avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

MAKUL ŞÜPHE OLMAKSIZIN HUKUKA AYKIRI ARAMA

Bireylerin özel hayatının gizliliği, konut dokunulmazlığı ve vücut bütünlüğü, anayasal güvenceler altında olan en temel haklardandır. Hukuk devletinin en önemli göstergesi, kolluk güçlerinin (polis, jandarma) vatandaşların hak ve özgürlüklerine müdahale ederken yasal sınırları aşmamasının güvence altına alınmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca, kolluğun bir kişinin üzerini, elindeki poşeti veya çantasını arayabilmesi için ortada "makul şüphe"nin bulunması ve hakim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merciin yazılı emrinin olması zorunludur. Ancak uygulamada, sokakta durdurulan kişilerin sırf "geçmişte sabıka kaydı bulunduğu" gerekçesiyle üst aramasına tabi tutulması sıklıkla yapılan ağır bir usul hatasıdır. Yalnızca sabıka kaydı bulunması, o an için yeni bir suç işlendiğine dair "makul şüphe" veya acil arama gerekçesi sayılamaz. Bu şekilde hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen aramalar sonucunda hırsızlık malı veya ruhsatsız silah (6136 S.K.) elde edilse dahi, bu deliller "zehirli ağacın meyvesi" ilkesi gereğince hukuka aykırı delildir ve mahkemelerce hükme esas alınamaz. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve hukuk devleti ilkelerini yücelten kararı, delil yasakları konusuna paha biçilemez bir katkı sunmaktadır. Karar uyarınca; gündüz vakti cadde üzerinde yürüyen sanığın elindeki poşetin sırf sabıka kaydı olduğu gerekçesiyle makul şüphe olmadan aranması hukuka aykırıdır. Bu yasadışı aramayla elde edilen delillerle verilen mahkumiyet kararı yasaya aykırı olup bozulmalıdır.

Uygulamada, devriye gezen polis ekipleri, şüphelendikleri kişileri durdurup GBT (Genel Bilgi Toplama) sorgulaması yapmaktadırlar. GBT sorgusunda kişinin hırsızlık veya uyuşturucu gibi suçlardan kaydının olduğunu gördüklerinde, ortada o an işlenen hiçbir suç emaresi bulunmadığı halde hemen üst araması ve elindeki poşetlerin aranması işlemine girişmektedirler. Bu aramalarda çalıntı mal veya ruhsatsız tabanca ele geçirildiğinde ise doğrudan tutanak düzenlenip kamu davası açılmaktadır. İlk derece mahkemeleri de bazen "suç delili ele geçirilmiştir, maddi gerçek ortaya çıkmıştır" diyerek yasadışı aramayı göz ardı edip mahkumiyet kurmaktadırlar. Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise ceza muhakemesi hukukunun en temel direği olan "delil yasakları" kuralını tavizsiz uygulamaktadır. Anayasa'nın 38/6. maddesi gereğince, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez. Kolluk, sabıka kaydı olan birini her gördüğü yerde arama yetkisine sahip değildir. Arama kararı veya yazılı emir olmaksızın, makul şüpheyi doğuran somut olgular bulunmadan yapılan bu arama açıkça "hukuka aykırı adli arama"dır ve elde edilen tabanca veya çalıntı eşya yargılamada yok hükmündedir. Bu delillere dayanılarak verilen cezalar bozulmalıdır.

CEZA MUHAKEMESİNDE MAKUL ŞÜPHE KAVRAMI

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 116. maddesi uyarınca, şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilmesi için arama yapılabilmesi "makul şüphe"nin varlığına bağlıdır.

Makul şüphe; somut olayda suçun işlendiğine dair hayatın olağan akışına, genel tecrübe kurallarına göre makul ve kabul edilebilir somut olguların bulunmasıdır. Soyut duyumlar, önyargılar veya polisin içgüdüsel tahminleri makul şüphe sayılamaz. Şüphenin somut bir olguya (Örn: bir suç aletinin açıkça görünmesi, kaçma eylemi, ihbar) dayanması yasal zorunluluktur.

DURDURMA VE KİMLİK SORMA SINIRLARI

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) Madde 4/A uyarınca, polis, kişileri ve araçları; bir suçun işlenmesini önlemek veya aranan kişileri yakalamak amacıyla durdurabilir.

Ancak durdurma yetkisi, doğrudan "arama yetkisi" vermez. Polis durdurduğu kişiye kimlik sorabilir ve elbiselerinin üzerinden el ile dıştan yoklama yaparak kişinin silah taşıyıp taşımadığını kontrol edebilir (önleme araması/kontrolü). Kişinin üzerindeki elbiselerin ceplerine elini sokması, elindeki kapalı poşeti açıp içine bakması ise "adli arama" niteliğindedir. Adli arama için mutlaka hakim kararı veya savcı emri şarttır.

SABİKA KAYDININ ARAMA GEREKÇESİ YAPILAMAMASI

Kişinin geçmişte suç işlemiş olması ve sabıkasının bulunması, onun ömür boyu şüpheli sıfatıyla yaşayacağı ve sürekli aranabileceği anlamına gelmez. Bu durum lekelenmeme hakkının bir yansımasıdır.

Emsal karara konu olan olayda, sanık gündüz vakti caddede sakince yürümektedir. Polis durdurup sorguladığında sanığın çeşitli suçlardan kaydı olduğunu görür ve doğrudan üzerini ve elindeki poşeti arar. Yargıtay, sırf sabıka kaydının bulunmasının, o an üst araması yapılabilmesi için gereken "makul şüpheyi" tek başına oluşturmayacağını açıkça karara bağlamıştır. Geçmiş sabıkalar, güncel aramalara yasal gerekçe yapılamaz.

HUKUKA AYKIRI DELİLLERİN DIŞLANMASI İLKESİ

Anglo-Amerikan hukukundan kıta Avrupası hukukuna ve oradan da Türk hukukuna yerleşen "zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir" (fruit of the poisonous tree) doktrini delil yasaklarının temelidir.

Eğer bir delil, yasanın emrettiği usul kurallarına aykırı bir yöntemle elde edilmişse (Örn: arama kararı olmadan üst araması yapılması), bu delil hukuken "kirli" ve "hukuka aykırı" delildir. Hukuka aykırı delilden yola çıkılarak ulaşılan diğer tüm yan deliller de yasadışılık zincirinin bir parçası haline gelir. Mahkeme, dosyada yasadışı aramayla bulunan tabanca veya çalıntı mal dışında başka hiçbir bağımsız delil yoksa, sanığın beraatine karar vermek zorundadır.

ADLİ ARAMA KARARI VEYA EMRİ

CMK’nın 119. maddesi uyarınca, adli arama kararı verme yetkisi kural olarak hakime aittir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da yazılı arama emri verebilir.

Kolluk güçleri, acil durumlarda dahi savcının yazılı emri (veya sonradan onaylatılmak üzere sözlü talimatı) olmadan kendi inisiyatifiyle vatandaşın kapalı poşetini veya çantasını adli olarak arayamaz. Karar veya emir olmaksızın yapılan aramalar, Türk Ceza Kanunu’nun 120. maddesinde düzenlenen "haksız arama" suçunu oluşturur ve kolluk görevlilerinin cezai sorumluluğunu doğurur.

ANAYASAL VE YASAL DELİL YASAKLARI

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Ceza Muhakemesi Kanunu, hukuka aykırı delillerin mahkemelerce kullanılmasını kesin ve tavizsiz bir şekilde yasaklamıştır.

Anayasa Madde 38/6 -
"Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez."

CMK Madde 217/2 -
"Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir."

Bu yasal mevzuat, ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşırken dürüstlük ve yasallık sınırları içinde kalınmasını emreden aşılmaz bir duvardır.

CMK UYARINCA HÜKÜM VE DENETİM

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde, mahkeme hakimi karar verirken dosyadaki tüm delillerin elde ediliş usulünü denetlemekle mükelleftir. CMK m. 230 ve m. 289 bu denetimi emreder:

CMK m. 230/1-b bendi uyarınca; "Hükmün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi" zorunludur. Mahkeme, yasadışı aramaya dayanarak hüküm kurarsa, istinaf veya temyiz aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay bu kararı CMK m. 289/1-i uyarınca "hukuka aykırı delile dayanılması" nedeniyle mutlak bozma sebebi sayar. Emsal davada da Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hukuka aykırı aramaya dayanan mahkumiyet kararını duruşmada delil denetimi yapmadan karar tesis edildiği için tamamen bozmuştur.

HUKUKİ YORUMLAR VE YARGISAL SONUÇLAR

Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, bireysel özgürlüklerin ve anayasal hakların kolluk keyfiyetine karşı korunmasında tarihi bir dönüm noktası niteliğindedir. Karar, "sonuç ne olursa olsun usul kutsaldır" ilkesini teyit etmiştir.

Sonuç olarak; sokakta yürüyen bir vatandaşın sadece geçmiş sabıka kaydı olması gerekçe gösterilerek, hakim kararı veya savcı emri olmaksızın üstünün ve poşetinin aranması açıkça hukuka aykırıdır. Bu yasadışı arama sonucunda suç delili ele geçirilse dahi, elde edilen bulgular hukuka aykırı delil niteliğinde olduğundan mahkumiyete esas alınamaz. Yargıtay, bu bozma kararıyla ceza yargılamasının amacının sadece suçluyu cezalandırmak değil, bunu adil ve hukuka uygun yöntemlerle yapmak olduğunu göstererek Türk ceza hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Polis beni sokakta durdurup sabıkam olduğu gerekçesiyle çantamı arayabilir mi?

Hayır, arayamaz. Yargıtay emsal kararı uyarınca, sadece geçmişte sabıka kaydınızın olması o an arama yapılabilmesi için gereken "makul şüpheyi" oluşturmaz. Hakim kararı veya savcı emri olmadan çantanızın içi aranamaz.

2. Hukuka aykırı aramayla üzerimde ruhsatsız silah bulunsa bile ceza almaz mıyım?

Evet, almazsınız. Hukuka aykırı arama sonucu ele geçirilen ruhsatsız silah "hukuka aykırı delil" (yasak delil) sayılır. Anayasa ve CMK uyarınca bu delil mahkemede kullanılamayacağından, başka bağımsız delil yoksa beraat edersiniz.

3. Polisin durdurma ve dıştan kontrol yetkisi nedir?

Polis sizi durdurup kimlik sorabilir ve güvenliği için elbiselerinizin üzerinden el ile dıştan yoklama yaparak silah kontrolü yapabilir. Ancak cebinize elini sokması, çantanızı veya poşetinizi açtırıp içine bakması adli arama olup karar gerektirir.

4. "Zehirli ağacın meyvesi" ilkesi ne anlama gelir?

Eğer bir delil hukuka aykırı yöntemle (Örn: yasadışı aramayla) elde edilmişse, o delil zehirlidir. O delile dayanılarak ulaşılan diğer deliller ve düzenlenen arama tutanakları da zehirli sayılır ve yargılamada kullanılamaz.

5. Hukuka aykırı arama yapan polisler hakkında yasal işlem yapılabilir mi?

Evet. Karar veya yetkili merciin yazılı emri olmaksızın yasal sınırları aşarak arama yapan kolluk görevlileri hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 120. maddesi uyarınca "Haksız Arama" suçundan soruşturma açılabilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2012/29290 E., 2013/27219 K. "...gündüz vakti cadde üzerinde yürürken kolluk güçlerince durdurulan sanığın elinde bulunan poşetin ve üzerinin aranması için ortada "makul şüphe"yi gerektiren olgular ve buna bağlı olarak da arama kararı ya da emri verilebilmesinin koşulları bulunmadığı halde, sanık hakkında yalnızca "çeşitli suçlardan kaydı bulunduğu" gerekçesiyle hukuka aykırı bir şekilde yapılan arama sonucu elde edilen deliller ile buna ilişkin düzenlenen tutanağa dayanılarak, atılı hırsızlık ve 6136 Sayılı Yasa'ya aykırılık suçlarından sanığın hükümlülüğüne karar verilmesi, Yasaya aykırı "dır.