OKUL AİLE BİRLİĞİ DAVA EHLİYETİ
Devlet okullarında eğitim ve öğretimin aksamadan yürütülmesi amacıyla kurulan ve okulların temizlik, güvenlik ve sosyal hizmet ihtiyaçlarını karşılayan en önemli iç yapılar "Okul Aile Birlikleri"dir. Bu birlikler, okul bünyesinde ana sınıfı yardımcı annesi (yardımcı anne), temizlik görevlisi ve özel güvenlik görevlisi gibi çok sayıda personeli fiilen istihdam etmekte ve onların maaşlarını ödemektedirler. Bu fiili durum, iş sözleşmesinin feshinin ardından açılacak olan iş davalarında (kıdem, ihbar tazminatı ve ücret alacakları davaları) dava muhatabının (davalının) kim olacağı hususunda büyük bir hukuki karmaşa yaratmaktadır. Medeni hukukumuz ve usul hukukumuz uyarınca, bir organa veya kuruluşa karşı dava açılabilmesi için o organın mutlaka bağımsız bir "Tüzel Kişiliğe" haiz olması gerekir. Okul aile birlikleri ise Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı devlet okullarının bünyesinde kurulan, kendilerine ait bağımsız bir malvarlığı ve kamu hükmi şahsiyeti bulunmayan iç teşkilatlardır. Dolayısıyla, okul aile birliklerinin hukuken "taraf ehliyeti" ve "dava ehliyeti" bulunmamaktadır. Bu yapılara karşı doğrudan dava açılması hukuki bir imkansızlıktır. Davanın asıl muhatabı, bu okulların en üst çatısı olan ve devlet tüzel kişiliğini temsil eden T.C. Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve dönüm noktası kararı, okul aile birliklerine karşı açılan davaların doğrudan reddedilmemesi gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 115 ve 124. maddeleri uyarınca davacıya husumeti MEB’e yöneltmesi için yasal süre verilmesi gerektiğini net çizgilerle hüküm altına almaktadır. Karar uyarınca; dava ehliyeti olmayan okul aile birliği hakkında doğrudan hüküm kurulamaz.
Uygulamada, bir devlet okulunun ana sınıfında yardımcı anne olarak çalışan bir işçi, işten çıkarıldığında doğrudan o okulun "Okul Aile Birliği Başkanlığı" aleyhine İş Mahkemesinde kıdem tazminatı davası açmaktadır. Mahkeme davayı kabul etmekte ve doğrudan Okul Aile Birliği hakkında tazminat ödenmesi yönünde karar tesis etmektedir. Davalı okul aile birliği temyiz ettiğinde ise dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi önüne gitmektedir. Yargıtay bu kararları usul yönünden kökten bozmaktadır. Okul aile birliklerinin yasal bir tüzel kişiliği bulunmadığı için mahkemede davalı koltuğuna oturtulması ve haklarında doğrudan icra edilebilir bir mahkumiyet kararı verilmesi imkansızdır. Mahkeme, HMK m. 115 uyarınca dava şartı olan taraf ehliyeti eksikliğini resen saptamalı ve HMK m. 124 kapsamında davacı işçiye, davayı asıl tüzel kişi olan T.C. Milli Eğitim Bakanlığı’na yöneltmesi (temsilcide hata/husumette yanılma usulünü işletmesi) için kesin süre vermelidir. Davanın Milli Eğitim Bakanlığı’na teşmil edilmesinin ardından davanın esasına girilmeli ve bakanlık hakkında hüküm kurulmalıdır. Bu usul uygulanmadan verilen kararlar kanuna açıkça aykırıdır.
OKUL AİLE BİRLİKLERİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Okul aile birlikleri, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu uyarınca okullarda kurulan ve tüzel kişiliği olmayan organlardır.
Bu birlikler, okul yönetimi ve veliler arasındaki iş birliğini sağlamak amacıyla gelir elde edebilir, okul ihtiyaçları için harcama yapabilir ve hatta personel çalıştırabilir. Ancak bu yetkiler onlara hiçbir şekilde bağımsız bir medeni hak ehliyeti veya kamu tüzel kişiliği kazandırmaz.
TÜZEL KİŞİLİK VE TARAF EHLİYETİ İLİŞKİSİ
Taraf ehliyeti, bir davada davacı veya davalı olabilme yeteneğidir. Medeni Kanun uyarınca sadece gerçek kişiler ve tüzel kişiler taraf ehliyetine sahiptir.
Tüzel kişiliği bulunmayan okul aile birlikleri, adi ortaklıklar gibi mahkemelerde davalı olarak gösterilemezler. Dava ehliyetinin yokluğu, davanın her aşamasında hakim tarafından resen (kendiliğinden) dikkate alınması gereken en temel dava şartlarındandır.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI HUSUMET İLİŞKİSİ
Devlet okullarında okul aile birlikleri eliyle yürütülen tüm işler ve istihdam edilen tüm personelin asıl işvereni devlettir.
Okulların yönetimi Milli Eğitim Bakanlığı’na aittir. Dolayısıyla okul aile birliğinin yaptığı işlemlerden ve çalıştırdığı personelin işçilik alacaklarından doğan borçlardan doğrudan T.C. Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Husumetin yöneltileceği tek doğru adres bakanlıktır.
HMK UYARINCA TARAF DEĞİŞİKLİĞİ USULÜ
Davanın yanlış tarafa yöneltilmesi (husumette hata) durumunda, davanın hemen reddedilmesini önleyen yasal kurallar mevcuttur.
HMK m. 124 uyarınca, iradi taraf değişikliği kabul edilebilir. Eğer yanlışlık maddi bir hatadan kaynaklanıyorsa veya dürüstlük kuralına aykırı değilse, mahkeme davanın reddi yerine davacı tarafa, davayı doğru muhatap olan Milli Eğitim Bakanlığı’na yöneltmesi için imkan ve kesin süre tanımalıdır. Bu yasal süre adil yargılanmanın gereğidir.
YARDIMCI ANNE VE İŞ HUKUKU STATÜSÜ
Ana sınıflarında görev yapan yardımcı anneler, temizlikçiler ve asistanlar, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi işçilerdir.
Devlet okulunda çalışmaları onları memur veya kamu görevlisi yapmaz. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti gibi tüm işçilik hakları mevcuttur. İş davalarını İş Mahkemelerinde açarlar ancak davalı olarak doğrudan okul aile birliğini değil, MEB'i göstermek zorundadırlar.
HMK YÜZ ON BEŞİNCİ MADDE DÜZENLEMESİ
Dava şartlarının incelenmesini ve eksikliğin giderilmesini düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesi şu şekildedir:
HMK Madde 115 -
"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir."
Bu madde, usul hatalarının düzeltilmesi için yasal emirdir.
HMK YÜZ YİRMİ DÖRDÜNCÜ MADDE DÜZENLEMESİ
Davada taraf değişikliğini ve usulünü düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinin ilgili hükümleri şöyledir:
HMK Madde 124/3 -
"Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir."
HMK Madde 124/4 -
"Davanın dürüstlük kuralına aykırı olmaksızın yanlış hasma yöneltilmesi hâlinde, hâkim taraf değişikliği talebini kabul eder."
Bu hüküm husumette yanılma durumunda davacıyı koruyan hayati bir düzenlemedir.
HUKUKİ YORUMLAR VE TARAF EHLİYETİ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı, hem işçilerin hak kaybına uğramasını önleyen hem de usul hukukunun anayasal ilkelerini koruyan muazzam bir adalet ve usul köprüsüdür.
Sonuç olarak; tüzel kişiliği bulunmayan okul aile birliklerinin taraf ehliyeti ve dava ehliyeti yoktur. Okul aile birliğinde çalışan işçilerin açacağı davalarda husumet doğrudan T.C. Milli Eğitim Bakanlığı’na yöneltilmelidir. Mahkemenin okul aile birliği hakkında doğrudan hüküm kurması yasaya aykırıdır ve bozulmalıdır. Yargıtay, bu kararla hem usul kurallarını korumuş hem de kamu istihdamı davalarındaki karmaşayı çözerek Türk iş hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Davanızı doğrudan okul aile birliğine değil, onun bağlı olduğu en üst kamu tüzel kişiliği olan "T.C. Milli Eğitim Bakanlığı"na (MEB) karşı açmanız gerekmektedir. Okul aile birliğinin dava ehliyeti yoktur.
Hayır. Yargıtay emsal kararı uyarınca mahkeme davanızı hemen reddedemez. HMK m. 115 ve 124 uyarınca tarafı düzeltmeniz ve davayı Milli Eğitim Bakanlığı’na yöneltmeniz için size kesin süre vermelidir.
Tüzel kişiliğin olmaması, okul aile birliğinin bağımsız bir şirket veya dernek gibi kendi adına dava açamaması, kendisine karşı dava açılamaması ve kendi adına mülk edinememesi anlamına gelir. Hukuken MEB'in bir organıdır.
Evet, açabilirsiniz. Sigortasız geçen çalışmalarınızın tespiti için açacağınız hizmet tespiti davasını da doğrudan "T.C. Milli Eğitim Bakanlığı"na ve yasal olarak Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) yöneltmeniz gerekir.
Hayır. Bakanlık okul aile birliğinin asıl tüzel kişiliği ve işvereni konumundadır. Mahkeme kıdem, ihbar veya ücret alacaklarına hükmederse bu borçları devlet bütçesinden doğrudan bakanlık ödemek zorundadır.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.