avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

SOSYAL MEDYA FOTOĞRAFLARI VE KİŞİSEL VERİ

Bilişim teknolojilerinin ve sosyal medya platformlarının (Facebook, Instagram, X vb.) günlük hayatın ayrılmaz birer parçası haline gelmesi, ceza hukuku dogmatiğinde yeni ve karmaşık tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Özellikle kullanıcıların kendi profillerinde paylaştıkları kişisel bilgilerin, fotoğrafların ve videoların, üçüncü kişiler tarafından rıza dışı alınıp başka mecralarda yayımlanmasının hukuki niteliği uzun süre tartışmalı kalmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin incelememize konu emsal kararı, bu alandaki en önemli ayrımlardan birini kusursuz bir hukuki netlikle ortaya koymaktadır. Kararın odak noktasında; bir kişinin sosyal medyada herkese açık olarak paylaştığı fotoğrafların izinsiz olarak başka bir hesapta paylaşılması eyleminin, TCK m. 134'te düzenlenen "Özel Hayatın Gizliliğini İhlal" suçunu mu, yoksa TCK m. 136'da düzenlenen "Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme" suçunu mu oluşturacağı sorusu yatmaktadır. Yargıtay, aleniyet (herkese açık olma) kavramı ile kişisel veri koruması arasındaki hassas çizgiyi çizerek bilişim hukukuna yön vermiştir.

Uygulamada sanıklar, sosyal medyadan aldıkları fotoğrafları izinsiz paylaştıklarında "Zaten kendisi herkese açık paylaşmıştı, gizli saklı bir şey değildi, dolayısıyla suç işlemedim" şeklinde tipik bir savunma yapmaktadırlar. Yerel mahkemeler de bazen bu yanılgıya düşerek, fotoğrafların herkesten gizlenen özel yaşam alanına girmemesi gerekçesiyle beraat hükümleri kurabilmektedir. Oysa bir verinin kişi tarafından "alenileştirilmiş" olması, o verinin artık sahipsiz kaldığı veya herkes tarafından keyfi olarak alınıp hukuka aykırı amaçlarla yayımlanabileceği anlamına gelmez. Kişisel verilerin korunması hakkı, Anayasa'nın 20. maddesiyle güvence altına alınmış temel bir insan hakkıdır ve aleniyet kazanmış verileri de koruma şemsiyesi altında tutmaya devam eder. Yargıtay'ın emsal bozma kararı, bu anayasal korumayı ceza normlarıyla tahkim eden ve sosyal medya kullanıcılarının kişisel bütünlüğünü güvenceye alan çok güçlü bir adımdır.

KİŞİSEL VERİ OLARAK FOTOĞRAFIN TANIMI

Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlanmaktadır (6698 sayılı KVKK m.3). Kişinin adı, adresi, telefon numarası gibi yazılı bilgilerin yanı sıra, fiziksel özelliklerini, yüz hatlarını ve dış görünüşünü ortaya koyan "fotoğraflar" ve "videolar" da şüpheye yer bırakmayacak derecede kişisel veri niteliğindedir. Bir kişinin fotoğrafı, o kişinin kimliğini doğrudan belirlenebilir kılan en temel biyometrik ve görsel veridir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 135 ve m. 136 hükümleri, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesini, verilmesini, ele geçirilmesini veya yayılmasını yaptırıma bağlar. TCK 136. maddede düzenlenen "Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme" suçu, başkasına ait kişisel verileri kanuna aykırı bir yöntemle yayan veya ele geçiren kişilerin cezalandırılmasını öngörür. Bir kişinin fotoğrafını rızası olmaksızın kendi sosyal medya hesabınızda paylaşmak, o veriyi hukuka aykırı olarak yaymak (ifşa etmek) anlamına gelir ve doğrudan bu suç tipinin maddi unsurunu oluşturur.

SOSYAL MEDYADA ALENİLEŞME VE SINIRLARI

Sosyal medya platformlarında hesap açan ve paylaşımlarını "herkese açık" (public) olarak ayarlayan kullanıcıların bu eylemleri, hukuk dilinde "verilerin alenileştirilmesi" olarak adlandırılır. Bir verinin alenileşmesi, o veriye herkesin kolayca erişebileceği anlamına gelir. Ancak alenileşmenin hukuki sonuçları, verinin tamamen korumasız kaldığı şeklinde yorumlanamaz. 6698 sayılı KVKK ve Yargıtay içtihatları uyarınca, alenileştirilen bir kişisel veri, ancak "alenileştirilme amacına uygun olarak" kullanılabilir.

Örneğin, bir kişinin mesleki ağ kurmak amacıyla LinkedIn'de paylaştığı fotoğrafı, onun profesyonel kimliği çerçevesinde görüntülenebilir. Ancak bu fotoğrafı alıp, kişinin rızası dışında başka bir platformda (örneğin Facebook'ta) hakaret, alay veya bambaşka bir kişisel amaçla paylaşmak, alenileştirme amacının tamamen dışına çıkılması demektir. Bir verinin herkese açık olması, o veriyi alan üçüncü kişilere "hukuka uygunluk nedeni" (kullanma yetkisi) vermez. Yargıtay kararında sanığın "fotoğrafların facebook sayfasında herkese açık olması nedeniyle oradan alıp paylaştığı" yönündeki savunması, hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmemiş ve suç kastını ortadan kaldırmadığı vurgulanmıştır.

ÖZEL HAYAT VE KİŞİSEL VERİ AYRIMI

Ceza hukukunda TCK m. 134'te düzenlenen "Özel Hayatın Gizliliğini İhlal" suçu ile TCK m. 136'da düzenlenen "Kişisel Verileri Ele Geçirme" suçu arasında çok ince ve hassas bir ilişki mevcuttur. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşabilmesi için, ifşa edilen görüntünün veya bilginin, kişinin "başkalarının bilmesini ve görmesini istemediği, gizli tuttuğu" özel yaşam alanına (mahrem alanına) ilişkin olması gerekir. Örneğin, kişinin yatak odasındaki bir görüntüsü veya gizlice çekilmiş bir fotoğrafı özel hayat kapsamındadır.

Buna karşılık, bir kişinin sosyal medya hesabında kendi iradesiyle herkesin görebileceği şekilde paylaştığı günlük fotoğraflar (örneğin bir kafede arkadaşlarıyla çektirdiği veya gezi esnasında çekilen fotoğraflar), artık "herkesten gizlenen gizli yaşam alanı" sınırları içinde kabul edilemez. Dolayısıyla, bu tür fotoğrafların rıza dışı paylaşılması TCK 134 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaz. Ancak, bu fotoğraflar gizli olmasalar bile halen o kişinin kimliğini belirten birer "kişisel veri"dir. Bu nedenle, eylem özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmasa da, TCK 136 kapsamında kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu tartışmasız bir biçimde oluşturur. Yargıtay'ın emsal bozma kararındaki en hayati ayrım tam olarak budur.

TCK YÜZ OTUZ ALTI MADDESİ UYGULAMASI

Emsal karara konu vakada, yerel mahkeme sanık hakkında "...katılanların herkesin görebileceği şekilde yaptıkları paylaşım sonucu elde edilen fotoğraflarının özel sınırları içerisinde olmadığı, herkesten gizlenen bir durum olmadığından suçun unsurlarının oluşmadığı..." gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Yerel mahkeme, eylemi sadece özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) boyutuyla değerlendirmiş ve fotoğrafların gizli olmamasından yola çıkarak sanığı suçsuz bulmuştur.

Yargıtay ise bu gerekçeyi son derece yetersiz ve kanuna aykırı bulmuştur. Bozma ilamında belirtildiği üzere, fotoğraflar özel hayata ilişkin olmasa dahi, "kişisel veri" niteliğindedir. Hukuka uygunluk nedeni bulunmaksızın bu verilerin rıza dışı yayımlanması TCK 136/1. maddesindeki suçu oluşturur. Dolayısıyla yerel mahkemenin, kişisel verileri ele geçirme ve yayma suçu yönünden hiçbir hukuki açıklama içermeyen yetersiz beraat kararı, kanunun yanlış uygulanması niteliğindedir ve bozulması şarttır. Sanığın eylemi TCK 136/1 uyarınca cezalandırılmalıdır.

EK SAVUNMA HAKKI VE HUKUKİ SÜREÇ

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 226. maddesinde düzenlenen "Ek Savunma Hakkı", sanığın iddianamede gösterilen suçtan başka bir suçla cezalandırılabilmesi veya suçun hukuki niteliğinin (vasfının) değişmesi durumunda, savunma hakkının kısıtlanmasını önlemek amacıyla getirilen çok önemli bir usul kuralıdır. Sanığa, değişen suç vasfına göre yeni bir savunma yapma imkanı tanınmadan doğrudan mahkumiyet hükmü kurulamaz.

Somut olayda, iddianamede sanığın eylemi tarif edilmiş ve yargılama sürecinde mahkemece sanığa CMK 226 uyarınca TCK 136/1. maddesinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmıştır. Yargıtay, usulüne uygun şekilde ek savunması alınan sanığın, artık suç vasfındaki değişiklik netleştiği için doğrudan kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkum edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu yaklaşım, usul hukukunun güvenceleri ile maddi ceza hukukunun yaptırım gücü arasındaki mükemmel uyumu sergilemektedir.

YARGITAY KARARININ BİLİŞİM HUKUKUNA ETKİLERİ

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin bu tarihi kararı, sosyal medya çağında kişisel hakların korunması açısından bir dönüm noktasıdır. Karar, internet ortamındaki paylaşımların sahipsiz veya kuralsız birer nesne olmadığını, sanal dünyadaki her türlü görsel verinin halen sıkı bir hukuki koruma altında bulunduğunu ilan etmiştir. "Herkse açık paylaşılan fotoğrafı almak suç değildir" şeklindeki yaygın toplumsal algı, bu kararla hukuken tamamen çürütülmüştür.

Bilişim ve ceza hukuku uygulayıcıları için bu karar; sosyal medyadan izinsiz fotoğraf alma vakalarında suç vasfının doğru tayin edilmesi (TCK 134 yerine TCK 136'nın uygulanması) ve alenileşme savunmalarının hukuka uygunluk nedeni sayılamayacağı hususlarında kesin bir kılavuzdur. Kişisel verilerin korunması Anayasal bir hak olup, sanal veya fiziksel her ortamda bireyin rızası ve iradesi hilafına çiğnenemez. Adalet, teknolojinin sunduğu kolaylıkların kişisel hakları ezmesine izin vermeyecek bir kararlılıkla uygulanmaya devam edecektir.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Arkadaşımın veya bir başkasının Facebook'ta herkese açık paylaştığı fotoğrafını alıp kendi sayfamda paylaşmam suç mudur?

Evet, suçtur. Yargıtay emsal kararına göre, fotoğrafın herkese açık olması onun kişisel veri niteliğini ortadan kaldırmaz. Kişinin rızası olmaksızın fotoğrafını kendi hesabınızda paylaşmak, TCK m. 136 kapsamında "Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Yayma" suçunu oluşturur.

2. Bir fotoğrafın "herkese açık" olması, onu izinsiz kullanabileceğim anlamına gelir mi?

Hayır, gelmez. Hukukta bir verinin alenileştirilmiş (herkese açık) olması, o verinin ancak alenileştirilme amacına uygun olarak kullanılabileceğini öngörür. Fotoğrafı sahibinin rızası dışında başka bir hesaba veya platforma taşımak alenileştirme amacını aşar ve hukuka aykırılık teşkil eder.

3. Sosyal medyadaki fotoğrafı izinsiz paylaşmak "Özel Hayatın Gizliliğini İhlal" suçu mudur?

Hayır. Kişinin kendi rızasıyla herkesin görebileceği şekilde paylaştığı fotoğraflar artık "gizli tutulan özel yaşam alanı" kapsamında sayılmadığından TCK 134 (Özel hayatın gizliliğini ihlal) suçu oluşmaz. Ancak bu fotoğraflar kişisel veri olduğundan eylem TCK 136 (Kişisel verileri ele geçirme/yayma) suçu kapsamına girer.

4. Mahkeme, iddianamede yazan suç maddesinden farklı bir maddeden bana ceza verebilir mi?

Evet, verebilir. Suçun hukuki niteliğinin değişmesi durumunda, mahkeme CMK m. 226 uyarınca sanığa "Ek Savunma Hakkı" tanıyarak, iddianamede yazan suçtan (örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal) değil, gerçekte işlenen suçtan (örneğin kişisel verileri yayma) mahkumiyet kararı verebilir.

5. Başkasına ait fotoğrafları internette izinsiz paylaşmanın cezası nedir?

TCK m. 136/1 uyarınca, kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Eylemin internet ve sosyal medya aracılığıyla işlenmesi suçun tespiti ve delillendirilmesini de kolaylaştırmaktadır.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/10561 E.. 2022/2028 Κ. "Sanığın, "...Ben müştekilere ait fotoğraflarını facebook sayfalarının herkese açık olması nedeniyle oradan alarak paylaşıp yorum yazdım... Ben paylaşılan fotoğrafların paylaşımından yaklaşık bir hafta sonra görüp paylaştım, o dönem eski eşimle evliydik fakat birlikte yaşamıyorduk." biçimindeki savunması, dosyada mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde; sanığa ait facebook hesabında sanık tarafından mağdur ...'in rızası olmaksızın yayımlanan fotoğrafların, mağdurun başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel hayatına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceği: ancak, mağdurun özel yaşam alanına ilişkin olmayan kişisel veri niteliğindeki fotoğraflarını, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanığa, iddianamede. eyleminin tarif edildiği nazara alınıp, CMK'nın 226. maddesi uyarınca TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasının. uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı da tanınmış olması karşısında, sanığın, ek savunması alınan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, "...katılanların herkesin görebileceği şekilde yaptıkları paylaşım sonucu elde edilen fotoğraflarının özel sınırları içerinde olmadığı, herkesten gizlenen bir durum olmadığından sanığın bu yöndeki savunmalarına itibar edilerek sanığın üzerine atılı suçta suçun unsurlarının oluşmadığı..." biçimindeki, uyulmasına karar verilen bozma ilamında vurgulanmasına rağmen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçuna ilişkin hiçbir açıklama içermeyen ve eylemin sadece görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirildiği yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde beraat hükmü kurulması, Kanuna aykırı olup,...."