avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

Özel Belgede Sahtecilik ve Kullanma Unsuru

Özel Belgede Sahtecilik Suçu

Türk ceza hukukunda özel belgede sahtecilik suçu, en temel dayanağını Türk Ceza Kanunu’nun 207. maddesinden alan ve bireyler arasındaki güven ilişkisini korumayı amaçlayan önemli bir suç tipidir. Bu suç tipi, yalnızca belgenin sahte olarak düzenlenmesi ile değil, aynı zamanda hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılmasıyla tamamlanan bir yapı arz eder. Yargıtay kararları ve özellikle karşı oy gerekçelerinde ortaya konulan değerlendirmeler, bu suçun oluşumu bakımından “kullanma unsuru”nun zorunlu bir unsur olduğunu açık biçimde vurgulamaktadır.

Özel belgede sahtecilik suçu, kamu güvenine karşı işlenen suçlar arasında yer almakla birlikte, resmi belgede sahtecilik suçundan (TCK m.204) farklı olarak daha dar bir koruma alanına sahiptir. Bunun temel sebebi, resmi belgelerin doğrudan kamu otoritesi tarafından düzenlenmesi ve kamu güveninin çok daha yoğun biçimde etkilenmesidir. Buna karşın özel belgeler, bireyler arasındaki hukuki ilişkilerde delil ve ispat aracı olarak kullanılan, ancak yine de hukuki sonuç doğurabilen belgelerdir.

Bu bağlamda özel belgede sahtecilik suçunun hukuki niteliği incelendiğinde, suçun yalnızca “belge oluşturma” fiili ile tamamlanmadığı, ayrıca bu belgenin hukuki alanda işlev görmesi gerektiği anlaşılmaktadır. İşte bu noktada “kullanma unsuru”, suçun tamamlayıcı ve kurucu unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.

TCK 207 Kapsamı

Türk Ceza Kanunu’nun 207. maddesi, özel belgede sahtecilik suçunu düzenlemekte ve bu suçun oluşum şartlarını belirlemektedir. Maddeeye göre, bir özel belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya değiştirilmesi tek başına yeterli değildir; ayrıca bu belgenin hukuki bir işlemde veya hukuki ilişkide kullanılmak suretiyle bir sonuç doğurması gerekmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, suçun tamamlanma anıdır. Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında açıkça ifade edildiği üzere, sahte özel belge, ancak “kullanıldığı anda” suç tamamlanmış sayılır. Bu kullanım, belgenin ispat gücünden yararlanma amacıyla herhangi bir hukuki ilişkiye sokulması veya bir hukuki işlemde dikkate alınmasının sağlanmasıdır.

Bu kapsamda TCK 207’nin koruduğu hukuki değer yalnızca bireyler arası güven ilişkisi değil, aynı zamanda toplumsal düzeydeki delil güvenliğidir. Hukuki işlemlerde kullanılan belgelerin doğruluğuna duyulan güven zedelendiğinde, hukuk düzeninin işleyişi de doğrudan zarar görmektedir.

Kullanma Unsuru Şartı

Özel belgede sahtecilik suçunun en kritik noktası “kullanma unsuru”dur. Bu unsur, suçun oluşabilmesi için zorunlu olup, yalnızca sahte bir belgenin hazırlanması cezai sorumluluk doğurmaz. Belgenin, hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılması gerekir.

Kullanma kavramı, sadece fiziksel bir sunma eylemi değildir. Hukuki anlamda kullanım, sahte belgenin bir hukuki ilişki içerisinde delil niteliği taşıacak şekilde değerlendirilmesini sağlamaktır. Bu nedenle bir belgenin salt elde bulundurulması, gösterilmesi veya varlığından söz edilmesi kullanma anlamına gelmez.

Yargıtay içtihatlarında da bu durum açıkça ortaya konulmuş ve kullanımın, belgenin varlık amacına uygun şekilde hukuki bir sonuca yönelmesi gerektiği belirtilmiştir. Örneğin bir belgenin herhangi bir kuruma, mahkemeye veya idari mercie ibraz edilmesi, kullanım unsurunun gerçekleşmesi açısından önem taşır. Ancak bu ibrazın da hukuki sonuç doğurma potansiyeli taşıması gerekir.

Resmi Ve Özel Belge Ayrımı

Ceza hukukunda belge kavramı iki ana kategoriye ayrılmaktadır: resmi belgeler ve özel belgeler. Bu ayrım, suçun niteliği ve cezai yaptırımın ağırlığı bakımından büyük önem taşır.

Resmi belgede sahtecilik suçu (TCK m.204), kamu görevlisi tarafından düzenlenen veya kamu otoritesine dayanan belgeleri koruma altına alır. Bu belgeler doğrudan kamu güveni ile bağlantılıdır ve sahteciliği daha ağır yaptırımlara tabidir.

Özel belgeler ise bireyler arasında düzenlenen ve resmi nitelik taşımayan belgelerdir. Ancak bu belgeler de hukuki işlemlerde delil niteliği taşıdığı için ceza hukuku koruması altındadır. Buna rağmen özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için ek bir şart aranır: belgenin kullanılması.

Bu fark, ceza hukukunda “kamu güveni” kavramının dereceli koruma sistemine tabi olduğunu göstermektedir. Resmi belgeler doğrudan kamu güvenini temsil ederken, özel belgeler dolaylı bir güven ilişkisini ifade eder.

Kamu Güveni İlkesi

Özel belgede sahtecilik suçunun koruduğu temel hukuki değer kamu güvenidir. Ancak burada kamu güveni, geniş anlamda değil, daha çok belgelerin doğruluğuna duyulan toplumsal güven olarak değerlendirilir.

Bir belgenin sahte olarak kullanılması, bireyler arasındaki hukuki ilişkilerin güvenilirliğini ortadan kaldırır. Bu durum yalnızca taraflar arasında değil, tüm hukuk düzeninde bir güven erozyonuna neden olur. Bu nedenle TCK 207, sahte belgenin yalnızca oluşturulmasını değil, aynı zamanda hukuki dolaşıma sokulmasını da suç haline getirmiştir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, sahte özel belgenin kullanılması, kamu güveninin somut olarak tehlikeye girmesi anlamına gelir. Bu nedenle kullanım gerçekleşmediği sürece suçun oluştuğundan söz edilemez.

Yargıtay Kararlarının Yaklaşımı

Yargıtay Ceza Dairesi, özel belgede sahtecilik suçunun oluşumu konusunda istikrarlı bir yaklaşım benimsemektedir. Bu yaklaşımın temelini, “kullanma olmadan suç oluşmaz” ilkesi oluşturmaktadır.

Kararlarda açıkça belirtildiği üzere, sahte özel belge yalnızca düzenlenmiş olsa bile, hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılmadıkça suç tamamlanmış sayılmaz. Bu durum, suçun ani suç değil, neticeli bir suç niteliği taşıdığını göstermektedir.

Ayrıca Yargıtay, kullanımın ispatının somut ve açık delillerle ortaya konulmasını zorunlu görmektedir. Belgenin hangi hukuki işlemde, hangi amaçla ve nasıl kullanıldığının belirlenmesi gerekir. Aksi halde mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı olacaktır.

TCK 207 Ve Hukuki Sonuç

Türk Ceza Kanunu’nun 207. maddesi, özel belgede sahtecilik suçunun yalnızca şekli değil, aynı zamanda fonksiyonel bir suç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu suçta önemli olan, belgenin hukuki sistem içinde bir işlev üstlenmesidir.

Bir belgenin hukuki sonuç doğurması, onun delil olarak kabul edilmesi ve bir hakkın doğmasına, değiştirilmesine veya sona ermesine etki etmesi anlamına gelir. Bu nedenle kullanım unsuru, suçun merkezinde yer alır. Doktrinde de bu durum desteklenmekte ve özel belgede sahteciliğin “tehlike suçu” değil, “neticeli suç” olduğu ifade edilmektedir.

Hukuki Değerlendirme Ölçütleri

Özel belgede sahtecilik suçunun değerlendirilmesinde bazı temel ölçütler dikkate alınmaktadır. Bunlar arasında belgenin niteliği, kullanım amacı, hukuki sonuç doğurma potansiyeli ve kullanımın gerçekleşip gerçekleşmediği yer almaktadır. Bu ölçütler çerçevesinde, her somut olayda belgenin hukuki dolaşıma girip girmediği dikkatle incelenir. Eğer belge yalnızca hazırlanmış ancak herhangi bir hukuki işlemde kullanılmamışsa, suçun oluştuğundan söz edilemez.

Soru & Cevap Bölümü

Özel belgede sahtecilik suçu ne zaman oluşur?
Özel belgede sahtecilik suçu, yalnızca sahte bir belgenin düzenlenmesiyle değil, bu belgenin hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılmasıyla oluşur.

Sadece sahte belge hazırlamak suç mudur?
Tek başına sahte belge hazırlamak, TCK 207 kapsamında suçun oluşması için yeterli değildir. Kullanma unsuru gerçekleşmediği sürece cezai sorumluluk doğmaz.

Kullanma unsuru neyi ifade eder?
Kullanma unsuru, sahte belgenin bir hukuki işlemde delil olarak sunulması veya hukuki sonuç doğuracak şekilde değerlendirilmesini sağlamaktır.

Resmi ve özel belge arasındaki fark nedir?
Resmi belgeler kamu görevlileri tarafından düzenlenir. Özel belgeler bireyler arasında düzenlenir ve kullanım şartına bağlı olarak suç konusu olur.

Yargıtay bu konuda nasıl bir yaklaşım benimser?
Yargıtay, özel belgede sahtecilik suçunun oluşması için kullanım unsurunun zorunlu olduğunu kabul eder.

Hukuki Sonuç Ve Değerlendirme

Özel belgede sahtecilik suçu, ceza hukukunda teknik ve hassas bir değerlendirme gerektiren suç tiplerinden biridir. TCK 207 kapsamında yapılan düzenleme, yalnızca sahte belge üretimini değil, bu belgenin hukuki alanda kullanılmasını da suç haline getirmektedir. Yargıtay kararlarında ve özellikle karşı oy gerekçelerinde ortaya konulan yaklaşım, ceza hukukunun temel ilkeleri ile uyumlu olarak suçun sınırlarını netleştirmektedir. Buna göre, kullanım unsuru gerçekleşmeden özel belgede sahtecilik suçunun oluştuğundan söz edilemez. Sonuç olarak, özel belgede sahtecilik suçunun doğru anlaşılabilmesi için yalnızca sahtecilik fiiline değil, aynı zamanda belgenin hukuki dolaşıma girip girmediğine odaklanılması gerekir. Bu yaklaşım, hem bireysel hakların korunması hem de ceza hukukunun adaletli uygulanması açısından temel bir zorunluluktur.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
11. Ceza Dairesi 2014/6910 E. , 2014/6278 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Aliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel evrakta sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 02.04.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Özel belge: Kamu görevlisinin görevi nedeniyle düzenledikleri dışında kalan, resmi belgeden sayılmayan, resmi bir işlem nedeniyle düzenlenmiş olmayan, ancak; doğrudan hukuken hüküm, sonuç meydana getiren, bir hakkın doğmasına veya kanıtlanmasına yarayan yazıdır. Resmi belge kapsamına girmeyen tüm belgeler özel belge olarak nitelendirilir. Örneğin, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmeleri de bu tür bir belgedir. Resmi belgede sahtecilik suçu belgenin düzenlenmesiyle oluştuğu halde özel belgede sahtecilik suçunun oluşması için özel belgenin kulanılması gerekir. İradi bir hareket olan kullanma suçun unsurudur. TCK.nun 207. maddesinin gerekçesinde de ".... düzenlenen sahte belgenin kullanılması gerekir" denilerek bu husus vurgulanmıştır. Özel belgeler resmi belgeler kadar olmasa da kanıt niteliği taşımaları ve hukuki sonuç doğurmaları nedeniyle hukuki işlemlerde güven duyulması gereken ve bu nedenle korumaya değer belgelerdir.(1) Özel belgelerde sahtecilik suçuyla korunan yarar resmi belgede sahtecilik suçundan olduğu gibi kamu güvenidir. Sahte özel belge kullanıldığı anda kamu güveni sarsılmaktadır. Kullanılmadan amaç: bu sahte belgenin işlevine uygun ve varlık nedeni doğrultusunda herhangi bir hukuki ilişkide veya herhangi bir hukuki işlem tesisinde kanıt değerinden yararlanmak amacıyla dikkate alınmasını sağlamaktır.TCK 207 anlamında "kullanma" belge sahte olmasaydı, hangi amacın hizmet edecek idi ise, o amaca elde edilmesine yönelik bir faaliyette bulunulması anlamına gelir. (2) Varakanın adli makamlar huzurunda kullanılması demek, haiz olduğu ispat kabiliyetini gerçekleştirmek üzere varakanın adli bir organa ibraz olunması demektir. Bu itibarla tarihi tahrif edilmiş bir faturayı mahkemeye ibraz etmek, bir vekilin imzasını taklit ederek düzenlenen dava dilekçesini mahkeme kalemine ibrazla dava açmak, müdafa maksadıyla hakime sahte bir makbuz ibraz etmek, .... sahte ücret bodrolarını delil olmak üzere mahkemeye ibraz etmek, varakanın adli makamlar huzurunda kullanılmasını ifade eder. (3) Yargıtay, sahte özel belgenin hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılması gerektiği görüşündedir. (4) 1-Nevzat Toroslu, Ceza Hukuk Özel Kısım 2005 baskı, s. 239 2-Toroslu a.p.e, s. 242/243 3-Sahir Erman, Sahtekarlık Cürümleri 3. baskı İst. 1970, s. 534-535 4-"Özel belgede sahtecilik suçunun oluşması için, özel belgede sahtecilik yapılması yeterli olmayıp, bu belgenin hukuki sonuç doğuracak şekilde kullanılması gerekir..." 11. CD. 26.04.2007, 6222/2854 "Özel evrakta sahtekarlık suçu kullanma ile oluşacağından, müştekiye elimde senet var demesinin kullanma anlamına gelmeyeceği ve suçun oluşmayacağı gözetilmeden..," 6. CD. 03.04.1984, 56/2618 "... 07.06.2002 tarihinin sahte olduğu iddia olunan kira sözleşmesinin düzenleme tarihi olduğu özel belgede sahtecilik suçunun ise kullanmakla oluşacağı cihetle, sözleşmenin hangi tarihte vergi dairesine ibraz edildiği araştırılmadan zamanaşımının denetimine imkan vermeyecek şekilde hükmü kurulması" 11.CD. 04.10.2012, 8780/16504 Bu alanların ışığında olayımıza dönersek; sanığın eniştesi olan müşteki ....'ın nüfus cüzdanını elde ederek kendisini .... olarak tanıtıp konut kiraladığı, bu konuda kira sözleşmesi düzenleyip imzaladığı iddiasıyla açılan dava üzerine suçu sabit görülerek özel belgede sahtecilik suçundan eylemine uyan TCK.nun 207, 62, 50. maddeleri uyarınca sonuç olarak 6000 TL adli para cezasına mahkum olduğu anlaşılmaktadır. Suça konu sözleşmenin herhangi bir kuruma ibraz edilmediği işlevine uygun ve varlık nedeni doğrultusunda kullanılmadığı dosya içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır. Oysa yukarıda da belirttiğimiz gibi gerek doktrinde gerekse de Yargısal kararlarda açıkça vurgulandığı gibi özel belgede sahtekarlık suçunun oluşması için kullanma unsurunun gerçekleşmesi gerekir. Nitekim son olarak 11. Ceza Dairesinin olaya esas alınabilecek 19.12.2012 gün ve 11388/22058 tarihli kararında "suça konu kira sözleşmesi özel belge niteliğinde olup suçun kullanmakla oluşacağı cihetle, sözleşmenin hangi tarihte ne şekilde kullanıldığı, sahteciliğin ne şekilde oluştuğu tartışılıp kararda gösterilmeden mahkumiyet kararı verilmesi"nin yasaya aykırı olduğu vurgulanmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle suçun unsurlarının oluşmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun hükmün ONANMASI, yönündeki karara karşıyım.TCK.nun 207. maddesinde yazılı özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için özel belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya değiştirilmesinden sonra ayrıca kullanılması da gerekirdi. Özel belge, içeriği yazıldıktan sonra taraflarca imzalanması ile tamamlanır. İmzaları ihtiva etmeyen kağıt belge olarak değerlendirilemez. Kullanma unsurununda bu aşamadan sonra gerçekleşmesi gerekir. Yani ilgilileri tarafından imzalanması ile belge haline gelen yazının ayrıca herhangi bir hukuki ilişkide kullanılması gereklidir. TCK.nun 207. maddesinin gerekçesinde de bu husus "Kullanımdan maksat, bu sahte belgenin herhangi bir hukuki ilişkide veya herhangi bir hukuki işlem tesisinde dikkate alınmasını sağlanmaya çalışmaktır." şeklinde ifade edilmiştir. Belgenin tamamlanmasından sonra sözleşmenin taraflarının birar nüshasını alması veya evin kullanılmaya başlanması belgenin kullanılması olarak değerlendirilemez. Bu aşamadan sonra, örneğin bir davadan ispat aracı olarak, kredi sözleşmesi, elektrik, su aboneliği gibi hukuki ilişkilerde ibrazı halinde bu suç oluşacaktır. Somut olayda, başka bir hukuki ilişkide veya hukuki işlem tesisinde kullanılmaması nedeniyle, taraflarca imzalanması suretiyle tamamlanan belgenin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturmayacağı düşüncesiyle sayın çoğunluğun mahkumiyet kararının ONANMASI, yönündeki düşüncesine katılmıyorum