avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

MIRASTAN ISKATTA AKTİF DAVA EHLİYETİ

Miras hukuku, bireylerin vefatlarından sonra mal varlıklarının intikal usullerini belirlerken, miras bırakanın irade hürriyeti ile yasal mirasçıların menfaatleri arasında hassas bir denge kurar. Bu dengenin en önemli unsurlarından biri, miras bırakanın yasal mirasçısını miras payından yoksun bırakabilmesine olanak tanıyan mirastan ıskat (mirasçılıktan çıkarma) kurumudur. Mirastan ıskat edilen yasal mirasçının, saklı payı da dahil olmak üzere tereke üzerinde herhangi bir hakkı veya sıfatı kalmaz. Ancak muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında, davacının mirasçılık sıfatının bulunması davanın dinlenebilmesi için temel bir usul şartıdır (aktif dava ehliyeti). Uygulamada, miras bırakan tarafından vasiyetname ile mirasçılıktan çıkarılan bir kişinin, elinde bulunan ve iptal edilmemiş bir mirasçılık belgesine dayanarak muris muvazaası davası açması durumunda usuli karmaşalar yaşanmaktadır. Mahkemelerin, davacının mirastan ıskat edildiği gerekçesiyle davayı doğrudan aktif husumet yokluğundan reddetmesi adil yargılanma ve usul ekonomisi ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, bu tür durumlarda mirasçılık belgesinin iptali için önel verilerek bekletici mesele yapılması gerekmektedir. Bu makalede, muris muvazaası davalarında aktif dava ehliyetinin tespiti, mirastan ıskatın usuli etkileri ve veraset ilamının iptali davalarının bekletici sorun yapılması usulü detaylı bir hukuki analiz ile incelenecektir.

MURİS MUVAZAASI VE TAPU İPTALİ

Muris muvazaası, miras bırakanın yasal mirasçılarını miras haklarından yoksun bırakmak amacıyla, terekedeki taşınmaz malları tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi ivazlı işlemlerle devretmesine rağmen gerçekte bu işlemleri bağışlama amacıyla yapmasıdır. Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, Yargıtay’ın 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde açılmaktadır. Bu karara göre, saklı pay sahibi olsun veya olmasın, miras hakkı muvazaalı işlemle ihlal edilen tüm yasal mirasçılar bu davayı açma yetkisine sahiptir. Davanın amacı, muvazaalı devir işlemi nedeniyle terekeye dönmesi gereken taşınmaz payının, davacı mirasçının miras payı oranında iptal edilerek adına tescilinin sağlanmasıdır. Davacının bu davada aktif husumet (dava açma) ehliyetinin bulunabilmesi, onun murisin yasal mirasçısı olmasına sıkı sıkıya bağlıdır. Mirasçı sıfatı bulunmayan kişilerin muris muvazaası hukuksal nedenine dayanarak tapu iptali veya tazminat talep etme hakkı bulunmamaktadır.

MİRASTAN ISKAT KURUMUNUN HUKUKİ SONUÇLARI

Türk Medeni Kanunu'nun 510. maddesi ve devamında düzenlenen mirastan ıskat (mirasçılıktan çıkarma), miras bırakanın tek taraflı bir ölüme bağlı tasarrufuyla yasal mirasçısının miras hakkını sonlandırmasıdır. Kanun koyucu mirastan ıskatı cezai ıskat ve borç ödemeden aciz sebebiyle ıskat olarak ikiye ayırmıştır. Cezai ıskatın uygulanabilmesi için yasal mirasçının; miras bırakana veya onun yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi gerekir. Geçerli bir mirastan ıskat tasarrufunun varlığı halinde, mirasçılıktan çıkarılan kişi terekeden hiçbir pay alamayacağı gibi, miras hakkı ihlal edildiği gerekçesiyle tenkis veya muris muvazaası davası da açamaz. Iskat edilen kişinin miras payı, o kişi miras bırakandan önce ölmüş gibi, varsa onun altsoyuna, yoksa diğer yasal mirasçılara intikal eder. Dolayısıyla, geçerli bir ıskat tasarrufu yasal mirasçının aktif dava ehliyetini doğrudan ortadan kaldıran maddi hukuk kurallarından biridir.

MİRASÇILIK BELGESİNİN BAĞLAYICILIĞI VE İPTALİ

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), mirasçıların kimler olduğunu ve yasal miras payı oranlarını gösteren, aksi ispat edilene kadar geçerli olan resmi bir belgedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598. maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemeleri veya noterler tarafından verilir. Mirasçılık belgesi maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez; yani belgenin aksini iddia eden her ilgili, asliye hukuk mahkemesinde hasımlı bir dava açarak mirasçılık belgesinin iptalini ve yeni bir mirasçılık belgesi düzenlenmesini talep edebilir. Ancak iptal edilene kadar, mevcut mirasçılık belgesi tüm resmi kurumlarda ve mahkemelerde mirasçılık sıfatının kanıtı olarak kabul edilmek zorundadır. Bir kimse vasiyetname ile mirastan ıskat edilmiş olsa bile, eğer mevcut mirasçılık belgesinde mirasçı olarak görünüyorsa, mahkemeler bu resmi belgeyi görmezden gelerek o kişinin mirasçı olmadığını doğrudan kabul edemezler.

AKTİF DAVA EHLİYETİNİN BELİRLENMESİ USULÜ

Davacının aktif husumet ehliyeti (sıfatı), davanın her aşamasında mahkemece re'sen (kendiliğinden) gözetilmesi gereken bir dava şartıdır. Muris muvazaası davasında davacının aktif husumet ehliyeti tartışmalı hale geldiğinde, mahkemenin öncelikle bu usuli sorunu çözmesi gerekir. Davacı elindeki veraset ilamına göre mirasçı görünmekte, davalı ise murisin geçerli bir vasiyetname ile davacıyı mirastan ıskat ettiğini savunmaktadır. Bu durumda mahkeme, sadece vasiyetnameye bakarak davacının ehliyetinin olmadığını söyleyemez; aynı zamanda sadece veraset ilamına dayanarak da davayı sonlandıramez. Çelişki, resmi belgelerin birbirini nakzetmesinden kaynaklanmaktadır. Hukuk usulü kuralları gereğince, veraset ilamının gücü ve bağlayıcılığı karşısında, vasiyetnameyle yapılan ıskatın geçerli olup olmadığının ve davacının mirasçılık sıfatını koruyup korumadığının tespiti için hasımlı bir mirasçılık belgesinin iptali davasının açılması gerekir.

BEKLETİCİ MESELE VE ÖNEL VERİLMESİ

Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında bekletici sorun (bekletici mesele), bir davanın çözülmesinin, başka bir mahkemede görülmekte olan veya açılacak olan bir davanın sonucuna bağlı olması durumudur. Muris muvazaası davasını gören Asliye Hukuk Mahkemesi, davacının yasal mirasçı sıfatını kaybedip kaybetmediğini kesin olarak belirleyebilmek için mevcut mirasçılık belgesinin iptali davasının sonucunu beklemek zorundadır. Mahkeme, davalı tarafa veya ilgili mirasçılara, davacının mirasçı gösterildiği mevcut mirasçılık belgesinin iptali ve vasiyetname doğrultusunda mirastan ıskat hususunun da işlendiği yeni bir mirasçılık belgesi alınması için hasımlı bir dava açmak üzere uygun bir önel (süre) vermelidir. Bu dava açıldığında, muris muvazaası davası durdurulmalı ve veraset ilamının iptali davasının kesinleşmesi beklenmelidir. İptal davası sonucunda davacının mirasçılıktan çıkarıldığı kesinleşirse, muris muvazaası davası sıfat yokluğundan (aktif husumet yokluğundan) reddedilir. Aksi takdirde, yani iptal talebi reddedilirse veya davacının mirasçılığı korunursa, davaya esastan devam edilir. Bu önel verme usulü yerine getirilmeden davanın doğrudan reddedilmesi bozma nedenidir.

HUKUKİ KORUNMA VE DEĞERLENDİRMELER

Miras hukukunda hakların korunması ve usul kurallarının doğru uygulanması, adalet mekanizmasının sıhhati açısından esastır. Muris muvazaası davalarında aktif dava ehliyeti gibi hayati dava şartlarının tespiti, resmi belgelerin hukuki geçerliliği çerçevesinde yapılmalıdır. Mirastan ıskat iddiası karşısında mevcut veraset ilamının iptali davasının açılması için taraflara önel verilmesi, hem davacının hak arama özgürlüğünü korur hem de mahkemenin vereceği hükmün hukuki güvenliğini sağlar. Usul hukukuna aykırı şekilde önel verilmeden verilen kararlar, hak kayıplarına yol açmaktadır. Bu nedenle uygulamada, mirasçılık sıfatına yönelik itirazlarda bekletici mesele müessesesinin titizlikle işletilmesi gerekmektedir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Mirastan ıskat (mirasçılıktan çıkarma) nedir?

Mirasbırakanın, kanunda sayılan (TMK m. 510) ağır suç işleme veya aile yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etme gibi nedenlerle yasal mirasçısını miras payından tek taraflı tasarrufla yoksun bırakmasıdır.

2. Mirasçılıktan çıkarılan kişi muris muvazaası davası açabilir mi?

Mirastan ıskat edilen yasal mirasçının normal şartlarda tereke üzerinde hakkı kalmadığı için aktif dava ehliyeti yoktur. Ancak mirasçılık belgesi iptal edilmediği sürece resmi olarak mirasçı göründüğünden dava açabilir, fakat sıfatı yargılama aşamasında incelenir.

3. Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) nedir ve nasıl iptal edilir?

Mirasçıların kimler olduğunu ve yasal miras paylarını gösteren resmi belgedir. Gerçeğe aykırı düzenlenen mirasçılık belgesinin iptali için Asliye Hukuk Mahkemesi'nde hasımlı (karşı taraf gösterilerek) dava açılması gerekir.

4. Mahkeme mirasçılıktan çıkarma durumunda neden doğrudan ret kararı veremez?

Çünkü mevcut resmi mirasçılık belgesinde davacı mirasçı olarak yer almaktadır. Resmi belgenin aksi ispatlanana kadar bağlayıcılığı bulunduğundan, mahkeme mirasçılık belgesinin iptali davası açılması için önel (süre) vermeli ve davayı bekletmelidir.

5. Muris muvazaası davasında bekletici mesele nedir?

Davacının yasal mirasçı olup olmadığının kesin olarak tespiti amacıyla açılacak olan veraset ilamının iptali davasının sonucunun, muris muvazaası davasında mahkemece beklenmesidir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2008/6198 E., 2008/7959 K.
MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2007 NUMARASI : 2006/392-2007/665 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanın 156 parselde bulunan 5 nolu bağımsız bölümü ara malik kullanmak suretiyle eşi olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, aynı zamanda davalının mirasçılara karşı hile ile taşınmazı elde ettiğini ileri sürerek, miras payı oranında tapu iptal ve tescile, taşınmazın el değiştirmesi durumunda payı oranında emsal bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, miras bırakanın davacıya mirastan ıskat ettiğini, aynı zamanda davacının çekişmeli taşınmazla ilgili feragatta bulunduğunu belirtip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakanın vasiyetnamesinin geçerli olduğu, davacının miras hakkından ıskat edildiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği değerden reddedilip, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil olmadığı taktirde tazminat isteğine ilişkin olup mahkemece, davacının vasiyetname ile mirastan ıskat edildiği ve davacının sıfatı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Gerçektende, dosya içerisinde bulunan İstanbul 18. noterliğinde düzenlenen 24.2.2000 tarih 79711 sayılı vasiyetname ile muris tarafından davacının mirastan ıskat edildiği sabittir. Ancak, davacı dosya içinde bulunan Fatih 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.3.2004 tarih 2004/220 Esas – 2004/256 Karar sayılı mirasçılık belgesi ile murisin mirasçısı olarak gösterilmiştir. 4721 Sayılı T.M.K nun 510 ve devam eden maddeleri uyarınca ıskat edilen mirasçının miras bırakanın terekesinden hak elde etme olanağı yoksa da anılan veraset belgesinde davacının halen murisin mirasçısı olarak gözüktüğü anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının davada aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti önem ifade eder. O halde, davanın neticesine etkili olduğu gözetilerek, davalılara yukarıda belirtilen gerekçelerle hasımlı açılacak davada davacının mirasçı olarak gösterildiği mirasçılık belgesinin, vasiyet yolu ile mirasçılıktan çıkartıldığı da öne sürülmek suretiyle iptali ve yeni mirasçılık durumunu belirleyen kararın alınması için önel verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek davacının davada sıfatı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, sair hususların bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.6.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.