avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

SOYBAĞININ REDDİ SONRASI MANEVİ TAZMİNAT

Aile kurumu, sadakat ve güven ilkeleri üzerine inşa edilen, anayasal güvence altına alınmış en kutsal toplumsal müessesedir. Evlilik birliği içerisinde eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğü, sadece ahlaki bir ödev olmayıp Türk Medeni Kanunu tarafından yasal bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir. Sadakat yükümlülüğünün ihlali, evlilik devam ederken aldatma fiiliyle gerçekleşebileceği gibi, bu aldatma fiilinin en ağır ve yıkıcı sonucu olarak evlilik birliği içinde doğan çocuğun gerçekte kocadan olmaması şeklinde de tezahür edebilir. Boşanma davası kesinleştikten sonra, evlilik birliği içerisinde doğan çocuğun kendisinden olmadığını öğrenen eski kocanın uğradığı derin manevi yıkım, hukuk düzeni tarafından tazmin edilmesi gereken ağır bir haksız fiildir. Peki boşanmadan sonra soybağının reddi davasıyla babalık ilişkisi son bulan eşin, eski eşine karşı açacağı manevi tazminat davasının hukuki niteliği nedir ve bu dava hangi mahkemede görülmelidir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu makaleye konu olan tarihi nitelikteki emsal kararı, bu alandaki tüm yetki, görev ve süre uyuşmazlıklarına son derece net bir hukuki çözüm sunmaktadır. Karar uyarınca; boşanma kararının kesinleşmesinden sonra öğrenilen bu ağır sadakatsizlik vakıasına dayalı tazminat talepleri, TMK m. 174/2 anlamında "boşanmanın ferisi" niteliğinde olmayıp, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) genel hükümleri kapsamında haksız fiilden kaynaklanan bağımsız bir manevi tazminat davasıdır. Dolayısıyla, bu davalar aile mahkemelerinde değil, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmelidir.

Uygulamada boşanma davaları kesinleştikten sonra, eski kocalar soybağının reddi davası açarak çocukla olan biyolojik ve hukuki bağlarını sonlandırmakta, ardından da uğradıkları bu korkunç manevi travma sebebiyle eski eşlerine karşı tazminat taleplerinde bulunmaktadırlar. Ancak bu davaların yasal süreleri ve görevli mahkeme hususunda alt derece mahkemeleri arasında büyük uyuşmazlıklar yaşanmaktaydı. Davalı eski eşler, davanın boşanmanın ferisi (eki) niteliğinde olduğunu, dolayısıyla TMK m. 178 uyarınca boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını veya Aile Mahkemelerinin görevli olduğunu savunmaktaydılar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu tezi kesin bir dille reddetmiştir. Genel Kurul, boşanma anında bilinmeyen ve boşanmanın kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan bir haksız fiil vakıasına dayalı davanın, boşanma davasının bir uzantısı olamayacağını belirtmiştir. Zira boşanmanın ferisi olan davalar, boşanma davası açıldığı sırada mevcut olan veya boşanmaya yol açan sebeplerden kaynaklanan taleplerdir. Sonradan öğrenilen gayrimeşru çocuk gerçeği ise, başlı başına genel hükümlere tabi bağımsız bir haksız fiildir ve genel zamanaşımı süreleriyle Asliye Hukuk Mahkemelerinin yargı yetkisindedir.

EVLİLİK BİRLİĞİNDE SOYBAĞI VE REDDİ

Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesi ve devamında soybağının (nesebin) kurulması düzenlenmiştir. Yasaya göre, evlilik birliği devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır; buna "babalık karinesi" denir. Bu karine, aile düzenini korumak amacıyla getirilmiş çok güçlü bir yasal varsayımdır. Ancak bu varsayımın gerçeği yansıtmadığı, yani doğan çocuğun kocadan olmadığı durumlar da söz konusu olabilir.

Babalık karinesinin çürütülmesi ve nesep bağının ortadan kaldırılması ancak "soybağının reddi davası" (nesebin reddi davası) ile mümkündür. TMK m. 286 uyarınca koca, ana ve çocuğa karşı dava açarak babalık karinesini reddedebilir. Bu dava, çocuğun biyolojik babasının koca olmadığını kesin olarak kanıtlayan DNA raporları ve bilimsel tahliller neticesinde karara bağlanır. Mahkemece verilen soybağının reddi kararı kesinleştiği andan itibaren, kocanın çocukla olan soybağı geçmişe etkili olarak (doğum anından itibaren) tamamen ortadan kalkar ve koca çocuğun nüfusundan terkin edilir.

BOŞANMA SONRASI ANLAŞILAN HAKSIZ FİİLLER

Haksız fiil sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı, kusurlu bir eylemiyle başka bir kimseye zarar vermesi durumunda ortaya çıkan borç ilişkisidir (TBK m. 49). Aldatma fiili, evlilik birliğinin devamı sırasında gerçekleştiğinde aile hukuku anlamında boşanma sebebi ve boşanmaya bağlı manevi tazminat nedeni oluşturur. Ancak sadakatsizlik eyleminin ve bunun sonucu olarak başka bir erkekten hamile kalıp çocuğun kocanın nüfusuna kaydettirilmesi vakıasının boşanma sürecinde bilinmemesi, boşanmadan çok sonra öğrenilmesi tamamen farklı bir hukuki boyut yaratır.

Boşanma kararı kesinleştikten sonra ortaya çıkan bu korkunç gerçeğin öğrenilmesiyle birlikte, eski kocanın hissettiği aldatılmışlık, kandırılmışlık, babalık gururunun ayaklar altına alınması ve yıllarca başkasının çocuğuna babalık yapmış olmanın getirdiği derin manevi acı, haksız fiilin varlığını tartışmasız hale getirir. Bu eylem, sadece evlilik birliğinin sarsılması sınırlarında kalmayan, kişinin kişilik değerlerine, şeref ve haysiyetine doğrudan yöneltilmiş çok ağır bir tecavüzdür. Dolayısıyla, bu fiil evlilik birliği sona ermiş olsa dahi, genel haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde tazmin edilmelidir.

BOŞANMANIN FERİSİ OLAN TAZMİNAT DAVALARI

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesinin ikinci fıkrası, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat talep edebileceğini öngörmüştür. TMK m. 178 uyarınca ise, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu maddelerde düzenlenen tazminat davaları, "boşanmanın ferisi (eki)" niteliğindedir.

Bir davanın boşanmanın ferisi sayılabilmesi için, tazminat istemine konu olan vakıaların boşanma davası sırasında bilinmesi, boşanma sebeplerini oluşturması ve doğrudan boşanma kararıyla ilişkili olması gerekir. Ancak emsal kararda da vurgulandığı üzere, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra varlığı anlaşılan (yani çocuğun kendisinden olmadığını sonradan öğrenen) kocanın davasını boşanmanın ferisi olarak nitelemek yasanın amacıyla bağdaşmaz. Zira koca, boşanma davası sırasında bu gerçeği bilmediğinden, boşanma davasıyla birlikte bu tazminatı talep etme imkanına hukuken sahip değildir. Dolayısıyla bu dava feri nitelikte bir dava olarak kabul edilemez.

GENEL HÜKÜMLERE GÖRE TAZMİNAT TALEPLERİ

Boşanmanın kesinleşmesinden sonra öğrenilen haksız fiil nedeniyle açılan manevi tazminat davası, boşanmanın ferisi olmadığına göre, Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri (TBK m. 49 ve m. 58) kapsamında haksız fiilden kaynaklanan bağımsız bir manevi tazminat istemidir. TBK m. 58 uyarınca, "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir."

Bu davanın haksız fiil hükümlerine tabi olmasının en büyük pratik faydası zamanaşımı sürelerindedir. TMK m. 178'deki 1 yıllık kısa zamanaşımı süresi bu davalarda uygulanmaz. Bunun yerine TBK m. 72'de düzenlenen genel haksız fiil zamanaşımı süreleri uygulanır. Yasaya göre; tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Soybağının reddi davalarında zarar, DNA raporunun kesinleştiği ve soybağının reddi kararının kesinleştiği tarihte tam olarak öğrenilmiş sayılacağından, bu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi başlar.

BEKLETİCİ MESELE VE YASAL SÜRELER

Hukuk usulünde "bekletici mesele" (HMK m. 165), bir davanın incelenmesi ve karara bağlanmasının, başka bir mahkemede görülmekte olan bir davanın sonuçlanmasına bağlı olduğu durumlarda mahkemenin o davanın sonuçlanmasını beklemesidir. Soybağının reddi sonrası manevi tazminat davasında da bu ilke hayati bir öneme sahiptir.

Eski kocanın manevi tazminat talebinde bulunabilmesi için, çocuğun biyolojik olarak kendisinden olmadığının ve yasal soybağının reddedildiğinin kesin bir mahkeme kararıyla saptanması gerekir. Tazminat davasını inceleyen mahkeme, devam etmekte olan soybağının reddi davasının sonucunu mutlak surette bekletici mesele yapmak zorundadır. Soybağının reddi davası kesinleşip koca nüfustan terkin edilmeden, tazminat davasının esası hakkında karar verilemez. Emsal olayda da soybağı davasının kesinleşmesi beklenmiş, kararın kesinleşmesiyle birlikte haksız fiilin varlığı kesinleşmiş ve tazminat davasının önündeki tüm engeller kalkmıştır.

GÖREVLİ MAHKEME VE ASLİYE HUKUK

Hukuk yargılamasında "görev" kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında mahkemece resen (kendiliğinden) gözetilir. Aile Mahkemelerinin kuruluş ve görev kanunu uyarınca, bu mahkemeler Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından (Aile Hukuku) kaynaklanan dava ve işleri görmekle görevlidir. Ancak, boşanmanın ferisi niteliğinde olmayan genel haksız fiiller Aile Mahkemesinin görev alanına girmez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında çok net ifade edildiği üzere: "Mahkemece yapılması gereken iş, boşanmanın feri niteliğinde bulunmayan manevi tazminat istemini genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla inceleyerek sonucu uyarınca bir karar vermekten ibarettir." Dava konusu eylem, evlilik birliğinin sınırlarını aşan genel bir haksız fiil niteliğinde olduğundan, davanın görüleceği yer genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bu davada görevsizlik kararı vererek dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesine göndermesi yasal bir zorunluluktur.

HMK VE USULİ İSPAT KURALLARI

Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, manevi tazminat davalarında ispat yükü, haksız fiile maruz kaldığını ve bu nedenle manevi zarara uğradığını iddia eden davacı kocaya aittir. Ancak soybağının reddi davasının kesinleşmesiyle birlikte, haksız fiilin en önemli maddi unsuru (çocuğun kocadan olmadığı gerçeği) mahkeme kararıyla kesin delil gücünde ispatlanmış olur.

Tazminat davasında mahkemenin takdir edeceği manevi tazminat miktarı belirlenirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, haksız fiilin ve aldatma süresinin uzunluğu, çocuğa kaç yıl boyunca babalık yapıldığı, davacının maruz kaldığı toplumsal baskı ve psikolojik travmanın ağırlığı gibi HMK ve TBK ilkeleri çerçevesinde belirlenecek somut kriterler esas alınır. Mahkeme, hakkaniyete uygun, davacı kocanın acısını hafifletecek ancak davalı kadını da tamamen mahvedecek düzeyde fahiş olmayan dengeli bir manevi tazminata hükmetmekle mükelleftir. İspat sürecinde soybağının reddi davasındaki DNA raporları ve kesinleşme şerhleri davanın temelini oluşturacaktır.

KİŞİLİK HAKLARI VE TAZMİNAT İLİŞKİSİ

Aldatılma ve başkasının çocuğunu kendi çocuğu sanarak büyütme gerçeği, bir erkeğin kişilik haklarına, toplumsal saygınlığına, aile onuruna ve ruh bütünlüğüne yönelik en ağır saldırılardan biridir. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse, hakimden her türlü koruma ve saldırının etkilerinin ortadan kaldırılmasını isteyebilir.

Bu ağır tecavüzün karşılığı olarak açılan manevi tazminat davası, eski kocaya sadece maddi bir tatmin sağlamaz, aynı zamanda onun zedelenen gururunun ve kişilik haklarının hukuk düzeni tarafından resmen tanınması ve korunması anlamına gelir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) usullerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinde yürütülecek bu tazminat davası, haksız fiili işleyen davalı kadının cezalandırılmasından ziyade, davacı kocanın uğradığı manevi yıkımın kısmen de olsa telafi edilmesi amacına hizmet eder. Yargıtay’ın bu davayı boşanmanın ferisi saymayarak genel hükümlere tabi tutması, hakkı ihlal edilen kocanın hak arama özgürlüğünü ve kişilik haklarını en geniş ve en adil şekilde koruyan yargısal bir güvencedir.

HUKUKİ ÇIKARIMLAR VE EMSAL YORUMLAR

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararı, aile hukuku ve haksız fiil hukuku arasındaki ince ayrımı mükemmel bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, boşanmanın kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan ağır sadakatsizlik vakıalarında, hak arayan kişileri yasal sürelerin ve yanlış görevli mahkemelerin kurbanı olmaktan kurtarmıştır. "Boşanmanın ferisi olmayan manevi tazminat davalarının genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülmesi" gerektiği ilkesi, hukuk pratikleri açısından adeta bir kılavuz niteliğindedir.

Sonuç olarak; evlilik birliği içerisinde doğan çocuğun kendisinden olmadığını boşanmadan sonra öğrenen kocanın uğradığı manevi zarar, aile hukukunun sınırlarını aşan genel bir haksız fiildir. Bu davanın boşanmanın eki (ferisi) niteliğinde sayılmaması, davanın TMK m. 178'deki 1 yıllık kısa zamanaşımı engeline takılmasını önlemiş ve TBK’nın 2 ve 10 yıllık daha koruyucu zamanaşımı sürelerinden yararlanılmasını sağlamıştır. Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmesi ise, yargılamanın genel usul kuralları çerçevesinde daha geniş ve adil bir şekilde yapılmasının önünü açmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu bozma ilamıyla hukukun hakkaniyet, dürüstlük ve adaleti sağlama amacına çok kıymetli ve kalıcı bir katkıda bulunmuştur.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Boşanmadan sonra çocuğun benden olmadığını öğrendim, tazminat davası açmak için 1 yıllık süreyi kaçırdım mı?

Hayır, kaçırmadınız. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre, boşanma kesinleştikten sonra öğrenilen bu duruma dayalı manevi tazminat davası boşanmanın ferisi olmadığından 1 yıllık süreye tabi değildir. TBK genel hükümleri uyarınca öğrenme tarihinden (soybağının reddi davasının kesinleşmesinden) itibaren 2 yıllık zamanaşımı süreniz vardır.

2. Soybağının reddi kararı kesinleşmeden doğrudan manevi tazminat davası açabilir miyim?

Evet, açabilirsiniz. Ancak manevi tazminat davasını inceleyen mahkeme, çocuğun sizden olup olmadığını kesinleştirecek olan "soybağının reddi davasını" HMK uyarınca mutlak surette bekletici mesele yapmak ve o davanın kesinleşmesini beklemek zorundadır.

3. Bu manevi tazminat davasını hangi mahkemede açmalıyım?

Dava boşanmanın ferisi niteliğinde olmayıp, genel hükümlere tabi haksız fiilden kaynaklandığından, davanın açılacağı görevli mahkeme Aile Mahkemesi değil, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesidir.

4. Başkasının çocuğunu kendi çocuğum sanarak büyütmüş olmam nedeniyle ne kadar tazminat alabilirim?

Tazminat miktarı; evlilik süreniz, çocuğa kaç yıl boyunca babalık yaptığınız, uğradığınız manevi sarsıntının ve toplumsal itibar kaybının ağırlığı ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önünde bulundurularak hakim tarafından hakkaniyete uygun şekilde takdir edilir.

5. Soybağının reddi davası nerede açılır ve nasıl ispatlanır?

Soybağının reddi davası davacının veya davalının yerleşim yeri Aile Mahkemesinde açılır. Bu davadaki en güçlü ve kesin ispat aracı, adli tıp kurumu veya yetkili laboratuvarlar tarafından yapılacak olan DNA nesep testi raporudur.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU İÇTİHAT METNİ
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2493 E., 2021/108 K. "...boşanmalarına karar verildiği, söz konusu kararın 27.09.2007 tarihinde kesinleştiği, davacının bu tarihten sonra evlilik birliği içinde dünyaya gelen çocuğun kendisinden olmadığını öğrenerek 01.02.2008 tarihinde davalı ve küçük aleyhine soy bağının reddi talebini ileri sürdüğü, bu davanın yargılaması devam ederken 26.09.2008 tarihinde davalı aleyhine eldeki manevi tazminat istemli davayı açtığı, eldeki davanın yargılama aşamasında soy bağının reddi davasının sonucunun bekletici mesele yapıldığı, yargılama sonucunda davacının küçüğün babası olmadığı tespit edilerek davacının nüfusundan terkinine karar verildiği, kararın 05.02.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. O hålde; boşanma kararının kesinleşmesinden sonra varlığı anlaşılan vakıaya dayalı olarak açılan davanın, TMK'nın 178 ve 174/2 maddeleri uyarınca boşanma davasının feri niteliğindeki manevi tazminat davası olarak kabulü mümkün olmayıp, dava TBK'nın genel hükümleri uyarınca haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Nitekim davacı da haksız fiil nedenine dayalı olarak tazminat talep etmiş olup, tazminat istemini yasal süresi içerisinde ileri sürmüştür. Bu hålde; mahkemece yapılması gereken iş, boşanmanın feri niteliğinde bulunmayan. manevi tazminat istemini genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla inceleyerek sonucu uyarınca bir karar vermekten ibarettir."