SENDİKAL FAALİYET VE DİSİPLİN CEZASI ENGELİ
Demokratik bir hukuk devletinde, örgütlenme ve sendika hakkı, çalışanların ekonomik, sosyal ve mesleki haklarını korumasının en temel ve anayasal güvencesidir. Anayasa'nın 51. maddesi ile güvence altına alınan sendika kurma ve sendikal faaliyette bulunma hakkı, uluslararası hukukta da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 11. maddesi kapsamında örgütlenme özgürlüğü başlığı altında mutlak korumaya tabi tutulmuştur. Kamu görevlilerinin (devlet memurlarının) bağlı bulundukları sendikaların yetkili kurullarınca alınan kararlar doğrultusunda, hak arama veya protesto amacıyla gerçekleştirdikleri "iş bırakma" veya "göreve gelmeme" eylemleri, kamuda sıklıkla disiplin soruşturmalarına konu olmaktadır. Kamu idareleri, bu tür sendikal eylemlere katılan memurları, tamamen düz bir mantıkla ele alarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-(b) maddesinde düzenlenen "özürsüz ve kesintisiz olarak 1 veya 2 gün göreve gelmemek" fiili kapsamına sokmakta ve memurlara aylıktan kesme veya maaş kesintisi gibi ağır disiplin cezaları vermektedir. İdare mahkemeleri de bu cezaları sıklıkla kamu hizmetinin aksadığı gerekçesiyle hukuka uygun bulmaktadır. Danıştay 12. Dairesi'nin sendikal özgürlükleri ve örgütlenme hakkını koruyan anıtsal nitelikteki bu tarihi emsal kararı; sendikanın aldığı karar uyarınca sendikal eyleme destek olmak amacıyla gerçekleşen göreve gelmeme eyleminin doğrudan "sendikal faaliyet" (trade union activity) kapsamında bir hak olduğunu, bu eylemin asla disiplin suçu oluşturan "özürsüz göreve gelmeme" fiili olarak nitelendirilemeyeceğini tescil etmiş, memura verilen disiplin cezasını ve buna karşı açılan davanın reddine dair yerel idare mahkemesi kararını hukuka aykırı bularak kesin olarak bozmuştur.
Uygulamada kamu idareleri, memurların demokratik hak aramalarını baskı altına almak ve sendikaların gücünü kırmak amacıyla disiplin cezası tehdidini bir silah olarak kullanmaktadır. Danıştay 12. Dairesi'nin bu kararı, bu idari baskılara karşı çekilmiş mükemmel bir anayasal kalkandır. Sendikal kararlar doğrultusunda iş bırakmak veya göreve gelmemek, memurun keyfi olarak işe kaytarması veya disiplinsizlik yapması değil; anayasal bir hakkın kolektif olarak kullanılmasıdır. Dolayısıyla memurun bu eyleminin "haklı ve yasal bir özre" dayandığı kabul edilmelidir. Bir eylemin aynı anda hem anayasal bir hakkın kullanımı hem de disiplin suçu sayılması hukuken imkansızdır. Aksi durum, hukuk devletinin kendi kendisiyle çelişmesi anlamına gelir. Danıştay, bu içtihadıyla, uluslararası hukukun (özellikle ILO sözleşmeleri ve AİHM kararları) gereklerini iç hukuka tam uyumla yansıtmıştır. Bu karar sayesinde, sendikalarının çağrısı üzerine hak arama eylemlerine katılan öğretmenler, sağlık çalışanları ve diğer tüm memurlar, idarenin keyfi disiplin soruşturmalarından ve haksız ceza tehditlerinden tamamen kurtulmuşlardır. Karar, Türkiye'de sendikal mücadelenin en büyük adli güvencesidir.
ANAYASAL SENDİKA HAKKI VE ÖRGÜTLENME
Anayasa'nın 51. maddesi ve AİHS'nin 11. maddesi uyarınca sendika kurma ve sendikal faaliyetlere katılma hakkı güvence altındadır.
Sendikalar, üyelerinin ortak ekonomik ve sosyal menfaatlerini korumak için toplantı yapma, gösteri yürüyüşü düzenleme ve barışçıl eylemler (iş bırakma vb.) yapma hakkına sahiptir. Kamu görevlilerinin bu faaliyetlere katılması engellenemez.
DISİPLİN SUÇU VE HAKLI ÖZÜR KAVRAMI
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca, özürsüz olarak göreve gelmemek disiplin suçudur.
Ancak memurun göreve gelmemesinin arkasında yasal ve haklı bir neden varsa, bu eylem suç sayılamaz. Sendikal faaliyet kararı doğrultusunda işe gelmemek, anayasal bir hakkın kullanılması olması nedeniyle, hukuken en üst düzey 'haklı özür' kabul edilir.
DANIŞTAY'IN SENDİKAL EYLEM KRİTERİ
Danıştay yerleşik içtihatlarında, sendikal kararla gerçekleştirilen göreve gelmeme eylemini meşru bir hak kullanımı saymaktadır.
Kararda vurgulandığı üzere, memurun üyesi olduğu sendikanın aldığı resmi karar doğrultusunda eyleme katılmış olması şarttır. Bireysel ve sendika kararı olmaksızın yapılan iş bırakmalar ise disiplin cezasına konu edilebilir. Örgütlü katılım meşruiyetin kaynağıdır.
AİHM VE ILO STANDARTLARININ İÇ HUKUKA ETKİSİ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kararları, sendikal hakların sınırlanamayacağını öngörür.
Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler (örneğin 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri), sendika üyelerinin sendikal eylemler nedeniyle cezalandırılmasını açıkça yasaklar. Danıştay, bu kararıyla uluslararası hukukun üstünlüğünü (Anayasa m. 90) tam olarak uygulamıştır.
İDARE MAHKEMESİNİN HUKUKİ YANILGISI
İdare Mahkemesinin memurun hak arama eylemini doğrudan 'özürsüz devamsızlık' sayarak cezayı onaylaması büyük bir hukuki hatadır.
Mahkeme, anayasal hakların disiplin mevzuatından üstün olduğunu ve normlar hiyerarşisini göz ardı etmiştir. Danıştay 12. Dairesi, mahkemenin bu yetersiz ve dar bakış açısını iptal ederek, hakların korunmasında yargının asli vazifesini yerine getirmiştir.
DANIŞTAY 12. DAİRESİ İÇTİHADININ MEMURLAR AÇISINDAN SONUÇLARI
Danıştay'ın bu kararı, Türkiye'de memur sendikacılığının önündeki en büyük idari barikatı yıkan tarihi bir kazanımdır.
Artık hiçbir kamu kurumu, sendikal eyleme katılan memura 'işe gelmedin' diye disiplin cezası veremeyecektir. Verilen cezalar idari yargıda bu emsal karar gösterilerek kesin olarak iptal ettirilecektir. Karar, sendikal hakların sarsılmaz hukuki kalesidir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Müdürlüğün disiplin cezası vermesi Danıştay 12. Dairesi'nin emsal kararına göre açıkça hukuka aykırıdır. Ceza verilmesi durumunda, tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesi'nde dava açarak bu cezayı kesin olarak iptal ettirebilirsiniz.
Evet, iptal edilmeyen disiplin cezaları (örneğin aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması) memuriyet sicilini olumsuz etkiler ve terfi sürenizi uzatır. Bu nedenle, haksız cezaya karşı süresinde iptal davası açıp kararı sildirmek hayati önem taşır.
Evet, alabilir. Eylemin meşru sayılması için, memurun eylem kararını alan sendikanın üyesi olması ve o karara dayanarak göreve gelmemiş olması gerekir. Sendika dışı bireysel iş bırakmalar 'özürsüz göreve gelmeme' disiplin suçu sayılacaktır.
Evet. Çalışılmayan günün ücretinin kesilmesi bir 'disiplin cezası' olmayıp, çalışılmayan sürenin karşılığının ödenmemesi ilkesine (çalışma karşılığı ücret) dayanan mali bir işlemdir. Danıştay, ücret kesintisini yasal bulmakla birlikte, bunun üzerine ek disiplin cezası verilmesini kesin olarak yasaklamıştır.
Savunmanızda; üyesi olduğunuz sendikanın yetkili kurulunca alınmış resmi eylem kararının tarih ve sayısını belirtmeli, göreve gelmeme eyleminizin bu sendikal karar doğrultusunda anayasal sendika hakkının kullanımı niteliğinde olduğunu yazmalı ve Danıştay 12. Dairesi'nin bu emsal kararını eklemelisiniz.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Danıştay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Danıştay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir