avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

MAL REJİMİ TASFİYESİ ZAMANSAL KURALI

Evlilik, sadece iki insanın duygusal ve sosyal birlikteliği değil, aynı zamanda evlilik süresince edinilen maddi kazanımların, malların ve borçların yönetimini düzenleyen karmaşık bir ekonomik ortaklıktır. Bu ortaklığın sona ermesi, yani boşanma, eşlerin evlilik süresince elde ettikleri malvarlıklarının nasıl paylaşılacağı sorusunu gündeme getirir. Türk Medeni Kanunu, eşler arasındaki mali ilişkileri "Mal Rejimi" adı verilen yasal sistemlerle düzenlemiştir. Mal rejimlerinin tasfiyesi, boşanma hukukunun en karmaşık, en uzun süren ve detaylı hesaplamalar gerektiren uyuşmazlık alanıdır. Tasfiye davalarında hakimin doğru karar verebilmesi için iki temel unsuru netleştirmesi şarttır: Birincisi, mal rejiminin yasal olarak sona erdiği kesin tarih; ikincisi ise, evlilik süresi boyunca hangi dönemlerde hangi mal rejimlerinin geçerli olduğudur. Türk Medeni Hukuku bu konuda çok radikal bir dönüşüm yaşamıştır. 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, eski Medeni Kanun’un (743 sayılı TKM) kabul ettiği yasal mal rejimini tamamen değiştirmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında vurgulandığı üzere, eşler arasında aksine bir sözleşme bulunmadığı takdirde, evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar "mal ayrılığı", bu tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise "edinilmiş mallara katılma" rejimi geçerlidir. Mal rejiminin sona erme anı ise TMK'nın 225. maddesinin son fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyladır.

BOŞANMA DAVASININ AÇILDIĞI TARİH İTİBARIYLA MAL REJİMİNİN SONA ERMESİ (TMK 225/SON)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesinin son fıkrası; "Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine karar verilmesi halinde, mal rejimi davanın açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer" hükmünü içermektedir. Bu kural, mal rejiminin tasfiyesi davalarında hayati bir öneme sahiptir. Boşanma davasının açıldığı tarih, eşlerin malvarlığı durumunun dondurulduğu "milat" kabul edilir. Bu tarihten sonra eşlerin edindikleri mallar, aldıkları borçlar veya yaptıkları yatırımlar tasfiye hesabına dahil edilmez. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, boşanma süreci başladıktan sonra tarafların kötü niyetli olarak mal kaçırmalarını, malları elden çıkarmalarını veya birbirlerine zarar vermek amacıyla yapay borçlar yaratmalarını engellemeyi amaçlamıştır. Davanın açıldığı gün itibarıyla mevcut olan edinilmiş mallar ve bu malların tasfiye anındaki (karar tarihine en yakın tarihteki) sürüm (piyasa) değerleri esas alınarak alacak miktarı hesaplanır.

01.01.2002 TARİHLİ YASAL DÖNÜM NOKTASI VE SİSTEMSEL DÖNÜŞÜM

Türk Medeni Hukuku tarihi açısından 1 Ocak 2002 tarihi, aile ve kadın hakları yönünden devrimsel bir milattır. Bu tarihte yürürlüğe giren 4721 sayılı yeni Türk Medeni Kanunu, eşler arasındaki eşitlik ilkesini ekonomik alana da taşımıştır. Eski 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi döneminde, yasal mal rejimi "mal ayrılığı" rejimiydi. Mal ayrılığı rejiminde, evlilik içinde edinilmiş olsa bile her mal, tapuda veya faturada adı yazılı olan eşe aitti ve diğer eşin bu mal üzerinde (katkısını kanıtlamadığı sürece) hiçbir hakkı yoktu. Bu durum, genellikle ev hanımı olan ve maddi geliri bulunmayan kadınların boşanma sonrasında büyük bir ekonomik mağduriyet yaşamasına yol açıyordu. Yeni yasa ile kabul edilen "edinilmiş mallara katılma" rejimi ise, evlilik birliği içinde eşlerin emek vererek elde ettikleri tüm maddi kazanımların (çalışma karşılığı olan edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri vb.) boşanma halinde yarı yarıya paylaşılmasını öngörmektedir. Bu sistemsel geçiş, eski evliliklerin tasfiyesinde iki farklı dönemin ve iki farklı hukuk kuralının bir arada uygulanmasını zorunlu kılmıştır.

2002 ÖNCESİ DÖNEM: 743 SAYILI KANUN UYARINCA "MAL AYRILIĞI" REJİMİ

Eşlerin evlilik tarihi 01.01.2002 tarihinden önce ise ve taraflar evlenirken noter kanalıyla veya yazılı bir sözleşmeyle başka bir mal rejimi seçmemişlerse, evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar olan dönem için 743 sayılı eski Medeni Kanun’un 170. maddesinde düzenlenen "mal ayrılığı" rejimi uygulanır. Mal ayrılığı döneminde edinilen malların tasfiyesinde borçlar hukuku kuralları geçerlidir. Bu dönemde alınan bir mal üzerinde hak iddia eden eş, o malın alınmasına fiilen (maddi olarak) katkıda bulunduğunu ispat etmek zorundadır. Bu alacak türüne aile hukuku uygulamasında "Katkı Payı Alacağı" denir. Katkı payı alacağında davacı eş, malın alım tarihinde kendi birikimleriyle, ziynet eşyalarını satarak veya çalışarak elde ettiği gelirle ne kadarlık bir katkı sunduğunu somut delillerle kanıtlamalıdır. Katkı kanıtlanamadığı takdirde, mal kimin üzerine tescil edilmişse tamamen onun mülkiyetinde kalır. Bu durum, 2002 öncesi edinilen malların tasfiyesini oldukça zor ve katı ispat kurallarına bağlı kılmaktadır.

2002 SONRASI DÖNEM: "EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA" REJİMİ VE KATILMA ALACAĞI

01.01.2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği (boşanma davasının açıldığı) tarihe kadar olan dönem için ise, 4721 sayılı TMK uyarınca yasal "edinilmiş mallara katılma" rejimi geçerlidir. Bu rejimde eşlerin malvarlığı; "kişisel mallar" ve "edinilmiş mallar" olmak üzere ikiye ayrılır. Eşlerin evlilikten önce sahip oldukları mallar, miras yoluyla kalanlar veya karşılıksız kazandırma (bağış vb.) yoluyla elde ettikleri varlıklar ile kişisel kullanım eşyaları "kişisel mal" kabul edilir ve tasfiyeye dahil edilmez. Ancak bu dönemde çalışılarak elde edilen maaşlar, bu maaşlarla alınan ev, araba, bankadaki birikimler, sosyal güvenlik ödemeleri ve kişisel malların gelirleri (örneğin miras kalan evin kira geliri) "edinilmiş mal" sayılır. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, diğer eşin katkı sunup sunmadığına bakılmaksızın, yasa gereği edinilmiş malların net değerinin yarısı (artık değer) üzerinde diğer eşin alacak hakkı doğar. Bu alacağa "Katılma Alacağı" (veya değer artış payı alacağı) denir. 2002 sonrası dönemde hak sahibi olmak için katkıyı kanıtlamak gerekmez; malın edinilmiş mal olduğunu göstermek yeterlidir.

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ KARARININ HUKUKİ ANALİZİ

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/8533 Esas ve 2016/10125 Karar sayılı ilamı, uzun süreli evliliklerin boşanma ile sonuçlanması halinde mahkemelerin yapması gereken tasfiye metodolojisini en duru şekilde formüle eden kararlardan biridir. Yargıtay, tarafların evlilik sözleşmesiyle başka bir mal rejimi seçtiklerini ileri sürmedikleri senaryoda, tasfiyenin iki aşamalı yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. Karara göre, evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejiminin (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması zorunludur. Ayrıca mal rejiminin sona erme tarihini de TMK 225/son maddesine dayanarak "boşanma davasının açıldığı tarih" olarak tescil etmiştir. Bu karar, aile mahkemesi hakimlerinin ve bilirkişilerin tasfiye hesabı yaparken malların edinilme tarihlerine göre hangi yasal kuralları (katkı payı mı yoksa katılma alacağı mı) uygulayacaklarını gösteren sarsılmaz bir kılavuzdur.

TASFİYE DAVALARINDA BEKLETİCİ MESELE VE ZAMANAŞIMI

Mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanma davasından ayrı olarak açılan bağımsız bir davadır. Ancak mal rejiminin tasfiye edilebilmesi ve eşlerin alacak haklarının netleşebilmesi için öncelikle boşanma davasının olumlu sonuçlanarak kesinleşmesi gerekir. Bu nedenle, boşanma davası devam ederken açılan mal rejimi tasfiyesi davasında mahkeme, boşanma davasının kesinleşmesini "Bekletici Mesele" yapmak zorundadır. Boşanma davası reddedilirse, mal rejimi sona ermemiş sayılacağından tasfiye davası da esastan reddedilir. Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. Bu süre hak düşürücü olmayıp zamanaşımı süresi olduğundan, süresinde açılmayan davalar karşı tarafın zamanaşımı def'i ileri sürmesi halinde reddedilir. Eşlerin hak kaybına uğramaması adına bu yasal sürelerin takibi son derece kritiktir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Boşanmada mal paylaşımı davanın açıldığı güne göre mi yapılır?

Evet, TMK 225/son maddesi uyarınca mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona erer. Paylaşıma konu edilecek mallar ve borçlar davanın açıldığı gün mevcut olan varlıklara göre belirlenir.

2. 2002 yılından önce evlenenlerin mal paylaşımı nasıl olur?

01.01.2002 öncesi dönem için "mal ayrılığı" geçerlidir. Bu dönemde alınan mallarda hak iddia eden eş, o malın alımına maddi katkı sunduğunu (katkı payını) kanıtlamak zorundadır.

3. 2002 yılından sonra alınan mallar nasıl paylaşılır?

01.01.2002 sonrası dönem için yasal "edinilmiş mallara katılma" rejimi geçerlidir. Bu dönemde çalışılarak alınan ev, araba gibi mallar, tapu kimin üzerine olursa olsun yarı yarıya (katılma alacağı olarak) paylaşılır.

4. Miras kalan mallar boşanmada paylaşılır mı?

Hayır, eşlerden birine ailesinden miras kalan mallar veya bağışlanan varlıklar kanunen "kişisel mal" sayılır ve boşanmada mal paylaşımına dahil edilmez.

5. Mal paylaşımı davası ne zamana kadar açılabilir?

Mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmalıdır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
"Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir" Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/8533 E., 2016/10125 K.