avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

POLİSE KİMLİK SORMAK VE ANASAL HAKLAR

Hukuk devleti ilkesinin en birincil gereği, bireysel özgürlüklerin korunması ile kamu güvenliğinin sağlanması arasında kusursuz bir hassasiyet dengesi kurmaktır. Kolluk kuvvetleri (polis, jandarma), kamu düzenini korumak amacıyla yasaların kendilerine tanıdığı "durdurma ve kimlik sorma" yetkisini kullanırken, anayasal hakların sınırlarına mutlak olarak saygı göstermek zorundadır. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m. 4/A uyarınca kolluk memurları, görevlerini yerine getirirken öncelikle kendilerinin polis olduğunu kanıtlayan resmi kimlik belgesini muhatabına sunmakla kanunen yükümlüdür. Kendisini polis olarak tanıtan sivil giyimli şahısların gerçekte polis olup olmadığını sorgulamak, onlardan polis kimliklerini göstermelerini talep etmek, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en temel yasal hakkı ve can güvenliği refleksidir. Vatandaşın bu meşru sorgulamasını bir direnme veya hakaret olarak algılayıp, kişiyi orantısız güçle kelepçeleyerek gözaltına almak, doğrudan temel anayasal hakların ve haysiyetin ihlalidir. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) kolluk yetkilerinin sınırlarını anayasal haklar ekseninde kesin kurallarla çizen bu çığır açıcı tarihi kararı; sivil polise kimlik sormanın kesinlikle "Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu" (TCK m. 265) olarak adlandırılamayacağını, polisin kimliğini göstermesi talebi üzerine çıkan tartışmada vatandaşın kelepçelenerek karakola götürülmesinin ve yaralanmasının Anayasa'nın 17/3. maddesinde güvence altına alınan "İnsan Haysiyetiyle Bağdaşmayan Muamele Yasağı"nın (prohibition of degrading treatment) hem maddi hem de etkili soruşturma yükümlülüğü (usul) boyutunu ağır şekilde ihlal ettiğini hükme bağlamıştır.

Uygulamada, kolluk görevlilerinin vatandaşların en temel sorgulamalarına dahi tahammül edemeyerek orantısız güç uyguladıkları ve olayı örtbas etmek amacıyla vatandaşı "polise mukavemet etti, görevimi engelledi" diyerek sahte tutanaklarla şikayetçi ettikleri sıklıkla gözlemlenmektedir. Oysa bu emsal AYM kararı, polis memurunun kimliğini ibraz etme zorunluluğunun onun görevinin bir parçası olduğunu tescil etmiştir. Kimliğini ibraz etmeyen sivil bir memura kimlik vermeyi geciktirmek veya ondan polis kimliği talep etmek yasal olarak tamamen hukuka uygundur. AYM, kolluk görevlilerinin bu meşru sorgulamaya öfkeyle yanıt vererek vatandaşı zorla kelepçelemesini, el bileklerinde sıyrık ve morluklar oluşacak şekilde darp etmesini insan onuruna aykırı muamele saymıştır. Daha da önemlisi, bu hukuksuz eylemi gerçekleştiren kamu memurları hakkında savcılıkların ve mahkemelerin etkili bir ceza soruşturması yürütmemesini, failleri cezasız bırakmasını anayasanın usul boyutunun açık bir ihlali kabul etmiştir. Bu karar, kolluk gücünün keyfi sınırlarını çizen, vatandaşları sokaklarda keyfi gözaltı ve orantısız şiddete karşı koruyan en üst düzey anayasal kalkan niteliğindedir.

POLİSİN KİMLİK GÖSTERME KANUNİ YÜKÜMLÜLÜĞÜ

PVSK'nın 4/A maddesi uyarınca, polis memurları durdurdukları kişilere karşı öncelikle kendilerinin polis olduğunu gösteren resmi kimliği ibraz etmek zorundadır.

Özellikle sivil giyimli polis memurlarının görev yaptığı durumlarda, vatandaşın karşısındaki kişinin gerçekten devlet görevlisi olup olmadığını bilme hakkı can güvenliğinin bir gereğidir. Kimlik göstermeden doğrudan vatandaştan kimlik talep edilmesi ve buna itiraz edildiğinde zor kullanılması yasal dayanaktan tamamen yoksundur.

GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME SUÇU SINIRLARI

TCK'nın 265. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme (mukavemet) suçunun oluşabilmesi için; kamu görevlisine karşı cebir (fiziksel güç) veya tehdit kullanılması şarttır.

Polise 'Siz kimsiniz, lütfen önce kimliğinizi gösterin' demek, yasal hakların hatırlatılması niteliğindedir. Bu meşru talep hiçbir şekilde cebir veya tehdit içermediğinden, direnme suçunun unsurlarını oluşturmaz. Vatandaşın hak araması suç olarak nitelendirilemez.

İNSAN HAYSİYETİYLE BAĞDAŞMAYAN MUAMELE YASAĞI

Anayasa'nın 17. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

AYM, sadece ağır işkenceleri değil, kolluk tarafından keyfi olarak kelepçelenmeyi, haksız yere karakola götürülmeyi ve bu sırada el bileklerinde hafif sıyrıklar veya morluklar (hiperemi) oluşturacak şekilde güç kullanılmasını da insan onuruyla bağdaşmayan muamele kapsamında değerlendirmektedir. Devlet, vatandaşının onurunu kolluk keyfiliğine karşı korumakla yükümlüdür.

ETKİLİ CEZA SORUŞTURMASI YÜKÜMLÜLÜĞÜ

İnsan onuruyla bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddialarında, devletin sorumluları belirlemek ve cezalandırmak için 'etkin soruşturma' usul borcu vardır.

Bu usul borcu; iddiaların üzerinin kapatılmamasını, kolluk memurlarını koruma refleksiyle hareket edilmemesini ve tarafsız, hızlı, delilleri toplayan ciddiyette bir ceza soruşturması yürütülmesini gerektirir. Sorumlu polisler hakkında açılan davaların cezasızlıkla sonuçlanması veya üstünün kapatılması etkili soruşturma ilkesinin açık ihlalidir.

KOLLUK YETKİSİNİN HUKUKİ LİMİTLERİ

Kolluk güçleri yasalara bağlı çalışmak zorunda olan kamu hizmetlileridir. Hiçbir memur, üniformasının veya sivil yetkisinin arkasına sığınarak anayasal sınırları aşamaz.

Vatandaşın kimlik sorma hakkını bastırmak için fiziksel şiddet ve haksız gözaltı uygulamak, kolluk yetkisinin kötüye kullanılmasıdır. Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, kamu düzenini koruyan polislerin aynı zamanda hukuka tam olarak riayet etmeleri gerektiğini sarsılmaz bir dille ihtar etmektedir.

ANAYASA MAHKEMESİNİN BİREYSEL BAŞVURU İÇTİHADI

Anayasa Mahkemesi'nin bu emsal kararı, bireysel başvuru mekanizmasının hukuk devleti içindeki hayati işlevini gösteren en parlak insan hakları belgelerinden biridir.

Bu karar sayesinde, sokaklarda sivil polislerin keyfi kimlik kontrolleri ve buna itiraz eden vatandaşların haksızca karakollara çekilmesi uygulamalarına karşı sarsılmaz bir yargısal denetim mekanizması kurulmuştur. Karar, Türkiye'deki tüm kolluk teşkilatının eğitim müfredatına girecek nitelikte temel bir hukuk devleti dersidir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Sokakta sivil giyimli kişiler yanıma gelip 'Polisiz, kimliğini ver' dedi. Bunlardan polis kimliği göstermelerini istemeye hakkım var mı?

Evet, yasal olarak kesinlikle hakkınız vardır. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m. 4/A uyarınca, polis memurları kimlik sormadan önce kendilerinin polis olduğunu gösteren resmi kimliği size ibraz etmekle yükümlüdür. Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararına göre, sivil memurdan kimlik göstermesini talep etmeniz en doğal hakkınızdır ve bu talebiniz asla suç sayılamaz.

2. Polisin sivil memur olarak kimlik göstermesini istediğim için beni kelepçeleyip karakola götürdüler ve darp ettiler. Ne yapmalıyım?

Derhal en yakın devlet hastanesine giderek kelepçeleme ve darp sonucu oluşan yaralanmalarınıza (sıyrık, morluk vb.) ilişkin detaylı bir 'Darp Raporu' almalısınız. Ardından Cumhuriyet Savcılığına başvurarak sorumlu kolluk memurları hakkında 'Görevi Kötüye Kullanma', 'Kasten Yaralama' ve 'Hürriyeti Tahdit' suçlarından şikayetçi olmalısınız. İç hukuk yolları tükendiğinde AYM'ye bireysel başvuru hakkınız mevcuttur.

3. Polise kimlik göstermemek veya polise kimlik sormak 'polise mukavemet' (görevi yaptırmamak için direnme) suçunu oluşturur mu?

Hayır. TCK 265 uyarınca görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşabilmesi için polise karşı fiziksel cebir (şiddet) veya tehdit kullanılması zorunludur. Polise kimlik sormak ya da yasal hakkınızı aramak meşru hak arama hürriyeti kapsamında olup, cebir veya tehdit içermediği için mukavemet suçunu kesinlikle oluşturmaz.

4. 'İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı' sadece ağır işkenceleri mi kapsar?

Hayır. AYM kararlarında açıklandığı üzere, meşru bir yasal gerekçe olmadan kişiye zorla kelepçe takılması, haksız yere karakola götürülmesi, bu süreçte maruz kaldığı kaba muameleler ve el bileklerinde kelepçe nedeniyle oluşan basit sıyrıklar dahi bireyin onurunu zedelediği için 'insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele' kapsamında değerlendirilir.

5. Kolluk görevlilerinin bana karşı uyguladığı şiddet hakkında savcılık takipsizlik kararı verirse ne yapabilirim?

Savcılığın vereceği kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) dair karara karşı, kararın size tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde yetkili Sulh Ceza Hakimliğine yazılı olarak itiraz etme hakkınız vardır. İtirazınız reddedilirse, bu kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Anayasa Mahkemesi'ne 'Bireysel Başvuru' yapabilirsiniz.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Anayasa Mahkemesi’nin emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Anayasa Mahkemesi’nin resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI İÇTİHAT METNİ
Anayasa Mahkemesi Başvuru Numarası 2015/7357 "62. Polisin görevini yerine getirirken kendisinin polis olduğunu gösterir belgeyi sunmak zorunluluğu bulunduğundan başvurucunun polis memurlarına kimlik sorması, görevi yaptırmamak için direnme olarak adlandırılamayacaktır. Başvurucunun tartışmanın bir noktasında kimliğini polis memurlarına verdiği sabittir. Durdurma ve kimlik sorma öncesine ilişkin olarak başvurucuya isnat edilen başka bir eylem bulunmamaktadır. 63. Sivil giyimli polis memurlarının başvurucuya kimlik sorması, başvurucunun da polis memurlarından kimlik göstermelerini istemesi üzerine çıkan tartışmada başvurucunun kelepçelenerek polis merkezine götürülmesi sonucunda el bileklerinde meydana gelen sıyrık ve hiperemi nedeniyle üç gün mutat iştigaline engel teşkil edecek şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır. 70. Sonuç olarak başvurucuya karşı insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele oluşturan eylemlere yönelik olarak sorumluların belirlenmesi ve gerekiyorsa cezalandırılması yönünde etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği sonucuna ulaşılmıştır. 71. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının maddi-negatif yükümlülük-ve etkili soruşturma usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır."