziantep 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/12/2008 tarih, 2008/483-2008/1238 sayılı ilamına ilişkin ceza dosyası getirtilerek,... plaklı aracın sahibi olan davacı şirket ile sanık Hasan Akyol arasındaki hukuki ilişkinin tespit edilmesi, araca 11/05/2008 tarihinde el konulması ile birlikte, iade edilmesine karar verildiği 25/02/2015 arasında, aracın nerede ve ne şekilde muhafaza edildiği, bu süreçte aracın değerinde bir azalma olup olmadığı, iade kararı sonrasında aracın davacı şirket tarafından teslim alınıp alınmadığı araştırılıp, diğer yandan tazminat davasına konu araç ile 2008-2015 yılları arasında ne kadar kazanç sağlanabileceğinin Şoförler Odasından sorularak, bu bedelden, bakım, yakıt, amortisman gibi giderlerin düşülmesi suretiyle, net kazanç kaybı tespit edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, 2-Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynî konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 17/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.