GECİKME CEZASI VE KAMU ZARARI
Hukuk devletinin en hassas sütunlarından biri olan kamu mali yönetimi; kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken tam bir sadakat, özen ve dikkat içinde hareket etmelerini zorunlu kılar. Devlet memurları, kendilerine emanet edilen kamu gücünü ve kaynaklarını korumakla yükümlü oldukları gibi, mevzuatla belirlenen idari bildirimleri ve yasal yükümlülükleri de eksiksiz ve süresi içinde yerine getirmekle mükelleftirler. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (DMK) 12. maddesi, memurların kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizlikleri sonucu idareyi (kamuyu) zarara uğratmaları halinde, bu zararın bizzat memur tarafından rayiç bedel üzerinden ödenmesini emreder. Buna ceza hukukunda ve idare hukukunda "Kişisel Mali Sorumluluk ve Rücu Zorunluluğu" (recourse obligation) denir. Ancak uygulamada, belediyeler ve diğer kamu kurumlarında görevli bazı personelin, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereğince Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapması gereken işe giriş bildirimleri, prim bildirgeleri veya alt işveren bildirimlerini ihmal ederek zamanında yapmadığı; bu nedenle kurumlara çok ağır idari para cezaları (administrative fines) kesildiği görülmektedir. İdareler ise bu cezaları bütçeden indirimli olarak sessizce ödemekte, memurun ihmalini örtbas etmekte ve ödenen bu cezaları ilgili memura rücu etmeyerek faturayı millete kesmektedir. Sayıştay 6. Dairesi'nin kamu kaynaklarındaki gevşekliği ve sorumsuzluğu baltalayan bu tarihi emsal kararı; SGK bildirim yükümlülüklerinin zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle belediyeye kesilen idari para cezalarının bütçeden ödenip sorumlu personele rücu edilmemesinin doğrudan "Kamu Zararı" (public loss) oluşturduğunu karara bağlamıştır.
Uygulamada, "Memura Rücu Sorumluluğu" (the state's recourse to civil servants), kamu yönetiminde en az işletilen ama hukuken en hayati mekanizmalardan biridir. Sayıştay 6. Dairesi bu kararında memur hukukunun bu unutulmuş kuralını en sert şekilde hatırlatmıştır. 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi uyarınca kamu zararının memura ödetilmesi anayasal bir emirdir. Eğer bir belediye, memurunun zamanında evrak vermemesi gibi basit ve kusurlu bir ihmali yüzünden SGK'ya ceza ödemek zorunda kalmışsa, bu ceza belediyenin ortak bütçesinden karşılanamaz. Çünkü bu gider, belediyenin halka hizmet için ayırdığı bütçeden çalınmıştır. Belediye bu cezayı bütçeden indirimden yararlanarak ödeyebilir; ancak ödediği her bir kuruşu, o işi yapmayan memurun maaşından keserek veya doğrudan tahsil ederek rücu etmek zorundadır. Aksi takdirde, rücu işlemini başlatmayan belediye başkanı, harcama yetkilileri ve muhasebe yetkilileri de bu kamu zararından memurla birlikte müştereken ve müteselsilen şahsi mal varlıklarıyla sorumlu tutulur. Bu karar, kamu bürokrasisindeki "Nasıl olsa devlet ödüyor, ceza bütçeden çıkar" şeklindeki vurdumduymaz ve sorumsuz memur zihniyetine indirilmiş en büyük yasal darbedir. Karar, tüyü bitmemiş yetimin hakkını memurun ihmaline yedirmeyen anayasal adalettir.
MEMURUN KİŞİSEL SORUMLULUĞU VE RÜCU
Devlet memurları, görevlerini yaparken devlete verdikleri zararları şahsen tazmin etmekle yükümlüdürler.
DMK m. 12 uyarınca, memurun kasıtlı veya kusurlu ihmaliyle idareye verilen zararlar memurun rayiç bedeliyle ödetilir. Bu durum, kamu hizmetinin ciddiyeti ve kamu görevlilerinin sorumluluk bilinci açısından en temel yasal güvencedir.
SGK BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE CEZASI
5510 sayılı Kanun kapsamında, işveren sıfatıyla kamu kurumlarının da SGK'ya çok sıkı bildirim yükümlülükleri vardır.
Özellikle m. 85 (asgari işçilik) ve m. 90 (ihale konusu işler) uyarınca yapılması gereken bildirimlerin gecikmesi halinde kanunun 102. maddesi gereğince çok ağır idari para cezaları uygulanır. Bu cezaların temel nedeni memurun yasal süreleri kaçırmasıdır.
İDARİ PARA CEZALARININ BÜTÇEDEN ÖDENMESİ
Kamu kurumlarına kesilen idari para cezaları ilk aşamada bütçeden ödense de nihai olarak orada kalamaz.
Kurum, cezanın kesinleşmesi üzerine gecikme faizini önlemek için tebliğden itibaren 15 gün içinde %25 indirimli olarak bütçeden ödeme yapabilir. Ancak bu yasal ödeme, cezanın memura yansıtılması (rücu edilmesi) zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
KAMU ZARARI VE RÜCU ZORUNLULUĞU
Sayıştay denetimlerinde, memura rücu edilmeyen her idari para cezası doğrudan kamu zararı yazılır.
5018 Sayılı Kanun m. 71 uyarınca, rücu edilmeyen ödemeler kamu bütçesinde haksız bir eksilme yaratır. İdarenin sorumsuz personeli korumak amacıyla rücu davası açmaması veya maaş kesintisi yapmaması, idarecilerin de bu zarara ortak olmasına yol açar.
SAYIŞTAY DENETİMİ VEYA YAPTIRIMLARI
Sayıştay Daireleri, rücu edilmeyen cezaları tespit ettiği an sorumlular hakkında tazmin ilamı çıkartır.
Sayıştay ilamları doğrultusunda, rücu edilmeyen tutarlar belediye başkanı, ilgili müdür ve ödemeyi yapan muhasebe yetkilisinin mal varlıklarına haciz konulması yoluyla dahi tahsil edilebilir. Sayıştay kararları kesindir ve infaz edilir.
SAYIŞTAY BOZMA KARARI VE ANALİZİ
Sayıştay 6. Dairesi'nin bu emsal kararı, kamu yönetiminde liyakat ve sorumluluk ilkelerini güçlendirmiştir.
Karar, memurların bireysel hatalarının ve süre kaçırma ihmallerinin bedelini halkın ödemeyeceğini tescil etmiştir. Belediye bütçesinden ödenen SGK cezalarının memura rücu edilmemesi açık bir kamu zararı kabul edilmiştir. Karar kamu maliyesinin adil terazisidir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet, kesinlikle istenir. Sayıştay 6. Dairesi'nin emsal kararına ve DMK m. 12 hükmüne göre, belediye bu cezayı bütçeden ödedikten sonra size rücu etmek (yani parayı sizden tahsil etmek) zorundadır. Aksi takdirde belediye yöneticileri kamu zararına neden olmaktan yargılanır ve bu para sizden icra yoluyla veya maaşınızdan kesilerek alınır.
Hayır, şart değildir. İdare, memurun kusurlu eylemi neticesinde ödediği cezayı, DMK m. 12 ve ilgili yönetmelikler uyarınca doğrudan memurun maaşından yasal sınırlar dahilinde (maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde) keserek tahsil edebilir. Memurun buna itirazı varsa idare mahkemesinde dava açabilir.
Hayır, affedemez. Kamu idarecilerinin kamu kaynakları üzerinde böyle bir tasarruf veya bağışlama yetkisi yoktur. Rücu işleminin yapılmaması doğrudan 'Kamu Zararı' (5018 m. 71) doğurur ve Sayıştay denetiminde bu durum tespit edildiğinde, affeden idareci de bu parayı kendi cebinden ödemek zorunda kalır.
Memurun kasıtlı olması şart değildir; 'kusur, ihmal, tedbirsizlik veya dikkatsizlik' durumlarında da rücu zorunludur. Örneğin memurun yasal süreyi unutması, evrakı geç göndermesi veya tebligatı süresinde açmaması gibi tüm hafif kusurlu ihmaller de rücu kapsamındadır.
Devlet memurunun idareye verdiği zararların tazmini talebinde zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu'ndaki genel hükümlere tabidir. İdarenin zararı ve sorumlu memuru öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır. Sayıştay denetimlerinde ise bu süreler Sayıştay sorgusuyla kesilir.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir