avoguzhansisman@hotmail.com Han Plus Çarşısı, Sultaniye Mah. 330. Sk., Esenyurt / İstanbul
Şişman Hukuk Bürosu Emsal Kararlar

SUÇ İŞLEME SEBEBİYLE ÖZEL BOŞANMA

Evlilik birliği, eşlerin birbirlerine karşı sevgi, saygı, sadakat ve dayanışma yükümlülükleri altında ortak bir yaşamı paylaştıkları kutsal ve yasal bir kurumdur. Ancak eşlerden birinin, toplum vicdanını derinden yaralayan, ahlaki değerlerle bağdaşmayan ve kanunlarca en ağır şekilde cezalandırılan ağır suçlar işlemesi, evlilik birliğinin temel dayanağı olan karşılıklı güven ve saygıyı kökünden yok eder. Türk Medeni Kanunu (TMK) koyucusu, eşlerin bu tür vahim durumlar karşısında evliliği sürdürmeye zorlanamayacağını öngörerek, özel boşanma sebeplerini düzenlemiştir. TMK'nın 163. maddesinde yer alan "Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme" sebebiyle boşanma davası, kanunun eşlere tanıdığı en önemli çıkış kapılarından biridir. Eşlerden birinin "küçük düşürücü bir suç işlemesi" ve bu suç nedeniyle diğer eş için "birlikte yaşamının çekilmez hale gelmesi" durumunda, evlilik birliğinin sürdürülmesi hukuken beklenemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin aile hukuku alanındaki bu tarihi emsal kararı, suç işleme nedeniyle boşanma davasının yasal sınırlarını ve "kasten adam öldürme" suçunun evliliğe etkisini sarsılmaz bir hukuki netlikle ortaya koymuştur. Kararda; kocasının kasten adam öldürme suçundan 25 yıl hapis cezasına mahkum edilerek cezaevine girmesi ve bu tarihten itibaren eşlerin ayrı yaşamaları karşısında, işlenen suçun kadın yönünden birlikte yaşamayı fahiş derecede çekilmez kılan "küçük düşürücü" bir suç olduğu tescil edilmiş ve yerel mahkemenin reddettiği boşanma davasının kabul edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Uygulamada yerel mahkemeler, suç işleme nedeniyle açılan boşanma davalarında, bazen "suçun doğrudan diğer eşe karşı işlenmediği" veya "cezaevinde bulunmanın evlilik birliğinin devamına teknik olarak engel olmadığı" gibi son derece sığ ve yanılgılı gerekçelerle davaları reddetme eğilimi gösterebilmektedir. Oysa bir kadının, toplum nezdinde "katil eşi" olarak anılması, kocasının 25 yıl gibi çeyrek asırlık fahiş bir süre boyunca demir parmaklıklar ardında kalacak olması, evliliğin en temel fonksiyonu olan fiziki ve ruhsal birlikteliği imkansız kılmaktadır. Yargıtay, kasten insan öldürme gibi ağır ve vahim bir cürmün, toplumun tüm kesimlerinde mutlak surette "küçük düşürücü, utanç verici" bir leke olarak kabul edileceğini belirtmiştir. Hapis cezasının infazına başlanmış olması ve tarafların suç tarihinden beri ayrı kalması, evlilik birliğinin bir daha kurulamayacak şekilde fiilen bittiğini gösteren en somut olgudur. Yargıtay'ın bu emsal bozma kararı, mağdur eşin sırtındaki bu ağır yükü alarak, adaleti ve insan onurunu koruyan çok saygın bir yargı denetimi örneği teşkil etmiştir.

SUÇ İŞLEME VE BOŞANMA İLİŞKİSİ

TMK'nın 163. maddesi, kanunumuzda düzenlenen "özel" ve "kusura dayalı" boşanma sebeplerinden biridir. Maddede; eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi halinde, diğer eşin her zaman boşanma davası açabileceği düzenlenmiştir.

Bu boşanma sebebinin genel boşanma sebeplerinden en büyük farkı, kanunda belirli bir süre sınırının (hak düşürücü sürenin) bulunmamasıdır. Suç işleyen eşe karşı açılacak davada, suçun ne zaman işlendiğinin veya cezanın ne zaman kesinleştiğinin bir önemi yoktur; çekilmezlik durumu sürdüğü müddetçe dava her zaman açılabilir. Ancak yasa, her suçun boşanma sebebi olamayacağını belirterek suçun niteliğine katı sınırlar çizmiştir.

KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SUÇ KAVRAMI SINIRLARI

"Küçük düşürücü suç" kavramı, ceza kanunundaki suç tiplerinden ziyade, toplumun genel ahlak, namus, onur ve adalet anlayışına göre şekillenen esnek bir hukuki kavramdır. Yargıtay içtihatlarında, hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, sahtecilik, cinsel taciz ve kasten adam öldürme gibi suçlar mutlak olarak küçük düşürücü suç sayılır.

Burada önemli olan, işlenen suçun toplumda uyandırdığı infial, nefret ve utanç duygusudur. Kasten bir insanın yaşam hakkına son veren ve 25 yıl gibi çok ağır bir hapis cezasıyla cezalandırılan eşin fiili, toplumun en temel değerlerine saldırı niteliğindedir. Diğer eşin, böyle bir suçun failiyle evli kalmaya zorlanması, onun sosyal ve psikolojik kişiliğini ağır biçimde zedeler. Yargıtay, kasten adam öldürmeyi tereddütsüz bu utanç verici suçlar kategorisine dahil etmiştir.

ORTAK HAYATIN ÇEKİLMEZ HALE GELMESİ

TMK m. 163 uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için sadece küçük düşürücü bir suçun işlenmiş olması yeterli değildir; ikinci unsur olarak bu suç nedeniyle "diğer eş için birlikte yaşamanın çekilmez hale gelmesi" şartı aranır.

Çekilmezlik unsuru, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilir. Somut uyuşmazlıkta, kocanın 2007 yılında tutuklandığı, 25 yıl hapse mahkum edildiği ve eşlerin o tarihten itibaren tamamen ayrı yaşadıkları sabittir. Çeyrek asır boyunca eşinden fiziken kopuk yaşamak zorunda kalan, toplumda katil eşi damgasıyla baş başa bırakılan kadının evlilik birliğini sürdürmesini istemek insafa ve hukuka aykırıdır. Ortak hayatın çekilmez hale geldiği, evliliğin fiilen ve ruhen çoktan bittiği gerçeği karşısında başka bir kanıt aramaya gerek yoktur.

ÖZEL VE GENEL BOŞANMA SEBEPLERİ

Boşanma davalarında nedenlerin doğru seçilmesi, davanın kaderini belirler. Genel boşanma sebebi olan "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (TMK m. 166) davasında eşlerin birbirlerine karşı genel kusurları aranırken, özel boşanma sebeplerinde yasanın belirlediği somut olguya odaklanılır.

Suç işleme nedeniyle açılan davada, davacı eşin kocanın suç işlemesinde hiçbir katkısı veya kusuru olmadığı için tam kusursuz olduğu kabul edilir. Hâkim, kasten adam öldürme gibi vahim bir cürmün varlığını ve bunun yarattığı sosyal/psikolojik yıkımı (çekilmezliği) tespit ettiği an boşanmaya karar vermek zorundadır. Yerel mahkemenin bu özel sebebi göz ardı ederek davayı genel hükümlerle reddetmesi fahiş bir hata olup, Yargıtay'ın denetimiyle hak yerini bulmuştur.

UZUN SÜRELİ HAPİS VE İNFAZIN ETKİSİ

Eşlerden birinin uzun süreli hapis cezası alması, evlilik birliğinin en temel unsurlarından olan "birlikte yaşama ve sadakat" yükümlülüğünün fiziki olarak yerine getirilmesini imkansız kılar. İnfaz sürecinin başlamasıyla birlikte, aile birliği artık sadece kağıt üzerinde kalan bir bürokratik kayda dönüşür.

25 yıl hapis cezası, insan ömrünün en verimli döneminin cezaevinde geçmesi demektir. Eşlerin suç tarihinden itibaren hiçbir şekilde bir araya gelememesi ve evlilik birliğinin bir daha kurulma ihtimalinin sıfır olması, yasal çekilmezliğin en açık göstergesidir. Hukuk sistemi, hiçbir vatandaşı cezaevindeki eşinin yolunu çeyrek asır boyunca beklemeye ve bu evlilik bağının getirdiği sosyal/hukuki kısıtlamalara katlanmaya zorlayamaz.

YARGITAYIN BOŞANMA DAVASINI KABUL KARARI

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bu emsal kararı, cezaevinde eşi bulunan ve bu durum nedeniyle hayatları zindana dönen kadınların haklarını koruyan son derece insancıl ve adil bir içtihattır. Karar, alt derece mahkemelerinin katı ve gerçeklikten kopuk değerlendirmelerine set çekmiştir.

Bu karar sayesinde, kocasının kasten adam öldürme gibi ağır bir suç işlemesi ve uzun süre hapse mahkum edilmesi durumunda, kadınların hiç vakit kaybetmeden TMK 163 uyarınca boşanma davası açarak bu evlilik yükünden kurtulabilmelerinin önü ardına kadar açılmıştır. Adalet, sadece suçluyu cezalandırmakla kalmamakta, suçlunun ailesine ve eşine verdiği ağır sosyal tahribatı da hukuk eliyle tasfiye ederek masum eşleri korumaktadır.

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ

1. Eşim ağır bir suç işledi ve cezaevine girdi. Bu nedenle hemen boşanma davası açabilir miyim? Hangi maddeye dayanmalıyım?

Evet, hemen açabilirsiniz. Eşinizin işlediği suç toplum nezdinde onur kırıcı, utanç verici (hırsızlık, cinayet, dolandırıcılık, cinsel suçlar vb.) bir suç ise TMK'nın 163. maddesinde düzenlenen "Suç İşleme Sebebiyle Boşanma" davası açabilirsiniz. Bu davayı açmak için herhangi bir süre sınırı yoktur.

2. Kasten adam öldürme suçu boşanma davası açmak için yeterli bir sebep midir? Yargıtay'ın görüşü nedir?

Evet, kesinlikle yeterlidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin emsal kararına göre, kasten adam öldürme suçu doğrudan "küçük düşürücü" bir suçtur. Eşin bu suçtan ceza alıp hapse girmesi ve uzun süre cezaevinde kalacak olması, diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getirdiğinden boşanma kararı verilmesi zorunludur.

3. Eşim cezaevindeyken boşanma davası dilekçesi ona nasıl tebliğ edilir? Duruşmaya katılması gerekir mi?

Eşiniz cezaevinde olduğu için dava dilekçesi yattığı cezaevi müdürlüğü vasıtasıyla kendisine tebliğ edilir. Hükümlü olduğu için kendisine bir vasi atanır ve dava vasisine de bildirilir. Eşinizin duruşmaya bizzat katılması zorunlu değildir; kendisini bir avukatla temsil ettirebilir veya cezaevinden yazılı savunma gönderebilir.

4. Suç işleme sebebiyle açılan boşanma davasında tazminat ve nafaka talep edebilir miyim?

Evet, talep edebilirsiniz. Suç işleyen eş evlilik birliğinin yıkılmasında tam kusurlu kabul edileceği için, kusursuz olan davacı eş lehine maddi ve manevi tazminata (TMK 174) ve şartları varsa yoksulluk nafakasına (TMK 175) hükmedilir. Ancak borçlunun cezaevinde olması tahsilatı zorlaştırabilir, bu durumda malvarlığına gidilir.

5. Eşimin işlediği suçun küçük düşürücü olup olmadığına mahkeme nasıl karar verir? Her suç bu kapsama girer mi?

Her suç küçük düşürücü sayılmaz. Örneğin, dikkatsizlik sonucu trafik kazasına neden olmak (taksirli suçlar) küçük düşürücü suç sayılmazken; cinayet, hırsızlık, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti, rüşvet gibi bilerek ve isteyerek (kasten) işlenen, toplum vicdanının kabul etmediği yüz kızartıcı suçlar küçük düşürücü sayılır. Kararı hâkim toplumsal algılara göre takdir eder.

Bu makalede yer verilen değerlendirmeler, Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları esas alınarak ve resmi internet sitesinde yayımlanan metinler üzerinden hazırlanmıştır. Ancak olası güncellemeler ve hata ihtimallerine karşı, ilgili kararların kullanılmadan önce mutlaka Yargıtay’ın resmi kaynaklarından teyit edilmesi gerekmektedir

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ İÇTİHAT METNİ
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2013/25910 E., 2014/9380 Κ. "Davacı kadın, kocasının adam öldürme suçu nedeniyle mahkum olduğunu, 25 yıl hapis cezası aldığını, bu sebeple Türk Medeni Kanununun 163.maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan delillerden; davalı kocanın, 17.02.2007 tarihinde kasten adam öldürdüğü, 27.02.2007 tarihinde tutuklandığı, tutuklu şekilde yargılanarak Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/252 esas, 2008/142 sayılı kararı ile 25 yıl ağır hapis cezasıyla cezalandırıldığı, eşlerin, suç işlendiği tarihten itibaren de ayrı yaşamaya başladıkları ve evlilik birliğinin bir daha kurulmadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 163. maddesi uyarınca kocanın adam öldürmesinin, davacı kadını küçük düşürücü bir suç olduğu, 25 yıl hapis cezasına mahkum edilip, cezanın da infazına başlandığı, bu haliyle işlenen suçun davacı kadın yönünden birlikte yaşamayı çekilmez hale getirdiği sabit olup, davanın kabulüne karar verilecek yerde, yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır."