SOSYAL MEDYADA RETWEET VE HAKARET SUÇU
Günümüzde internet ve sosyal medya platformları, bireylerin düşüncelerini, tepkilerini ve haberleri anlık olarak tüm dünyayla paylaştıkları dijital birer kamusal alan haline gelmiştir. Bu dijital mecralar, ifade özgürlüğünün kullanımını benzersiz bir boyuta taşırken, aynı zamanda kişilik haklarına yönelik saldırıların da hızla ve kontrolsüzce yayıldığı bir zemin oluşturmaktadır. Türk Ceza Hukuku sistemi, sanal ortamda işlenen suçları, fiziki dünyada işlenen suçlardan farklı bir kategoriye koymamakta; her iki mecrada gerçekleşen fiilleri temel ceza prensipleri ışığında değerlendirmektedir. Ancak sosyal medyanın kendine has teknik özellikleri, failin kimliğinin tespiti ve suçun işleniş biçimi açısından yeni hukuki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Bu tartışmaların en önemlilerinden biri, kullanıcının bizzat yazmadığı, başkası tarafından oluşturulan hakaret içerikli bir metni veya görseli, platformların sunduğu "paylaşma" (retweet, share, re-post) butonlarını kullanarak kendi sayfasında takipçilerine aktarmasının ceza hukuku bağlamında suç teşkil edip etmeyeceğidir. Birçok sosyal medya kullanıcısı, sadece bir butona basmanın ifade hürriyeti kapsamında olduğunu ve başkasının sözünden sorumlu tutulamayacağını düşünerek yanılgıya düşmektedir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin uyuşmazlığa konu emsal kararı; sosyal medya üzerinden yapılan zincirleme hakaret suçlarının yasal unsurlarını, kamu görevlilerine yönelik dijital saldırıların boyutunu ve özellikle "retweet" (yeniden paylaşım) eyleminin faili hakaret suçunun asli faili haline getiren hukuki irade beyanını son derece net, sarsıcı ve yol gösterici bir biçimde tahlil etmektedir.
SOSYAL MEDYA VE CEZA HUKUKU
Klasik ceza hukuku kuralları, fiziki mekanlarda ve doğrudan bireyler arasında gerçekleşen fiillere odaklanmışken; bilişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte suç tipleri dijital evrene taşınmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK), suçun işlendiği ortamın sanal (internet, sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları) veya fiziki olmasını suçun unsurları açısından kural olarak ayırt etmez. Bir kişiye yüz yüze hakaret etmek ile onun adına açılmış bir sosyal medya hesabı üzerinden veya kendi hesabınızdan onu etiketleyerek küfürlü bir mesaj (tweet) atmak arasında suçun oluşumu bakımından hiçbir fark yoktur. Hatta TCK, hakaret suçunun "aleni" (herkesin görebileceği, duyabileceği) bir ortamda işlenmesini cezanın artırım nedeni saydığından; sosyal medya platformları (Twitter/X, Facebook, Instagram) doğası gereği son derece geniş kitlelere açık olduğu için, buralarda işlenen hakaret suçları kural olarak aleniyet unsurunu barındırır ve ceza otomatik olarak artırılarak uygulanır. Sosyal medya, cezasızlık veya anonimlik alanı değildir; IP adreslerinin tespiti, dijital veri incelemeleri ve açık kaynak araştırmalarıyla faillerin kimlikleri saptanabilmekte ve adalet mekanizması sanal ortamda da tam kapasiteyle çalışabilmektedir.
HAKARET SUÇUNUN YASAL UNSURLARI
Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen "Hakaret" suçu, bireyin şeref, onur ve saygınlığını korumayı amaçlar. Kanuna göre; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi cezalandırılır. Hakaret suçu iki şekilde işlenebilir: Ya mağdura somut bir eylem isnat edilir (örneğin "sen rüşvet aldın", "hırsızsın" demek) ya da genel ve soyut küfür veya aşağılayıcı sıfatlar (sövme) kullanılır. Suçun oluşması için failin kullandığı kelimelerin veya ifadelerin, toplumun genel ahlak ve görgü kuralları çerçevesinde kişiyi küçük düşürücü, değersizleştirici nitelikte olması şarttır. Sert eleştiri, kaba söz, beddua veya nezaket dışı ifadeler, ifade özgürlüğü sınırlarında kaldığı sürece hakaret sayılmaz. Ancak eleştiri sınırını aşarak doğrudan kişinin şahsiyetine, onuruna yönelik tahkir edici beyanlar suçun maddi unsurunu oluşturur. Sosyal medya paylaşımlarında kullanılan emojiler (örneğin hakaret içeren el işaretleri), karikatürler veya ses ve görüntü kayıtları da aynı yasa kapsamında hakaret suçunun vasıtası olarak kabul edilmektedir.
KAMU GÖREVLİSİNE HAKARETİN NİTELİĞİ
TCK'nın 125. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi uyarınca, hakaret suçunun "kamu görevlisine karşı görevinden dolayı" işlenmesi, suçun nitelikli (daha ağır cezayı gerektiren) halidir. Bir polise, hakime, öğretmene, doktora veya belediye başkanına kamu görevini yerine getirdiği esnada veya yerine getirdiği görev nedeniyle hakaret edilmesi durumunda, korunan hukuki yarar sadece o kişinin şahsi onuru değil, aynı zamanda temsil ettiği devlet kurumunun ve kamu otoritesinin saygınlığıdır. Bu nedenle yasa koyucu, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu şikayete tabi suçlar kapsamından çıkarmış ve doğrudan Cumhuriyet Savcılıklarınca resen soruşturulmasını emretmiştir. Cezanın alt sınırı da sivil bir kişiye yapılan hakarete göre bir yıldan az olmamak üzere ciddi şekilde artırılmıştır. Sosyal medyada en sık karşılaşılan vakalardan biri de, devlet büyüklerine, siyasilere veya tanınmış bürokratlara görevleriyle ilgili alınan kararlardan ötürü hakaret içerikli paylaşımlar yapılmasıdır. Fail, bu paylaşımları evinin rahatlığında bir klavye üzerinden yapsa dahi, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunun ağır yaptırımlarıyla karşı karşıya kalır.
RETWEET EYLEMİNİN CEZAİ BOYUTU
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin kararına konu olan temel tartışma noktası, failin bizzat kaleme almadığı, başkası (örneğin bir fenomen hesap veya sıradan bir kullanıcı) tarafından yazılmış ve yayınlanmış olan hakaret içerikli bir mesajı, sadece kendi sayfasında yeniden paylaşarak (retweet ederek) görünürlüğünü artırmasının suç olup olmadığıdır. Hukuki dogmatikte bu eylem, "suçun zincirine dahil olmak" veya "suç teşkil eden iradeyi sahiplenmek" olarak nitelendirilir. Retweet eylemi, sadece masum bir iletme veya arşivleme işlemi değildir. Bir sosyal medya kullanıcısı, bir gönderiyi retweetlediğinde, o gönderinin içeriğini kendi takipçi kitlesine sunar, ona değer atfeder ve kendi onayından geçirerek dijital dünyada tekrar yayına sokar. Yargıtay'ın emsal kararında da açıkça hükme bağlandığı üzere; başkasının yazdığı hakaret içerikli bir tweeti retweetlemek, o hakareti aynen tekrarlamak, o sözleri sahiplenmek ve mağdura yönelik saldırıya kendi iradesiyle iştirak etmek (veya asli fail olarak suçu yeniden işlemek) anlamına gelir. Dolayısıyla, "ben yazmadım, sadece paylaştım" savunması, ceza hukuku karşısında faili sorumluluktan kurtaran geçerli bir mazeret değildir.
KAST UNSURU VE İRADE BEYANI
Ceza hukukunda bir suçun oluşabilmesi için failin maddi eylemi gerçekleştirmesinin yanı sıra, "kast" unsurunun da var olması gerekir. Kast, suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Sosyal medyada bir gönderiyi paylaşırken (retweet), kullanıcı o gönderinin içeriğini (metnini, görselini) önceden görür, okur ve anlar. Bu içeriğin bir başkasına yönelik küfür, aşağılama veya hakaret barındırdığını bilmesine rağmen, o paylaşım butonuna basmak suretiyle gönderiyi kendi profilinde sergileyen fail, hakaret etme (veya başkasının hakaretine aracı olma) kastını açıkça ortaya koymuş olur. Buradaki irade beyanı son derece nettir: "Bu sözlere katılıyorum ve takipçilerimin de bunu görmesini istiyorum." Failin, bu işlemi yanlışlıkla veya içeriği hiç okumadan yaptığı yönündeki soyut savunmaları, genellikle hayatın olağan akışına aykırı bulunur ve mahkemelerce itibar görmez. Zira dijital dünyada bir gönderinin paylaşılması, aktif, bilinçli ve en az birkaç saniyelik bir muhakeme sürecini gerektiren teknik bir işlemdir.
ZİNCİRLEME SUÇ KAVRAMI VE UYGULAMASI
Yargıtay kararında dikkat çeken bir diğer hayati husus, hakaret eyleminin "zincirleme suç" (TCK m. 43) kapsamında değerlendirilmesidir. Zincirleme suç, failin aynı suç işleme kararı icrası kapsamında, aynı kişiye karşı değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işlemesidir. Bu durumda faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmez; ancak bir suçtan verilecek olan ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Sosyal medya platformlarında, bir kişi hakkında bir süre arayla birden fazla hakaret içerikli tweet atılması, ya da aynı kişinin farklı hakaret içerikli gönderilerinin değişik günlerde retweet edilmesi, hukuken tek bir zincirleme hakaret suçunu oluşturur. Emsal dosyada, failin kamu görevlisine yönelik hakaret içeren tweetleri (gerek yazarak gerek retweetleyerek) zincirleme bir biçimde, birden fazla eylemle gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesinin bu hukuki nitelendirmeyi ve retweetin suç teşkil eden doğasını göz ardı ederek verdiği beraat kararı, Yargıtay tarafından yasanın ruhuna ve lafzına açıkça aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE KİŞİLİK HAKLARI
Sosyal medya bağlamındaki ceza davalarının en büyük açmazı, "ifade özgürlüğü" (Anayasa m. 26, AİHS m. 10) ile bireyin "şeref ve haysiyet hakkı" arasındaki sınırın nerede çizileceğidir. Demokratik toplumlarda kamu görevlilerinin, siyasetçilerin veya tanınmış kişilerin eleştirilere karşı sıradan vatandaşlara göre daha hoşgörülü olmaları (tolerans sınırlarının daha geniş olması) beklenir. İdareyi veya bir bürokratı en sert, sarsıcı ve şok edici ifadelerle eleştirmek, demokratik tartışma ortamının bir gereğidir. Yargıtay da birçok kararında "yönetim zafiyeti", "beceriksiz", "liyakatsiz" gibi ağır eleştirileri ifade hürriyeti kapsamında değerlendirip hakaret saymamıştır. Ancak ifade hürriyeti, başkasına doğrudan küfür etmeyi, onun onuruna alçaltıcı ifadelerle saldırmayı veya haysiyet cellatlığı yapmayı himaye etmez. Retweet edilen veya bizzat yazılan içerikte ağır küfürler, bel altı vurmalar veya doğrudan şahsiyete yönelik aşağılayıcı vasıflandırmalar varsa, artık burada demokratik bir eleştiriden değil, ceza kanununun yasakladığı bir kişilik hakkı ihlalinden (hakaret suçundan) bahsedilir. Yargıtay, bu hassas teraziyi kurarken gönderinin bütününe, bağlamına ve kullanılan sözcüklerin nesnel anlamlarına odaklanır.
YARGITAYIN İNTERNET SUÇLARINA YAKLAŞIMI
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin (ve güncel iş bölümü uyarınca ilgili dairelerin) bu kararı, Türk yargısının dijital suçlara yaklaşımında belirleyici bir standart oluşturmuştur. Karar, internet ortamının hukukun ulaşamadığı bir vahşi batı olmadığını, dijital eylemlerin de (retweet, beğeni vb.) hukuki bir anlamı ve sonucu bulunduğunu kanıtlamaktadır. Mahkemeler artık, sosyal medyada infial yaratan veya linç kampanyalarına dönüşen olaylarda, sadece hakareti ilk başlatan (tweeti ilk atan) kişiyi değil; o gönderiyi paylaşarak kitlelere yayan, saldırının hacmini büyüten ve suçu kendi sayfasına taşıyan diğer kullanıcıları da asli fail olarak yargılamaktadır. Bu durum, internet kullanıcılarına çok büyük bir sorumluluk yüklemektedir. "Klavye başındaki" pervasızlık, gerçek dünyada hapis cezası veya ciddi adli para cezası (ve beraberinde gelen manevi tazminat davaları ile sabıka kaydı) olarak failin karşısına çıkmaktadır.
SONUÇ VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Sonuç itibarıyla; sosyal medya platformları (Twitter, Facebook, Instagram vb.) üzerinden başkasına ait hakaret, tehdit veya nefret söylemi barındıran bir gönderiyi (tweeti) yeniden paylaşmak (retweet etmek), faili ceza hukuku anlamında doğrudan sorumluluk altına sokan aktif ve bilinçli bir eylemdir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin emsal kararıyla da sabit olduğu üzere, kamu görevlisine veya herhangi bir bireye yönelik hakaret içeren bir metni retweetleyen kullanıcı, bu hakareti benimsemiş, sahiplenmiş ve eylemi bizzat kendisi (yeniden) işlemiş kabul edilir. "Ben yazmadım, sadece retweetledim" veya "başkası yazmış" savunması, kastın varlığını ve eylemin suç teşkil eden doğasını ortadan kaldırmaz. Sosyal medya kullanıcılarının, ifade hürriyeti sınırlarını aşan, başkalarının onur ve saygınlığına saldıran içerikleri beğenirken veya paylaşırken, bu eylemlerinin fiziki hayatta doğrudan birisine hakaret etmekle aynı yasal sonuçları (hapis veya adli para cezası ve zincirleme suç hükümleri) doğuracağının bilincinde olmaları, hem hukuki güvenlikleri hem de toplumsal barış açısından yaşamsal öneme sahiptir.
SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Evet. Yargıtay kararlarına göre, hakaret içeren bir gönderiyi retweetlemek (yeniden paylaşmak), o hakareti bizzat sizin etmenizle eşdeğer kabul edilir ve hakaret suçundan ceza alırsınız.
Hayır, kurtarmaz. Gönderiyi paylaşarak içeriği sahiplendiğiniz ve kendi takipçilerinize sunarak yaydığınız kabul edilir. Ceza hukukunda suçu ilk başlatan kadar, onu aynı kastla yayanlar da sorumludur.
Bir kamu görevlisine (polis, hakim, öğretmen vb.) görevinden dolayı sosyal medyada hakaret edilmesi, şikayete tabi değildir; savcılık resen dava açar. Ayrıca verilecek cezanın alt sınırı 1 yıldan başlar (nitelikli hal).
Aynı kişiye farklı zamanlarda hakaret içerikli paylaşımlar yapmanız "zincirleme suç" (TCK m. 43) oluşturur. Ayrı ayrı ceza almazsınız ancak alacağınız tek ceza belli bir oranda artırılarak (ağırlaştırılarak) verilir.
Anonim veya sahte hesaplar kullanmak her zaman tam koruma sağlamaz. Bilişim şubelerinin IP tespiti, açık kaynak veri analizi ve uluslararası adli yardımlaşma yöntemleriyle gerçek kimliğiniz tespit edilebilir ve yargılanabilirsiniz.
Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir