avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

VERASET İLAMINDA SAĞ EŞIN MİRAS PAYI

Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölümü halinde malvarlığının (terekesinin) kimlere ve hangi oranlarda intikal edeceğini düzenleyen, aile yapısı ve mülkiyet hakkı ile doğrudan ilişkili bir hukuk dalıdır. Miras ilişkilerinde en temel kurallardan biri "mirasın ölümle açılması" ve mirasçılık haklarının ölüm tarihindeki yasal mevzuata göre belirlenmesidir. Ülkemizde 2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu öncesindeki vefatlarda, 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi hükümleri uygulanmaktadır. Eski kanun döneminde gerçekleştirilen paylaşımlarda, sağ kalan eşin mirasçılık sıfatı ve hakları günümüz hukukuna göre farklılıklar barındırmaktaydı. Özellikle sağ kalan eşe tanınan "mülkiyet" veya "intifa" hakkını seçme serbestisi, veraset ilamlarında (mirasçılık belgelerinde) sıklıkla hatalara yol açmıştır. Miras bırakanın ölüm anında sağ olan ancak daha sonra veraset ilamı alınmadan vefat eden eşlerin mirasçılık haklarının göz ardı edilmesi, sonraki kuşaklar arasında mülkiyet ihtilafları yaratmaktadır. Bu hatalı belgelerin iptal edilerek yasal payların doğru şekilde dağıtılması, terekedeki hak sahipliğinin adil bir şekilde tescil edilmesini sağlar. Bu çalışmada, mirasın ölüm tarihinde açılması ilkesi, eski Medeni Kanun döneminde sağ kalan eşin seçme hakkının kapsamı, sağ kalan eşin mülkiyet tercihinin yasal varsayımı, miras bırakandan sonra ölen sağ eşin haklarının kendi mirasçılarına intikali, mirasçılık belgesinin iptali davaları ve hak sahipliğinin halefiyete göre belirlenmesi incelenecektir.

MİRASIN ÖLÜM TARİHİNDE AÇILMASI İLKESİ

Miras hukukunun en temel dogmalarından biri, mirasçılık haklarının ve terekedeki payların belirlenmesinde miras bırakanın vefat ettiği tarihin esas alınmasıdır. Zaman içinde kanunlar değişse dahi, ölüm tarihinde geçerli olan kanun hükümleri geriye dönük olarak uygulanır. 2002 yılından önce ölen bir kimsenin miras paylaşımında, güncel Medeni Kanun oranları değil, 743 sayılı eski kanun hükümleri uygulanmak zorundadır. Ölüm tarihi itibariyle sağ olan her hak sahibi yasal mirasçı sıfatını kazanır. Bu hakkın tespiti için açılacak mirasçılık belgesi davalarında mahkemeler, ölüm tarihindeki nüfus kayıtlarını ve yasal oranları re'sen incelemekle yükümlüdür.

ESKİ MEDENİ KANUNDA SEÇME HAKKI

743 sayılı mülga Medeni Kanun'un 444/1. maddesi, ölenin füruu (çocukları ve torunları) ile birlikte mirasçı olan sağ kalan eşe özel bir seçme hakkı tanımaktaydı. Sağ kalan eş, dilerse terekenin yarısı üzerinde "intifa hakkı" (kullanma ve yararlanma hakkı) tesis edilmesini isteyebilir, dilerse terekeden 1/4 oranında "mülkiyet hakkı" talep edebilirdi. İntifa hakkı, eşin hayatta kaldığı sürece malvarlığının gelirlerinden yararlanmasını sağlarken mülkiyet hakkı doğrudan taşınmazların ve nakit değerlerin tapuda kendi adına tescil edilmesini sağlardı. Bu seçme hakkı, sağ kalan eşe özgü kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktı.

SAĞ EŞİN MÜLKİYET TERCİHİ VARSAYIMI

Uygulamada, sağ kalan eşin vefat etmeden önce intifa veya mülkiyet haklarından hangisini seçtiğine dair mahkemeye veya resmi makamlara sunulmuş açık bir beyanının bulunmadığı durumlarla sıklıkla karşılaşılır. Yargıtay’ın kökleşmiş içtihatlarına göre; sağ kalan eşin ölmeden önce intifa hakkını seçtiğine dair dosyada resmi bir belge veya bilgi bulunmadığı takdirde, eşin yasal olarak mülkiyet hakkını (1/4 oranını) tercih ettiği kabul edilir. Bu varsayım, mülkiyet hakkının asıl, intifa hakkının ise istisnai bir sınırlı ayni hak olmasından kaynaklanır. Dolayısıyla, belirsizlik durumunda sağ kalan eşe 1/4 oranında mülkiyet payı verilmelidir.

SONRADAN ÖLEN SAĞ EŞİN MİRASÇILARI

Miras bırakanın ölüm tarihinde sağ olan eş, mirasçılık sıfatını ve 1/4 mülkiyet payı hakkını o an kazanır. Sağ kalan eşin, miras bırakanın vefatından sonra fakat mirasçılık belgesi düzenlenmeden önce ölmesi, onun kazanılmış hakkını ortadan kaldırmaz. Sağ kalan eşin ölümüyle birlikte, onun miras bırakandan kazandığı 1/4 mülkiyet payı doğrudan kendi mirasçılarına geçer. Bu mirasçılar arasında sağ kalan eşin miras bırakanla olan evliliğinden doğan çocuklarının yanı sıra, varsa önceki evliliklerinden olan çocukları da yasal mirasçı olarak yer alır. Sağ kalan eşin miras payının onun haleflerine dağıtılmaması açık bir hak gaspıdır.

MİRASÇILIK BELGESİNİN İPTALİ DAVALARI

Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), mirasçıları ve miras paylarını gösteren, aksi ispat edilene kadar geçerli olan resmi bir belgedir. Uygulamada, özellikle eski tarihli ölümlerde sağ kalan ve sonradan ölen eşin miras payının göz ardı edildiği hatalı veraset ilamları düzenlenebilmektedir. Bu hatalı belgeler tescil işlemlerine dayanak yapılmış olsa dahi, hak sahiplerinin her zaman "mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi" davası açma hakkı vardır. Bu dava zamanaşımına tabi olmayıp, hatalı belgenin iptali ile yasal oranlara uygun yeni bir belgenin düzenlenmesi Sulh Hukuk Mahkemesinden talep edilir.

HAK SAHİPLİĞİNİN HALEFİYETE İNTİKALİ

Miras hukukunda halefiyet (ardıllık) ilkesi gereği, bir kimsenin ölümüyle hak ve borçları bir bütün olarak mirasçılarına geçer. Sağ kalan eşin miras bırakandan elde ettiği 1/4 pay, onun vefatıyla birlikte kendi altsoyuna intikal eder. Mahkemenin mirasçılık belgesinin iptali davasında yapması gereken; öncelikle ilk miras bırakanın ölüm tarihindeki eşinin miras hakkını tespit etmek, ardından bu eşin vefatıyla onun payını kendi mirasçılarına (tüm çocuklarına) dağıtarak nihai mirasçılık tablosunu oluşturmaktır. Yasal düzenlemeleri göz ardı ederek, sonradan ölen eşi tamamen yok sayan yerel mahkeme kararları Yargıtay tarafından bozulmaktadır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Miras paylaşımında hangi kanun uygulanır?

Miras bırakanın öldüğü tarihte yürürlükte olan Medeni Kanun hükümleri uygulanır. Eski ölümlerde 743 sayılı, yeni ölümlerde 4721 sayılı kanun geçerlidir.

2. Eski Medeni Kanun döneminde sağ eşin payı ne kadardır?

Çocuklarla birlikte mirasçı olan eş, dilerse mirasın 1/4'ünün mülkiyetini, dilerse yarısının intifa (kullanım) hakkını seçebilirdi.

3. Sağ kalan eş seçeneğini belirtmeden ölürse payı ne olur?

Eşin intifa hakkını seçtiğine dair kanıt yoksa, 1/4 mülkiyet payını seçtiği kabul edilir ve bu pay onun kendi mirasçılarına devredilir.

4. Miras bırakandan sonra ölen sağ eş veraset ilamında gösterilmeli midir?

Evet, ölüm tarihinde hayatta olduğu için veraset ilamında mutlaka mirasçı olarak gösterilmeli ve payı kendi çocuklarına aktarılmalıdır.

5. Hatalı alınan veraset ilamının iptali davası zamanaşımına tabi midir?

Hayır, mirasçılık belgesinin iptali davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir, her zaman açılabilir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2010/4062 E., 2010/6198 K.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 517.maddesi hükmünde "mirasın ölümle açılacağını", 444/1.maddesinde ise "ölenin çocukları ile birlikte mirasçı olan karı veya kocanın seçme hakkına sahip olduğu, dilerse mirasın yarısının intifa hakkını, dilerse dörtte birinin mülkiyetini alacağı" açıklanmıştır. Dosya içeriğinde toplanan delillerden miras bırakan ...'in 14.03.1983 tarihinde ... ile evli iken öldüğü, bu evlilikten ... isimli çocuklarının bulunduğu, miras bırakanın eşi ...'in 29.11.1985 yılında öldüğü iptali talep edilen mirasçılık belgelerinde ...'e pay verilmeden miras bırakanın önceki eşinden çocukları ile bu evlilikten olma çocuklarına pay verildiği oysa eş ...'in ... dışında önceki evliliklerinden ... ... , ... , ... ve ... isimli çocuklarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular ve miras bırakanın sağ eşi ...'in ölmeden önce mirastan intifa hakkını seçtiğine ilişkin dosyada bir belge ve bilgi bulunmadığı dikkate alındığında, sağ eşin mülkiyet hakkını seçtiği kabul edilerek değerlendirme yapılması, miras bırakan ...'in mirasının 1/4'ünün sağ eşi ...'e, 3/4'ünün ise ilk eşi ...'dan ve sağ eşi ...'den olma 3 çocuğu arasında paylaştırılması, sonradan ölen sağ eş ...'e düşen miras payının da yukarıda isimleri yazılı çocuklarına verilmek suretiyle mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, iptali istenilen Söke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1988/345-329 E.K. ve Yenihisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 1995/36-1995 E.K. sayılı mirasçılık belgelerinde miras bırakanın ölüm gününde sağ olan ve sonradan ölen eşi ...'in mirasçı olacağı göz ardı edilerek mirasçılar belirlenmiştir. Yasal düzenlemeler göz ardı edilerek hüküm verilemez. Hal böyle olunca davanın kabulü ile yasal düzenlemelere aykırı olarak düzenlenmiş önceki günlü mirasçılık belgelerinin iptaline and mirasçıların miras paylarını doğru olarak gösterecek şekilde yeni mirasçılık belgesinin verilmesine karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 91,05 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 28.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.