avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Nafaka Artırımı ve Hukuki İlkeler

Nafaka davaları, aile hukuku alanında en çok karşılaşılan ve sosyal adalet ile ekonomik dengeyi doğrudan ilgilendiren konulardan biridir. Boşanma sonrası, müşterek çocukların bakımı ve eski eşin ekonomik durumunun korunması amacıyla ödenen nafakaların miktarının belirlenmesi ve gerekirse artırılması, hem hukuki hem de toplumsal açıdan büyük önem taşır. Yargıtay kararları, nafaka miktarlarının tespitinde ve artırımında dikkate alınacak kriterleri, hak ve yükümlülükleri detaylı biçimde ortaya koymaktadır.

1. Nafaka Türleri ve Hukuki Dayanak

Türk Medeni Kanunu (TMK) nafaka türlerini iki temel başlık altında düzenlemektedir:

TMK m.331, “durumun değişmesi hâlinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler” hükmü ile bu esnekliği açıkça ortaya koyar.

2. Nafaka Miktarının Belirlenmesinde Temel Kriterler

Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere, nafaka miktarının belirlenmesinde ve artırılmasında üç temel kriter öne çıkar:

3. İştirak Nafakasında Artırımın Değerlendirilmesi

Yargıtay, nafaka artırımlarında yalnızca nominal artış değil, çocukların artan yaşam maliyetlerini karşılayacak miktar belirlenmelidir der. Çocukların yaşı ve eğitim durumu (özel okul, yükseköğretim vb.), çocuğun sağlık, barınma ve sosyal ihtiyaçları gibi unsurlar artırım oranında belirleyicidir.

4. Yoksulluk Nafakasında Artırım İlkeleri

Yoksulluk nafakası, boşanan eşin temel ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir hukuki mekanizmadır. Nafaka artırımı talebinde, eşin yaşam koşulları ve ekonomik durumu ile borçlunun ödeme kapasitesi arasında bir denge kurulmalıdır. Hakim, nafaka alacaklısının hayat standardının korunmasını ve ekonomik adaletin sağlanmasını gözetmelidir.

5. Nafaka Artırımı ve TMK m.331’in Uygulaması

TMK m.331, nafaka miktarının yeniden belirlenmesi için belli bir sürenin geçmesini şart koşmaz. Bu hüküm, özellikle uzun yıllar önce verilen nafaka kararlarında, tarafların mali durumunda meydana gelen değişikliklerin ve çocukların yaşının büyümesiyle birlikte artan ihtiyaçlarının dikkate alınabilmesini sağlar.

6. Uygulamada Mahkemelerin Dikkat Etmesi Gereken Noktalar

Yargıtay kararları ışığında mahkemeler; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını ayrıntılı incelemeli, çocukların yaş, eğitim ve özel ihtiyaçlarını (özel okul, sağlık vb.) gözetmeli ve artırım miktarını hakkaniyet ilkesine uygun, adil ve şeffaf bir şekilde gerekçelendirerek belirlemelidir.

7. Nafaka Artırımı ve Hakkaniyet İlkesi

Hakkaniyet ilkesi, TMK m.4 kapsamında merkezi öneme sahiptir. Somut olayda Yargıtay, artırım miktarının çocukların ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğunu ve hakkaniyet ölçüsünde belirlenmediğini belirterek kararı bozmuştur. Bu, çocuğun üstün yararı ilkesinin önemini ortaya koymaktadır.

8. Nafaka Artırımında Örnek Uygulamalar

Çocuğun eğitim (özel okul, üniversite) veya sağlık masraflarının artması, yoksulluk nafakası alacaklısının yaşam giderlerinin artması veya nafaka borçlusunun gelirindeki ciddi değişimler nafaka artırımı taleplerinde en sık karşılaşılan gerekçelerdir.

9. Sonuç

Nafaka artırımı davalarında hakim, çocuğun ihtiyaçları ile borçlunun ödeme gücü arasında hakkaniyet ölçüsünde bir denge kurmalıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2015/180 E. sayılı kararı, nafaka miktarlarının tayininde çocukların yaşam standartlarının korunmasının ve somut ihtiyaçların esas alınmasının önemini bir kez daha teyit etmiştir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
3. Hukuk Dairesi 2015/180 E. , 2015/8640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : TORBALI AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 20/08/2014 NUMARASI : 2013/341-2014/524 Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı dava dilekçesinde; davalının ödemekte olduğu iştirak ve yoksulluk nafaka miktarlarının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını belirterek; nafaka miktarlarının toplamının aylık 1.500,00 TL'ye çıkarılmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi evinde oturduğunu, kira giderinin olmadığını, yetim maaşı aldığını, müşterek çocuklardan Alperen'in öğrenci olmadığını, okulu bıraktığını, müvekkilinin talep edilen nafaka miktarını karşılayacak ekonomik güçte olmadığını savunarak; ödenmekte olan nafaka miktarında indirim yapılması gerektiğini belirtmiş; davacının artırıma yönelik isteminin reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, müşterek çocuk Alperen için aylık 175,00 TL olarak ödenmekte olan iştirak nafakasının 50,00 TL artırılarak aylık 225,00 TL'ye, müşterek çocuk A.. A.. için ödenen 150.00 TL iştirak nafakasının 50,00 TL artırılarak aylık 200,00 TL'ye, davacı H.. D.. için ödenen 200,00 TL yoksulluk nafakasının 50,00 TL artırılarak aylık 250,00 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından, takdir edilen nafaka artırım miktarlarının az olduğu gerekçesiyle temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin yoksulluk nafakasının artırım oranına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Davacı vekilinin iştirak nafakasının artırım oranının az olduğuna ilişkin temyiz itirazının incelenmesine gelince; Somut olayda taraflar, 23.09.2010 tarihli ilamla boşanmış olup, boşanma ilamında müşterek iki çocuğun velayeti anneye verilmiş ve çocuklardan 23.07.1997 doğumlu Alperen lehine aylık 175,00 TL; 06.03.2007 doğumlu Ada lehine 150,00 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş, eldeki artırım davası; 08.02.3013 tarihinde açılmıştır. Buna göre temyize konu uyuşmazlık; aylık 50,00 TL artırımın çocukların ihtiyaçlarını karşılayabilecek miktarda olup olmadığı ve artırım oranının takdirinde, nafaka alacaklısı çocukların ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalı babanın gelir durumu arasındaki dengenin hakkaniyet ölçüsünde kurulup kurulmadığı noktalarında toplanmaktadır. Yasa koyucu, nafaka miktarlarında yeniden belirleme yapılabilmesi için belli bir sürenin geçmesini aranmamıştır.TMK'nın 331. maddesi gereğince, durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler. Mahkemece, nafaka miktarında artırım yapılabilmesi için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı gerekli kılması gerekmektedir. Boşanma kararı ile velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.(TMK m.182) Anne ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.(TMK m.328/1) Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Her ne kadar, nafakanın takdirinde; davalı (baba) nın hayat koşulları ve ödeme gücünün de dikkate alınması zorunluluğu var ise de; bu durum, yani davalının gelir seviyesinin düşüklüğü nafakanın artırılması gerekliliğini büsbütün ortadan kaldırmaz.Ayrıca nafakanın takdirinde birlik devam ederken çocuğun alıştığı yaşama şeklide dikkate alınır. Diğer taraftan nafaka miktarı belirlenirken, velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın, bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olan harcamaların da dikkate alınması zorunludur. Hakim, nafaka takdirinde; nafaka alacaklısı çocuğun ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalı babanın gelir durumu arasındaki dengeyi kurarak, hakkaniyet ölçüsünde nafakayı artırmalıdır. Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; nafakanın takdir edildiği tarihle eldeki davanın açıldığı tarih arasında geçen sürede tarafların sosyal ve ekonomik koşullarında değişme olduğu, çocukların yaşlarının büyüdüğü buna bağlı olarak ihtiyaçlarının arttığı bir gerçektir. Bunun aksinin düşünülmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Davalı baba, polis memuru olup, aylık 2.777,00 TL geliri bulunmaktadır. Davacı anne ise, ev hanımıdır. Müşterek çocuklardan 06.03.2007 doğumlu Ada özel okulda okumakta, 23.07.1997 doğumlu Alperen Açıköğretim lisesinde eğitimine devam etmektedir. Bu bağlamda, yapılan artırımın, çocukların ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalacağı ve nafaka alacaklısı çocukların ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalı babanın gelir durumu arasındaki dengenin hakkaniyet ölçüsünde kurulmadığı açıktır. Hal böyle olunca mahkemece; nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşı ve eğitim durumları, zorunlu ihtiyaçları, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek, TMK'nın 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun olacak şekilde daha yüksek bir miktarda artırıma karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddece gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.