MEHRİ MÜECCEL SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Geleneksel aile yapımızda ve toplumsal kültürümüzde önemli bir yere sahip olan "mehir", evlenme sözleşmesi sırasında kocanın eşine vermeyi taahhüt ettiği mal veya paradır. Medeni Kanunumuz, dini kökenli bu kurumu doğrudan düzenlememiş olmakla birlikte, evlilik akdi sırasında eşlerin birbirine mal veya para vermesini ya da vermeyi vaat etmesini yasaklayan hiçbir emredici kural da koymamıştır. Bu doğrultuda 1959 tarihli tarihi İçtihadı Birleştirme Kararı gerekçesiyle de tescil edildiği üzere; mehir sözleşmeleri Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu dairesinde tamamen geçerli ve meşru birer hukuki sözleşmedir. Mehir uygulaması kendi içinde ikiye ayrılır: Evlilik anında peşin ödenen mehir (mehri muaccel) ve ödenmesi ileriye, genellikle evliliğin ölüm ya da boşanma ile son bulması koşuluna bırakılan mehir (mehri müeccel). Mehri müeccel, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 288. maddesinde düzenlenen "bağışlama vaadi" niteliğindedir. Bir bağışlama vaadinin yasal olarak geçerlilik kazanabilmesi ve mahkemede talep edilebilmesi için ise kanun koyucu mutlak bir "yazılı şekil şartı" öngörmüştür. Sözlü olarak yapılan mehir vaatleri hukuken geçersiz olup, alacağın muaccel (talep edilebilir) olması için ölüm veya boşanma koşulunun gerçekleşmesi şarttır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve aile hukuku ile borçlar hukukunun kesişim noktasını aydınlatan kararı, mehir davalarında şekil ve geçerlilik şartlarını kusursuz bir şekilde özetlemektedir. Karar uyarınca; mehri müeccel yazılı şekil şartına tabi bir bağışlama vaadidir.
Uygulamada, düğün merasimlerinde, dini nikah törenlerinde veya aileler arasındaki sözlü görüşmelerde sıklıkla "gelinimize 100 gram altın mehir verdik" veya "50 adet cumhuriyet altını mehri müeccel kararlaştırıldı" denilmektedir. Boşanma davası açıldığında ise kadınlar, bu mehir alacağını eşlerinden talep etmekte; erkekler ise "böyle bir sözleşme yoktur, dini nikah resmi hukukta geçersizdir, bu iddia asılsızdır" savunmaları yapmaktadırlar. Aile ve asliye hukuk mahkemeleri de bazen tanık ifadelerine dayanarak sözlü mehir iddialarını kabul edip mahkumiyet kararları vermektedir. Oysa Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bu usuli hatayı çok net bir şekilde bozmaktadır. Mehri müeccel, niteliği itibariyle bir "bağışlama vaadi" olduğundan, TBK m. 288/1 gereği yazılı olarak yapılmadıkça kesinlikle geçersizdir. Resmi veya adi yazılı bir mehir senedi (mehir sözleşmesi) olmaksızın, sadece düğün videosu, tanık beyanı veya dini nikahta şahitlik yapan kişilerin sözlü ifadelerine dayanarak mehir alacağına hükmedilemez. Yazılı bir belge varsa, evliliğin boşanmayla sonuçlanması veya kocanın ölmesi durumunda bu alacak muaccel hale gelir ve kadın (veya mirasçıları) bu hakkı son kuruşuna kadar yasal yoldan tahsil eder.
MEHİR SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ GEÇERLİLİK ESASLARI
Medeni Kanunumuz, eşlerin kendi aralarında serbestçe borç altına girmelerini ve sözleşme özgürlüğü dairesinde taahhütlerde bulunmalarını engellemez.
Bu çerçevede mehir, evlilik birliğinin kurulması saikiyle yapılan, ahlaka ve adaba aykırı olmayan geçerli bir borç ilişkisidir. Dini nikah töreninde kararlaştırılmış olması, onun resmi hukuk düzenindeki geçerliliğini sakatlamaz. Önemli olan sözleşmenin Borçlar Kanunu’nun genel kurallarına uygun olarak akdedilmesidir.
MEHRİ MÜECCEL VE ERTELENMİŞ BAĞIŞLAMA
Mehri müeccel, ödenmesi ileriye dönük olarak ertelenmiş, evliliğin sona ermesi (ölüm veya boşanma) şartına bağlı bir mali taahhüttür.
Hukuki niteliği itibariyle bu işlem, eşe yönelik gelecekte yapılacak bir "karşılıksız kazandırma" yani bağışlama vaadidir. Bağışlama vaadi, vaat edenin malvarlığından gelecekte bir eksilme yaratacağı için kanun koyucu vaat edeni korumak amacıyla bu sözleşmeyi sıkı kurallara bağlamıştır.
YAZILI ŞEKİL ŞARTININ GEÇERLİLİK ETKİSİ
TBK m. 288/1 hükmü uyarınca: "Bağışlama vaadinin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır."
Buradaki yazılı şekil şartı bir "ispat şartı" değil, doğrudan "geçerlilik şartıdır." Yani yazılı olarak yapılmayan mehri müeccel sözleşmesi, taraflar bunu sözlü olarak kabul etseler dahi hukuken geçersizdir (yok hükmündedir). Adi yazılı bir kağıda tarafların ve şahitlerin imzası yeterlidir, ancak yazılı olması mutlaktır.
ALACAĞIN MUACCEL OLMASI VE KOŞULLARI
Muacceliyet, bir borcun alacaklı tarafından talep edilebilir ve borçlu tarafından ödenmesi zorunlu hale geldiği andır.
Mehri müeccel alacağının muaccel olabilmesi için, sözleşmede kararlaştırılan vadenin gelmesi veya geciktirici şartın gerçekleşmesi gerekir. Evlilik devam ettiği sürece kadın eşinden bu mehir alacağını talep edemez. Borç ancak boşanma davasının kesinleşmesiyle ya da eşlerden birinin ölümü halinde muaccel olur.
BOŞANMA VEYA ÖLÜM HALİNDE ALACAK
Evlilik boşanma ile son bulursa, kadın yazılı mehir senedine dayanarak kocasından bu hakkını aile mahkemesinde talep eder.
Eğer evlilik kocanın ölümüyle son bulursa, mehir alacağı terekeden (kocanın mirasından) öncelikli olarak ödenmesi gereken bir borçtur. Kadın, kocanın diğer mirasçılarına karşı bu alacak davasını açarak miras paylaşılmadan önce kendi hakkını alır. Bu alacak miras payından bağımsız bir sözleşmesel haktır.
TÜRK BORÇLAR KANUNU İKİ YÜZ SEKSEN SEKİZ
Bağışlama vaadinin şekil şartını düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 288. maddesinin ilgili fıkrası şu şekildedir:
TBK Madde 288/1 -
"Bağışlama vaadinin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Taşınmazların veya taşınmaz üzerindeki ayni hakların bağışlanması vaadi ise resmi şekilde yapılmalıdır."
Bu madde, şekil kurallarının aşılmaz sınırıdır.
HMK UYARINCA SENETLE İSPAT USULÜ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, mehir alacağı davalarında ispat ve yargılama usulü şu şekilde yürütülür:
HMK m. 200 uyarınca, belirli bir miktarı aşan borç ilişkileri ancak senetle (yazılı delille) ispat edilebilir. Davacı kadın, mehir senedini (adi yazılı sözleşmeyi) HMK kuralları uyarınca mahkemeye sunmalıdır. Erkek eş, imzayı inkar ederse imza incelemesi (HMK m. 211) yapılır. Davacı kadın yazılı senet sunamazsa, HMK m. 203'teki yakın akrabalar arasındaki işlemlerde tanık dinletme istisnası bu olayda uygulanamaz; zira Yargıtay mehir sözleşmesini doğrudan TBK m. 288 geçerlilik şartına bağladığından, yazılı şeklin yokluğu tanıkla ikame edilemez. Yazılı belge yoksa dava reddedilir.
HUKUKİ YORUMLAR VE KADIN HAKLARI
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı, hem geleneksel hakların modern hukuk düzeninde zayi olmasını önleyen hem de usulsüz sözlü iddialarla erkeklerin haksız borçlandırılmasını engelleyen mükemmel bir hukuk dengesidir.
Sonuç olarak; mehri müeccel sözleşmesi geçerli bir borç ilişkisi olup, hukuki niteliği itibariyle TBK m. 288 kapsamında bir bağışlama vaadidir. Bu alacağın geçerli olması için yazılı şekilde yapılması şarttır. Alacağın talep edilebilmesi (muaccel olması) ise evliliğin boşanma veya ölümle son bulması şartına bağlıdır. Yargıtay, bu kararla hem geleneksel mehir hakkını korumuş hem de şekil şartını zorunlu kılarak Türk borçlar ve aile hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Yargıtay emsal kararı uyarınca, bu mehir vaadinin geçerli olması için mutlaka "yazılı şekilde" (mehir senedi) yapılmış olması gerekir. Sözlü vaatler resmi hukukta geçersizdir. Yazılı belge varsa boşanma kesinleşince talep edebilirsiniz.
Hayır, noter şartı yoktur. Eşlerin ve şahitlerin imzalarını taşıyan, hangi malların mehir olarak vaat edildiğini gösteren adi yazılı bir kağıt (mehir senedi) yasal geçerlilik için yeterlidir. Ancak taşınmaz (ev/arsa) vaat ediliyorsa noter veya tapuda resmi şekil şarttır.
Hayır. Mehri müeccel (ertelenmiş mehir), evliliğin boşanma veya ölümle son bulması halinde ödenmesi kararlaştırılan bir haktır. Dolayısıyla evlilik birliği mutlu bir şekilde devam ederken bu alacak muaccel olmadığından talep edilemez.
Düğünde takılan takılar (ziynet eşyaları) kadının kişisel malı sayılır ve video delil olur. Ancak "ileride ödenecek mehir (mehri müeccel)" iddiası bir bağışlama vaadi olduğundan, video veya tanık beyanı yazılı şekil şartının yerini tutamaz; mutlaka yazılı belge aranır.
Evet. Kocanın ölümüyle mehri müeccel alacağı muaccel hale gelir. Yazılı mehir senediniz varsa, eşinizin mirasçılarına karşı dava açarak, mehir alacağınızı miras paylaşımından önce terekeden borç olarak tahsil edebilirsiniz.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.