VERASET İLAMINDA SAĞ EŞIN MİRAS PAYI
Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölümü halinde malvarlığının (terekesinin) kimlere ve hangi oranlarda intikal edeceğini düzenleyen, aile yapısı ve mülkiyet hakkı ile doğrudan ilişkili bir hukuk dalıdır. Miras ilişkilerinde en temel kurallardan biri "mirasın ölümle açılması" ve mirasçılık haklarının ölüm tarihindeki yasal mevzuata göre belirlenmesidir. Ülkemizde 2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu öncesindeki vefatlarda, 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi hükümleri uygulanmaktadır. Eski kanun döneminde gerçekleştirilen paylaşımlarda, sağ kalan eşin mirasçılık sıfatı ve hakları günümüz hukukuna göre farklılıklar barındırmaktaydı. Özellikle sağ kalan eşe tanınan "mülkiyet" veya "intifa" hakkını seçme serbestisi, veraset ilamlarında (mirasçılık belgelerinde) sıklıkla hatalara yol açmıştır. Miras bırakanın ölüm anında sağ olan ancak daha sonra veraset ilamı alınmadan vefat eden eşlerin mirasçılık haklarının göz ardı edilmesi, sonraki kuşaklar arasında mülkiyet ihtilafları yaratmaktadır. Bu hatalı belgelerin iptal edilerek yasal payların doğru şekilde dağıtılması, terekedeki hak sahipliğinin adil bir şekilde tescil edilmesini sağlar. Bu çalışmada, mirasın ölüm tarihinde açılması ilkesi, eski Medeni Kanun döneminde sağ kalan eşin seçme hakkının kapsamı, sağ kalan eşin mülkiyet tercihinin yasal varsayımı, miras bırakandan sonra ölen sağ eşin haklarının kendi mirasçılarına intikali, mirasçılık belgesinin iptali davaları ve hak sahipliğinin halefiyete göre belirlenmesi incelenecektir.
MİRASIN ÖLÜM TARİHİNDE AÇILMASI İLKESİ
Miras hukukunun en temel dogmalarından biri, mirasçılık haklarının ve terekedeki payların belirlenmesinde miras bırakanın vefat ettiği tarihin esas alınmasıdır. Zaman içinde kanunlar değişse dahi, ölüm tarihinde geçerli olan kanun hükümleri geriye dönük olarak uygulanır. 2002 yılından önce ölen bir kimsenin miras paylaşımında, güncel Medeni Kanun oranları değil, 743 sayılı eski kanun hükümleri uygulanmak zorundadır. Ölüm tarihi itibariyle sağ olan her hak sahibi yasal mirasçı sıfatını kazanır. Bu hakkın tespiti için açılacak mirasçılık belgesi davalarında mahkemeler, ölüm tarihindeki nüfus kayıtlarını ve yasal oranları re'sen incelemekle yükümlüdür.
ESKİ MEDENİ KANUNDA SEÇME HAKKI
743 sayılı mülga Medeni Kanun'un 444/1. maddesi, ölenin füruu (çocukları ve torunları) ile birlikte mirasçı olan sağ kalan eşe özel bir seçme hakkı tanımaktaydı. Sağ kalan eş, dilerse terekenin yarısı üzerinde "intifa hakkı" (kullanma ve yararlanma hakkı) tesis edilmesini isteyebilir, dilerse terekeden 1/4 oranında "mülkiyet hakkı" talep edebilirdi. İntifa hakkı, eşin hayatta kaldığı sürece malvarlığının gelirlerinden yararlanmasını sağlarken mülkiyet hakkı doğrudan taşınmazların ve nakit değerlerin tapuda kendi adına tescil edilmesini sağlardı. Bu seçme hakkı, sağ kalan eşe özgü kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktı.
SAĞ EŞİN MÜLKİYET TERCİHİ VARSAYIMI
Uygulamada, sağ kalan eşin vefat etmeden önce intifa veya mülkiyet haklarından hangisini seçtiğine dair mahkemeye veya resmi makamlara sunulmuş açık bir beyanının bulunmadığı durumlarla sıklıkla karşılaşılır. Yargıtay’ın kökleşmiş içtihatlarına göre; sağ kalan eşin ölmeden önce intifa hakkını seçtiğine dair dosyada resmi bir belge veya bilgi bulunmadığı takdirde, eşin yasal olarak mülkiyet hakkını (1/4 oranını) tercih ettiği kabul edilir. Bu varsayım, mülkiyet hakkının asıl, intifa hakkının ise istisnai bir sınırlı ayni hak olmasından kaynaklanır. Dolayısıyla, belirsizlik durumunda sağ kalan eşe 1/4 oranında mülkiyet payı verilmelidir.
SONRADAN ÖLEN SAĞ EŞİN MİRASÇILARI
Miras bırakanın ölüm tarihinde sağ olan eş, mirasçılık sıfatını ve 1/4 mülkiyet payı hakkını o an kazanır. Sağ kalan eşin, miras bırakanın vefatından sonra fakat mirasçılık belgesi düzenlenmeden önce ölmesi, onun kazanılmış hakkını ortadan kaldırmaz. Sağ kalan eşin ölümüyle birlikte, onun miras bırakandan kazandığı 1/4 mülkiyet payı doğrudan kendi mirasçılarına geçer. Bu mirasçılar arasında sağ kalan eşin miras bırakanla olan evliliğinden doğan çocuklarının yanı sıra, varsa önceki evliliklerinden olan çocukları da yasal mirasçı olarak yer alır. Sağ kalan eşin miras payının onun haleflerine dağıtılmaması açık bir hak gaspıdır.
MİRASÇILIK BELGESİNİN İPTALİ DAVALARI
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı), mirasçıları ve miras paylarını gösteren, aksi ispat edilene kadar geçerli olan resmi bir belgedir. Uygulamada, özellikle eski tarihli ölümlerde sağ kalan ve sonradan ölen eşin miras payının göz ardı edildiği hatalı veraset ilamları düzenlenebilmektedir. Bu hatalı belgeler tescil işlemlerine dayanak yapılmış olsa dahi, hak sahiplerinin her zaman "mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi" davası açma hakkı vardır. Bu dava zamanaşımına tabi olmayıp, hatalı belgenin iptali ile yasal oranlara uygun yeni bir belgenin düzenlenmesi Sulh Hukuk Mahkemesinden talep edilir.
HAK SAHİPLİĞİNİN HALEFİYETE İNTİKALİ
Miras hukukunda halefiyet (ardıllık) ilkesi gereği, bir kimsenin ölümüyle hak ve borçları bir bütün olarak mirasçılarına geçer. Sağ kalan eşin miras bırakandan elde ettiği 1/4 pay, onun vefatıyla birlikte kendi altsoyuna intikal eder. Mahkemenin mirasçılık belgesinin iptali davasında yapması gereken; öncelikle ilk miras bırakanın ölüm tarihindeki eşinin miras hakkını tespit etmek, ardından bu eşin vefatıyla onun payını kendi mirasçılarına (tüm çocuklarına) dağıtarak nihai mirasçılık tablosunu oluşturmaktır. Yasal düzenlemeleri göz ardı ederek, sonradan ölen eşi tamamen yok sayan yerel mahkeme kararları Yargıtay tarafından bozulmaktadır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Miras bırakanın öldüğü tarihte yürürlükte olan Medeni Kanun hükümleri uygulanır. Eski ölümlerde 743 sayılı, yeni ölümlerde 4721 sayılı kanun geçerlidir.
Çocuklarla birlikte mirasçı olan eş, dilerse mirasın 1/4'ünün mülkiyetini, dilerse yarısının intifa (kullanım) hakkını seçebilirdi.
Eşin intifa hakkını seçtiğine dair kanıt yoksa, 1/4 mülkiyet payını seçtiği kabul edilir ve bu pay onun kendi mirasçılarına devredilir.
Evet, ölüm tarihinde hayatta olduğu için veraset ilamında mutlaka mirasçı olarak gösterilmeli ve payı kendi çocuklarına aktarılmalıdır.
Hayır, mirasçılık belgesinin iptali davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir, her zaman açılabilir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların dilekçe ve hukuki işlemlerde kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynakları üzerinden ayrıca teyit edilmesi gerekmektedir.