avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

SAĞIR VE DİLSİZLİKTE FİİL EHLİYETİ VE FERAGAT

Hukukumuzda "fiil ehliyeti", bir kişinin kendi işlemleriyle hak edinebilme ve borç altına girebilme yeteneğidir. Bu ehliyetin kaybedilmesi veya kısıtlanması, kişinin attığı imzaların ve yaptığı hukuki işlemlerin "geçersiz" (batıl) sayılması gibi çok ağır sonuçlar doğurur. Uygulamada sıkça düşülen en büyük yanılgı, fiziksel engellerin (sağırlık, dilsizlik, körlük) veya okuma yazma bilmemenin (cahilliğin) doğrudan doğruya bir "ehliyetsizlik" (akli meleke eksikliği) nedeni olarak algılanmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) bu makaleye konu olan emsal kararı, fiziksel kısıtlılık ile akli kısıtlılık arasındaki devasa hukuki farkı, özellikle "davadan feragat" gibi tek taraflı irade beyanları üzerinden dogmatik bir şekilde tahlil etmektedir. Karara konu olayda; sağır, dilsiz ve okuma yazma bilmeyen bir vatandaş davadan feragat etmiş, aylar sonra ise (kendi isteği üzerine) TMK m. 408 uyarınca kendisine bir "vasi" atanmıştır. İlgili kişi (veya mirasçıları/vasisi) daha sonra "Bu kişi sağır, dilsiz ve cahildi, üstelik sonradan vasi de atandı, dolayısıyla feragati geçersizdir" iddiasıyla feragatin iptalini istemiştir. Kuruldaki azınlık görüşü, vesayet dosyasının getirtilip "irade bozukluğu var mı" diye bakılmasını (bozma yönünde) savunmuşsa da; HGK Çoğunluğu, kişinin sağır, dilsiz veya okuryazar olmamasının "ehliyetsiz" sayılması için yeterli olmadığını, TMK 408 kapsamındaki vesayet kararının "akıl hastalığına" dayanmadığını ve üstelik feragatten sonra verildiğini vurgulayarak, feragat işleminin hukuken geçerli olduğuna ve iptal edilemeyeceğine hükmetmiştir. Bu makale, fiil ehliyeti ile engellilik durumları arasındaki ilişkiyi akademik bir dille incelemektedir.

Bir sözleşmenin, feragatin veya tapu devrinin geçerli olabilmesi için o işlemi yapan kişinin o anda "ayırt etme gücüne" (temyiz kudretine) sahip olması gerekir. Türk Medeni Kanunu'na göre ayırt etme gücünü ortadan kaldıran haller; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ve benzeri durumlardır. Hukuk sistemi, "bedensel engelleri" (sağır veya dilsiz olmayı) bir akıl zayıflığı olarak görmez. Bedensel engelli biri, işaret diliyle, noter vasıtasıyla veya iki tanık huzurunda pekala iradesini sağlıklı bir şekilde ortaya koyabilir. Aynı şekilde "okuma yazma bilmemek" de beynin sağlıklı çalışmasına engel bir durum değildir. Bir kişinin sırf bu özelliklere sahip olması sebebiyle yaptığı devirlerin veya feragatlerin sonradan kolayca iptal edilebilmesi, hukuk güvenliğini ve "ahde vefa" ilkesini yerle bir eder.

FİİL EHLİYETİ VE KISITLAMA KAVRAMLARI

Fiil ehliyetine sahip olmanın üç temel şartı vardır: Ergin olmak (18 yaşını doldurmak), ayırt etme gücüne sahip olmak ve kısıtlı olmamak. Bu üç şarta sahip olan herkesin attığı imza hukuken sonuç doğurur.

Kısıtlanma, mahkeme kararıyla bu ehliyetin daraltılmasıdır. Kısıtlama nedenleri ya kişinin kendi iradesi dışında gelişen zorunlu sebeplerdir (akıl hastalığı, 1 yıldan uzun hapis cezası) ya da kişinin kendi talebiyle oluşan sebeplerdir.

SAĞIR VE DİLSİZLİĞİN HUKUKİ ETKİSİ

HGK kararının en can alıcı cümlesi şudur: "...kişinin sağır ve dilsiz olması ya da okuma yazma bilmemesi nedeniyle ehliyetsiz sayılamayacağı, dolayısıyla yaptığı işlemlerin hukuken geçersiz olduğu sonucuna gidilemeyeceği..."

Sağır ve dilsizler için Borçlar Hukuku ve Noterlik Kanununda sadece şekil (usul) kuralları vardır. İşlemi anladıklarından emin olmak için "iki tanık" veya "yeminli tercüman" bulundurulması istenir. Ancak eğer kişi, işlemin sonuçlarını algılayabilecek zihinsel kapasiteye sahipse (akıl hastalığı yoksa), şekil şartlarına uyularak yaptığı feragat (veya devir) sapasağlamdır, iptal edilemez.

AKIL HASTALIĞI İLE FİZİKSEL ENGEL AYRIMI

Eğer bir kişi hem sağır-dilsiz hem de zihinsel engelliyse (zeka geriliği varsa), o işlemi iptal ettiren şey onun sağırlığı değil, "zihinsel engeli (akıl zayıflığı)" olur. TMK m. 405 (Akıl hastalığı/zayıflığı) kapsamında alınmış bir rapor varsa işlem geriye dönük iptal edilebilir.

Ancak salt sağırlık ve dilsizlik, zekanın (idrakin) kapalı olduğu anlamına gelmez. Hukuk, fiziksel engelli bireyleri "aciz" veya "ehliyetsiz" kategorisine sokmayı reddeder; bu durum modern insan hakları yaklaşımının da bir gereğidir.

TMK MADDE DÖRT YÜZ SEKİZ KAPSAMI

Emsal kararda, davacıya sonradan bir "vasi" tayin edildiği belirtilmektedir. Ancak Yargıtay dosyadaki çok kritik bir detayı yakalamıştır: "...vesayet kararının TMK'nın 408. maddesi uyarınca ve feragat tarihinden sonra verildiği..."

TMK m. 408 şöyledir: "Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir." Buna "İsteğe Bağlı Kısıtlama" denir. Yani kişi deli (akıl hastası) olduğu için değil; "Ben yaşlandım, gözüm görmüyor, banka işlerine gidemiyorum, bana oğlumu vasi atayın" dediği için kısıtlanır.

FERAGAT İŞLEMİNİN HUKUKİ GEÇERLİLİĞİ

İsteğe bağlı kısıtlamada (TMK 408), kişinin akli melekeleri yerindedir. Kendi iradesiyle gidip vasi istemiştir. Dolayısıyla, HGK kararında vurgulandığı üzere, "kısıtlanma sebebinin akıl rahatsızlığı veya akıl hastalığına dayalı olmadığı" açıktır.

Madem kişide akıl hastalığı yoktur, o halde vesayet kararından (kısıtlanmadan) "önce" yaptığı feragat işlemi, tam ehliyetli (aklı başında) bir insanın yaptığı işlem gibi hukuken %100 geçerlidir.

KISITLAMA KARARININ GEÇMİŞE ETKİSİ

Eğer kısıtlama kararı TMK 405'e (Akıl Hastalığına) dayansaydı ve Adli Tıp "Bu adam 5 yıldır akıl hastası" deseydi, vesayet kararı yeni bile alınmış olsa, o adamın son 5 yılda yaptığı her işlem (feragat dahil) geriye dönük olarak iptal edilirdi.

Ancak TMK 408'e (İsteğe bağlı yaşlılık/sakatlık) dayalı kısıtlama kararları "geriye yürümez". Karar verildiği andan (ilan edildiği andan) itibaren sonuç doğurur. Emsal olayda kişi feragati yaptıktan "sonra" kısıtlandığı için, feragat anında ehliyetli sayılmıştır.

HUKUK GENEL KURULUNUN ÇOĞUNLUK GÖRÜŞÜ

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında bazı üyeler (azınlık); "Madem vasi atanmış, dosyayı isteyelim, belki feragat sırasında da irade bozukluğu vardır, mahkeme biraz daha araştırsın" görüşünü savunmuşlardır.

Ancak Çoğunluk Görüşü bu esnek ve şüpheci yaklaşımı reddetmiştir. Çoğunluğa göre; TMK 408 ile kısıtlanan, sağır ve dilsiz olan birinin, feragat sırasında aklının başında olmadığına dair bir karine yoktur. Hukuki işlemlerin güvenliği esastır. Bu nedenle mahkemenin işlemi geçerli sayan (feragati iptal etmeyen) kararı HGK çoğunluğu tarafından hukuka uygun bulunmuştur.

Sonuç olarak; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) bu en üst düzey emsal içtihadı, fiil ehliyeti ile bedensel engellilik kavramlarının birbirine karıştırılamayacağını tescil eden bir insan hakları ve medeni hukuk zaferidir. Bir kişinin sağır, dilsiz veya okuma yazma bilmiyor olması, onun "ayırt etme gücünden yoksun (ehliyetsiz)" olduğu anlamına gelmez ve attığı imzaları/feragatleri geçersiz kılmaz. Bu kişinin ilerleyen süreçte kendi isteğiyle (yaşlılık, tecrübesizlik veya fiziksel engeli gerekçesiyle - TMK 408) kendisine vasi tayin ettirmesi (kısıtlanması), geçmişe etkili bir ehliyetsizlik durumu yaratmaz. Akıl hastalığına (TMK 405) dayanmayan bu tür kısıtlama kararları, feragat tarihinden sonra alındığı için feragatin geçerliliğini etkilemez. Hukuki işlemlerde istikrarı korumayı hedefleyen Kurul çoğunluğu, fiziksel engelleri "irade sakatlığı" (hata, hile, ikrah) ile eşdeğer tutan anlayışı reddederek, sağır ve dilsiz bireylerin geçerli irade açıklamalarının (şekil şartlarına uyulduğu sürece) bağlayıcı olduğunu kesin karara bağlamıştır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Dedem okuma yazma bilmiyordu, parmak basarak tarlasını satmış. Sadece okuma yazma bilmediği için bu satışı iptal ettirebilir miyim?

Hayır, ettiremezsiniz. Yargıtay HGK kararına göre salt okuma yazma bilmemek ehliyetsizlik (akıl zayıflığı) sebebi değildir. İşlem usulüne (şahit bulundurulması vb.) uygun yapıldıysa ve dedenizin aklı başındaysa satış geçerlidir.

2. Sağır ve dilsiz biri bana borç senedi (veya feragatname) imzaladı. İleride "ben engelliyim, anlamadım" diyerek iptal ettirebilir mi?

Akıl sağlığı yerindeyse salt sağır ve dilsiz olması işlemi iptal ettirmez. Ancak noterde veya mahkemede bu kişilerin işlemlerinde "yeminli tercüman/işaret dili uzmanı" ve "iki tanık" bulundurulması zorunludur. Usule uyulduysa işlem kesindir.

3. Babama mahkemece "Vasi" atandı. Vasi atanmadan 3 ay önce sattığı evi geri alabilir miyiz?

Bu durum vesayet kararının sebebine bağlıdır. Eğer TMK 405 (Akıl hastalığı/Demans/Alzheimer) sebebiyle kısıtlandıysa ve rapor "3 ay önce de hastaydı" diyorsa satışı iptal ettirebilirsiniz. Ancak emsal karardaki gibi TMK 408 (Kendi isteğiyle/yaşlılıktan) kısıtlandıysa satış iptal edilemez.

4. Kendi rızasıyla vasi isteyen (TMK 408) kişi, daha sonra işlemlerini yine kendisi yapabilir mi?

Hayır. TMK 408 uyarınca vasi atandıktan (kısıtlandıktan) sonra, kişi artık tek başına resmi işlem (alım, satım, dava açma) yapamaz. İşlemler artık vasi tarafından (gerekirse mahkeme izniyle) yürütülür. (Ancak kısıtlanmadan "önceki" işlemleri geçerlidir).

5. Hukuk Genel Kurulu (HGK) kararı ne anlama gelir, diğer mahkemeleri bağlar mı?

Hukuk Genel Kurulu, Yargıtay'ın en üst organıdır. Daireler arası içtihat uyuşmazlıklarını çözer veya direnme kararlarını inceler. HGK kararları diğer tüm yerel mahkemeler ve Yargıtay daireleri için son derece güçlü bir emsal ve yol göstericidir.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU İÇTİHAT METNİ
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/284 E., 2022/1371 K. 36. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında kişinin sağır ve dilsiz olması ya da okuma yazma bilmemesi nedeniyle ehliyetsiz sayılamayacağı, dolayısıyla yaptığı işlemlerin hukuken geçersiz olduğu sonucuna gidilemeyeceği, davacıya vasi tayin edilmiş ise de vesayet kararının TMK'nın 408. maddesi uyarınca ve feragat tarihinden sonra verildiği, TMK'nın 408. maddesi ile düzenleme altına alınan kısıtlanma sebebinin akıl rahatsızlığı veya akıl hastalığına dayalı olmadığı da gözetilerek bozma ilamında belirtildiği gibi vesayet dosyası getirtilerek feragatin iptalini gerektirir bir irade bozukluğunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği, hål böyle olunca mahkemece verilen direnme kararının gerekçesi genişletilmek suretiyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.