avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

MÜDAFİSİZ KOLLUK İFADESİNİN HUKUKİ DEĞERİ

Ceza muhakemesinde dürüst yargılanma hakkı ve savunma hakkı, anayasal koruma altındaki en temel ilkelerdir. Şüphelinin kolluk (polis veya jandarma) tarafından sorgulanması sırasında kendisini bir müdafi (savunman) eşliğinde savunma hakkı, adil yargılanmanın vazgeçilmez bir parçasıdır. Kollukta avukat yokluğunda alınan beyanların, yargılamanın ilerleyen aşamalarında delil olarak kabul edilip edilmeyeceği sorusu hukukumuzda açık yasal sınırlara bağlanmıştır. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu, şüphelilerin kollukta baskı altında veya haklarını bilmeden yapabilecekleri itirafların kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla emredici kurallar koymuştur. Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararları çerçevesinde, müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadeler, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından açıkça doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Bu kural, ceza yargılamasında hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin dışlanması ilkesinin en somut ve ödünsüz yansımalarından biridir.

CEZA MUHAKEMESİNDE İFADE ALMA VE SORGUNUN ESASLARI

İfade alma ve sorgu, ceza muhakemesinde delil toplama ve şüphelinin olay hakkındaki savunmasını alma yöntemidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 147. ve 148. maddelerinde ifade alma ve sorgunun usulü ile yasak sorgu yöntemleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Şüpheliye haklarının bildirilmesi, müdafi seçme hakkının hatırlatılması ve onun yardımıyla savunma yapmasının sağlanması yasal bir zorunluluktur. Şüpheliye istemi halinde barodan bir müdafi görevlendirileceği bildirilmeden veya müdafi eşliğinde ifadesi alınmadan gerçekleştirilen sorgu işlemleri sakatlanmış kabul edilir.

MÜDAFİİ BULUNMAKSIZIN ALINAN KOLLUK İFADELERİNİN GEÇERSİZLİĞİ

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148. maddesinin dördüncü fıkrası, avukat yokluğunda kolluk kuvvetlerince alınan ifadelerin hukuki akıbetini net bir şekilde belirlemiştir. Bu hükme göre, müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça mahkûmiyet hükmüne esas alınamaz. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, kolluk aşamasında avukatsız olarak gerçekleştirilen sorguların yargılamayı tek başına yönlendirmesini engellemek istemiştir. Sanık mahkemede kollukta verdiği ifadeyi reddederse, o ifade dosyada hiç yokmuş gibi kabul edilir ve delil değeri kalmaz.

MAHKEME HUZURUNDA DOĞRULANMAYAN BEYANLARIN HÜKME ETKİSİ

Sanığın kolluk aşamasındaki müdafisiz itirafını mahkeme huzurunda (duruşmada veya sorgu hakimliğinde) reddetmesi durumunda, mahkemenin bu beyanı gerekçeli kararına dayanak yapması kesin bir bozma sebebidir. Mahkeme, sanığın inkara yönelik savunmasının aksini ispatlayan başkaca somut, kesin ve inandırıcı deliller bulmak zorundadır. Kolluktaki avukatsız ifadenin samimi olduğu, sonradan yapılan inkarın cezadan kurtulmaya yönelik olduğu şeklindeki klasik gerekçeler Yargıtay tarafından kabul görmemektedir. Hukuka uygun olarak elde edilmeyen veya kanunun açıkça yasakladığı delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı tesis edilemez.

SİT ALANINDA İZİNSİZ KAZI SUÇLARINDA DELİL KRİTERLERİ

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 74. maddesinde düzenlenen "kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma" suçunda delillerin niteliği büyük önem arz eder. Olay yerinde suçüstü yakalanmayan, kazı aletleri üzerinde parmak izi tespiti yapılmayan ve olay yerinden kaçan kişilerin kimlikleri net olarak belirlenemeyen durumlarda şüphe oluşur. Diğer sanıkların sonradan değişen ve kendilerini kurtarmaya yönelik olabilecek beyanları da tek başına mahkûmiyet için yeterli kabul edilemez. Bu suç tipinde, kazı yerinde ele geçirilen aletlerin sanıklarla olan fiziki bağlantısının bilimsel yöntemlerle ispatlanması gerekir.

ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİNİN SOMUT UYGULAMASI

Ceza yargılamasının en temel ilkelerinden biri olan "şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesi için suçun işlendiğinin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte ispatlanmış olması gerekir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet kararı verilemez. Hakimin vicdani kanaati, ihtimallere değil, dosyadaki kesin ve hukuka uygun delillere dayanmalıdır. Sanıkların suçu işlediklerine dair kesin delil elde edilemediğinde, beraat kararı verilmesi ceza adaletinin temel gereğidir.

SUÇ BİRLİKTELİĞİNDE FAİLLERİN AYRI AYRI DEĞERLENDİRİLMESİ

Yargıtay incelemesine konu olan olayda, sit alanında kazı yapıldığı esnada olay yerinde kazma ve küreklerle yakalanan veya kaçtıktan kısa süre sonra pişmanlıkla geri gelen sanıkların eylemleri olay yeri görgü tespit tutanağı ve fiziki durum ile sabit görülerek mahkûmiyetleri onanmıştır. Ancak olay yerinde yakalanmayan, kazı aletlerinde parmak izi incelemesi yapılmayan ve tek delil olarak müdafisiz kolluk ifadeleri bulunan diğer sanıklar yönünden durum farklı değerlendirilmiştir. Yargıtay, bu sanıkların müdafisiz kolluk ifadelerini duruşmada kabul etmemeleri nedeniyle bu beyanların hükme esas alınamayacağını, başka da kesin delil bulunmadığını belirterek mahkûmiyet kararını bozmuş ve beraat kararı verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Müdafisiz kolluk ifadesi ne demektir?

Şüphelinin emniyet veya jandarmada, yanında savunmasını üstlenecek bir avukat bulunmaksızın alınan ifadesidir.

2. Avukat yokken poliste verilen ifade mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?

Hayır, müdafi hazır bulunmadan kollukça alınan ifade, sanık tarafından mahkeme veya hakim önünde kabul edilip doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

3. Kazı aletlerindeki parmak izi incelemesinin ceza yargılamasındaki önemi nedir?

Olay yerinde yakalanmayan şüphelilerin kazı aletleriyle olan fiziki irtibatını ve dolayısıyla suça iştiraklerini ispatlayan en önemli maddi delildir; yapılmaması eksik inceleme teşkil eder.

4. Başka bir sanığın sonradan değiştirdiği suçlama ifadesi mahkûmiyete yeter mi?

Hayır, diğer sanıkların somut delillerle desteklenmeyen ve sonradan çelişen beyanları tek başına mahkûmiyet kararı verilmesi için yeterli delil kabul edilemez.

5. Yargıtay'ın bu bozma kararının hukuki dayanağı nedir?

CMK m. 148/4 uyarınca müdafisiz alınan kolluk ifadesinin sanıklarca reddedilmesi nedeniyle geçersiz kalması ve sanıkların cezalandırılmasına yeterli başkaca kesin delil bulunmamasıdır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2018/1931 E., 2021/9167 K. Karar Tarihi: 23.12.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık Hüküm : Sanıklar ..., ...,... hakkında; CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraat, Sanıklar ..... hakkında; 2863 sayılı Kanunun 74/1, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyet 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıklar ..., ..., ..., ...’ın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanıklar tarafından, sanıklar ..., ..., ..., ...’ın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Katılan vekilinin 09.07.2015 havale tarihli dilekçesi ile temyiz talebinden vazgeçtiği anlaşılmakla, sanıklar ..., ..., ... ve ...’ın temyiz taleplerine hasren yapılan incelemede; 1- Sanıklar ... ve ...’ın temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanıklar hakkında Sivas Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescilli höyükte izinsiz kazı yaptıkları iddiasıyla açılan kamu davasında; olay yeri görgü tespit tutanağına göre, kolluk olay yerine intikal ettiğinde 4 kişiyi kazma ve küreklerle kazı yaparken gördüğü, ancak şahıslardan üçünün kaçtığı ve yakalanamadığı, sanık ...’ın olay yerinden kaçmadığı, yaklaşık 20 dakika sonra kaçan şahıslardan sanık ...’ın pişman olduğunu söyleyerek geri geldiği, olay yerinde kazma ve kürek ele geçirildiği ve çeşitli kazı çukurlarının bulunduğunun tespit edildiği, 01.11.2013 tarihli yerinde inceleme raporunda; 3,50 m, 1 m, 90 cm, 3.20 m, 1 m derinliklerinde 5 adet kazı çukuru olduğunun belirtildiği, yine yargılama aşamasında üniversitede görevli arkeolog bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davaya konu yerin 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen ve aynı zamanda 2863. sy Kanunun 6. maddesi kapsamında kalan korunması gerekli yerlerden olan Beypınarı höyüğü olduğu, kaçak kazı faaliyetlerinin Roma kaya mezarına telafisi mümkün olmayan zarar verildiği, 6x1.5-2 metre boyutlarında kazı yapıldığının belirtildiği, her ne kadar sanıklar savunmalarında izinsiz kazı yapmadıklarını, önceki beyanlarının doğru olmadığını belirterek atılı suçlamayı kabul etmemiş iseler de kazı yerinde yakalanmış olmaları, olay yerindeki kazı çukurları ve ele geçirilen kazı aletleri dikkate alındığında savunmalarına itibar edilmeyerek üzerilerine atılı izinsiz kazı yapmak suçunu işledikleri anlaşılmakla; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, mahkumiyetlerine ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 2-Sanıklar ... ve ...’ın temyiz taleplerinin incelenmesinde ise; Sanıklar hakkında Sivas Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescilli höyükte izinsiz kazı yaptıkları iddiasıyla açılan kamu davasında; olay yeri görgü tespit tutanağına göre, sanıkların olay yerinde yakalanmadıkları, olay yerinden kaçan şahısların sanıklar olduğuna dair sanık ...’ın sonradan değişiklik gösteren beyanı dışında delil elde edilemediği, kazı aletleri üzerinde parmak izi incelemesi yapılmadığı, her ne kadar sanıklar kollukta müdafisiz alınan beyanlarında kazı yaptıklarını kabul etmiş iseler de mahkemedeki savunmalarında izinsiz kazı yapmadıklarını belirterek atılı suçlamayı kabul etmedikleri, CMK’nın 148/4. maddesindeki müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli ve ya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz hükmü gözetildiğinde sanıkların müdafisiz alınan kolluk beyanlarının hükme esas alınamayacağı, sanıkların izinsiz kazı suçunu işlediklerine dair savunmalarının aksine mahkumiyete yeterli kesin, net, inandırıcı delil elde edilemediği dikkate alınarak beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile mahkumiyetlerine dair hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, sanıkların temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 23/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.