avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

MIRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNİN TARAFLARI

Miras hukuku, bir kimsenin ölümüyle sona eren hukuki kişiliğinin ardından malvarlığının akıbetini düzenleyen kuralları içerirken, aynı zamanda mirasbırakanın sağlığında yapabileceği ölüme bağlı tasarrufların sınırlarını da belirler. Bu tasarruflardan biri olan mirastan feragat sözleşmesi (TMK m. 528), saklı paylı veya yasal bir mirasçının, mirasbırakan ile yapacağı resmi bir sözleşmeyle gelecekteki miras hakkından vazgeçmesini ifade eder. Ancak bu sözleşmenin geçerliliği, tarafları, şekli ve zamanlaması kanunda çok sıkı emredici şartlara tabi tutulmuştur. Uygulamada, mirasbırakanın ölümünden sonra mirasçıların kendi aralarında düzenledikleri noter protokollerini "mirastan feragat" olarak nitelendirdikleri ve mahkemelerin de bu protokolleri esas alarak veraset ilamlarında pay devirleri gerçekleştirdikleri görülmektedir. Oysa mirastan feragat sözleşmesi, sadece mirasbırakanın sağlığında ve bizzat mirasbırakan ile mirasçı arasında kurulabilecek iki taraflı bir miras sözleşmesidir. Mirasbırakanın vefatından sonra mirasçılar arasında yapılan bu tür sözleşmeler mirastan feragat niteliği taşıyamaz. Yargıtay’ın yerleşik emsal kararları, yasal şartları taşımayan bu protokollerin veraset ilamında miras paylarının doğrudan değiştirilmesine dayanak yapılamayacağını, mirasçıların miras paylarının ölüm anındaki yasal durumlarına göre belirlenmesi gerektiğini emretmektedir.

MİRASTAN FERAGAT SÖZLEŞMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE ŞARTLARI

Türk Medeni Kanunu’nun 528. maddesinde düzenlenen mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakan ile mirasçı arasında yapılan, mirasçının gelecekte doğacak miras hakkından kısmen veya tamamen vazgeçmesini sağlayan iki taraflı bir hukuki işlemdir. Bu sözleşmenin en temel geçerlilik şartı, resmi vasiyetname şeklinde (noter huzurunda iki tanığın katılımıyla) düzenlenmesidir. Feragat sözleşmesi ivazlı (bir karşılık alınarak) veya ivazsız (karşılıksız) olarak yapılabilir. İvazlı feragatte, aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça feragat edenin altsoyu da miras hakkını kaybeder. İvazsız feragatte ise feragat edenin payı, kendisi mirasbırakandan önce ölmüş gibi kendi altsoyuna intikal eder. Bu sözleşmenin kurulabilmesi için mirasbırakanın sağ olması ve ehliyet sahibi olması yasal bir zorunluluktur. Mirasbırakanın katılmadığı bir feragat sözleşmesi maddi hukuken geçersizdir.

FERAGAT SÖZLEŞMESİNİN TARAFLARI VE MİRASBIRAKANIN KURUCU ROLÜ

Mirastan feragat sözleşmesinin tarafları, münhasıran mirasbırakan (de cujus) ile mirasçılık sıfatından vazgeçen yasal veya atanmış mirasçıdır. Miras sözleşmesi niteliğinde olan bu kurumda mirasbırakan, sözleşmenin asli ve kurucu tarafıdır. Gelecekte açılacak olan terekenin sahibi olarak mirasbırakan, feragat eden mirasçıyla bu anlaşmayı yaparak kendi terekesinin paylaşım şeklini sağlığında kontrol altına alır. Eğer mirasbırakan sağlığında bu sözleşmeye taraf olmamışsa, onun terekesi üzerinde mirasçılarının tek taraflı veya kendi aralarında yapacakları anlaşmalarla feragat kurallarını işletmeleri hukuken imkansızdır. Mirasbırakanın katılımı olmadan yapılan hiçbir işlem, yasal anlamda mirastan feragat sözleşmesi hükümlerine tabi tutulamaz ve bu sözleşmenin yasal sonuçlarını doğuramaz.

ÖLÜMDEN SONRA MİRASÇILAR ARASINDA YAPILAN SÖZLEŞMELERİN HUKUKİ VASFI

Mirasbırakanın ölümünden sonra miras artık açılmış (TMK m. 575) ve mirasçılar külli halefiyet ilkesi gereğince terekedeki hakları kendiliğinden kazanmışlardır (TMK m. 599). Ölümden sonra mirasçıların kendi aralarında yaptıkları ve bir mirasçının hakkından diğer mirasçılar lehine vazgeçtiğini veya payını devrettiğini içeren sözleşmeler, mirastan feragat sözleşmesi değil, "miras payının devri sözleşmesi" (TMK m. 677) veya "miras taksim sözleşmesi" (TMK m. 676) niteliğindedir. Bu sözleşmeler borçlandırıcı işlem niteliğinde olup, mirasçıların kendi aralarındaki iç ilişkide geçerlidir. Ancak bu sözleşmeler, ölüm anında doğmuş olan yasal mirasçılık sıfatını ve soybağı tablosunu geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, ölümden sonra yapılan sözleşmelerin varlığı, mirasçılık belgesinin yasal mirasçılık şeceresine uygun olarak düzenlenmesini engellemez.

MİRASÇILIK BELGESİ DÜZENLENİRKEN MİRAS PAYLARININ GÖSTERİLMESİ ESASI

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), mirasbırakanın ölüm anı itibarıyla yasal mirasçılarının kimler olduğunu ve bu mirasçıların tereke üzerindeki yasal pay oranlarını gösteren tespit edici resmi bir belgedir. Mahkeme, mirasçılık belgesi düzenlerken mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla mevcut olan nüfus kayıtlarını esas almak zorundadır. Ölümden sonra mirasçıların kendi aralarında yaptıkları taksim veya pay devri sözleşmeleri, veraset ilamının içeriğini etkilemez. Mahkeme, bu devir protokollerini yok sayarak, mirasbırakanın tüm yasal mirasçılarını ve onların kanuni paylarını belgede göstermekle yükümlüdür. Ölümden sonra yapılan sözleşmelerin hukuki sonuçları, veraset ilamının düzenlenmesi aşamasında değil, terekenin fiilen bölüştürülmesi (taksim) veya tapuda yapılacak tescil işlemleri sırasında icra dairesi, tapu müdürlüğü veya ortaklığın giderilmesi mahkemesi tarafından gözetilir.

İVAZLI VE İVAZSIZ MİRASTAN FERAGATİN HUKUKİ SONUÇLARI VE ALTSOYUN DURUMU

Sağlığında mirasbırakan ile geçerli bir feragat sözleşmesi imzalayan mirasçının altsoyunun durumu, feragatin ivazlı (karşılıklı) veya ivazsız (karşılıksız) olmasına göre değişir. TMK’nın 528. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ivazlı mirastan feragat sözleşmesi, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Yani babasından ivazlı olarak feragat eden evladın kendi çocukları da büyükbabanın mirasından pay alamaz. Ancak feragat ivazsız olarak yapılmışsa, feragat eden kişi sanki mirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilerek, onun payı doğrudan kendi altsoyuna (çocuklarına) geçer. Mahkemelerin bu ince ayrımı yapabilmesi için öncelikle önlerinde mirasbırakanın sağlığında yapılmış geçerli bir feragat sözleşmesinin bulunması şarttır. Ölümden sonra mirasçıların kendi aralarında yaptıkları geçersiz feragat protokollerine dayanarak, mirasçının payını doğrudan onun eş ve çocuklarına devretmek yasanın sistematiğine tamamen aykırıdır.

YANLIŞ PROTOKOLLERE DAYANILARAK OLUŞTURULAN VERASET İLAMLARININ İPTALİ

İlk derece mahkemelerinin, mirasbırakanın ölümünden sonra eş ile çocuk arasında yapılan noter sözleşmesini geçerli bir mirastan feragat sözleşmesi gibi niteleyerek, feragat eden evladın payını doğrudan onun eşine ve çocuklarına aktarması ağır bir usul hatasıdır. Yargıtay, bu tür hatalı kararları incelediğinde, mirasbırakan ile yapılmış yasal bir feragat sözleşmesi bulunmadığını tespit ederek kararı doğrudan bozmaktadır. Hatalı düzenlenen mirasçılık belgeleri, tapuda yanlış tescillere ve tereke mallarının usulsüz devredilmesine yol açar. Bu usulsüzlüklerin giderilmesi amacıyla, yanlış veraset ilamının iptali ve yasal payları doğru gösteren yeni bir mirasçılık belgesi verilmesi davası açılması gerekir. Yeni belgede, ölümden sonra haklarından vazgeçtiğini beyan eden mirasçının yasal payı yine kendi adına tescil edilmeli, diğer mirasçılarla yaptığı sözleşmelerin ifası ise genel mahkemelerde açılacak tapu iptal veya alacak davalarına konu edilmelidir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Mirasbırakan öldükten sonra mirasçılar arasında "mirastan feragat sözleşmesi" yapılabilir mi?

Hayır. Mirasbırakan öldükten sonra yapılan sözleşmeler hukuken mirastan feragat değil, miras payının devri veya taksim sözleşmesi niteliğindedir. Feragat ancak mirasbırakan hayattayken kendisiyle yapılabilir.

2. Ölümden sonra mirasçıların kendi aralarında yaptığı anlaşmalar veraset ilamındaki payları değiştirir mi?

Hayır. Veraset ilamı ölüm anındaki yasal durum ve payları gösterir. Ölümden sonra yapılan pay devri veya taksim sözleşmeleri veraset ilamında gösterilmez, bu sözleşmeler terekenin paylaşımı aşamasında uygulanır.

3. Mirastan feragat sözleşmesinin geçerlilik şekli nedir?

Mirastan feragat sözleşmesi, mirasbırakan ile mirasçı arasında resmi vasiyetname şeklinde, yani noter huzurunda ve iki tanığın katılımıyla düzenlenmek zorundadır.

4. İvazlı (karşılıklı) mirastan feragat edenin çocukları miras alabilir mi?

İvazlı feragatte, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa feragat edenin altsoyu (çocukları) da mirasbırakanın mirasından pay alamaz. İvazsız feragatte ise pay altsoya geçer.

5. Mahkemenin geçersiz sözleşmeye dayanarak payı mirasçının eş ve çocuklarına vermesinin sonucu nedir?

Bu karar usul ve yasaya aykırı olup Yargıtay tarafından doğrudan bozma sebebidir. Hatalı karara dayalı işlemlerin düzeltilmesi için mirasçılık belgesinin iptali davası açılmalıdır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2010/3272 E., 2010/5050 K. Karar Tarihi: 23.09.2010
"İçtihat Metni" Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Mirastan çıkarma ve yoksunluk sebeplerinin gerçekleşmesi yada mirasın reddi veya mirastan feragat edilmiş olması ilgili kişinin mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmesine ve kendisine mirastan pay verilmesine engel bir neden değildir. Ne var ki bu olguların hukuki sonuçlarının terekenin bölüştürülmesi sırasında gözetileceğinin hüküm yerinde gösterilmesi gerekir. Somut olaya gelince, dosya içeriğinde toplanan delillerden miras bırakan ... ’ın 19.10.2009 tarihinde ölümüyle geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ..., ..., ..., ... ’ı bıraktığı, adı geçenlerden eş ... ile oğlu ... Kütahya 1. Noterliğinde 30.10.2009 tarihinde yaptıkları mirastan feragat sözleşmesi uyarınca ... miras bırakan ... ’dan kendisine intikal eden miras payını 10.000 Euro karşılığında ivazlı olarak, annesi ... ’dan kendine intikal edecek miras payını ise ivazsız olarak diğer kanuni mirasçılar yararına saklı payını da kapsayacak biçimde feragat beyanında bulunduğu anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılardan anne ve oğlu arasında yapılan noter sözleşmesi gözetilerek oluşturulan hükümde, miras bırakanın eş ve çocuklarının payları belirlenmiş miras bırakanın oğlu ... ’a isabet edecek payın ise ... ’ın eşi ve çocuklarına verilmiştir. Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile mirasçılardan biri veya birkaçı arasında, mirasçı veya mirasçıların miras haklarından feragat ettiklerine ilişkin iki taraflı bir sözleşmedir. Miras sözleşmesinin bu niteliği gözetildiğinde ... ’ın miras bırakan babası ... ile yapılmış bir mirastan feragat sözleşmesinin bulunmadığı kuşkusuzdur. Az yukarda açıklanan hukuksal olgu dikkate alınarak mahkemece yasal şartlara haiz bir mirastan feragat sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği gözetilerek oluşturulan yeni mirasçılık belgesinde ... 'ın payının kendisine verilmesi gerekirken eş ve çocuklarına verilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 91.05 TL temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.