DOĞUŞTAN GELEN HASTALIK VE MALULİYET AYLIĞI
Maluliyet aylığı (disability pension), çalışma hayatı sırasında yakalandığı ağır hastalıklar veya maruz kaldığı kazalar neticesinde çalışma gücünün en az %60'ını (veya 2/3'ünü) kaybeden sigortalılara bağlanan, sosyal devlet ilkesinin en insani mali güvencelerinden biridir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), maluliyet aylığı başvurularında son derece katı ve kısıtlayıcı bir idari tutum sergilemektedir. SGK, 5510 sayılı Kanun'un 25. maddesinin son fıkrasında yer alan "Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık veya engeli bulunanlar maluliyet aylığından yararlanamaz" hükmünü adeta bir ret kalkanı olarak kullanmaktadır. Sigortalının ilk işe giriş tarihinden önce, hatta çocukluk döneminden gelen Multipl Skleroz (MS), şizofreni veya doğumsal anomaliler gibi kronik bir hastalığının bulunması durumunda idare, "Senin hastalığın sigortadan önce de vardı" diyerek maluliyet aylığı taleplerini otomatik olarak reddetmektedir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin tıp bilimi ile sosyal güvenlik mevzuatını mükemmel bir şekilde harmanlayan bu tarihi emsal kararı; sigortalı olmadan önce hastalığın mevcudiyetinin tek başına maluliyet aylığına engel olamayacağını, asıl belirleyici kriterin "sigortalılık başlangıç tarihinde bu hastalığın malul sayılacak derecede (%60 oranında) olup olmadığı" olduğunu, başlangıçta hafif seyreden hastalığın sigortalılık süresi içinde ilerleyerek (progressing disease) %60 sınırına ulaşması durumunda maluliyet aylığına hak kazanılacağını tescil ederek SGK'nın ret işlemini hukuka aykırı bulmuş ve yerel mahkemenin ret kararını kesin olarak bozmuştur.
Uygulamada, SGK Yüksek Sağlık Kurulları sadece ilk tanı tarihine bakarak, "Bu kişi sigortalı olmadan 2 ay önce MS tanısı almış, dolayısıyla ilk girişte maluldür" şeklinde yüzeysel raporlar düzenlemektedir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, bu idari ezberi Adli Tıp Kurumu (ATK) Genel Kurulu kararlarıyla bertaraf etmiştir. Kronik ve ilerleyici nitelikteki MS hastası olan davacı, sigorta giriş tarihinden önce bu hastalığa duçar olmuştur ancak sigortaya başladığı gün bu hastalık henüz onun çalışma gücünün %60'ını kaybettirecek (maluliyet oluşturacak) düzeyde ağırlaşmamıştır. Hastalık, yıllarca süren çalışma hayatı ve prim ödeme süreci içinde ilerlemiş, zamanla organları ve vücut fonksiyonlarını tahrip ederek %60 sınırını aşmıştır. Yasa koyucunun amacı, işe ilk girdiğinde zaten çalışamayacak düzeyde malul olanların sistemi suistimal etmesini önlemektir; yoksa kronik hastalığı olan ama çalışabilecek durumdayken sisteme giren ve sonradan durumu ağırlaşan dürüst sigortalıları cezalandırmak değildir. Bu karar, doğuştan gelen veya gençlik döneminde teşhis edilen kronik hastalıklara sahip milyonlarca sigortalının emeklilik hakkını güvence altına alan, SGK'nın katı bürokratik engellerine karşı yargının çektiği en insani ve bilimsel adalet kalkanıdır. Karar, maluliyet hukukunda zaman algısının en doğru analizidir.
MALULİYET AYLIĞININ KOŞULLARI VE YASAL ZEMİN
5510 sayılı Kanun m. 25 uyarınca, malul sayılabilmek için çalışma gücünün en az %60'ının kaybedilmesi şarttır.
Bununla birlikte sigortalının en az 10 yıldan beri sigortalı olması, toplam 1800 gün malullük priminin yatırılmış olması ve başka birinin bakımına muhtaç derecede malul ise sigortalılık süresine bakılmaksızın 1800 gün priminin bulunması yasal koşuldur.
İLK İŞE GİRİŞTE MALUL SAYILMA ENGELİ
Yasadaki en büyük engel, ilk defa çalışmaya başlanılan tarihte zaten maluliyet derecesinde (%60) hasta veya engelli olunmasıdır.
Eğer kişi ilk sigortalı olduğu gün zaten %60 engelli ise bu kişiye maluliyet aylığı bağlanmaz. Bu durumdaki kişiler ancak yaşlılık aylığı kapsamında (engelli vergi indirimi veya erken emeklilik) daha hafif şartlarla emekli edilebilirler.
İLERLEYİCİ KRONİK HASTALIKLARIN DURUMU
MS (Multipl Skleroz), kanser, böbrek yetmezliği, şizofreni gibi hastalıklar zaman içinde ilerleyen (progresif) karakterdedir.
Bu hastalıklara sahip kişiler, ilk sigortalı olduklarında hafif semptomlara sahiptir ve çalışma güçlerinin kaybı henüz %60'ın altındadır (örneğin %20-%30). Sigortalılık başlangıcında malul sayılmayan bu kişilerin, yıllar içinde durumlarının ağırlaşarak %60'a ulaşması maluliyet aylığına yasal hak kazandırır.
ADLİ TIP RAPORLARININ HUKUKİ ETKİSİ
Maluliyet uyarınca açılan davalarda SGK Yüksek Sağlık Kurulu raporu bağlayıcı olmayıp, nihai karar Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarına dayanır.
Hâkim, SGK'nın ret kararına karşı açılan davada, dosyayı ATK 3. İhtisas Kurulu veya ATK Genel Kurulu'na sevk ederek; 1. Hastalığın ilk başlangıç tarihini, 2. İlk sigorta giriş tarihindeki iş gücü kayıp oranını, 3. Güncel iş gücü kayıp oranını bilimsel olarak saptamakla yükümlüdür.
SGK RED KARARINA KARŞI YARGISAL SÜREÇ
SGK'nın maluliyet aylığı talebini reddetmesi üzerine sigortalının doğrudan İş Mahkemesinde dava açma hakkı doğar.
Bu davalar 'Maluliyet Aylığının Bağlanması ve Kurum İşleminin İptali' davası olarak adlandırılır. Mahkeme, ATK'dan gelen olumlu rapor doğrultusunda davayı kabul ederek, sigortalının başvuru tarihini takip eden ay başından itibaren birikmiş tüm maluliyet maaşlarının yasal faiziyle ödenmesine hükmeder.
YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ İÇTİHADININ ETKİSİ
Yargıtay'ın bu kararı, kronik hastaların ve engellilerin sosyal güvenlik haklarını koruyan çığır açıcı bir içtihattır.
Bu karar olmasaydı, SGK geçmişte tanı almış herkesin maluliyet talebini reddetmeye devam edecekti. Kararla, ilk girişteki 'malullük derecesi' fiilen araştırılmak zorunda kalınmış ve binlerce hastanın mağduriyeti önlenmiştir. Karar, hastaların adli sığınağıdır.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
SGK'nın ret kararı Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin emsal kararına göre açıkça hukuka aykırıdır. İş Mahkemesi'nde dava açmalısınız. Mahkemenin sevk edeceği Adli Tıp Kurumu, ilk sigorta girişinizde hastalığınızın %60 oranında olmadığını (çalışabilir durumda olduğunuzu) saptarsa, davanız kabul edilir ve maluliyet aylığınız bağlanır.
Devlet veya üniversite hastanelerinden alacağınız engelli sağlık kurulu raporları başvuru için gereklidir ancak SGK aylık bağlamak için kendi sağlık kurulunun (veya Yüksek Sağlık Kurulu'nun) onayını şart koşar. Kurum reddederse, mahkemeden alınacak Adli Tıp Kurumu raporu kesin ve bağlayıcı olur.
Evet, olabilirsiniz. İlk işe girdiğiniz tarihte engel oranınız %60'ın altında olduğu için 'ilk girişte malul' sayılmazsınız. Çalışma hayatınız süresince engel oranınızın %60'ın üzerine çıkması durumunda, diğer prim ve yıl şartlarını da taşıyorsanız malulen emeklilik hakkınız doğar.
Evet. Mahkeme davayı kabul ettiğinde, maluliyet aylığının SGK'ya ilk başvurduğunuz tarihi takip eden ay başından itibaren bağlanmasına karar verir. Dava süresince (örneğin 2 yıl) ödenmeyen tüm maaşlarınız toplu olarak ve yasal faiziyle birlikte size ödenir.
Evet. İş Mahkemesi dosyanızı Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'na gönderir. ATK sizi resmi bir yazı ile muayeneye çağırır. Kuruldaki uzman hekimler sizi fiilen muayene eder ve geçmişteki tüm tedavi/hastane epikriz raporlarınızı inceleyerek iş gücü kaybı oranınızı ve bu oranın hangi tarihte %60'a ulaştığını belirleyen kesin raporu hazırlar.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir