KAMU MALINA ZARAR VERME VE TEHDİT
Ceza adaleti sistemi, ergin olmayan bireylerin işledikleri suçlarda "cezalandırıcı" olmaktan ziyade "onarıcı" ve "eğitici" bir yaklaşım sergiler. Ancak bu yaklaşım, işlenen suçların görmezden gelineceği veya mağdurların (ister gerçek kişi ister tüzel kişi/kamu idaresi olsun) zararlarının hukuki karşılıksız kalacağı anlamına gelmez. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK), fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış bireyleri "sanık" değil, "suça sürüklenen çocuk" (SSÇ) olarak tanımlayarak onlara özgü indirim ve infaz rejimleri öngörmüştür. Bununla birlikte, suça sürüklenen çocukların işledikleri eylemlerin TCK'daki karşılıkları, suçun unsurları bakımından yetişkinlerden farksız bir şekilde değerlendirilir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin incelememize konu olan bu emsal kararı, yatılı bir okulun/yurdun camlarını kırmak suretiyle gerçekleştirilen "nitelikli mala zarar verme" suçu ile bu eylem sırasında bir şahsa yöneltilen "seni gebertirim" şeklindeki "tehdit" suçunun hukuki nitelendirmesini yapmaktadır. Bu karar, kamu mallarına yönelik saldırıların ağırlığını ve yaşama hakkına yönelik sözlü tehditlerin ciddiyetini çocuk adaleti sistemi penceresinden ortaya koyan, yerel mahkemenin mahkumiyet hükmünü usul ve esasa uygun bularak onayan son derece önemli bir içtihattır. Makalemizde, nitelikli mala zarar verme suçunun kamu binaları (okul/yurt) yönünden taşıdığı hukuki özellikler ve "gebertirim" sözcüğünün TCK m. 106/1 kapsamındaki ağır tehdit boyutu akademik bir yaklaşımla analiz edilecektir.
Eğitim kurumları, yurtlar ve okullar, sadece birer bina değil, kamu hizmetinin (eğitim hakkının) vücut bulduğu, devletin mülkiyetinde (veya idaresinde) olan ve toplumsal yararı haiz özel korumalı alanlardır. Bu binalara verilen fiziksel zararlar (cam kırma, kapı kırma vb.), TCK m. 151'de düzenlenen basit mala zarar verme suçu kapsamında değil, TCK m. 152/1-a bendinde düzenlenen "kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş eşya"ya karşı işlenen "nitelikli" hali oluşturur. Öte yandan, bir tartışma anında sarf edilen "seni gebertirim" ifadesi, mağdurun hayatına (canına) yönelik çok açık ve somut bir haksızlık (ölüm) tahayyülü içerdiğinden, ceza hukukunda korunması hedeflenen "iç huzuru" derinden sarsan nitelikli bir tehdittir. Bu iki bağımsız suçun suça sürüklenen çocuk tarafından aynı olay örgüsü içinde işlenmesi, hem kamu malının hem de birey özgürlüğünün ihlali anlamına gelmektedir.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK KAVRAMI
Türk hukuk sisteminde "suça sürüklenen çocuk", kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu ifade eder (ÇKK m. 3/1-a). Bu terminoloji, çocuğun doğuştan "suçlu" olamayacağı, ancak çevresel, sosyolojik veya ailesel nedenlerle suça "sürüklendiği" şeklindeki modern kriminolojik yaklaşımın bir yansımasıdır.
Suça sürüklenen çocukların yargılamaları Çocuk Mahkemelerinde (bulunmayan yerlerde Asliye Ceza Mahkemelerinde çocuk mahkemesi sıfatıyla) kapalı oturumlarda yapılır. Verilecek cezalarda yaş küçüklüğü nedeniyle (12-15 veya 15-18 yaş gruplarına göre farklı oranlarda) ciddi indirimler (TCK m. 31) uygulanır. Ancak indirim uygulanması, eylemin hukuki vasfının (suçun adının) değişeceği anlamına gelmez. Suç sabitse, indirimli de olsa bir cezai yaptırım (veya güvenlik tedbiri) uygulanması kaçınılmazdır.
MALA ZARAR VERME SUÇUNUN UNSURLARI
TCK m. 151 uyarınca, "Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi" mala zarar verme suçunu işlemiş olur. Bu suçun oluşması için temel şart, malın failden başkasına (gerçek veya tüzel kişiye) ait olmasıdır.
Cam kırma eylemi, doğrudan doğruya eşyayı "tahrip etme" ve "bozma" şeklindeki maddi unsuru karşılar. Camın kırılmasıyla malın değeri azalmış veya yok olmuş, kullanım amacı ortadan kalkmıştır. Suçun manevi unsuru ise kasttır; failin, eşyaya zarar vereceğini bilmesi ve bunu istemesi yeterlidir. Emsal olayda suça sürüklenen çocuğun, yurdun camlarını kasten kırması, mala zarar verme fiilinin maddi ve manevi unsurlarını eksiksiz olarak tamamlamıştır.
KAMU MALLARINA ZARARIN NİTELİKLİ HALİ
Eğer kırılan cam özel bir şahsa (örneğin bir komşuya) ait olsaydı, bu suç şikayete tabi olacak ve TCK m. 151 kapsamında basit mala zarar verme olarak değerlendirilecekti. Ancak TCK m. 152/1-a bendi; "Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında" işlenmesi halinde suçu nitelikli (ağırlaştırılmış) hale getirmiştir.
Nitelikli mala zarar verme suçu şikayete tabi değildir, savcılık tarafından re'sen (kendiliğinden) takip edilir ve cezası bir yıldan dört yıla kadar hapistir. Okul ve okulun uzantısı olan yurt binaları, Milli Eğitim Bakanlığı'na veya Gençlik ve Spor Bakanlığı'na (KYK) bağlı olsun ya da olmasın, eğitim ve barınma (kamu) hizmetine tahsis edilmiş yerlerdir. Yargıtay, bu tür binalara verilen zararları devletin otoritesine ve toplumsal hizmete yapılmış bir saldırı olarak kabul eder.
OKUL VE YURT BİNALARININ KORUNMASI
Devlet yurdu veya okulu, içindeki demirbaşlar (camlar, sıralar, kapılar, yataklar vb.) dahil olmak üzere bir bütün olarak kamu malıdır. Suça sürüklenen çocuğun o yurtta yatılı olarak kalıyor olması, ona yurdun mallarına zarar verme hakkı tanımaz; aksine, zimmetindeki veya kullanımındaki eşyayı koruma yükümlülüğü getirir.
Kamu malına zarar verme suçlarında idare (Milli Eğitim Bakanlığı, Hazine vb.) genellikle davaya "katılan" sıfatıyla dahil olur ve zararın tazminini ister. Ceza davası sonucunda çıkan mahkumiyet kararı, idarenin kırılan camların parasını SSÇ'nin velisinden (anne-babasından) hukuk davası (rücu) yoluyla tahsil etmesine de güçlü bir zemin hazırlar.
TEHDİT SUÇUNUN HUKUKİ NİTELİĞİ
TCK m. 106 uyarınca tehdit; "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle" korkutmaktır. Tehdit suçunda korunan hukuki değer, kişinin iç huzuru, karar verme hürriyeti ve güven duygusudur. Suçun tamamlanması için tehdit edilen kişinin gerçekten korkması şart değildir; söylenen sözün objektif olarak korkutucu ve ciddiye alınabilir nitelikte olması yeterlidir.
Yargıtay kararında mağdur Göksal'a yöneltilen "seni gebertirim" ifadesi, Türkçede doğrudan doğruya "seni öldürürüm", "canını alırım" anlamına gelen, muhatabın yaşam hakkına (hayatına) yönelik somut bir saldırı beyanıdır. TCK m. 106/1'in ilk cümlesi uyarınca, hayata yönelik tehditler "ağır tehdit" sayılır ve altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörür. Bu suç da (hayata yönelik olduğu için) şikayete tabi değildir, uzlaştırma kapsamına girse de kamu davası niteliğini korur.
HÜKÜMLERİN İÇTİMAI VE ZİNCİRLEME SUÇ
Emsal olayda suça sürüklenen çocuk, hem yurdun camlarını kırmış hem de orada bulunan bir kişiyi tehdit etmiştir. Türk Ceza Hukukunda "gerçek içtima" kuralı geçerlidir (TCK m. 44); yani fail kaç tane suç işlerse, o kadar ceza alır.
Burada iki ayrı hukuki değer ihlal edilmiştir: Birincisi kamunun mülkiyet hakkı (nitelikli mala zarar verme), ikincisi ise mağdurun iç huzuru ve hürriyeti (tehdit). Dolayısıyla yerel mahkemenin, suça sürüklenen çocuğa tek bir ceza vermek yerine, hem mala zarar vermeden hem de tehditten dolayı ayrı ayrı ceza vererek bu cezaları toplaması (içtima) tamamen kanuna ve hukuka uygundur. Mahkemenin "iki ayrı suç işlediğine yönelik kabulde isabetsizlik görülmemiştir" tespiti bu kuralın teyididir.
ÇOCUK YARGILAMASINDA İNDİRİM NEDENLERİ
SSÇ hakkında kurulan hükümde TCK m. 31 (yaş küçüklüğü) indirimi uygulanması zorunludur. Çocuğun fiili işlediği andaki yaş grubuna göre, verilecek hapis cezası üçte birinden yarısına kadar indirilir. Ayrıca mahkeme, çocuğun yargılama sürecindeki pişmanlığı, hal ve hareketleri (takdiri indirim - TCK m. 62) ile sabıkasız geçmişini dikkate alarak Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar verebilir veya cezayı adli para cezasına çevirebilir.
Ancak bu tür bireyselleştirme (cezayı hafifletme) kurumlarının uygulanması, eylemin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz. Suçun vasfı değişmez, sadece infaz (uygulanış) şekli failin çocuk olması nedeniyle daha esnek ve eğitici bir modele dönüştürülür.
YARGITAY DENETİMİ VE ONAMA KARARI
Emsal kararda Yargıtay 23. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin (muhtemelen Çocuk Mahkemesi veya Asliye Ceza Mahkemesi) yargılama usulünü, topladığı delilleri ve oluşturduğu kanaati denetlemiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafisinin (avukatının) dosyaya sunduğu temyiz itirazları (muhtemelen camı başkasının kırdığı veya tehdit sözünün söylenmediği, cezanın fazla olduğu yönündeki savunmaları) Yargıtay tarafından "yerinde görülmemiştir".
Yargıtay'ın "toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine" dayanarak hükmü onaması, dosyada dinlenen tanık beyanlarının, tutanakların ve bilirkişi raporlarının (zarar tespiti) suçun SSÇ tarafından işlendiğini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde (yakınen ve kesin olarak) ispatladığını göstermektedir. Bu onama kararı ile birlikte ceza kesinleşmiş olup, SSÇ hakkındaki infaz veya HAGB süreci başlayacaktır.
Sonuç olarak; Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin bu kararı, kamu mallarına (okul ve yurtlara) zarar verilmesinin ve bireylerin hayatına yönelik tehditlerde bulunulmasının, suçu işleyen kişi bir "çocuk" dahi olsa devletin yaptırım gücüyle karşılaşacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. "Nitelikli mala zarar verme" (TCK 152/1-a) ve "Tehdit" (TCK 106/1) suçlarının unsurlarının bağımsız olarak oluştuğu bu olayda, her iki suçtan ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi evrensel ceza hukuku ilkelerine uygundur. Suça sürüklenen çocukların korunması esastır; ancak bu koruma, işledikleri fiillerin cezasız kalması veya suçun vasfının küçümsenmesi (basit mala zarar verme sayılması gibi) sonucunu doğurmaz. Yerel mahkemenin ve Yargıtay'ın hukuki teşhisi usul, esas ve kanunun lafzı bakımından tamamen isabetlidir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Suç işlediği iddia edilen ve olay tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan kişilere ceza hukukunda "sanık" yerine "suça sürüklenen çocuk" denir. Bu kişilerin yargılaması ve ceza oranları yetişkinlerden farklıdır.
Evet. Bir şahsın camını kırmak basit mala zarar verme iken, okul, yurt gibi kamu binalarının camını kırmak "kamu malına zarar verme" (nitelikli hal) suçudur ve cezası çok daha ağırdır; ayrıca şikayete tabi değildir.
Bu söz, TCK madde 106 kapsamında muhatabın doğrudan yaşama hakkına (hayatına) yönelik bir saldırı beyanı olduğu için "ağır tehdit" suçunu oluşturur.
Ceza hukukundaki "gerçek içtima" kuralı gereği (fikri içtima şartları oluşmadıysa), işlediğiniz her ayrı suç (mala zarar verme ve tehdit) için ayrı ayrı mahkumiyet alır ve bu cezalar toplanır.
Ceza davası sonucunda SSÇ mahkum olursa, kamu kurumu (okul/yurt idaresi) oluşan maddi zararı (camın bedelini) hukuk davası yoluyla çocuğun velisinden (anne veya babasından) talep edip tahsil edebilir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir