OKUMADAN İMZALANAN BELGELERİN HUKUKİ GEÇERLİLİĞİ
Sözleşme özgürlüğü ve hukuki güvenliğin tesis edilmesi, tarafların altına imza attıkları veya işaretlerini koydukları belgelerin bağlayıcılık gücünün korunması ile doğrudan ilişkilidir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve İş Kanunu çerçevesinde, taraflar imzaladıkları yazılı belgelerle karşılıklı iradelerini açıklar ve bu belgelere hukuki sonuçlar bağlarlar. Çalışma hayatında en sık karşılaşılan hukuki savunmalardan ve uyuşmazlıklardan biri, işçilerin işverence düzenlenen ihtar cezası, disiplin tutanağı, ibraname gibi belgeleri "okuma yazma bilmedikleri" veya "okumadan imzaladıkları / parmak bastıkları" gerekçesiyle sonradan geçersiz kılmaya çalışmalarıdır. İşçi, "Ben okuma yazma bilmiyorum, önüme koydular imzaladım/parmak bastım, içeriğini bilmiyordum, bu belge geçersizdir" iddiasıyla davadaki delilleri çürütmek ister. Oysa sözleşme hukukunun en temel direği olan "Güven İlkesi (Principle of Trust)" uyarınca, bir belgenin okunmadan imzalanması veya parmak izi ile işaretlenmesi, o belgenin hukuken geçerliliğini kesinlikle ortadan kaldırmaz. Birey, içeriği hakkında bilgi sahibi olmadığı bir belgeyi, bu durumu bilerek ve isteyerek imzalıyor veya üzerine parmak izini basıyorsa, karşı tarafta bu belgenin kabul edildiğine dair haklı bir güven yaratmış olur. Dolayısıyla, okuma yazma bilmeyen ya da okumadan belgeyi imzalayan/parmak basan kişi, sırf bu nedene dayanarak belgenin geçersizliğini ileri süremez. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin bu makaleye konu olan emsal ve işçi-işveren disiplin dosyalarında standart oluşturan kararı, okuma yazma bilmediği ihtar tutanaklarıyla sabit olan işçinin, parmak bastığı veya imzaladığı belgeleri "içeriğini bilmiyordum" diyerek geçersiz kılamayacağını, güven ilkesi uyarınca bu belgelerin tam ve geçerli bir delil olarak kabul edilmesi gerektiğini kesin olarak teyit etmektedir. Karar uyarınca; okunmadan atılan imza veya basılan parmak izi bağlayıcıdır.
Uygulamada, işyerinde disiplinsiz davranışları nedeniyle hakkında ihtar cezası düzenlenen ve tutanak tutulan bir işçi, okuryazar olmamasına rağmen kendisine sunulan tutanağın altına parmak izini basmakta veya imzasını atmaktadır. Daha sonra iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilen işçi, İş Mahkemesinde "kıdem ve ihbar tazminatı" davası açarak işyeri disiplin ihlallerinin uydurma olduğunu, okuryazar olmadığı için parmak bastığı ihtarların geçersiz sayılması gerektiğini iddia etmektedir. İlk derece İş Mahkemeleri bazen işçinin zayıf koruma kalkanından hareketle "okuryazar olmayan işçinin parmak bastığı belgelerin içeriğine tam olarak vakıf olamayacağı" gerekçesiyle bu ihtarları geçersiz sayabilmekte ve işçiye tazminat ödenmesine karar verebilmekteydi. Oysa Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, bu korumacı ama hukuki güvenliği sarsan kararları bozmaktadır. İşçi, içeriğini bilmediği bir belgeyi parmak basarak onaylamışsa, bunun hukuki risklerini de üstlenmiştir. Hata, hile, ikrah (korkutma) kanıtlanmadıkça belge geçerlidir.
GÜVEN İLKESİ VE HUKUKİ SONUÇLARI
Güven ilkesi, dürüstlük kuralının (TMK m. 2) sözleşme hukukundaki en pratik yansımasıdır.
Bu ilkeye göre, bir kişinin dış dünyaya yansıyan beyanları ve davranışları (Örn: belgeyi imzalaması veya parmak basması), karşı tarafta haklı bir inanç ve güven uyandırmışsa, beyan sahibi bu güvene uygun olarak sorumlu tutulur. Kimse kendi yarattığı hukuki görünümün aksini ileri sürerek dürüstlüğe aykırı davranamaz.
BORÇLAR KANUNU İMZA HÜKÜMLERİ
Yazılı şekil şartını ve imzanın atılma usulünü düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 15. ve 16. maddeleri şu şekildedir:
TBK Madde 15/1 -
"İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur."
TBK Madde 16 -
"İmza atamayanlar, imza yerine usulüne göre onaylanmış olması koşuluyla, parmak izi, el ile yapılmış bir işaret veya mühür kullanabilirler."
Parmak izi, imza atamayanlar için yasal bir ikamedir.
OKUMADAN İMZALANAN BELGELERİN GEÇERLİLİK DURUMU
Bir belgenin okunmadan imzalanması, imzalayanın o belgenin içeriğini tamamen üstlendiği ve kabul ettiği anlamına gelir.
Hukukta "okumadan imzaladım" savunması bir mazeret (excuse) olarak kabul edilmez. Eğer bu mazeret kabul edilirse, ticari hayattaki hiçbir yazılı sözleşmenin veya belgenin güvenirliği kalmaz. Herkes istediği an sözleşmeden cayabilir. Bu nedenle bu belgeler mutlaktır.
OKUMA YAZMA BİLMEYENLERİN SORUMLULUĞU
Okuma yazma bilmeyen kişilerin de tıpkı diğer bireyler gibi yaptıkları işlemlerden hukuki sorumlulukları tamdır.
Okuryazar olmayan kişi, kendisine sunulan bir belgeyi imzalamadan veya parmak basmadan önce, belgenin kendisine okunmasını istemek, bir yakınına inceletmek gibi asgari özen yükümlülüğüne sahiptir. Bu özeni göstermeyip doğrudan parmak basan kişi, belgenin içeriğini peşinen kabul etmiş sayılır.
PARMAK İZİ BASMANIN BAĞLAYICILIK GÜCÜ
İmza yerine basılan parmak izi veya konulan özel işaretler, yasal olarak imza ile aynı bağlayıcı güce sahiptir.
Parmak izinin basılması, kişinin iradesini dış dünyaya yansıtmasının somut şeklidir. Hukuken parmak izi basıldıktan sonra, belgede yazılı olan hususların aksini iddia eden taraf, bu iddiasını sıradan iddialarla değil, çok güçlü delillerle ispat etmek zorundadır.
İRADE BOZUKLUĞU VE İSPAT REJİMİ
Okumadan imzalanan veya parmak basılan belgenin geçersiz kılınabilmesinin tek istisnası "İrade Bozukluğu" halleridir.
Eğer işçi, işveren tarafından hileyle (aldatılarak), hata yaptırılarak veya ağır bir tehdit ve korkutma (ikrah) altında tutanağı imzalamış ya da parmak basmışsa, TBK m. 30-39 uyarınca sözleşmeyi iptal edebilir. Ancak irade bozukluğu iddiası, sadece okuryazar olmamakla kanıtlanamaz; hilenin veya tehdidin varlığı somut olarak ispatlanmalıdır.
HMK UYARINCA BELGE SAHTELİĞİ İDDİALARI
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde, imza ve parmak izi itirazları şu usulle yürütülür:
HMK m. 208 ve m. 211 uyarınca, davada sunulan bir belgedeki imzanın veya parmak izinin kendisine ait olmadığını iddia eden taraf "sahtelik iddiasında" bulunabilir. Mahkeme, bu durumda belgeyi Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’ne veya grafoloji uzmanı bilirkişiye göndererek parmak izi ve imza karşılaştırması yaptırır. HMK dairesinde yapılan bu kriminal inceleme sonucunda parmak izinin davacı işçiye ait olduğu kesinleşirse, işçinin "okumadım, bilmiyorum" şeklindeki diğer tüm HMK itirazları mahkemece doğrudan reddedilir.
HUKUKİ YORUMLAR VE SÖZLEŞME ADALETİ
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin bu son derece dengeli ve gerçekçi emsal kararı, ticari ve iş hayatında dürüstlük kuralını koruyan, keyfi itirazları engelleyen mükemmel bir hukuk doktrinidir.
Sonuç olarak; okuma yazma bilmeyen veya okumadan bir belgeyi imzalayan ya da parmak izini basan kişi, sonradan belgenin geçersiz olduğunu ileri süremez. Güven ilkesi dairesinde bu belgeler geçerlidir. Mahkemenin belgeleri geçersiz sayan kararı bozulmalıdır. Yargıtay, bu kararla hem işçi-işveren dengesini korumuş hem de sözleşme adaletine sarsılmaz bir güven ilkesi ekleyerek Türk hukukuna paha biçilemez bir değer katmıştır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, tamamen bağlar. Yargıtay emsal kararları ve "Güven İlkesi" gereği, bir belgeyi okumadan imzalamış olmanız onun geçerliliğini etkilemez. Belgede yazan tüm şartları peşinen kabul etmiş sayılırsınız.
Sırf okuma yazma bilmediğiniz gerekçesiyle belgeyi geçersiz sayamazsınız. Ancak işverenin sizi aldatarak (Örn: izin kağıdı diyerek ibranameye) parmak bastırdığını "hile" iddiasıyla kanıtlarsanız belgeyi iptal ettirebilirsiniz.
İmza veya parmak izinin tehdit/korkutma (ikrah) altında atıldığını, şahitler veya diğer delillerle kanıtlamanız gerekir. İrade bozukluğu (tehdit) kanıtlandığı takdirde mahkeme belgeyi geçersiz kabul eder.
Borçlar Kanunu uyarınca parmak izinin noter veya yetkili makamlarca onaylanmış olması (veya imzalanırken tanıkların bulunması) belgenin ispat gücünü artırır. Ancak işçi kendi isteğiyle parmak basmışsa, onay olmasa bile dürüstlük kuralı gereği belge onu bağlar.
Mahkemede "imza/parmak izi itirazında" bulunmalısınız. Mahkeme, kriminal inceleme (Adli Tıp veya jandarma/polis kriminal laboratuvarı) yaptırarak parmak izinin size ait olup olmadığını bilimsel olarak saptar.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.