MAHKEME DIŞI SULHUN MAHKEME İÇİ SULHA DÖNÜŞMESİ
Hukuk yargılamasında tarafların arasındaki uyuşmazlığı mahkeme dışında, sulh yoluyla çözmeleri ve davayı barışçıl bir şekilde sonlandırmaları, hem yargının iş yükünü azaltan hem de toplumsal barışı destekleyen en ideal yöntemdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 313. maddesinde düzenlenen "Sulh", görülmekte olan bir davadaki uyuşmazlığın kısmen veya tamamen sona erdirilmesi amacıyla tarafların karşılıklı anlaşmasıdır. Sulh, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olup, mahkeme kararı hükmündedir. Ancak yargılama devam ederken tarafların "mahkeme dışında" (out-of-court) yaptıkları yazılı bir sulh sözleşmesini mahkemeye sunarak davayı bitirmek istemeleri halinde, bu işlemin geçerli olması ve davayı nihai olarak sonlandırabilmesi için uyulması zorunlu olan çok sıkı usul ve şekil kuralları bulunmaktadır. Uygulamada, alt derece mahkemeleri, tarafların dilekçe ekinde mahkemeye sunduğu yazılı sulh sözleşmesini görür görmez, duruşma açmadan, tarafların yüzüne okuyup iradelerini bizzat zapta geçirmeden doğrudan "dosya üzerinden yapılan inceleme" ile (on the record) davanın sulh nedeniyle sona erdiğine karar vermektedir. Bu aceleci ve usulsüz yaklaşım, tarafların imzalara itiraz etme, iradelerinin fesada uğradığını iddia etme veya sulhten cayma haklarını ellerinden alarak ağır hak kayıplarına yol açmaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin usul hukuku ilkelerini koruyan bu tarihi emsal kararı; mahkeme dışında yapılan sulh sözleşmesinin mahkeme içi sulha dönüşebilmesi için mutlaka duruşma açılması, sözleşmenin tarafların önünde okunması, okunduğunun tutanağa yazılması ve tarafların bizzat duruşma tutanağını imzalaması gerektiğini, dosya üzerinden karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu hükme bağlamıştır.
Uygulamada, "Duruşma Tutanağının Hükmü" (evidentiary force of the hearing minutes) ve HMK m. 154'ün pratik uygulaması sıklıkla yanlış anlaşılmaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi bu kararında bu usul zincirini mükemmel şekilde açıklamıştır. HMK m. 154/3-f uyarınca, tarafların mahkeme dışında yaptıkları sulh sözleşmesini mahkemeye sunarak davada sulh olduklarını bildirmeleri halinde, bu durum duruşma tutanağına yazılır. Bu yazılı sözleşme tutanağın eki (annex) haline geldiği için ayrıca tutanak metnine baştan sona yazılmasına gerek yoktur; çünkü tutanak eki olan belgelerin içeriği de bizzat tutanak metni hükmündedir (HMK m. 154/4). Ancak bu durum, mahkemenin tarafları çağırmadan evrak üzerinden karar verebileceği anlamına gelmez. Mahkeme, tarafları duruşmaya davet etmeli, sözleşmeyi tarafların önünde sesli olarak okumalı, okunduğunu zapta geçirmeli ve en önemlisi HMK m. 154/3-ç uyarınca taraflara veya sulh yetkisi olan vekillerine bu tutanağı bizzat imzalatmalıdır. Ancak bu usulün tamamlanmasıyla mahkeme dışı sulh, adli bir işlem olan "mahkeme içi sulha" dönüşür ve hukuki kesinlik kazanır. Yargıtay'ın bu kararı, usul hukukunun şekilciliğinin (formalism) sadece bir bürokrasi değil, aynı zamanda tarafların irade serbestisini ve savunma haklarını koruyan en büyük yasal güvence olduğunu gösteren anıtsal bir içtihattır. Karar, usul adaletinin sarsılmaz zırhıdır.
HUKUK MUHAKEMELERİNDE SULH VE NİTELİĞİ
Sulh, görülmekte olan bir davadaki uyuşmazlığın tarafların anlaşmasıyla tamamen veya kısmen son bulmasıdır.
HMK m. 313 uyarınca sulh, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri işlerde geçerlidir. Sulh, davayı sona erdiren tek taraflı değil, çift taraflı ve mahkeme kararını ikame eden kesin bir usul işlemidir.
MAHKEME İÇİ SULH VE MAHKEME DIŞI SULH
Hukuk sistemimizde sulh, yapıldığı yere göre mahkeme içi sulh ve mahkeme dışı sulh olarak ikiye ayrılır.
Mahkeme içi sulh, hakim önünde duruşmada doğrudan tutanağa geçirilerek yapılan sulhtür. Mahkeme dışı sulh ise adliye dışında adi yazılı veya noter senediyle yapılan sözleşmedir. Mahkeme dışı sulhün davayı bitirebilmesi için mahkeme içi sulha dönüştürülmesi şarttır.
HMK M. 154 UYARINCA TUTANAK DÜZENİ
Duruşma tutanağı, yargılama aşamalarının resmi ve kesin tek ispat vasıtasıdır (HMK m. 154).
Tarafların sulh beyanları, imza yetkileri ve sundukları yazılı sulh sözleşmesi duruşma tutanağında açıkça yer almalıdır. Tutanak eki haline getirilen sulh sözleşmeleri, tutanak hükmünde olup tarafların haklarını kesin olarak bağlar.
DURUŞMA AÇILMASI VE OKUNMA ZORUNLULUĞU
Yazılı sulh sözleşmesinin tarafların önünde sesli okunması ve imzalatılması yasal bir zorunluluktur.
Hakim, dosyaya sunulan sulh belgesini tarafların huzurunda okumalı ve 'sulh belgesinin okunduğu, tarafların beyanlarının bu doğrultuda olduğu' ibaresini zapta geçerek tarafların imzalarını almalıdır. Bu usul, tarafların irade uyuşmasını adli güvenceye bağlar.
DOSYA ÜZERİNDEN KARAR VERİLEMEZ HÜKMÜ
HMK m. 320/1 uyarınca dosya üzerinden karar verilecek durumlar kanunda sınırlı olarak sayılmıştır.
Sulh, dosya üzerinden karar verilerek sonlandırılacak işlerden değildir. Tarafların bizzat dinlenmesi, sahtecilik veya rıza fesadı iddialarının önüne geçilmesi için duruşma açılması adil yargılanma hakkının (due process) gereğidir.
YARGITAY BOZMA KARARI VE ANALİZİ
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı, mahkemelerin aceleci kararlarla usulü çiğnemesini kesin olarak engellemiştir.
Karar, mahkeme dışı sulhün resmi mahkeme içi sulha dönüşmesi sürecindeki adımları (duruşma açma, okuma, imzalama) zorunlu kılmıştır. Dosya üzerinden karar veren yerel mahkemenin kararı yasal olarak geçersiz bulunmuş ve usulden bozulmuştur. Karar şekli adaletin güvencesidir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin emsal kararına göre, belgenin gönderilmesiyle dava kendiliğinden bitmez. Mahkemenin duruşma açması, sizi ve davalıyı çağırması, bu sözleşmeyi yüzünüze karşı okuması ve duruşma zaptını size imzalatması gerekir. Duruşmaya bizzat veya sulh yetkisi olan avukatınız aracılığıyla katılmanız zorunludur.
Evet, kesinlikle gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, bir avukatın müvekkili adına davadan feragat edebilmesi, davayı kabul edebilmesi veya sulh olabilmesi için vekaletnamesinde 'sulh olmaya, ibraya, feragate' ilişkin 'özel yetki' (special authorization) bulunması yasal zorunluluktur. Bu yetki yoksa yapılan sulh geçersizdir.
Mahkeme içi sulh, duruşma tutanağının imzalanmasıyla kesinleşir ve mahkeme kararı hükmündedir. Sulh kesinleştikten sonra kural olarak pişmanlık nedeniyle sulhten vazgeçilemez veya temyiz edilemez. Ancak sulh sözleşmesinde hile, tehdit, hata veya irade fesadı gibi borçlar hukuku anlamında geçersizlik halleri varsa, sulhün iptali için ayrı bir dava açılabilir.
Hayır, zorunlu değildir. HMK m. 154/4 uyarınca, tarafların sunduğu yazılı sözleşme duruşma tutanağının eki olarak kabul edilir ve tutanakta buna atıf yapılması yeterlidir. Tutanak eklerinin içeriği de bizzat tutanak hükmünde sayılır. Ancak belgenin duruşmada okunduğu ve imzalandığı mutlaka tutanağa yazılmalıdır.
HMK m. 315 uyarınca, taraflar yaptıkları sulh sözleşmesinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin nasıl paylaşılacağını serbestçe kararlaştırabilirler. Eğer sözleşmede bu konuda hiçbir hüküm yoksa, kanun gereği mahkeme masrafları ve vekalet ücretleri tarafların üzerinde bırakılır; yani herkes kendi masrafını ve kendi avukatını öder.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir