ÖDEME EMRİNDE TAHLİYE ADRESİ GÖSTERİLMESİ
İcra ve İflas Kanunu (İİK) uyarınca başlatılan ilamsız icra takipleri, alacaklıların haklarına en hızlı ve etkin şekilde kavuşmasını sağlamak amacıyla sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Kira alacağı ve tahliye talepli icra takiplerinde (örnek 13), alacaklının doldurduğu takip talebi ile borçluya gönderilen ödeme emrinin kanuni unsurları eksiksiz barındırması esastır. Bu unsurlardan biri de tahliyesi istenen taşınmazın açık adresidir. Takip talebinde veya ödeme emrinde tahliye edilecek taşınmazın adresinin gösterilmemiş olması, teorik olarak usuli bir eksiklik teşkil etse de, bu durumun tahliye davasının esasına etkisi her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Yargıtay’ın yerleşik kararları uyarınca; borçlunun usulsüzlük iddiasında bulunmadığı, savunma hakkının kısıtlanmadığı ve taraflar arasında uyuşmazlığa konu tek bir kira sözleşmesi bulunduğu hallerde, şekli eksiklikler davanın reddine gerekçe yapılamaz. Hukukun şekilcilik prensibi, hak arama hürriyetini ve maddi gerçeğe ulaşılmasını engelleyecek boyutta katı uygulanmamalıdır. Bu çalışmada, kesinleşen icra takipleri sonrasında açılan tahliye davalarının işleyişi, takip talebi şekli koşullarının yasal sınırları, borçlunun şikayet ve itiraz etmemesinin hukuki sonuçları, taraflar arasında tek bir kira ilişkisi bulunmasının adres tespitindeki önemi, savunma hakkının kısıtlanmaması ilkesi ve icra mahkemelerinin işin esasına girerek karar verme yükümlülüğü incelenecektir.
KESİNLEŞEN KİRA TAKİBİNDE TAHLİYE İSTEMİ
Kira bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan tahliye talepli icra takibinde, borçlu kiracıya tebliğ edilen ödeme emrine yasal 7 günlük süre içinde itiraz edilmemesi halinde takip kesinleşir. Takibin kesinleşmesi ve 30 günlük ödeme süresinin de sonuçsuz kalması durumunda, alacaklı kiralayan icra hukuk mahkemesine başvurarak kiralananın tahliyesini isteyebilir. Bu aşamada mahkeme, takibin kesinleştiğini ve yasal sürelerin dolduğunu tespit ettiğinde doğrudan tahliyeye karar vermelidir. Borçlunun takibe itiraz etmeyerek kesinleştirdiği süreçler, alacaklının iddiasını zımnen kabul ettiği anlamına gelir.
TAKİP TALEBİ ŞEKLİ KOŞULLARININ SINIRI
İcra daireleri tarafından düzenlenen ödeme emri ve alacaklıca sunulan takip talebi, yasanın aradığı zorunlu şekil şartlarına uygun olmak zorundadır. Ancak bu şekil şartlarının temel amacı, borçlunun hangi borçla karşı karşıya olduğunu anlamasını sağlamak ve kendini savunmasına imkan tanımaktır. Şekil şartları, alacaklının hakkına ulaşmasını engelleyen aşırı formalist bir engele dönüşmemelidir. Takip talebinde veya ödeme emrinde tahliye edilecek adresin tam olarak yazılmamış olması, borçlu yönünden bir kafa karışıklığı yaratmıyorsa, bu durum takibi tek başına geçersiz kılmaz.
BORÇLUNUN ŞİKAYET VE İTİRAZ YOKLUĞU
Ödeme emrinde tahliye edilecek adresin yazılmaması veya eksik yazılması durumu, borçlu kiracı açısından icra mahkemesinde şikayet konusu yapılabilir. Ancak borçlu kendisine gönderilen ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra bu eksikliğe karşı herhangi bir şikayet yoluna başvurmamış ve takibe itiraz da etmemişse, usuli eksikliği kabul etmiş sayılır. Borçlunun süresinde ileri sürmediği usul hatalarını mahkemenin kendiliğinden (re'sen) bir ret gerekçesi yapması hukuken doğru değildir. Borçlunun sessiz kalarak takibi kesinleştirdiği durumlarda usuli eksiklikler aşılmış kabul edilir.
BAŞKA KİRA İLİŞKİSİNİN BULUNMAMASI KRİTERİ
Tahliye davalarında adres belirsizliği iddialarının değerlendirilmesinde tarafların ticari ve hukuki geçmişi önem taşır. Kiralayan ile kiracı arasında uyuşmazlığa konu taşınmaz dışında başka hiçbir kira sözleşmesi ve ilişkisi bulunmuyorsa, kiracının hangi taşınmazdan tahliye edileceğini bilmediğini iddia etmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. Taraflar arasında tek bir kira ilişkisinin olması, takip konusu kiralananın neresi olduğunun borçlu tarafından kesin olarak bilindiğinin en açık kanıtıdır. Bu durumda adresteki eksiklik maddi bir hatadan ibarettir.
SAVUNMA HAKKININ KISITLANMAMASI İLKESİ
Anayasal bir hak olan hak arama ve savunma hürriyeti, yargılamanın adil yapılmasını sağlar. Takip talebi ve ödeme emrindeki adres eksikliğine rağmen, alacaklı tarafından açılan tahliye davasının dava dilekçesinde tahliye edilecek adres açık ve net bir şekilde yazılmışsa, borçlunun savunma hakkının kısıtlandığından bahsedilemez. Borçlu, mahkeme aşamasında hangi adresten tahliyesinin istendiğini öğrenmiş ve buna göre savunmasını hazırlama imkanına kavuşmuştur. Savunma hakkının ihlal edilmediği somut durumlarda şekil eksiklikleri davanın usulden reddi sonucunu doğurmamalıdır.
MAHKEMENİN ESASI İNCELEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ
İcra mahkemeleri, borçlunun itiraz etmediği ve dava dilekçesiyle adres belirsizliğinin giderildiği dosyalarda, sırf ödeme emrindeki şekli bir eksiklikten ötürü tahliye talebini reddedemez. Mahkemenin görevi, uyuşmazlığın esasına girerek kira borcunun ödenip ödenmediğini, yasal sürelerin geçip geçmediğini incelemek ve maddi duruma göre tahliyeye karar vermektir. Esasa girilmesi gerekirken şekilcilik arkasına sığınarak davanın usulden reddedilmesi, adalet duygusunu zedeler ve Yargıtay tarafından yasal denetim aşamasında bozma nedeni yapılır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Borçlu bu duruma karşı yasal süresi içinde icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurursa ödeme emri iptal edilebilir. Ancak itiraz edilmezse takip kesinleşir.
Evet, borçlu şikayette bulunmamışsa ve taraflar arasında tek bir kira sözleşmesi varsa mahkeme adres eksikliğine dayanarak davayı reddedemez, tahliyeye karar vermelidir.
Evet, icra takibinde adres yazmasa dahi tahliye davası dilekçesinde adres açıkça gösterilmişse savunma hakkı kısıtlanmadığından usuli eksiklik aşılmış sayılır.
Tarafların uyuşmazlık konusu yapmadığı ve savunma hakkını ihlal etmeyen şekli eksiklikler, mahkeme tarafından re'sen davanın reddi gerekçesi yapılamaz.
Takip kesinleştikten ve 30 günlük yasal ödeme süresi geçtikten sonra, alacaklı 6 ay içinde icra mahkemesinde tahliye davası açmalıdır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.