PAYLI MÜLKİYETTE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ ENGELİ
Ceza, aile, miras ve eşya hukuku gibi alanlarda mülkiyet ilişkilerinden doğan ihtilaflar, adli yargının önemli çalışma konularından birini teşkil etmektedir. Özellikle birden fazla kişinin tek bir taşınmaz üzerinde hak sahibi olması durumunda mülkiyetin tasfiyesi ve ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davaları gündeme gelmektedir. Ortaklığın giderilmesi davaları, normal şartlarda taşınmazın paydaşları veya elbirliği ortakları tarafından açılan davalardır. Ancak icra hukukunda alacaklıların alacaklarını tahsil edebilmelerini kolaylaştırmak amacıyla kanun koyucu, borçlu ortağın taşınmazdaki payının paraya çevrilmesi amacıyla alacaklıya özel bir dava açma yetkisi tanımıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 121. maddesi uyarınca icra mahkemesinden alınan yetki belgesi ile alacaklı, borçlunun ortağı olduğu taşınmazın ortaklığının giderilmesi davasını ikame edebilmektedir. Bu dava hakkı, istisnai ve ikincil bir hukuki çare niteliğinde olup sınırları yasa ve yargısal içtihatlarla katı bir biçimde çizilmiştir. Özellikle elbirliği mülkiyeti ile paylı mülkiyet ayrımı, alacaklının ortaklığın giderilmesi davası açıp açamayacağının belirlenmesinde temel ölçüttür. Paylı mülkiyette payın doğrudan satışı mümkün iken, alacaklının taşınmazın tamamını tasfiye etmeye yönelik dava açması hukuken engellenmiştir. Bu çalışmada, elbirliği mülkiyeti ile paylı mülkiyet ayrımı, İİK 121. maddesinin hukuki niteliği, yetki belgesiyle dava açma koşulları, paylı mülkiyette pay haczi usulleri, dava şartı olarak hukuki yarar ve yargı mercilerinin konuya ilişkin bozma kriterleri incelenecektir.
ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİ VE PAYLI MÜLKİYET AYRIMI
Türk Medeni Kanunu kapsamında mülkiyet türleri toplu mülkiyet başlığı altında; paylı (müşterek) mülkiyet ve elbirliği (iştirak) mülkiyeti olarak ikiye ayrılmıştır. Paylı mülkiyette, taşınmazın birden çok kişiye fiilen bölünmüş olmayan paylar oranında ait olması söz konusudur. Her bir paydaşın payı üzerinde bağımsız tasarruf hakkı bulunmakta olup, bu paylar satılabilir, rehnedilebilir veya haczedilebilir. Elbirliği mülkiyetinde ise kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca taşınmaza birlikte malik olan kişilerin ortaklığı mevcuttur. Ortakların belirlenmiş müstakil payları bulunmamakta, mülkiyet taşınmazın tamamını kapsamaktadır. Elbirliği mülkiyetinin en tipik örneği miras ortaklığıdır (tereke). Bu mülkiyet türünde, ortaklardan birinin payı üzerinde tek başına tasarrufta bulunması veya bu payı üçüncü kişilere doğrudan satması hukuken mümkün değildir.
İİK MADDE 121 HÜKMÜNÜN SINIRLARI
İcra ve İflas Kanunu'nun 121. maddesi, borçlunun bir intifa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut iştirak halinde mülkiyete konu bir maldaki payı haczedildiğinde, bu payın nasıl paraya çevrileceğini düzenlemektedir. Bu hükme göre, icra müdürü paraya çevirme işleminin nasıl yapılacağını icra mahkemesinden sorar. İcra mahkemesi hakimi de alacaklıya borçlunun ortağı olduğu taşınmazın ortaklığının giderilmesi davasını açması için yetki belgesi verir. Bu yetki belgesi, alacaklıya borçlunun yerine geçerek ortaklığın giderilmesi davası açma hakkı tanıyan kurucu nitelikte resmi bir belgedir. Ancak İİK 121. maddesinin uygulanabilmesi, borçlunun payının doğrudan haczedilip satılamayacağı, yani mülkiyetin elbirliği mülkiyeti niteliğinde olduğu durumlarla sınırlıdır. Hüküm, icra dairesince doğrudan satışı mümkün olmayan hakların tasfiyesinde istisnai bir çözüm yolu sunmaktadır.
PAYLI MÜLKİYETTE PAY HACZİ VE SATIŞI ESASI
Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda, borçlu paydaşın payı üzerinde bağımsız bir tasarruf yetkisi ve müstakil mülkiyet hakkı bulunduğundan, icra hukuku bakımından bu payın doğrudan haczedilmesi ve satılması mümkündür. Alacaklı, borçlu paydaşın hissesi üzerine icra müdürlüğü aracılığıyla doğrudan haciz şerhi işletebilir. Haczedilen bu pay, İİK'nın genel paraya çevirme hükümleri çerçevesinde icra dairesi tarafından açık artırma yoluyla satışa çıkarılarak nakde çevrilir. Paylı mülkiyette borçlunun payının satışı için taşınmazın tamamının ortaklığının giderilmesine, yani diğer paydaşların mülkiyet haklarına müdahale edilmesine gerek yoktur. İcra dairesi eliyle doğrudan satış imkanının bulunması, alacaklının alacağına kavuşabilmesi için yeterli ve en az masraflı yoldur.
YETKİ BELGESİYLE DAVA AÇMA KOŞULLARI
Alacaklının İİK 121. maddesine dayanarak ortaklığın giderilmesi davası açabilmesi, borçlunun elbirliği ortağı olması şartına bağlıdır. İcra mahkemesince verilecek yetki belgesinde taşınmazların bilgilerinin bulunması ve borçlunun elbirliği mülkiyetindeki miras hissesinin tasfiyesine yönelik yetkinin açıkça belirtilmiş olması zorunludur. Alacaklı, aldığı bu yetki belgesiyle sulh hukuk mahkemesine başvurarak borçlu ortak dışındaki tüm elbirliği ortaklarını (mirasçıları) davalı göstererek ortaklığın giderilmesini talep eder. Ancak icra hakimliği tarafından sehven veya eksik inceleme sonucu paylı mülkiyete konu taşınmazlar için de yetki belgesi düzenlenmiş olabilir. Bu yetki belgesinin varlığı, sulh hukuk mahkemesini bağlamaz. Sulh hukuk mahkemesi tapu kayıtlarını re'sen inceleyerek mülkiyetin türünü saptamak zorundadır.
DAVA ŞARTI OLARAK HUKUKİ YARAR
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca dava şartlarından biri de davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmasıdır. Alacaklının icra takibi yoluyla borçlunun paylı mülkiyetteki hissesini doğrudan satışa çıkararak alacağını tahsil etme imkanı varken, taşınmazın tamamının ortaklığının giderilmesi davasını açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuki yarar, dava hakkının kötüye kullanılmasını ve gereksiz yargılama yapılmasını önleyen bir dava şartıdır. Paylı mülkiyete konu taşınmazlarda doğrudan satış imkanı varken ortaklığın giderilmesi davası açılması, diğer masum paydaşların mülkiyet haklarını kısıtlayan, onları yargılama giderlerine maruz bırakan haksız bir uygulamadır. Bu nedenle, hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yasal bir gerekliliktir.
MAHKEME KARARLARI VE BOZMA NEDENLERİ
Sulh Hukuk Mahkemeleri, alacaklının yetki belgesiyle açtığı ortaklığın giderilmesi davalarında tapu kayıtlarını detaylıca incelemelidir. Taşınmazların tapu kaydında mülkiyet türünün "paylı mülkiyet" olduğu ve borçlunun taşınmazda belirli oranlarda müstakil pay sahibi olduğu saptandığında, mahkemenin ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar vermesi açık bir yasaya aykırılık oluşturur. Yargıtay’ın istikrarlı kararlarına göre, paylı mülkiyette pay satışı icra müdürlüğünce yapılabileceğinden, alacaklının açtığı izale-i şüyu davasının reddedilmesi gerekir. Mahkemelerin eksik incelemeyle veya mülkiyet türünü göz ardı ederek verdiği satış kararları, üst mahkemece usul ve yasaya aykırılık nedeniyle bozulmaktadır. Mülkiyet hukukunun temel kurallarının doğru uygulanması, paydaşların haklarının korunmasının en büyük güvencesidir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Paylı mülkiyette paydaşların belirli ve bağımsız hisseleri (örneğin 1/2, 1/4) bulunurken, elbirliği mülkiyetinde paylar ayrılmamış olup mülkiyet ortakların tamamına aittir.
Alacaklı, borçlunun elbirliği (iştirak) mülkiyetine konu taşınmazlardaki (örneğin miras kalan taşınmazlardaki) payının tasfiyesi için icra mahkemesinden aldığı yetki belgesiyle dava açabilir.
Hayır, paylı mülkiyette borçlunun belirli payı icra dairesi kanalıyla doğrudan haczedilip satılabileceğinden alacaklının ortaklığın giderilmesi davası açma yetkisi ve hukuki yararı yoktur.
Mahkeme, alacaklının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar vermek zorundadır.
Hayır, icra mahkemesi yetki belgesi vermiş olsa dahi sulh hukuk mahkemesi mülkiyet türünü re'sen inceleyerek paylı mülkiyet durumunda davayı reddetmelidir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.