avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

MENFİ TESPİT KARARININ DURDURMA ETKİSİ

İcra takipleri, alacaklının hak arama özgürlüğünün bir tezahürü olarak hızlı ve cebri icra vasıtalarıyla yürütülür. Ancak borçlunun, takibe konu borcun gerçekte var olmadığını iddia etmesi halinde hukuk düzeni ona "menfi tespit davası" açma hakkını tanımıştır. Menfi tespit davasının açılması, kural olarak icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Ancak davanın ilerleyen aşamalarında, genel mahkemece borçlu lehine karar verilmesi, icra takibinin hukuki seyrini kökten değiştiren yasal bir etki doğurur. İcra ve İflas Kanunu’nun 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının borçlu lehine hükme bağlanması halinde icra takibi derhal durur. Bu durma etkisi, kararın kesinleşmesi şartına bağlı olmayan, kanunun doğrudan bağladığı emredici bir sonuçtur. Kararın sonradan Yargıtay veya üst mahkemelerce bozulmuş olması, durma etkisinin hüküm tarihi ile bozma tarihi arasındaki süreçte geçerli olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Duran icra takibinde bu süreçte yapılan tüm haciz ve icra işlemleri usulsüz olup iptali gerekir.

MENFİ TESPİT DAVASINDA KARARIN İCRAYA ETKİSİ

Menfi tespit davası (İİK m. 72), borçlunun takip öncesinde veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti amacıyla açtığı bir maddi hukuk davasıdır. Takip sırasında açılan davanın takibi durdurabilmesi için mahkemeden teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı alınması gerekir. Ancak dava tedbirsiz yürütülüp de mahkemece davanın kabulüne (borçlu lehine) karar verildiği anda, yasa koyucu icra takibinin geleceğine yönelik çok daha güçlü bir koruma mekanizmasını devreye sokmaktadır.

KABUL KARARININ DERHAL DURDURMA ETKİSİ

İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinin 5. fıkrasının ilk cümlesi son derece açıktır: "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur." Buradaki "derhal" ibaresi, yerel mahkemenin karar tarihi itibariyle icra dairesinin dosyada hiçbir yeni işlem yapamayacağını gösterir. Takibin durması için bu kabul kararının kesinleşmesi (kanun yollarından geçerek kesin hüküm halini alması) beklenmez. Hüküm, icra müdürlüğü yönünden doğrudan bir durma engeli oluşturur.

BOZMA KARARININ DURMA ETKİSİNE HUKUKİ ETKİSİ

Kabul kararının temyiz veya istinaf edilmesi üzerine, üst mahkemece kararın bozulması halinde takibin yeniden canlanacağı açıktır. Ancak bozma kararı, geçmişe etkili olarak kabul kararının hüküm tarihi ile bozma tarihi arasında geçen süredeki "durma" durumunu ortadan kaldırmaz. Yani, yerel mahkemenin kabul kararından sonra ve bozma ilamından önce icra dosyasında yapılan tüm işlemler, yapıldıkları tarih itibariyle "duran bir takipte işlem yapılması" yasağına aykırılık teşkil eder.

DURAN TAKİPTE YAPILAN İŞLEMLERİN USULSÜZLÜĞÜ

Kanun gereği duran bir icra takibinde, icra müdürlüğünün alacaklının talebiyle borçlunun banka hesaplarına, maaşına veya taşınmazlarına haciz koyması, kıymet takdiri yapması ya da satış günü vermesi mutlak olarak usulsüzdür. Borçlu, durma kararının ihlal edilerek yapılan bu işlemleri İİK’nın 16. maddesi kapsamında şikayet yoluyla icra mahkemesinin önüne taşıyabilir. İcra mahkemesi, işlemin durma periyodu içinde yapılıp yapılmadığını denetleyerek iptaline karar vermelidir.

KANUN YOLLARININ İCRA EDİLEBİLİRLİĞE ETKİSİ

Genel kural olarak hukuk mahkemesi kararlarının icra edilebilmesi için kesinleşmesi gerekmez. Ancak menfi tespit davalarında yasa koyucu özel bir denge kurmuştur. Borçlunun borçsuz olduğuna dair mahkeme kararı varken, alacaklının takibe devam etmesi borçluyu telafisi imkansız zararlara uğratabilir. Bu sebeple yasa, kabul kararına "kesinleşmeksizin takibi durdurma" gücü atfetmiştir. Bu güç, temyiz aşamasında bozma gelene kadar borçlunun malvarlığını koruma altına alır.

KARAR DÜZELTME YOLUYLA HUKUKİ YANLIŞLIĞIN GİDERİLMESİ

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin incelediği olayda, borçlu menfi tespit davasını kazanmış ancak icra dairesi bu karara rağmen takibe devam etmiştir. Borçlunun şikayeti üzerine yerel icra mahkemesi, "menfi tespit kararının sonradan Yargıtayca bozulmuş olması" gerekçesiyle şikayeti reddetmiştir. Yargıtay önce bu kararı onamış, ancak borçlunun karar düzeltme başvurusu üzerine hatasını fark ederek onama kararını kaldırmıştır. Yargıtay, bozma kararının geçmişteki durma etkisini ortadan kaldırmayacağını ve durma tarihinden sonra yapılan işlemlerin iptal edilmesi gerektiğini vurgulayarak yerel mahkeme kararını bozmuştur.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanmasının icra takibine etkisi nedir?

İİK m. 72/5 uyarınca, davanın borçlu lehine kabul edilmesi durumunda icra takibi derhal durur; hiçbir yeni icra işlemi yapılamaz.

2. Menfi tespit davası kabul edildiğinde takibin durması için kararın kesinleşmesi gerekir mi?

Hayır, kararın kesinleşmesi gerekmez; yerel mahkemenin kabul hükmünü kurduğu andan itibaren takip kendiliğinden ve derhal durur.

3. Kabul kararının Yargıtay tarafından bozulması durumunda durma etkisi ortadan kalkar mı?

Bozma kararı ile takip yeniden hareketlenebilir ancak kabul kararı ile bozma kararı arasındaki dönemde takibin durmuş olduğu gerçeği geriye etkili olarak değişmez.

4. Menfi tespit kabul kararından sonra icra dairesinin yaptığı işlemler iptal edilebilir mi?

Evet, davanın kabul edildiği tarihten sonra yapılan tüm haciz, muhafaza ve satış işlemleri duran takipte yapıldığı için usulsüzdür ve şikayet üzerine iptal edilir.

5. Yargıtay'ın bu konudaki karar düzeltme gerekçesi nedir?

Yerel mahkemece bozma kararına dayanılarak şikayetin reddedilmesinin İİK m. 72/5'teki derhal durma kuralına aykırı olduğunu saptamasıdır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2015/21552 E., 2015/26300 K. Karar Tarihi: 02.11.2015
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 17/10/2014 NUMARASI : 2014/608-2014/626 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 11/05/2015 tarih, 2015/2332 Esas - 2015/13051 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurarak, alacaklıya karşı açılan menfi tespit davasının 24.12.2009 tarihinde kabul edildiğini ileri sürerek, İİK'nun 72/5. maddesi uyarınca menfi tespit davasının kabulü kararı ile takibin durması gerektiğinden 24.12.2009 tarihinden sonra yapılan işlemlerin iptalini istediği, mahkemece, menfi tespit davasının kabulüne dair ilamın Yargıtayın ilgili dairesince bozulmuş olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İcra ve İflas kanununun 72/5. maddesinde “Dava borçlu lehine hükmü bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir...” hükmü yer almaktadır. Somut olayda, alacaklı tarafından borçlu aleyhine 16.08.2006 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, 19.03.2007 tarihinde ise borçlu tarafından alacaklı aleyhine, mevcut takip dosyasına ilişkin menfi tespit davası açıldığı, menfi tespit davasının Kartal 2. Asliye Hukuk mahkemesinin 24.12.2009 gün ve 2007/169 Esas-2009/582 Karar sayılı ilamı ile kabul edildiği, menfi tespit davasının kabulüne dair bu kararın, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 15.09.2011 gün ve 2010/17197 Esas-2011/12692 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşılmaktadır. İcra ve İflas kanununun 72/5. maddesinde yer alan ve yukarıda belirtilen yasal düzenleme uyarınca, menfi tespit davasının kabul tarihi olan 24.12.2009 tarihi itibariyle takip derhal durur. Takibin durması, menfi tespit davasının kabulüne ilişkin kararın yasal ve zorunlu sonucudur. Duran bir takibe ilişkin olarak da durma tarihinden sonra işlem yapılamaz. Menfi tespit davasının kabulüne dair ilamın bozulmuş olması da, takibin, davanın kabul tarihi itibariyle durduğu sonucunu ortadan kaldırmaz. Mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi yerine istemin reddi isabetsiz olup, Dairemizce mahkeme kararının belirtilen bu gerekçe ile bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11.05.2015 gün ve 2015/2332 Esas - 2015/13051 Karar sayılı onama ilâmının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 02/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.