OLASI KAST VE BİLİNÇLİ TAKSİR
Ceza hukuku genel hükümlerinin en karmaşık, doktrinsel olarak en çok tartışılan ve mahkemelerin en sık yanılgıya düştüğü konularının başında, kusurluluk formları arasındaki sınır çizgilerinin belirlenmesi gelir. Bir suçun işlenişinde failin zihnindeki kast veya taksir derecesi, hem suçun vasfını (nitelendirilmesini) hem de faile verilecek hapis cezasının miktarını doğrudan belirler. TCK'nın kusurluluk sisteminde özellikle "Olası Kast" (eventual intent / dolus eventualis) ile "Bilinçli Taksir" (conscious negligence) arasındaki ayrım, hukuki adalet açısından hayati bir eşiktir. Her iki kusurluluk formunda da fail, eylemi gerçekleştirdiği sırada zararlı bir neticenin (yaralanma veya ölüm) meydana gelebileceğini "öngörmektedir" (foresees). Ancak aralarındaki en temel fark, failin bu öngördüğü neticeye karşı gösterdiği iradi tutumdur. Bilinçli taksirde fail, neticeyi öngörmesine rağmen "istememekte" ve kendi kişisel becerisine, şansına veya dış etkenlere güvenerek neticenin gerçekleşmeyeceğine inanmaktadır. Olası kastta ise fail, neticenin gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen "olursa olsun" (reconciles with the consequence) diyerek neticeyi kabullenmekte ve eylemine umursamazca devam etmektedir. Özellikle düğünlerde, nişanlarda veya kalabalık alanlarda silahla havaya ateş edilmesi (maganda kurşunu) ve bu esnada tutukluk yapan silahla kalabalığa doğru uğraşılması durumları, bu iki kavramın sınanması için en dramatik sahneleri oluşturur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin ceza yargılamalarında suç vasfı tayinine kılavuzluk eden bu muazzam emsal kararı; sanığın çok sayıda misafirin olduğu düğün ortamında silahla havaya ateş etmesi ve tutukluk yapan silahla uğraşırken çevredekilerin yaralanabileceğini hatta ölebileceğini öngörmesine rağmen eylemini sürdürmesi durumunda, eylemin bilinçli taksir değil, doğrudan "Olası Kastla Yaralama Suçu"nu oluşturacağını hükme bağlamış ve eksik ceza tayiniyle verilen kararı bozmuştur.
Uygulamada yerel mahkemeler, sanıkların "Ben kimseyi yaralamak istemedim, havaya ateş ediyordum, silah kazaen patladı" şeklindeki standart savunmalarını kolaylıkla "Bilinçli Taksir" kapsamında değerlendirerek hafif cezalar verme yoluna gitmektedir. Oysa silahla, hele ki tutukluk yapmış ve namlusunda mermi sıkışmış tehlikeli bir ateşli silahla, kalabalık bir misafir grubunun tam ortasında uğraşmak, her an birinin vurulabileceğini öngörüp "olursa olsun" mantığıyla tehlikeli süreci devam ettirmektir. Burada failin "yaralamayı kesin olarak istemiyorum" demesi soyut bir iddiadan ibarettir; fiilen yaptığı eylem, öngörülen ölüm veya yaralanma neticesini açıkça göze aldığını (kabullendiğini) gösterir. Yargıtay'ın bu emsal bozma kararı, düğünlerdeki silah sıkma magandalıklarına karşı en sert yargısal bariyeri oluştururken, bilinçli taksir kolaycılığını reddeden kusursuz bir suç teorisi uygulamasıdır.
OLASI KASTIN TANIMI VE UNSURLARI
TCK'nın 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca olası kast; kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi durumudur.
Olası kastın varlığı için; failin kafasında somut bir tehlike/netice öngörüsü bulunmalı ve fail bu öngördüğü neticenin meydana gelmesini göze alarak eylemini sürdürmelidir. Hukuk dilinde buna "kabullenme" veya "olursa olsun" (dolus eventualis) denir. Doğrudan kasttaki "isteme" unsuru olası kastta yerini "kabullenme/göze alma" unsuruna bırakır.
BİLİNÇLİ TAKSİR KAVRAMI VE SINIRI
TCK'nın 22. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bilinçli taksir; kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesine sebebiyet vermesidir.
Bilinçli taksirin ayırt edici şartı, failin neticenin gerçekleşmeyeceğine yönelik kesin bir inanç ve güven duymasıdır. Fail öngörür ama "ben iyi silah kullanırım, bana bir şey olmaz, kimseye gelmez" diyerek şansına veya yeteneğine güvenir. Neticenin gerçekleşmesini asla kabullenmez, gerçekleştiği anda derin bir pişmanlık duyar. Bu güvenin haklı veya yersiz olması bilinçli taksir sınırını değiştirmez.
İKİ KAVRAM ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ
Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki sınır çizgisi, failin iç dünyasındaki (manevi unsur) "kabullenme" ile "istememe/güvenme" arasındaki psikolojik ayrımdır.
Hukuk teorisinde bu ayrım "Frank Formülü" ile formüle edilir. Fail öngördüğü neticenin gerçekleşeceğini kesin olarak bilseydi bile yine de bu fiili işleyecek miydi? Cevap "Evet, yine de işlerdim (olursa olsun)" ise olası kast; "Hayır, kesin olarak bilseydim fiili işlemekten vazgeçerdim (asla istemezdim)" ise bilinçli taksir söz konusudur. Mahkeme bu formülü olaydaki somut delillerle sınar.
DÜĞÜNDE SİLAH SIKMA HUKUKİ BOYUTU
Düğün, nişan veya asker uğurlaması gibi kalabalık, insanların bir arada bulunduğu açık veya kapalı alanlarda silah sıkılması eylemi, doğrudan genel güvenliği tehlikeye sokma suçudur.
Bu tür ortamlarda silahla havaya ateş eden fail, misafirlerin hareket halinde olduğunu, seken kurşunların birine isabet edebileceğini çok rahat öngörebilir. Bu nedenle, düğün ortamında ateş açılması sonucu birinin yaralanması veya ölmesi durumunda, Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla eylemi doğrudan olası kast kapsamında değerlendirmektedir. Bilinçli taksir savunması bu tür bariz risk ortamlarında geçersiz kılınır.
TUTUKLUK YAPAN SİLAHIN RİSK TAYİNİ
Ateşli bir silahın tutukluk yapması (merminin namluda sıkışması veya mekanizmanın kilitlenmesi), silahın her an kontrolsüzce patlama riski taşıdığı en tehlikeli andır.
Tutukluk yapan bir silahla kalabalık misafir grubunun içinde oynamak, kurcalamak ve namlusunu insanlara doğru çevirerek mekanizmayı zorlamak, her aklı başında insanın felaketle sonuçlanacağını öngöreceği bir durumdur. Bu esnada silahın patlamasıyla birinin yaralanması, basit bir "kaza" veya "taksir" değil; bile bile tehlikeyi devam ettirerek neticeyi kabullenmektir. Bu nedenle eylem doğrudan olası kastla yaralamadır.
YARGITAYIN OLASI KAST YARALAMA KARARI
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bu emsal kararı, silah magandalıklarına ceza adaleti çerçevesinde vurulmuş en ağır darbelerden biridir. Karar, kusurluluk teorisini korumuştur.
Bu karar sayesinde, düğünlerde silahla havaya ateş edip kaza süsü vererek hafif bilinçli taksir cezalarıyla kurtulmaya çalışan sanıkların "Olası Kast" uyarınca çok daha ağır hapis cezalarıyla (TCK 86/1-3 maddelerinin olası kast indirimiyle birlikte uygulanmasıyla) cezalandırılmaları kesinleşmiştir. Adalet sistemi, insanların can güvenliğini tehdit eden bu sorumsuz eylemleri en ağır kast derecesinden cezalandırarak toplumsal güvenliği teminat altına almaktadır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin emsal kararı uyarınca, kalabalık düğün ortamında tutukluk yapan silahla uğraşırken birini yaralamanız halinde 'Olası Kastla Yaralama' suçundan yargılanırsınız. Mahkemenin bunu bilinçli taksir olarak değerlendirmesi hukuka aykırıdır.
Bilinçli taksirde fail neticeyi istemez ve gerçekleşmeyeceğine güvenir, bu nedenle taksir cezası üzerinden bilinçli taksir artırımı yapılır. Ancak olası kastta fail neticeyi bile bile kabullenir, yani kastla hareket etmiş sayılır. Olası kastla yaralamada doğrudan kasten yaralama cezası verilir ve ceza miktarı olası kast indirimi yapılsa dahi bilinçli taksire göre çok daha ağırdır ve genellikle hapis cezası ertelenmez.
Hayır. Boş arazide etrafta insanların bulunmadığı bir ortamda ateş edilmesi halinde, birinin orada olabileceği veya vurulacağı somut olarak öngörülebilir değildir. Bu durumda eylem 'taksirle yaralama' (veya bilinçli taksir) kapsamında değerlendirilir. Düğün gibi kalabalık alanlardaki bariz öngörülebilirlik olası kastın anahtarıdır.
Hayır, düşmez. Kasten yaralama suçu silahla işlendiğinde ve olası kast boyutuna ulaştığında kamu davası niteliği kazanır. Mağdur şikayetten vazgeçse dahi savcılık soruşturmayı yürütür ve ceza mahkemesinde kamu davası devam eder, mahkeme cezaya hükmeder.
Olayın oluş şeklini, kalabalık ortamın özelliklerini ve silahın tutukluk yapma anındaki fiziksel durumunu uzman bir ceza avukatı marifetiyle savunmalısınız. Eğer eylemde olası kastın 'kabullenme' unsurunun bulunmadığını, tam aksine neticenin gerçekleşmemesi için azami dikkat gösterdiğinizi ispatlayabilirseniz, mahkemenin bilinçli taksirden hüküm kurmasını sağlayabilirsiniz.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir